Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Modern tıbbın verdiği zarar, yararıyla yarışır hale geldi. Dünya ölçeğinde ve ülkemizde yürütülen sağlıkta dönüşümün toplum karşıtı politikalara dayandığı giderek açığa çıkıyor. Ne var ki, o politikaların temelinde de günümüzün insanı metalaştıran tıbbı yatıyor. Hekimlerimizin bile ezici çoğunluğu bunu bilmiyor ya da kabul etmek istemiyor. Tıbbın acilen sorgulanması, bilimselliğinin tartışılması, temelden yeniden ele alınması gerek. Böyle bir başlangıç hedefiyle bir grup hekim bu kitabı başta öğrenciler olmak üzere tıp camiası ve halk için yazdı.

***

İÇİNDEKİLER

Editörün Önsözü  1
“Tıp Bu Değil” Girişimi Başlangıç Bildirisi
5
Yazarlar 9

Hekimliğin Temel Hastalıkları:
Sorular ve Yanıtları / Kaan Arslanoğlu
11
Tıpta Büyük Yalanlar / Ahmet Aydın 31
Tıp Öğrencilerine Modem Tıbbın Karanlık Yüzü Anlatılmalı / Ahmet Aydın 47
Rantiye Tıpla Bilimsel Tıbbın Farkları / Ahmet Aydın 49
Bilimde Şüphecilik ve Tartışma Olmalıdır / Ahmet Özdoğan 59
Big-Pharma Dünyayı Denetliyor / Ali Rıza Üçer 66
Tıptaki Değişimin İnsani Boyutu / Bülent Kara
95
Kalp Damar Hastalıkları Gerçeği / Gülümser Heper 99
Hekimliğin Kesik Damarları / İlknur Arslanoğlu 125
Tıbba Psikiyatrik Açıdan Bakmak / Kaan Arslanoğlu 135
Sağlık Sistemlerinin Karşılaştırılması: Kapitalizm-Sosyalizm / Kaan Arslanoğlu 149
Sağlığa Harcadıkça Sağlıklı mı Oluyoruz? / Mustafa Sönmez 155
Bir Gerçeklik-Ûzne ilişkisi Biçimi Olarak Psikiyatrik Hastalıklar /Mutluhan İzmir 163
Hastalık ve Sağlık / Osman Elbek 186

Yeni Türkiye’de Psikiyatri:
Bizim Size Çok İhtiyacımız Var / Tolga Binbay 218
Tıp Neydi, Ne Oldu? / Uğur Yılmaz 232
Sağlığa Ayrılan Paranın Azlığı En Önemli Sağlık Sorunu mudur? / Uğur Yılmaz 254
Günümüz Tıbbına Samimi Bir Eleştiri / Yavuz Dizdar 261

***

Editörün Önsözü Dr. İlknur Arslanoğlu

Sorgulayıcılık nedir? Bir bilgiye, duruma, statükoya, iktidara, vb. muhalif pozisyon alırsınız, muhalefet nedenlerinizi ortaya koyar, kristalleştirirsiniz, sonra artık geleceğe doğru uzanan yolda size düşen şey, bu “doğrularınıza” sanlmak, bunları her durumda yeniden üretmektir. Oysa sorgulayıcılık dinamik bir süreçtir, her aşamada hem karşı olduğunuz duruma, hem de kendinize yeniden yeniden irdeleyici bir şekilde bakmayı, tar­tışmayı gerektirir.

Bu kitap gerek tıp mesleğinin ve biliminin, gerekse sağlık politikaları üretimi ve uygulamasının statükoyu ve muhalefe­ti temsil eden sorumlularını değişik bakış açısıyla irdelemeyi amaçlar. Böyle bir gereksinim duyan kişiler giderek kişisel pay­laşımlarını daha geniş bir platforma yansıtma isteklerini dile getirmişlerdir. Bu platform da en uygun şekliyle bir kitaptır, her ne kadar bu “ilk” kitapta bazılarımızın yazısı değil, yalnız­ca destek imzası yer alsa da.

Yüzyıllardır tıp bilimi de, buna koşut olarak resmi veya mu­halif sağlık politikası teorileri de kuşkusuz insanlık yararına dev bir bilgi birikimi yaratmıştır. Burada izlek daha çok şöyle gelişmiştir: insan yararına bilimsel bir buluş – bunun resmi otorite tarafından toplum yararına sunulması – sermayenin bu hizmeti seri olarak üretmesi – resmi otoritenin bu üretimi zenginlerden yoksullara doğru bir tercih sıralamasıyla paylaş­tırması halk güçlerinin ve kitlesel ve/veya mesleki, sendikal sivil toplum kuruluşlarının bu paylaşım şekline muhalefeti; buna koşut ayrı bir olgu olarak sermayenin giderek biriken in­san yararına buluşlardan bazılarını iradi olarak öne çıkarması, iç dengelerini değiştirmesiyle gelişimin insan yararından sap­maya başlaması – toplum önüne ulaşılması “mutlak iyi” olan üst düzey hizmet hedefleri konduğunda sağlık politikalarının hem sermaye için en kârlı, hem iktidar için en iyi koz olacak şekilde örgütlenmesi – sivil toplum kuruluşlarının da bütün enerjisini bu “süper iyi hizmetlerin” paylaşımındaki adaletsiz­liklere yöneltmesi, bunların gerçekten iyi olup olmadığını kim­senin sorgulamaması.

Yukarıda söylenenlerden sivil toplum kuruluşlarının payı­na çıkartılan en önemli eleştiri, zaten sermayenin halkın önü­ne “eşeği koşturan havuç” misali koyduğu sağlık hedeflerinin hiç sorgulanmadan kabulüydü. Bir diğer eleştiri de, sağlık gibi toplum yararına ilişkin bir konuda yapılan muhalefetin klasik siyasi mücadele tarzından kopamaması. Burada tek kast edi­len STK’larda güncel siyaset yapılması değil, tam da konunun özüne ilişkin, yani burada “sağlığa” ilişkin muhalefet yapıldı­ğında bile yöntemin partilerarası mücadeleye benzemesi. Aynı eleştiri, tabii ilgililer tarafından ne kadar dikkate alınacaksa artık, siyasi iktidar için de geçerli. Oysa olması gereken, sağlık gibi insanlığın ortak birikimini ilgilendiren bir konuda tarafların siyasi anlayışları ne kadar farklı olsa da, olumlu ve yapıcı, karşısından bir şeyler alıp kendini zenginleştirebilen bir yön temdir. Hattâ bunu sadece karşı taraftaki bazı olumlulukların mücadelenin tüm keskinliğine rağmen desteklenebileceği şek­linde alımlamanın yanı sıra, muhalif tarafın kendi savlarının da bilimsel araştırmalar ve gözlemlerle beslenip güncellenmesindeki eksiklik olarak da öne çıkarabiliriz.

Nihayet, şunu da söylemek gerekir ki, her alanda olduğu gibi sağlık alanında da insanlığın bu değerli kolektif birikimi sermayenin eline teslimdir, iktidar da bunun garantörüdür, o halde bize düşen, bu temel “düzensel” durumun herkesin ken­di vicdani ve ideolojik konumuna göre devrimci veya evrimci yaklaşımlarla yerinden oynatılmaya çalışılmasıdır.

Bu kitabın, gerçek sorgulayıcılığm yerine konulan, onun gibi görülmeye-gösterilmeye çalışılan kimi muhalif (fakat özünde statükocu) duruşların ötesinde, bilimsel sorgulayıcılığı geliştirmesi ana amaçlarımızdan biridir. Ayrıca girdiğimiz iletişim patlamaları çağında, insanların, aydınların birbirlerine kendi özgün görüşlerini aslında hiç de aktaramadığını ve ger­çek anlamda bir fikir alışverişi veya fikirler çekişmesi yaşan­madığını, buna duyulan ihtiyacın da giderek azaldığını düşü­nüyoruz. Kitap bu büyük açığımızı birazcık kapatacak kadar bir tartışma heyecanı yaratırsa ne mutlu bize.

TIP BU DEĞİL Değerli Meslektaşlarımız!

Sağlık alanında doğruyu yanlıştan ayırt etmek sadece halk için değil, hekimler için de çok zorlaştı. Hangisi bilimsel tıbbın ge­reğidir, hangisi ticari tıbbın, hangisi şarlatanlığın son numara­sıdır… bizler için bile ayırt etmesi güçleşti.

Tıp fakültelerinde okutulanlar, bizlere “textbook”larda su­nulanlar, hekimlerin birçoğunun “bilimsel” kabul ettiği veri­ler, ortalıkta uçuşan binlerce araştırma sonucu… genelde en çok bir şeye yarıyor: İlaç ve medikal cihaz şirketlerinin, sağlık holdinglerinin daha çok para kazanmasına. Tıp biliminin söz konusu devasa sektörce yönlendirildiğini pek çok kanıtla iyi biliyoruz artık. Bu olgu küresel bir olgudur.

Devletin sağlık alanını bu anlamda denetlemesi neredeyse unutuldu. Dışarıda devlet o işi özel sigorta şirketlerine dev­retmiş durumda. Bizde ise iş daha çok mâliyeyle, vergi deneti­miyle sınırlı tutuluyor, o da son derece çifte standartlı biçimde. “Bilimselliğin” denetimiyle yükümlü saymıyor artık kendini kamu. Bu alanda meslek örgütlerinin de ciddi bir çabası yok yazık ki.

Koruyucu hekimlik unutuldu. Kamusal, toplumsal anlam­da ve hekimlerin bireysel sorumluluğu anlamında. Hekimleri­miz artık hastalıkları önlemede ve tedavi etmede en basit, fakat sonuç alıcı önlemlere vakit ayırmak istemiyorlar. Sağlık siste­minin öngördüğünü yerine getiriyorlar kafa ve çene yormadan. En fazla tetkiki istemek, en çeşitli ilaç tedavisini duraksamaksızın yazmak, en pahalı tıbbi girişimleri başlatmak.

Tedavide başarı oranlan çok yükselmedi mi? Evet, birçok hastalıkta belirgin ölçüde yükseldi. Ortalama ömür artıyor. Ama komplikasyonlar, yan etkiler, giderek yükselen hasta­lanma oranları, giderek artan hastalık sayıları yok sayılıyor. Geçmişte “normal” kabul edilen durumlar bile tanı ve kazanç nesnesi. Aslında “başarı” rakamlarıyla bile oynanıyor. Haksız saldırıya uğrayan halkın sadece cebi değil, beden ve ruh sağlığı da ilaçların, tetkiklerin, girişimlerin tehdidi altında.

Tıp artık şu dayatmayı kabullenmiş: İnsanlar bol bol hasta­lansın, sağlıklı yaşamalarına kafa yormayın, olabildiğince sağ­lıksız ama hayatta kalsınlar, biz de onları bol bol tedavi edelim, en pahalı yöntemlerle, çok para kazanalım. Sektör büyüsün.

Oysa geçmişte birçok ülkede koruyucu hekimliğin çok ba­sit ve ucuz yöntemleriyle “ileri” ülkelerdeki sağlık standartla­rına ulaşılmıştı, dörtte biri-beşte biri harcamalarla.

Günümüzde halk, tıbbı her şeyden önce bir ticaret gibi gö­rüyor. Tıbbın doğruları diye onlara medyadan sunulanlar gü­vensizliği iyice artırıyor. Korkunç büyüklükteki sözde “bilim­sel” medikal sektörün yanı sıra onunla yarışan bir şarlatan tıp sektörü doğuyor, yine medyanın yardımıyla. Meslek saygınlı­ğımız kalmadı gibi bir şey. Her sorumlu doktor kendi saygınlı­ğını kurtarma derdinde.

İşte bu güvensiz tekinsiz ortamda, konuyu bilen, halden ra­hatsız olan, durumu araştıran, inceleyen, değiştirmeye çalışan, gerçek bilimsel tıbbı savunan, halkı ve öteki doktorları aydın­latmaya, uyarmaya çabalayan, bu alanda yazan, konuşan, emek veren hekimler olarak bir araya gelmeyi, güçlerimizi birleştir­meyi düşünüyoruz.

Öncelikle toplanacak, gücümüzü görecek, bir plan program dahilinde bu güçlerimizi birleştirmeye, çabalarımızı birlikte ilerletmeye çalışacağız.

Gelin bu haklı ve anlamlı uğraşta beraber olalım.

İmzacılar

Dr. Ahmet Aydın, Dr. Ahmet Özdoğan, Dr. Akif Akalın, Dr. Ali Rıza Üçer, Dr. Alp Özkan, Dr. Bülent Akman, Dr. Bülent Kara, Dr. Ercan Duman, Dr. Erdoğan Özden, Dr. Gülümser Heper, Dr. Haşan Basri Aksoy, Dr. İlknur Arslanoğlu, Dr. Kaan Arslanoğlu, Dr. Mehmet Altmok, Dr. Murat Döşoğlu, Dr. Mutluhan İzmir, Dr. Nihat Beşikçi, Dr. Nurşin Kaynarca Külcü, Dr. Osman Elbek, Dr. Osman Gürsel Erkılıç, Dr. Orhan Aybers, Dr. Selçuk Koçlar, Dr. Taylan Kara, Dr. Tolga Binbay, Dr. Uğur Yılmaz, Dr. Yavuz Dizdar

YAZARLAR

Ahmet Aydın, Prof. Dr., Çocuk Hastalıkları Uzmanı, İ. Ü. Cerrah­paşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları AD, Beslenme ve Metabolizma Bölümü.

Ahmet Özdoğan, Prof. Dr., Kulak Burun Boğaz Uzmanı, İ. Ü. Cer­rahpaşa Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları AD.

Ali Rıza Üçer, Uz. Dr., Radyasyon Onkolojisi Uzmanı, Kamu Yö­netimi Uzmanı, Yazar, Ankara Onkoloji Hastanesi, Tıp Kurumu Genel Sekreteri, ilk Kurşun internet gazetesi.

Bülent Kara, Doç. Dr., Çocuk Hastalıkları Uzmanı, Çocuk Nörolo­jisi Yan Dal Uzmanı, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları AD, Nöroloji Bölümü.

Gülümser Heper, Prof. Dr., Kardiyoloji Uzmanı, Yazar, Ankara Yü­züncü Yıl Hastanesi.

İlknur Arslanoğlu, Prof. Dr., Çocuk Hastalıklan Uzmanı, Çocuk Endokrinolojisi Yan Dal Uzmanı, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları AD, Çocuk Endokrinolojisi Bölümü.

Kaan Arslanoğlu, Uz. Dr., Psikiyatri Uzmanı, Yazar, haber.sol.org.tr.

Mustafa Sönmez, Ekonomist, Yazar, Cumhuriyet Gazetesi.

Mutluhan İzmir, Uz. Dr., Psikiyatri Uzmanı, Yazar, Ankara.

Osman Elbek, Yard. Doç. Dr., Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Yazar, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD.

Tolga Binbay, Uz. Dr., Psikiyatri Uzmanı, Yazar, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi.

Uğur Yılmaz, Uz. Dr., Genel Cerrahi Uzmanı, Antalya.

Yavuz Dizdar, Uz. Dr., Radyasyon Onkolojisi Uzmanı, Yazar, İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD, Dünya Gazetesi.

HEKİMLİĞİN TEMEL HASTALIKLARI: SORULAR VE YANITLARI

Dr. Kaan Arslanoğlu

“…Tıp mesleğinde kişisel görevimiz, bize baş­vuran hastayı tedavi etmek; mesleğe değgin görevimiz tüm kişilerin sağlığını korumak, desteklemektir, ikinci görevimizi tek tek uğ­raşarak başarmamız güçtür. Bunu yapmak için toplu hareket etmeye kendimizi alıştır­mamız gerekir. Bir an duralım ve düşünelim. Biz neredeyiz, arkadaşlarımız nerede ve nere­de olmak isteriz?”

Dr. Nusret Fişek

“Tıp Bu Değil” adlı girişimimizin kitabını hazırlarken katılımcı yazar arkadaşlarımıza bir çerçeve olsun, bir fikir versin diye bazı ön sorular göndermiştik. Yazılarında olabildiğince bu so­ruları ve cevapları dikkate almaları bakımından. Aşağıda o so­ruları aynen aktarıyoruz okurlarımıza.

Bu soruların altına da bazı açıklamalarda bulundum. Çün­kü soruların bir bölümü cevabını buldu, bir bölümü ise kısmen buldu, işte yazılardaki o ilgili bölümlere işaret etmek istedik. Cevap bulmayan veya yeterince bulmayan soruların yanıtları bundan sonraki baskıları, katılımcı başka yazarların katkılarını veya aynı yazarların eklemelerini bekliyor artık.

Arada hatırlatıcı bir not: Bu ilk kitapta, daha doğrusu kita­bın ilk baskısında sadece hekim yazarlarımızdan yazı istedik. Önce kendi kendimizi eleştirerek başlayalım diye. Bir tek is­tisnamız mevcut. Daha sonraki baskılarda muhtemelen hekim olmayan yazarlarımızdan (hukukçular, iktisatçılar, siyasetçiler, hekim olmayan sağlıkçılar vb.) da katkılar isteyeceğiz.

Genel anlamda dünyada ve Türkiye’de tıp uygulamaları, sağlık politikaları nasıl olmalı? Bu konuda belli başlı görüşler ve bu görüşler hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Hemen tüm yazarlar bu alanda bazı şeyler söylediler. Uğur Yılmaz’ın, Ahmet Aydın’ın, Ali Rıza Üçer’in yazıları özellikle bütünlüklü olarak mevcut durum ve ne olmaması gerektiği üs­tünde yoğunlaşıyor. Fakat sağlık politikalarını siyasi anlamda ele almayı, olması gereken sistemi irdelemeyi belki de baştan kendimize koyduğumuz kısıtlama nedeniyle fazla derinleştirmedik-derinleştiremedik. Her fırsatta yineleyeceğiz, kitap bun­dan sonraki baskılarında şimdiki yazarlarımızın ve yenilerin katkılarına açıktır.

Kısıtlama dediğimiz şey de şuydu, başlangıç bildirisinde üstü kapalı ifade ettiğimiz şey:

Bu kitabın yazarları değişik siyasi görüşlerde ve kanatlarda­dır. Sağlık alanındaki siyasi görüşleri birbiriyle hayli örtüşmektedir, ama o bile tam değildir, böyle bir şey zorunlu da değildir. Daha fazla ayrışmaya ve kavgaya neden olmasın diye, baştan vardığımız ortak bir iradeyle, sağlık alanındaki siyasal duruş­ları öne çıkarmayı özellikle istemedik. Örneğin TTB ve izlediği politikalar konusunu da açmadık.

Bu kitabın hazırlanma çalışması kapsamında ITO’nun He­kim Forumu arşivine de göz attım. Oradaki bir yazı özellikle ilgimi çekti. Hekim örgütümüzden emektar bir büyüğümüzün-hocamızın, bugünkü rantiye tıbbı temelinden silkeleyen bir yazısıydı ki, şu kitaba almak ne güzel olurdu. Altına kesin­likle destek imzamı atabileceğim doğru bir yazıydı. Ancak bu hocamız hekim örgütünü gündelik siyasetin içine çekenlerin başında gelmekteydi. Şahsen benim tabip odalarının büyük si­yasetle veya gündelik partisel duruşlarla ilgilenmemesi gerek­tiği yönündeki itirazlarımı kıranların da başında gelmekteydi.

Sol görüşlü hekimlerin çok büyük çoğunluğu, şimdi bu ki­tapta günümüzün modern tıbbini eleştiren ve doğrusuna işaret eden yazıların tamamına olmasa da büyük bölümüne katıla­caktır. Hattâ sağ görüşlü hekimlerin de belli bir bölümü o gö­rüşleri destekleyecektir. Burada konunun cidden en can alıcı noktası, yaşamın tüm alanlannda olduğu gibi, neye öncelik ver­diğinizle ilgilidir.

Öncelikleriniz başka şeylerse, sözle kabul edeceğiniz, fakat öncelikleriniz içinde yer almayan doğrulan pek kolay gözden çıkarırsınız. Örneğin tabip odalarında sağlık politikalarının ötesinde siyaset yapmak diye bir önceliğiniz varsa, sağlık ko­nusundaki politik mücadelenizi zayıflatmak pahasına onda ayak dirersiniz.

Ne yazık ki politiklerimizin ezici bir çoğunluğu “politika yapmak”tan farklı bir şey anlıyor. Gerçek şöyle ki, “doğru bir tıp pratiği” için mücadele edenlerin büyük çoğunluğu aynı za­manda politik insanlar ve öncelikli olarak sağlık politikalarıyla ilgilenmeyi zül addedecek kadar keskin politik insanlar. Ezici çoğunluk böyle derken “ezme”nin somut anlamını da kastedi­yorum. Çünkü bunlar politikayı böyle algılamayıp yaşamayan­ları bulundukları ortamda eziyorlar.

Daha büyük siyasetle ilgilenmek uğruna sonuçta sağlık alanında hayli benzer düşünen insanlar birbirinden kopuyor. Çünkü bu benzerlikleri değil büyük politikalardan ötürü ayrı­lıkları bilhassa görür hale geliyorlar. “Emek politikaları birleş­tirir, öteki politikalar emekçileri ayrıştırır” diye zaman zaman yinelenen bir doğru var. Sağlık alanında, tıp uygulamalarında yürüteceğimiz, yürüttüğümüz politikalar, hakikaten iyi niyetli sağlık emekçilerini, doktorları, akademisyenleri birleştiriyor, büyük siyasetin büyük sorunları ise alabildiğine ayrıştırıyor. Bu kimin işine geliyor, bir düşünün lütfen.

Buradaki amacımız elbette peygamber zihniyetiyle yapay barış çağrıları yapmak ya da Türk filmlerindeki gibi “Durun!..

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıTıp Bu Değil
  • Sayfa Sayısı288
  • Yazarİlknur Arslanoğlu
  • ISBN9786053751878
  • Boyutlar, Kapak11,5 X 21,5 cm, Karton Kapak
  • Yayıneviİthaki Yayınları / 2012-6

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur