Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Türk’ün Tarihi, bilinen tarihten bu zamanı kaplar.

Türklerin ortaya çıkışları, ittifakları, savaşları, yayılmaları, beylikleri, devletleri, imparatorlukları, yeni bilgiler ışığında derli toplu olarak Türk’ün Tarihi’nde yer almaktadır.

Türkler kadar çok geniş bir alanı “vatan” edinmiş bir başka millet yoktur.

Doğdun batıya, Mançurya’dan Adriyatik’e; kuzeyden güneye, sıcak denizlerden soğuk denizlere; Afrika’nın derinliklerinden Sibirya’nın buzullarına kadar üç kıtanın toprakları Türklerin hayat bulduğu ve hayat verdiği alanlardır.

Bu uçsuz bucaksız alanlarda tarih hükmünü yürütmüş, pek çok sevinçler, pek çok acılar yaşanmıştır.

Türkler zaman gelmiş ilerlemişler, zaman gelmiş gerilemişler, ama daima varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Dünya tarihi Türklerle yazılmıştır, dersek yeridir.

Türk’ün etnik bir grup olup olmadığı Türk’ün Tarihi’nde cevabını bulmaktadır.

Dr. Arslan Tekin, Türk’ün Tarihi’nde “Türk”ün “azamet”ini değil, “Türk” ne ise onu ortaya koymak istemiştir.

***

Sunuş

“Allah’ın devlet güneşini Türk burçlarında doğdurduğunu, bütün feleklerin onların toprakları üzerinde dönmekte olduğunu gördüm.

Allah onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hükümdarlarını onlardan çıkardı; dünya milletlerinin idare iplerini onların ellerine verdi; onlan herkese üstün eyledi; kendilerini hak üzerine kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı yüceltti ve Türkler dolayısıyla onları her isteğine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin kötülüklerinden korudu. Oklarının isabetinden korunabilmek içm, aklı olana düşen iş bu insanların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek ve Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka çıkar yol yoktur. Bir kimse kendi cemiyetinden ayrılıp da Türklere sığınacak olursa o cemiyetin korkusundan kurtulur; Türklere onunla birlikte başkaları da sığınabilir.

Ant içerek söylüyorum, ben, Buhara’nın sözüne güvenilir imamlarının birinden ve ayrıca Nişaburlu bir imamdan işittim. İkisi de senetleriyle bildiriyorlar ki peygamberimiz kıyamet alâmetlerini, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada ‘Türk dilini öğreniniz; çünkü onların uzun sürecek egemenlikleri vardır.’ buyurmuştur. Bu hadis doğruysa -sorumlulukları kendilerinin üzerine- Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur; yok, bu söz doğru değilse akla göre gereklidir.”

Kaşgarlı Mahmud
(Divanu Lügati’t-Türk’ten)

*

Önsöz

Türk tarihi engin bir denizdir. Ne kadar araştırsak ne kadar yazsak yine eksik kalacaktır. Yeni bilgilere ulaşamadıktan sonra bir Türk tarihi genel hatlarıyla da olsa ortaya koymak pek anlamlı olmaz.

Yıllar önce yaptığımız bir çalışmayı, yeni bilgilerle besleyerek yayınlıyoruz.

Türk tarihine bilinen tarihin başlangıcından alarak zamanımıza getirdik.

“Türk” deyince dar bir çerçevede, bir “etnik” grup içinde meseleyi ele alırsak son derece kısır kalırız.

Kitabımızda “Türk”ün ne arılama geldiğini ve ihata ettiği bütün tarifleri vermeye çalıştık.

“Türk”ü etnik bir grup görme “gaflet ve dalâletine” diişen fırsatçıların ve istismarcıların önüne “Türk”ü bütün açıklığıyla koymamız, “gerçeği” dile getirmemiz şarttı.

* * *

Kitabımızı şemalar ve haritalarla zenginleştirdik ve daha anlaşılır hâle getirdik.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılışıyla karşımıza muazzam bir dünya açıldı… Demir perdelerin ardında kalmış varlığını tarihten ve haritadan bildiğimiz devletler birden bire karşımıza çıktı.

“Türk’ün tarihi, aynı zamanda, bu devletlerin de tarihidir.

Türkler, büyük göçlerle yeni vatanlar edinmişlerdir ki, dünyada örneği yoktur. Diğer ülkeler belki çok büyük imparatorluklar kurmuşlardır ama “istilâcı” bir görüntü vermişlerdir.

Türkler ise bir işgalci değil, bir istilâcı değil, bir fetihçi (açıcı) olarak Asya’dan, Avrupa’ya ve Afrika’ya uzanmışlardır.

Türk’ün tarihi bu fetihlerden dolayı 50 ülkenin de tarihidir.

***

Tarihi incelediğimiz zaman karşımıza çıkan bir acı manzaradan bahsetmeden geçmek istemiyoruz.

“Türk”ün düşmanı da kendisi olmuştur.

Kitabımızı okuduğunuzda ne demek istediğimizi bütünüyle göreceksiniz.

Türk o kadar kendisinden emin ki, ilk devirlerde fethettiği ülkeleri “mülk”ü gören hükümdar toprakları oğulları arasında pay etmiştir. İç çatışmanın başlangıcı da bu “bölünme” dir.

“Saltanat hırsı” ise, insan oğlunun en zayıf hususiyetidir. Bu hırs ki, çok cana ve “mülk”e mal olmuştur.

O hâlde sürekli gücünü koruyarak gelen “Türkler”i nasıl izah edeceğiz?

Bunu “i’lâ-yı kelimetullah” ve dolayısıyla “azim”le açıklayabiliriz.

Elinizdeki kitap derli toplu bir çalışmadır.

Türk’ün tarihi hakkında genel fikir verme gayesi güdülmüş, yer yer özel bilgilere girilmiştir.

Takdir sizin.

Dr. Arslan TEKİN

*

I. Bölüm

‘Türk’ Adı Nereden Geliyor?

Türk’ün tarihini yazarken “Türk”ün ne demek olduğunu belirtmemiz lâzım… Ve önce şunun cevabı verilmelidir:

“Türk”, bir boy, bir kabile adı mı, yoksa “millet” olmuş topluluğun adı mı?

Çok değişik kaynaklarda “Türk”ün tarifi yapıldığı gibi, “Türk”ün adının nereden geldiği üzerinde de tartışılmıştır.

***

“Türk” adının nereden geldiği konusunda pek çok görüş ileri sürülmüştür.

J. v. Hammer Heredot’un doğu kavimleri arasında belirttiği Targitalar, W. Tomaschek İskit topraklarında oturdukları söylenen Tyrkaeler (Yurkae) Tevrat’ta adı geçen Vâsef’in torunu Togharma, eski Hint kaynaklarında rastlanan Turukhalar, Thrak’lar, eski Ön Asya çivi yazılı metinlerde görülen Turukkular, Çin kaynaklannda M.Ö. I. bin içinde rol oynadıkları belirtilen Tik veya Di’ler, Troialılar, İran rivayetlerindeki hükümdar Feridun’un (Thraetaona) oğlu Tûrac veya Tûr (Turan adı da buradan gelir) Türk adını taşıyan ilk Türk kavmi sanılmıştır, İran kaynaklı Zend-Aveste rivayetleriyle İsrail kaynaklı Tevrat rivayetlerinde “Türk” adı aranmıştır. Ancak ne arkeolojik araştırmalar, ne de dil araştırmaları yukarıdaki iddiaları doğrulamamaktadır.

Son araştırmalar gösteriyor ki, “Türk” kelimesi 6-8. yüzyıldan önce yalnız çift heceli söylenmiş, daha önceleri ise “”Törük” şeklinde geçtiği ileri sürülmüştür. Buradan değişerek Törük > Türük > Türk şekline dönüştüğü iddialarına yer verilmiştir.

Türk adının ne anlama geldiği konusunda da kesin bilgi edinemiyoruz. Türk adına çok çeşitli manalar verilmiştir:

T’uküe, T’uchüeh (Türk) şeklinde Çin kaynaklarında geçen ve “miğfer” anlamı verilen kelimenin asıl söylenişi hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür: Türküt, Türkit, Türkküz, Türkü, Türk, Turkyt.

Trk (Türk): Terkedilmiş.

Türk: Olgunluk çağı (Divanu Lügati’t-Türk’te). Aynca; takye, deniz kıyısında oturan adam, cezbetmek gibi manalar taşımaktadır.

Türk: Türemek. Ünlü Türkolog Arminius Vámbéry’nin 1879’da ileri sürdüğü bu görüş bazı bilim çevrelerince de desteklenmiştir. Yine ünlü Türkologlardan Jean Deny de aynı kanaattedir.

Türk: Türeli (kanun ve nizam sahibi). Bu fikri Ziya Gökalp ortaya atmıştır. W. Bartold’un fikri de buna yaklaşmaktadır.

Türk: Devlete bağlı halk, teb’a. G. Doerfer burada kelimenin Orhun kitabelerinde kazandığı manaya dayanmıştır.

Türk: Güç, kuvvet; güçlü, kuvvetli. F. W. K. Müller’in yayınladığı bir Türkçe vesikada bu anlama gelmektedir. Gerek A. v. Le Coq, gerekse Orhun kitabelerini ilk okuyan V. Thomsen gerekse Macar Türkolog Gyula Németh bu kelimenin millet adı olan “Türk” kelimesiyle aynı olduğunu kabul etmişlerdir.

Türk kelimesi “Altaylı” (Seyhun ötesi, Turanlı) kavimler ifade etmek üzere 520 tarihli bir Pers metninde, aynca 515 yılındaki olaylardan dolayısıyla “Türk Hun (kudretli Hun)” tabirinde geçmektedir.

“Türk” kelimesini Türk devletinin resmi adı olarak ilk kullanan teşekkül Göktürk imparatorluğudur. Göktürk hakanlığının kuruluşundan itibaren önce bu devletin, daha sonra bu imparatorluğa bağlı, kendi özel adlarıyla da anılan, diğer Türklerin ortak adı olmuş ve zamanla Türk soyuna mensup bütün toplulukları ifade etmek üzere millî ad payesine yükselmiş olan “Türk” adı, Çin’de Chou sülâlesi (557-579) yıllığında, Batıda ilk defa Bizans kaynakları arasında Agathias’ın (öl. 582) eserinde Arapça yazılmış eserlerden, Cahiliye devri şairi Nâbiga’nın (öl. 600’e doğru) Divan’nda ve 11. yy. ilk Rus kronikinde zikredilmiştir.

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıTürk'ün Tarihi
  • Sayfa Sayısı584
  • YazarDr. Arslan Tekin
  • ISBN9944300704
  • Boyutlar, Kapak14x23, Karton Kapak
  • YayıneviKARİYER YAYINCILIK / 2012

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur