Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

erendiz-atsu-benim-yazarlarimErendiz Atasü uzun yıllar boyunca roman ve öykülerinin yanı sıra Varlık, Papirüs, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Türk Dili gibi çeşitli dergi ve gazetelerde kitap eleştirileri yazmıştır. Benim Yazarlarım işte bu zengin seçkiden oluşturulmuş çok yönlü bir başvuru kaynağı niteliği taşır.

Kadın ve erkek yazarların dünyalarını ayrı ayrı ele alan kitapta, Mina Urgan’dan Virginia Woolf’a, Ayla Kutlu’dan Simone de Beauvoir’a kadar toplumsal normların dışına çıkabilmiş özgür ve başkaldıran kadınların metinleri Atasü’yü özellikle etkilemiştir. Erkeklerin edebiyatında ise daha çok politik göndermeler vardır. Thomas Mann’ın iki dünya savaşından sonraki çatışmaları ele alan metinleriyle Murathan Mungan’ın oryantalizmi ve eski zaman masallarını çağrıştıran destansı öyküleri de Erendiz Atasü’nün belleğinde saklı kalmıştır.

“Yaşam ve duygular, dalgalar gibi yükselir ve söner, birbirinden doğar, birbirine batar. Virginia bu dalgalanmanın iç dünyamızdaki izdüşümlerini anlatır, şiirsel metinlerinde, bilinç akımı yöntemiyle. Toplumsal yaşamı yönlendiren takvimsel yaşam onun için önemli değildir, ruhumuza hükmeden çağrışımsal zamanda yaşar Virginia’nın romanları. Onun metni, gerçekten de sözlerle yaratılmış mantıksal bir dizge değildir, elektrikli bir iletken gibidir, beynimize doğrudan dalgalar yollayan ve orada sözcüklerle bir izlenimi resmeden.”
(Tanıtım Bülteninden)

ERENDİZ ATASÜ, 1947’de Ankara’da doğdu. 1968’de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997’de farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı. Öyküleri, 1981’den bu yana, Sanat Edebiyat’81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık; deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Varlık, Papirüs gibi dergiler ile Cumhuriyet ve Aydınlık gazetelerinde yayımlandı ve yayımlanmaktadır.

Dağın Öteki Yüzü adlı romanı İngilizceye (2000), Lanetliler Almancaya (2004), Bir Yaşdönümü Rüyası Yunancaya (2005), İngilizceye (2013) çevrilip yayımlanmıştır. Atasü’nün bazı öyküleri İngiltere, ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan’da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır. Eserleri: Kadınlar da Vardır (1982, Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü), Lanetliler (1985), Dullara Yas Yakışır (1988), Onunla Güzeldim (1990), Dağın Öteki Yüzü (1996, Orhan Kemal Roman Ödülü), Taş Üstüne Gül Oyması (1997, Yunus Nadi Öykü Ödülü; 1998, Haldun Taner Öykü Ödülü), Uçu (1998), Gençliğin O Yakıcı Mevsimi (1999), Benim Yazarlarım (2000), Kadınlığım, Yazarlarım, Yurdum (2001), Bir Yaşdönü- mü Rüyası (2002), İmgelerin İzi (2003), Kavram ve Slogan (2004), Açık Oturumlar Çağı (2006), İncir Ağacının Ölümü (2008), Düşünce Sefaletinin Kıskacında (2008), Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık (2009), Hayatın En Mutlu An’ı (2011, Yunus Nadi Öykü Ödülü; 2010, Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü), Güneş Saygılı’nın Gerçek Yaşamı (2011), Yıllar Geçerken Hayat ve Roman (2013), Dün ve Ferda (2013), Kızıl Kale (2015, Türkan Saylan Sanat Ödülü), Saldırganı Hoş Tutmak (2015).

İçindekiler

KADINLARIN EDEBİYATI
Gövdesizliğe “Hayır…”…………………………………………… 13
Cinselliğin Görkemli Sefaleti …………………………………. 25
Kendinin Kurdu …………………………………………………… 29
Küçük Amerikalı………………………………………………….. 39
Şampanya Köpüğü……………………………………………….. 43
Gerçeklikten Düşleme ………………………………………….. 53
Acılı Kadınlardı Onlar…………………………………………… 57
Şiirden Öte …………………………………………………………. 65
Kadınlar Tapınağı…………………………………………………. 71
Roman ve “Şark”………………………………………………….. 81
Düş Gücünün Sahici Kadınları ………………………………. 91
“Çıt” Noktası……………………………………………………….. 97
Anımsayış Gelgitleri …………………………………………… 101
Öykücüde Gizli Şair…………………………………………… 107
Kül Tablet’e Kazınanlar… …………………………………….. 111
Yiğit ve Bilge Kadın… …………………………………………. 117
Eşsiz Bir Aşk Öyküsü………………………………………….. 127
Dişil Şiir……………………………………………………………. 135
ERKEKLERİN DÜNYASINDAN!
Bir Öpüş ve Rastlantının Belirleyiciliği…………………… 157
Romanın Ulu Doruğu…………………………………………. 173
İnsanlık Hasta!…………………………………………………… 185
Erkeklerin Dünyasından………………………………………. 193
Şahane ve Gaddar………………………………………………. 201
İki Şehrin Hikâyesi… mi? …………………………………….. 213
Cevdet Bey ve Oğulları’nı Yeniden Okurken……………. 220
İkili Sarmal: Nesnellik ve Öznellik………………………… 233
Orda Bir Yazar Var Uzakta…………………………………… 251
Geçmiş İzler Seni……………………………………………….. 257
“Ölüm, Şiirimdeki Hâkim İzlek”…………………………… 265
Kalbin Kırk Kilidi……………………………………………….. 277

Kadınların Edebiyatı

GÖVDESİZLİĞE “HAYIR…”

Adalet Ağaoğlu’nun son romanı Hayır…’ı1 çok sevdim. Bir bakıma öznel nedenlerle. Yaşlanmayla ilgili kendi duygularıma ve sağır bir toplumun aydını olmanın getirdiği yalnızlığıma rastladım bu kitapta. Ve başka nedenlerle. Roman belli bir mekânda tek başına devinen bir insanın gündelik, sıradan edimlerine bir fon müziği gibi eşlik eden düşüncelerini, anılarını, hayallerini, usta bir yö­ netmenin kamerası gibi, geri dönüşler, ileri sıçrayışlarla olanca çeşitliliğiyle verebildiği için. Hiç görmediğim İskandinavya’nın puslu, solgun kar ışığını, çok iyi bildiğim Ankara’nın kömür karası, kükürt sarısı ve çamur bozuna boyalı kar karanlığını aynı canlılıkla gözlerimde canlandı- rabildiği için. Ve hepsinden çok, yazınımızda sık rastlanmayan düşünceyi –eleştirel düşünceyi– ince bir duyarlıkla sarmalayıp yeniden romanımıza getirdiği için.

Türkiye garip bir ülke. Bireşimini başaramadığımız Doğulu ve Batılı yanlarımızın garip alaşımına kapanmış, dünyanın geri kalanından kopmuşuz. Her an patlamaya hazır nükleer çağ bizim zamanımız değil sanki; ya da cicilerini kullanmaya pek meraklı olduğumuz teknoloji bizim maddi hayatımızın temelini oluşturmuyor. (Salt bunlara değindiği için bile önemli bir kitap Hayır…) Belki, biraz da dünyanın çoksesliliği bir türlü bizim atmosferimizde yankılanamadığından, karşı çıkışlarımız bile belli kalıplar içine sıkışmaya yatkın. Karşı düşüncelere bile belli etiketler yapıştırmaya ve bu tavrımızı sorgulamamaya eğilimliyiz. “Direnmek”, “umudu yitirmemek” karşı çıkmanın tartışılmaz biçimleridir bizim için. Dillerde yinelene yinelene anlam aşımına uğramış sözler. “Kaçmak”sa hep, “kaçmak çözüm müdür”ü çağrıştıran sevimsiz bir eylem. Kesin umutsuzluktan, topyekûn yadsımadan bambaşka bir direnmenin doğabileceğini, kaçışın karşı koyma anlamına gelebileceğini; intiharın her zaman bir kaçış, çö- zülemeyen sorunların tutsaklığı, hayata karşı edilginliğin ve kabullenişin dip noktası olmayıp düpedüz aktif bir protesto eylemi, seçilmiş, gerçek ve sonsuz özgürlük olabileceğini aklımıza getirmeyiz.

“Her durumda özgür kimliğimizi koruyabilmek ancak edimle söylenebilecek şu tek ve son söze bağlı: Hayır.” (Hayır…, s.298) diye yazar Hayır…’ın başkişisi Prof. Aysel Dereli, “Aydın İntiharları ve Geleceğin Başkaldırı­ sı”nı incelerken, “Hiçbir zaman gerçek bir başkaldırım olmadı, özgürlüğün kıyılarında dolanıp durdum,” der, (Hayır…, s.298) özgürlüğün ve özgünlüğün peşindeki Aysel. En belirgin çizgileri doğruluk, dürüstlük, umut ve ödün vermezlik olan yaşamı, Türkiye’nin gitgide çürüyen, yozlaşan değerlerinin eğik düzlemlerine çarpa çarpa girdiği darboğazdan, intiharın başkaldırısıyla mı özgürlüğe kavuşacaktır?

Aysel’in dramını Adalet Ağaoğlu’nun önceki romanları Ölmeye Yatmak2 ve Bir Düğün Gecesi’ni anımsamadan kavrayamayız. Cumhuriyet’in ilk kuşağındandır Aysel; umut, görev bilinci, Batılılaşma kararlılığıyla yüklü adanmış bir kuşaktan… Yetiştiği taşra çevresinin dinci ve ataerkil baskılarından kadınlığını yadsıyarak kurtulmaya çalışır. Laik Cumhuriyet ona aydın kimliği ve saygınlığı verirken, yadsıdığı kadınlığını benimseme şansını tanı- maz. “Ölmeye Yatmak’ta Aysel’in sorunsalı, kadın olarak özgürlüğünü kazanamamış, özgürleşememiş olmasıdır.” Aysel’in bir bedeni yoktur sanki… “Kılları alınırken bile kendi gözümde bir kadın gövdesi olduğu uzun yıllar unutulmuş…” (Ölmeye Yatmak, s.184) diye söz eder Aysel bedeninden; “Gövdemin bunca yıl benden bu denli kopuk oluşu nedendir acaba?” (Ölmeye Yatmak, s.85) diye sorar. Kocası Ömer’le uyumlu gibi gözüken, düşünce birliğine dayanan beraberliklerinde cinsellik geri plandadır. “Hem canım kadınlığımı kocamın yanında bile dü- şünmem ben.” (Ölmeye Yatmak, s.280) 12 Mart öncesinin hareketli günlerinde öğrencisi Engin’le sevişme, bedensel değil, zihinsel bir coşkudur. “Cinsel bir tutkun bile yok ona. Engin nereden âşığın oluyor senin? Keşke. Övünecek bir şey bulmuş olurdun hiç değilse,” der kendi kendine Aysel (Ölmeye Yatmak, s.319). Bu sıra dışı sevişme, amacından saptırılmış bir başkaldırıdır; Aysel’in bedenini bilinciyle bütünleştiremez; ona ne cinselliği yaşatabilir ne özgürlüğü… Bedeni olmayan birey özgür olabilir mi?

Bir Düğün Gecesi’nde, Ölmeye Yatmak’ta çok belirgin olan, Aysel’in kadınlığından ve doğadan kopuşuna değgin kendi bilinçliliğinden pek söz edilmez. Aysel bu yarayı unutmayı yeğlemiş görünür. 12 Mart döneminin toplumsal baskısı, bireysel çözümsüzlükleri geriye itmiş- tir. Hızlanan başka bir kopuştur. Ölmeye Yatmak’taki ……

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıBenim Yazarlarım
  • Sayfa Sayısı304
  • YazarErendiz Atasü
  • ISBN9789750726255
  • Boyutlar, Kapak14 x 21 cm, Ciltsiz
  • YayıneviCan Yayınları / 2015

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur