Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Ansızın oluverdi, birden bire… Çalan telefonun sesiyle, sağ taraftaki kaburgama doğru, öyle bir savruldu ki yüreğim, kırıldı sandım. İşte başladık, harekete geçti artık. Ona doğru attığım her adımda, çarpıp duruyor göğüs kafesimin çeperlerine. Canım yanıyor… Sanki o çarpmaların hızı ile güç kazanıp tırmanacak boğazıma ve ağzıma kadar ulaşacak. Ödüm patlıyor… Her adımda biraz daha itiyor, tırmanıyor yüreğim boğazıma doğru. İşte o tam karşımda duruyor, yüreğim de ağzımda atıyor. Bütün bağlarından kopmuş… Ağzımı açar açmaz, pat diye atacak yüreğim kendini onun ayaklarının dibine, biliyorum… Konuşmasam da o anlıyor beni. Dudaklarımı, dudaklarına yaklaştırdığımda hafifçe aralayıp serbest bırakıyorum yüreğimi.

***

İçindekiler

Gündüz Düşleri..11
Hayal..27
Sağ Bacağım..33
Masal..37
Aşk..41
Dönüş..45
Fotoğraf…53
Boooozaaaa… Bozacı Geldi..59
Ödeşmek..63
Vazgeç..69
Parlak Düşler..73
Yol Ayrımı..77
Taşyürek..87
Okul Servisi..95
Hanımeli..99
Kurban..107

Gündüz Düşleri

Güneşin keskin ışıkları avlunun diğer tarafındaki bina­nın üzerinden süzülüp Perizat Hanım’ın yatak odası pen­ceresine ulaştığında saat sekize yaklaşmıştı. Kalın kadife perdeler yıllardır hiç kapanmadığından gün ışığı, yerdeki bordo çiçekli hereke halıya, oradan söğüt yeşili duvarda asılı nü tabloya ve ceviz gardolaba kolayca ulaşıverdi. Pen­cerenin karşısındaki duvara yaslanmış tuvalet masasının sırı yer yer bozulup solmuş aynasından yansıyarak odayı bir kat daha aydınlattı.

Sokak kapısının kilidi içinde dönen anahtarın sesiyle birlikte kalın yorganın altındaki vücut da kımıldadı. Pe­rizat Hanım, uykusuz geçen bir gecenin daha sabahında yorgun, doğruldu yatağında. Duvardaki saate gözü ilişin­ce Hayriye’nin yine bu sabah neredeyse yarım saat kadar geciktiğini fark etti, kendi kendine söylenmeye başladı. Bir yandan gece mavisi saten geceliğinin üzerine geçir­ilmek için yatağın üzerinde duran sabahlığına uzanırken diğer yandan kemikli ince parmaklarıyla komodinin üze­rindeki sigara paketinden bir tane çekip dudaklarının arasına yerleştirdi. Ayaklarını halının üzerinde gezdirerek terliklerini bulup yavaş hareketlerle kalktı yatağından.

Kendi kendine söylenip terliklerini sürüyerek odanın içinde dolanırken, Hayriye’nin duymasından korkup sus­tu. Gözden çıkardığı, bir anlık öfkelerle kapının önüne koyduğu onca kadından sonra artık yalnız kalmayı göze alamazdı. Hayriye savsak kadının tekiydi ama çenesi hiç durmaz, elindeki bezi olduk olmadık her yerde gezdi­rirken bir yandan da binadaki diğer dairelerde ne olup bittiğini bıkıp usanmadan anlatır dururdu. O da olmasa bu dört duvarın dışında olup biteni öğrenmesinin hiçbir yolu yoktu.

Tuvalet masasının pufuna oturup aynada uzunca bir süre kendini seyretti. Tüyü andıran cılız saçlarından bir tutamını ayırıp bigudiye doladı, ikinci bigudiye bir tu­tam saç daha dolayınca kahverengi lekelerle kaplı kafa derisi iyice ortaya çıktı. Derin bir nefes çektikten sonra gayri ihtiyari bir harekede ucunda ateş olmayan sigarayı dudaklarından ayırdı, izmarite yapışmış çatlak dudağında ince bir yarık açıldı. Kırmızı ojeli uzun tırnaklarının dö­külen yerlerine titreyen kemikli elleriyle rötuş yaparken ojeyi etlerine taşırdığını fark etmedi bile. Bütün bu sabah ritüelini gerçekleştirdikten sonra pencerenin önündeki koltuğuna oturup bir sonraki günü beklemekten başka yapacak hiçbir işi yoktu.

Hayriye bir yandan elindeki kahvaltı tepsini koltuğun önüne çektiği sehpanın üzerine yerleştirirken bir yandan da her zamanki gibi hiç durmadan anlatıyordu.

“Dut kurusu aldım sabah Perizat Hanım, dün sonunu verdiydim. Bundan başka bir şey yediğin yok. Bisküvi de aldım acık banıver çaya.”

“Şunu sonu gelmeden al diyorum sana… Ama dinle­yen kim…” başını avluya çevirmiş, dut kurusunu ağzına atarken homurdanır gibi söyleniyordu.

Perizat Hanım’ın oturduğu daire, yirmi beş otuz met­rekarelik bir avluyu çevreleyen kare şeklinde bir binanın giriş katındaydı. Bu binanın oturduğu arazi üzerindeki beyaz kagir köşkte yıllarca en güzel günlerini geçirmiş, köşk de Perizat Hanım’ın güzelliği de yıllarca dillere des­tan olmuştu. Yüzündeki çizgiler, ellerindeki kahverengi lekeler oluşmadan çok önce kendinden yirmi yaş büyük kömür tüccarı kocasının ölümüyle sanki zaman da hızla akıp gitmiş, Perizat Hanım’ın da köşkün de çekiciliğin­den eser kalmamıştı. Çok geçmeden de kocasının geriye bıraktığı borçlar birer birer su yüzüne çıkmaya başlayınca kapısını aşındıran ahbaplarının sayısı azalıp köşkün ye­rine bina dikmek isteyen müteahhitlerin sayısı artmaya başlamıştı. Ne kadar dirense de alacaklılarla hesaplaşabil­mek için müteahhitlerden biri ile anlaşıp köşkün yıkılıp yerine bu binanın dikilmesine boyun eğmek zorunda kaldı. Böylece koca köşkle vedalaşıp bu kümes gibi eve tamah etmekten başka çaresi kalmamıştı.

Binaya ilk taşınan Perizat Hanımeli. Diğer daireler…

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıGündüz Düşleri
  • Sayfa Sayısı120
  • YazarIşık Gürer
  • ISBN9789944106252
  • Boyutlar, Kapak13,5 X 19,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviAya Kitap / 2011-6

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları

Bere Kafalar'ın Macelarını Kaçırmayın!

Çocuklar için şiddet, argo, küfür ve zararlı içerik barındırmayan eğlenceli videolar yapmaya söz verdik.



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur