Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Son Yüzler
Son Yüzler

Son Yüzler

Cezmi Ersöz

“Öylesine dolu dolu yaşadım ki inan, bazen, “Artık yeter!” diyorum. Doydum!” diyorum. Öyle bir an gelirse, yani bu duygunun sahiciliğine tamamen inanırsam, hayatıma kendi…

“Öylesine dolu dolu yaşadım ki inan, bazen, “Artık yeter!” diyorum. Doydum!” diyorum. Öyle bir an gelirse, yani bu duygunun sahiciliğine tamamen inanırsam, hayatıma kendi ellerimle son vermek istiyorum. Bunu bir kez çok yoğun duydum. Bir keresinde “Heraklia” diye bir yere gitmiştik. Geceydi. Yazdı. Bir kaleye çıktık. Aşağıda deniz muazzam görünüyordu. Gökyüzünde bir yıldız yağmuru vardı. Doğa sarhoş gibiydi sanki. Bir an kendimi öylesine mutlu hissettim ki işte, o an, hayatıma son vermeyi düşündüm. Kendimi denizin yumuşacık kollarına bırakmayı…”

Anneme…

ÖNSÖZ

SERÜVENİN ÇEKİCİLİĞİ

Bazı günler ya da anlarda, coşku beni egemenliğine alır; coşkunun ağırlığı omuzlarıma çöker. Zaman zaman bu ağırlığın etkisiyle küçülür ya da ağırlıktan güç alıp kocamanlaşırım.

Coşkuya kapılma nedenim, genellikle (ya da her zaman) sanat yapıtlarıdır. Bir öykü, bir roman, bir film ya da bir düzyazı…

Coşkuya kapılınca çoğunlukla ya küçük notlar alırım; bazen de kısa süre sonra unutur giderim.

Beni, kaleme kâğıda yönelten, neredeyse büyük bir sevgiyle koşarcasına yazdıran; büyük coşkulardır.

İşte şimdi o büyük coşkulardan birini anlatacağım. Herkes yaşamını bir dergide ya da gazetede duygularıyla, duyarlıkları birleştirmiş, eleştirinin en acımasızını ve en başarılısını kendisi için yapan sözcük ve tümceleri en sıcak anlamlarına bulayan o gönül adamını arar. Bulamazsa, bir kırgınlık duyar içinde… O adamın adını söylemeye gerek var mı; öykücü, gazeteci, röportajcı, muhabir, bir parça da ozan…

Evet, insan bu yazarda, bu gönül adamında, biraz Sait Faik’i buluyor. Ama Cezmi Ersöz’de (biliyordunuz nasılsa, şaşırdığınızı söylemeyin) duygu yanı her şeyden önce geliyor. Sait Faik’te öykücülük, her şeyin önüne geçer. Oysa Cezmi kendisini el attığı her dalda aynı ağırlıkla hissettiriyor. Burada, yalnızca şiiri ayırmak istiyorum. Çünkü Cezmi’nin şiirde, düzyazının ve öykücülüğünün önüne geçebilmesi (ya da bunlara ulaşabilmesi) için epeyce çalışması gerekiyor. (Bu yalnızca benim düşüncem tabi ki…)

Cezmi’nin röportajcılığı ise, apayrı bir inceleme konusu… Cezmi, Türkiye’nin bugüne kadarki en usta röportajcılarından biridir. Zarif, hüzünlü, yoğun anlatımıyla, röportajı gazetecilikten yazarlığa yaklaştırmıştır. Bunu ilk yapanlardan biri, Sait Faik’ti. Sait Faik’te röportaj, öyküyle iç içe geçiyordu. Cezmi’nin röportajları öyküden ayrı bir tür, ama yazınsal tadı oldukça güçlü… Özellikle, “İstisnalar Kaideyi Bozar” adlı kitabında röportaj türünün doruktaki örnekleri yer alıyor. Cezmi bu kitabında kendi duyarlığını duyumsatıyor ve okuyucuyu düşünce/duygulanımlarının etkisi altında bırakıyor.

Artık başka türlü düşünemiyor, hissedemiyorsunuz. Çünkü o Tanrısal anlatıcı, duyarak, anımsayarak, severek, acıyarak sizi bir serüvene sürükler. Siz gönüllü bir kurbansınız arlık… Kurtuluşunuz yok. Sonuna kadar bir solukta okumak, serüvene bütün varlığınızla katılmak zorundasınız.

Cezmi’nin röportajcı yanı, öykülerinde de hissediliyor. Röportajcının çekiciliği, onulmaz bir serüvenci oluşundadır. Siz de aynı hastalıktan mustaripseniz, Boğaz’ın akıntılı sularından, Beyoğlu’nun gizli sokaklarının albenisinden ve Cezmi’nin duyarlılığından kurtulmanız olanaksızdır.

Saliha Yadigâr.

Kırk Yıllık Tebessüm

“Buyrun!.. Hoş geldiniz. Ne zamandır yolunuzu bekliyoruz. Niye geciktiniz böyle?.. Şöyle buyrun!.. Rahat edin… Bakın, tanıştırayım! Bu bey, benim menajerim… 20 yıldır beraber çalışırız… Adı, Minay Yüksel… Nasılsınız, bakalım?.. Sağ olun!.. Ben de iyiyim… Evet, efendim, ben Madam Anahit! Herkes beni, ‘Akordeoncu Kadın’ diye bilir… Aşağı yukarı, 40 yıldır Çiçek Pasajı’nda akordeon çalarım… Arada bir, otellere, düğünlere çağırırlarsa, giderim…

Doğma büyüme İstanbulluyum… Taksim’de, 1926 yılında doğdum… Şimdi de bildiğiniz gibi, Tarlabaşı’nda oturuyorum.

Evet… Yazları, Heybeliada’da kalırdık… Orada bir çocuk vardı; adı, Yorgo… Güzel akordeon çalardı, ondan özendim o tarihlerde; yani, 1943 yılıydı sanırım: Yüksek Kaldırım’da, Papajorci isminde biri vardı. Müzik aleti, nota falan satardı. Ondan, ‘Hohner’ marka, kullanılmış, beyaz renkli bir akordeon aldık… Fiyatı, 170 liraydı. Çok heyecanlanmıştım…. Hemen, ‘Sahil Antonie’a gidip adak yaptım. Mum diktim… Saint Antonie, güzel evliyadır.

Papajorci bana, Artepenon diye çok değerli bir hoca vardı; onu buldu… Kadıköy’deki Halkevi’nde, Artepenon’ dan günde 1213 saat olmak üzere, bir süre klasik müzik eğitimi aldım… Bakmayın, şimdi, vahşi şeyler çalmak zorundayız… Ekmek parası. Ne yapacaksınız…

…İlk kocam, çok değerli bir müzisyendi. Noray’dı adı. Akordeon, kontrbas, piyano çalardı… ‘Samsun’, ‘Ankara’ gemilerinde çaldı, uzun bir süre… Büyükdere’de; Beyaz Park’ta çaldı… O zamanlar, Zehra Bilir vardı… Ne günlerdi!.. Hiç, unutulur mu?

İlk kocamla 17 sene evli kaldım… Çok sinirliydi, her şeyime karışırdı; yok, küpe takma; yok, şunu giyme!.. Baktım, olmuyor, boşadım onu. Sonra, ‘Solak Hüseyin’

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Deneme Edebiyat
  • Kitap AdıSon Yüzler
  • Sayfa Sayısı240
  • YazarCezmi Ersöz
  • ISBN9789754782431
  • Boyutlar, Kapak14x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviTekin Yayınevi / 2006

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak ~ Cezmi ErsözSuçtur Umutsuzluğa Kapılmak

    Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak

    Cezmi Ersöz

    Buralarda ölüm çok farklı algılanıyor. Buralarda insanlar ölüme bir son gibi bakmıyorlar. Buralarda hiçbir şey kesintiye uğramıyor. Hayat, ölüm ve çocukluk, her şey kesintisiz...

  2. Çözülmeler (12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar – Edep Ya Hu) ~ Cezmi Ersöz, Yusuf KurçenliÇözülmeler (12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar – Edep Ya Hu)

    Çözülmeler (12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar – Edep Ya Hu)

    Cezmi Ersöz, Yusuf Kurçenli

    Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi: Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri “gerçekler” tarafından sürüklenirler. Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar. Gerçekten kurtulacaklar mı? Yoksa...

  3. Annelik Oyunu Bitti ~ Cezmi ErsözAnnelik Oyunu Bitti

    Annelik Oyunu Bitti

    Cezmi Ersöz

    Sanki bütün bunları kendine söylüyor, kendinle konuşuyor gibiydi. Doğruldu, semenderini su bardağının içinden usulca alıp göğsüne yerleştirdi. Semenderin kulağına yavaşça, “Sakin ol bebeğim, sakin...

Aynı Kategoriden

  1. İnsan Ruhunun Haritası ~ Ahmet Ümitİnsan Ruhunun Haritası

    İnsan Ruhunun Haritası

    Ahmet Ümit

    “İnsan Ruhunun Haritası” birçok farklı açıdan ele alınabilecek zengin bir metin. Kitabın Ahmet Ümit’in kendisini olduğu noktaya getiren yazarlara duyduğu bir minnet borcu olduğunu...

  2. Tartışmalar ~ Jorge Luis BorgesTartışmalar

    Tartışmalar

    Jorge Luis Borges

    “Bu kitapta bir araya getirilen yazılar hakkında büyük bir açıklama yapmak gerekmez. ‘Anlatı Sanatı ve Büyü’, ‘Filmler’ ve ‘Gerçekliğin Postülasyonu’, birbirine eş kaygılara cevap...

  3. Vitrinde Olmak ~ Mustafa KutluVitrinde Olmak

    Vitrinde Olmak

    Mustafa Kutlu

    “Geçen asrın (XIX.) ortalarına kadar ülkemiz esnafı dükkânına vitrin yapmıyordu. (Vitrin bize batıdan gelmiş, önce azınlıklar uygula­mıştır.) Kepenkleri ve kapıyı açıyor, uygun bir yerde...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur