Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Csutora – Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi
Csutora – Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi

Csutora – Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi

Sándor Márai

Her şey burjuva bir kocanın, eşine son anda bir Noel hediyesi olarak yavru köpek getirmesiyle başlar. Başlangıçta evdeki herkes köpeğin büyüsüne kapılır, ona bir…

Her şey burjuva bir kocanın, eşine son anda bir Noel hediyesi olarak yavru köpek getirmesiyle başlar. Başlangıçta evdeki herkes köpeğin büyüsüne kapılır, ona bir biblo gibi davranırlar, istediklerinde kucaklarına alırlar, canları sıkıldığında da bırakırlar. Hayvan büyüdükçe, özellikle onun safkan bir Puli değil de melez bir köpek olduğunu öğrendikten sonra ev halkının tavrı gitgide değişir. Her türlü disipline kayıtsız, özgürlüğüne düşkün Csutora’ysa evcilleştirilme çabalarına isyan eder, eğilip bükülmeden kendi bildiğini okur. Ancak kulağa ilk başta biraz komik ve eğlenceli gelen bu durum bir felaketle sonuçlanır.

Macar edebiyatının usta kalemi Sándor Márai’den dokunaklı olduğu kadar komik, anarşist bir köpek romanı.

“Márai, Gabriel García Márquez’le aynı kulvarda yer alan en büyük modern romancılardan biri.”

The Washington Post

**

Cave Canem

Okur dikkat! Bu bir köpek hikâyesidir. Kariyerleri boyunca bazı yazarların –en zor beğenenlerinin bile– dikkatlerini zaman zaman son derece değerli, yüce özneleri olan insandan çekip alan ve daha aşağıdaki figüranlara yönelten zayıflığı nasıl açıklayabiliriz? Bu tür yazıların tonunda hep bir tür küçümseme vardır. Şair, belki de iki ayaklı perspektifinden seyrettiği trajikomediden artık rahatsız olduğu veya tiksindiği için bakışlarını iyiliksever bir şekilde varoluşun alt katmanlarına doğru indirmeye tenezzül eder – kaşlarını çatarak da olsa bakışlarını hayırsever bir hoşgörüyle yaratılış hiyerarşisinin en alt basamaklarından birine yöneltir. Bu basamaktan, uzak ve ilkel bir akrabası olan zararsız bir hayvan onu gözlemler. “Ah, bir köpek,” diye düşünür adam, bir tür üstünlük duygusuyla. Bir ıslıkla onu yanına çağırır ve dolaşmaya çıkarlar.1 Gezinti sırasında bu alçak rütbeli dost bir ileri bir geri koşup kabaran tüyleri, sivri kulakları, salladığı kuyruğuyla anlatılmaz bir heves ve heyecanla dünyayı incelerken, yakınındaki bir ağaç gövdesinin dibine nemli mesajlar bırakıp orada burada, bir sokak köşesinde kendisine bırakılan günlük postayı kontrol ederken, yazar bir köpek romanı yazmanın cazibesine kapıldığını ikircikle duyumsar. Yazar günlük yaşamında bir gazeteci olduğundan, sadece hayatının ender anlarında kendini “yazar” gibi havalı bir sıfatla tanımlar. Böyle bir cazibeye kapılmaktan rahatsızdır, bunu savuşturmaya çalışır. “Bir köpek romanı ha!” diye düşünür tekrardan. “Gerçekten de bir köpek romanı yazmak istiyorsan sorun var demektir,” diye geçirir içinden. Böylece ikisi de kendi dünyasına dalmış vaziyette Vérmező Parkı’na doğru ilerlerler. Nihayet parka inen sekiz basamaklı merdivenin başına ulaştıklarında beklenen an gelir, yazar eğilip köpeğin tasmasındaki kayışı çözer ve köpek çılgın bir sıçramayla, füze hızıyla, intihar bombacısı gibi kendini basamaklardan aşağı salıp da kendini hareket edebilmenin çılgın cazibesine kaptırarak bütün benliğiyle bu devinime teslim olunca, yazar durup yaratılışın alt katmanlarındaki aklı başından gitmiş dostuna bakakalır, bir sigara yakar ve başını sallar. Artık bir köpek romanı yazmanın zamanının geldiğinin, hatta bunun kaçınılmazlığının iyice bilincine varmış olmalı. Bu hiç hoşuna gitmez. “Bir terslik var, insanlardan kaçmaya başladım,” diye düşünür. Bunun tarihî bir an olduğunu da geçirir aklından, alalede bir yazar köpek romanından başka ne yazabilir ki zaten? Bu bir kriz ânı olmalı diye geçirir içinden. Şimdiye kadar insanlara dürüstlükle sadık kalmıştır. Şimdi yaşamında ilk kez canı artık dürüst olmak ve insanlara sadık kalmak istemez.

Köpek romanı demek! Neden olmasın? diye düşünür kendini kaptırdığı bu yeni saplantının nedenini çözmenin verdiği huzurla; bastonunu sallar, büyük parkın üzerini bir battaniye gibi kaplayan nemli havayı derin derin ciğerlerine çeker, klasik köpek romanlarını, örnek olarak aklına gelen ünlü yazarları sıralar ve bu biraz keyfini kaçırmaya yeter. Belki de köpekler üzerine yazmanın asıl görevlerini savsaklamak olduğunu düşünür. Henüz insanlarla ilgili acilen söylenmesi gereken o kadar çok şey vardır ki… Ama hemen ardından bahaneler arar, yapmayı planladığı şeyi doğrulayacak nedenleri geçirir aklından. “Utanılacak ne var, köpek romanı yazmak bir yazarın pazar mesaisi gibi,” diye düşünür. “Yazar dediğin pazar günü dinlenir, terliklerini giyer, hafif ve kendisini rahatlatacak işlerle uğraşır, radyo dinler ya da köpek romanı yazar. Bir yazarın sadece özel hayatında değil, yazarken de sürekli iki dirhem bir çekirdek dolaşması, her daim trajik pozlara girmesi beklenemez ki! Öyle değil mi?” Bunları ileri sürmek ve ucuz bahaneler üretmek o kadar kolay ki… Düşünceleri bu noktaya ulaştığından, sigarası da artık bittiğinden ve köpeği uzakta sadece bir siluet olarak göründüğünden birden huzursuzlanır. “İnsan durup dururken köpek romanı yazmaz ya da böyle ucuz nedenlere kendini kaptırmaz,” diye düşünür inatla. Dünyada gelecekle ilgili yorumlar yapan ciddi yazarlar, düşünürler var ve onlar diğer yazarları köpek romanıyla değil, daha başka vakur işlerle uğraşmaya teşvik ederler! Bunu düşünür düşünmez utanç duyar. Peygamberlerin buyruklarını ve kılavuzluğunu ne zaman zorunlu bir telkin olarak gördü ki? Ve birdenbire, peygamberlere meydan okurcasına, köpekle derin bir dayanışma kurduğunu hissediyor, az önce siyasi korkaklık yüzünden neredeyse reddettiği bir dayanışma. Evet, şimdi hissettiği bariz bir şekilde köpekle dayanışma duygusu. Bunun bilincine vardığında ve bu düşünce bu şekilde kafasında netleştiğinde biraz rahatlayarak, heyecanla nemli havayı derin derin içine çeker. Köpeğine yönelir, bu esnada açıkça sınav öncesinin karın ağrısıyla karışık heyecanını hisseder. Bu heyecan yazarın yaşama gözlerini diktiği; bir şeyi bilmek, bir şeyi öğrenmek, onu doğrudan ve politika dışında kavrayıp yazmaya niyet etmesiyle ortaya çıkan heyecandır. Evet, belki de bir köpek yardımıyla. İşte, bir yazarın çalışmaya başlamasının öncesinde, karın ağrısıyla karışık duyduğu bu heyecanının diğer adı da ilhamdır. Ama bunun hakkında konuşulmaz. Yazar verilen kararın gerisinde bir nebze utanç olduğunun şimdi farkındadır ama bu işten kaçamayacağını da bilmektedir ve dahası, sadece bu fikrin cazibesine kapılmadığını da kavramıştır çünkü yazma isteğinin ötesinde onu rahat bırakmayan bir tür merak kıpırdanmaktadır, bunun ne olduğunu da iyi bilir: Bu merak ve heyecan yaşamın diğer yüzünü, günlük güneşlik gündüzün gerisinde kalan, gecelerin karanlık ve bulanık karmaşasında olup biteni yakalayabilme heyecanıdır. Hayır, sadece köpek ve insanın saf dostluğu değildir onun bahsetmek istediği. Belli ki bu yeterince heyecan verici bir iş gibi görünmez. Ama köpeğe yeterince dikkatli bakarsa belki insan hakkında da bir sırrı yakalayacaktır. İnsanların paylarına düşen kaderleriyle hiç de mutlu olmadıkları bir zaman diliminde birinin bir köpeği izleyerek insanlar hakkında fikir sahibi olmayı ummasının ne kadar küçük burjuvalara yakışan bir tutum olduğu hakkında peygamberlerin söyleyecek bir şeyleri vardır herhalde. Elini kaldırıp köpeğe bir işaret çakar. Kararlı bir el hareketidir bu. Dört bacaklı evcil hayvanı özgürlüğün kısa dakikaları boyunca giderek hızlanan bir kütleye dönüştüren patlama gücü, o esrarengiz güç, bu el işaretiyle birlikte etkisini yitirmeye başlar. Köpek karşı konulmaz bir çekim gücüne boyun eğerek daireler çizen kütlenin hızını zor da olsa azaltıyor, direnç gösteriyor ve nihayetinde bu komutun gizemli manyetizmasına teslim oluyor. Bir şelale gibi çağlayan devinim yavaşlar. Baştan aşağı ıslak, attığı her adım sanki çok ağırmış gibi zorlanarak sahibinin yanına yaklaşır. Yazara iki adım kala nefes nefese ve bitkinlikle durur. Devinimin verdiği sarhoşluk ve yorgunluk vardır her halinde. Yazar, hayvanın tasmasına kayışını bağlar, omuz silker, evet, bundan bir köpek romanı çıkacaktır!

Birkaç gün boyunca birbirlerini izlerler. Şimdi ilişkilerine bir tür güvensizliğin gölgesi de düşmüştür. Yazar kahramanıyla arasındaki her türlü kişisel ilişkiye son vermeye gayret edecektir. Ama köpeğin bakışları da şüphe dolu ve keyifsizdir. Yazar, “Her şeyi olduğu gibi, yani tarafsız yazmalıyım,” diye düşünür, “tıpkı dünyada izlediğim her şeyi, bir hâkimi, bir kadını, bir rahibi ya da bir askeri yazdığım gibi.” Bu arada aslında yıllar boyunca köpeklere dair çok şey biriktirdiğinin ayrımına varır. Nihayet bir gün telefonun ahizesini kaldırıp yayınevine bir köpek romanı yazmak istediğini söyleyebilecektir, kendini buna hazır hisseder. Telefondaki ses de oldukça kibardır. “Peygamberler bu işe sevinecek,” diye düşünür, kendi kendine ahizeyi yerine koyarken.

Kâğıt ve kalem hazırlar. Köpek ayaklarının dibinde yerini alırken başlığı da karalayıverir: Cave Canem!

Ve başlar: Okur dikkat! Bu bir köpek hikâyesidir.

….

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap AdıCsutora - Şahsiyetli Bir Köpeğin Hikâyesi
  • Sayfa Sayısı184
  • YazarSándor Márai
  • ISBN9789750765995
  • Boyutlar, Kapak12.5 x 19.5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviCan Yayınları / 2025
Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Mumlar Sonuna Kadar Yanar ~ Sándor MáraiMumlar Sonuna Kadar Yanar

    Mumlar Sonuna Kadar Yanar

    Sándor Márai

    “Bu soruyu ancak sen cevaplayabilirsin ve şimdi, bütün bunlar geçip gittiğine göre, aslında cevapladın: Hayatınla. İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.” İkinci...

  2. Eszter’in Mirası ~ Sándor MáraiEszter’in Mirası

    Eszter’in Mirası

    Sándor Márai

    Sevdiği erkeğin yıllar önce kendisini aldatarak kız kardeşiyle evlenmesine göz yuman Eszter, uzak bir akrabasıyla birlikte, sakin bir hayat sürmektedir. Günün birinde eski sevgilisi...

  3. İşin Aslı, Judit ve Sonrası ~ Sándor Máraiİşin Aslı, Judit ve Sonrası

    İşin Aslı, Judit ve Sonrası

    Sándor Márai

    Bir beyefendi, bir hanımefendi ve bir hizmetçi… Macaristan’ın en büyük çağdaş yazarlarından Sándor Márai, sadakat ve yalanı, gerçeği ve arzulananı, toplumsal ilişkilerdeki dürüstlüğü ve...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Karanlığın Yüreği ~ Joseph ConradKaranlığın Yüreği

    Karanlığın Yüreği

    Joseph Conrad

    J. Conrad bu harika ‘küçük’ romanda hayatının sonuna kadar sağlığını olumsuz etkileyecek olan korkunç anıların “yüreği” Kongo’ya yaptığı yolculuğu, Marlow’un ağzından anlatıyor. Conrad’ın farklı...

  2. Kırmızı ve Siyah ~ StendhalKırmızı ve Siyah

    Kırmızı ve Siyah

    Stendhal

    KÜÇÜK ŞEHİR Franche-Comte’nin en şirin kasabası diye adlandırılan Verrieres kırmızı kiremitlerle örtülü sivri çatılara sahip beyaz evleri, dönemeçleri bile gür kestane öbekleriyle kendini hemen...

  3. Şansım Olsaydı ~ Leigh MichaelsŞansım Olsaydı

    Şansım Olsaydı

    Leigh Michaels

    Gün gelir, herkes kendi aşkını yaşar Vikont Ryecroft’un evlendirmesi gereken güzel bir kız kardeşi vardır… ama kız kardeşine Londra’da bir sezon yaşatmak için gerekli...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur