Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Doğadan Sonra
Doğadan Sonra

Doğadan Sonra

W.G. Sebald

W.G. Sebald’in ilk edebî eseri Doğadan Sonra, insanlığın dünyadaki yerini huzursuzca sorgulayan üç erkeğin yaşamı üzerinden ilerler: Büyük Alman Rönesans’ı ressamı Matthias Grünewald, Bering’le…

W.G. Sebald’in ilk edebî eseri Doğadan Sonra, insanlığın dünyadaki yerini huzursuzca sorgulayan üç erkeğin yaşamı üzerinden ilerler: Büyük Alman Rönesans’ı ressamı Matthias Grünewald, Bering’le birlikte Arktik’e yolculuk eden Aydınlanma dönemi botanikçisi ve kâşifi Georg Wilhelm Steller ve yazarın ta kendisi.

Sebald’in ilkel bir şiir olarak nitelediği Doğadan Sonra modern dünyanın karmaşası ve doğa ile insan arasındaki kırılgan ilişkiyi irdeleyen, tarih, doğa ve hafıza üzerine derin bir tefekkür.

“Sebald 21. yüzyılın Joyce’u.”

The Times

***

İçindekiler

Alp Dağları’ndaki Karlar Gibi… …………………………………. 11

Ve Kaldım Böylece Denizin En Ucunda ………………………. 43

Başlayıverir Karanlık Gece ………………………………………… 77

ALP DAĞLARI’NDAKİ KARLAR GİBİ…

“Haydi yürü, isteği aynı ikimizin de:
rehberim, efendim, ustamsın sen
Bunları dedim ona; o yürüyünce,
Sarp, çetin yola girdim ben de.”
Dante, “Cehennem”, II. Kanto1

I
Lindenhardt cemaat kilisesinde, altardaki
oyma figürleri muhafazasına
kilitlemek için kanatları
kapatanlara, sol taraftaki panodan Aziz Georg
yaklaşıverir. Resmin kenarında,
dünyadan bir karış yukarda bulunan
Georgius Miles, o demirden gövdesi
ve yuvarlak göğüs zırhı,
altın kızılı saçları ve gümüşi,
kadınsı yüz hatlarıyla neredeyse
çerçevenin boyunu aşacak gibidir.
Grünewald’ın yüzü
bilinmezken, ressamın hatları
kimi eserlerinde hep yeniden belirir
ve kar mucizesine tanık olan
bir insan figürünün çehresinde,
çöldeki bir münzevinin
ya da Münih’te yaptığı
İsa’nın Alaya Alınışı’ndaki
o empati dolu kişinin yüzünde
seçilebilir. Ressamın yüz hatları
en son Erlangen Kütüphanesi’nin
öğleden sonra ışığında belirir:
kırk ila elli yaşlarındaki bir ressamın
beyaz tebeşirle yapılmış, sonra da
başka bir el tarafından tüy kalem
ve mürekkeple yok edilmiş
otoportresinde. Hepsinde aynı suhulet,
aynı melankolik ağırlık, aynı gözler,
buğulu ve dalgın halde
yalnızlığa doğru yan bakan.

Grünewald’ın yüzü daha sonra,
genç Holbein’in Basel’de yaptığı
taçlı bir azize tablosunda
yeniden ortaya çıkar.
Kitapları faşistler tarafından yakılan
Fraenger, bunların tuhaf biçimde
gizlenmiş birer benzerlik vakası
olduğunu yazar; dediğine göre
bu adamlar sanat eserlerinde kardeşçe
birbirlerine duydukları hayranlığı sergilemiş,
yollarının kesiştiği yerlerde sıkça
birbirinin anıtını dikmiştir sanki.
Bundandır herhalde, benim
yıllar önce bir ocak sabahı
Bamberg Tren İstasyonu’nda
gördüğüm o yaşlıca
adamın, Lindenhardt altarındaki
sağ kanadın ortasından
diğer taraftaki genç adama:
Kolunda kesik başını taşıyan
Aziz Dionysos’a endişeyle bakması.
Grünewald, yaşamın ortasında
kendi ölümünü de beraberinde taşıyan
bu azizi koruyucu olarak seçmiş ve
altardaki resminde bu azize,
Würzburg piskoposunun, yirmi yıl sonra
işkencede ellerini kırdırttığı
Riemenschneider’in çehresini vermiş.
Zaman mefhumundan çok önce,
acılar nüfuz etmiş imgelere.
Bu kuraldan, pek mütevazı

On Dört Yardımcı Havari topluluğuna
kendini dahil eden ressam haberdardır.
Azizlerin her biri:
Blasius, Achaz ve Eustach; Pantaleon,
Aegidius, Cyriacus, Christophorus;
Erasmus ve gerçekten de harika bir
güzelliğe sahip o Aziz Vitus ile horozu –
hepsi, bizim için bilinmez nedenlerle,
başka bir yöne bakıyor.
Öte yandan, sol panonun bir kenarında
Eş biçimli Doğulu yüzleriyle
On dört yardımcının üç azizesi
Barbara, Katerina ve Margaret,
Aziz Georg’un arkasında
kafa kafaya verip erkeklere karşı
bir komplo kuruyor.
Azizelerin de mutsuzluk
kaynağı kendi cinsiyetleri,
Grünewald’ın bizzat yaşadığı üzere
o korkunç cinsiyet ayrımı.
Cyriacus’un, yer darlığı yüzünden değil de
bir amblem taşırcasına
alabildiğine havaya kaldırdığı
kovulmuş şeytan dişil bir varlıktır;
onun kaynağı, Grünewald’ın
daha önce Frankfurt’taki Städel’da
yaptığı bir grisaille’da1
çarpıcı biçimde
göstermiş olduğu gibi,
prenses Artemia’dır, Diocletianus’un kızı,

Cyriacus’un, bir köpek gibi,
tören elbisesinin maniple’siyle 1
kendine bağlayıp
yanında yere diz çöktürdüğü.
İkisinin üzerinde ise, bir meyvesi
böcekler tarafından tamamen
oyulmuş durumdaki
yemiş dolu bir incir ağacının
dalı uzanır öne doğru.

II
Pek az şey bilinmektedir yaşamına dair,
Aschaffenburg’lu Matthias Grünewald’ın.
Joachim von Sandrart’ın, Grünewald hakkındaki ilk kaynak sayılan
1675 tarihli Teutsche Academie’deki ilgili maddesi,
hayatta olup da bu şanlı ressam eline ilişkin
yazılı veya sözlü bilgi verecek hiç kimseyi
bilmediğini dile getirmesiyle başlar.
Sandrart’ın tanıklığına güvenebiliriz çünkü
Würzburg’daki bir müzede duran bir resmi,
onu günümüze dek getirmiştir: Seksen iki yaşında,
zihni alabildiğine açık ve ender rastlanan
berraklıktaki bakışıyla. Onun dediğinden
yola çıkıp, Matthias’ın,
Frankfurt’taki Vaizler Manastırı için
Dürer tarafından tamamlanan
Meryem’in Göğe Kabulü konulu
altar panosunun iki kanadını
açık gri ve siyah bir ışıkla
resimlediği düşünülürse,
1505 civarında hayattaydı demektir.
Sandrart devamında, Matthias’ın
suluboyayla yaptığı İsa’nın Başkalaşımı’nda
garip bir nitelik saptar ve özellikle, tepesinde
korku içinde vecde gelmiş havarilerin, Musa’nın ve İlyas’ın
tezahür ettiği o şaşırtıcı güzellikteki bulutun
tuhaflık bakımından son haddinde olduğuna dikkat çeker.
Daha sonraları için bilinen şeyse, Matthias’ın
Mainz Katedrali’ndeki altara ait üç panonun
hem içini hem dışını yaptığıdır.

Bu panoların birinde,
rehber çocukla birlikte
donmuş Ren Nehri’ni geçerken
iki katilin saldırısına uğrayıp
orada dövülerek öldürülen
kör bir keşiş tasvir edilir.
Ne var ki 1631 veya 32’de bu pano
devam edegelen vahşi savaş sırasında
yerinden sökülüp İsveç’e gönderildikten sonra,
diğer birçok benzer sanat eserinin yanı sıra,
bir gemi kazası sonucu denizin
dibini boylamıştır.
Kendisinin Isenheim kentine gitmediğini
belirtmekle birlikte Sandrart:
Matthias’ın, burada yaptıklarından haberdardır;
gerçek hayatın bile
bundan farklı olamayacağı biçimde gerçekleşmiş
altar işinden ve panoda,
ayrıntılı çalışılmış hayaletlerin eşliğinde
muhtemelen bir Aziz Antonio’nun bulunduğundan.
Bu eserlerin ve de papanın
portesini yapmak için Roma’da olduğu sırada
Sandrart’ın bizzat görüp kesin olarak teyit ettiği gibi,
kenetli ellerle dua eden bir Vaftizci Yahya
portresinin dışında, Aschaffenburg’lu ressamın
hiçbir eseri kaybolmaktan kurtulamamıştır.
Ressamın yaşamına dair bildikleriyse,
onun çoğunlukla Mainz kentinde bulunup
içine kapanık melankolik bir yaşam sürdüğü
ve kötü bir evlilik yaptığıdır.

III
Yahudilere yönelik zulüm, bilindiği gibi, eski
bir geleneğe sahiptir. Frankfurt kentinde de
öyledir. 1240 civarında 173 Yahudinin
kısmen katledildiği, kısmen de kendi isteğiyle
alevlerin içinde öldüğü söylenir.
1349’daysa Flagellant’lar,1
Yahudi mahallesinde büyük bir katliam yapar.
Bu olaya ilişkin kaynaklar
Yahudilerin kendilerini yaktığını,
yangından sonra da katedralin bulunduğu tepeden
ta Sachsenhausen’a kadar her yerin aydınlık olduğunu
bildirir.
Yahudiler, bu olaydan sonra ancak tereddüt içinde
Frankfurt’a dönmüştür.
15. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, uzun süreden beri
zaten ölümle cezalandırılan bir suç olduğu halde,
Hıristiyanlar ve Yahudiler arasında hiçbir tensel bağ
oluşmasın diye Yahudilerin ceketlerine
önceleri sarı bir halka, sonra da elma büyüklüğünde
gri bir daire iliştirmek zorunda olduğunu buyuran
bir kıyafet yönetmeliği yürürlüğe konulur.
Ardından, şehir idaresine ait düzenlemelerin
beraberinde getirdiği kimi reform ve hijyenik hale getirme
çabalarının bir parçası olarak
Yahudiler için, masraflar Frankfurt Sanhedrin’i2
tarafından karşılanması koşuluyla,

….

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Edebiyat Şiir
  • Kitap AdıDoğadan Sonra
  • Sayfa Sayısı112
  • YazarW.G. Sebald
  • ÇevirmenNihat Ülner
  • ISBN9789750766831
  • Boyutlar, Kapak12,5x19,5 cm, Karton
  • YayıneviCan Yayınları / 2026

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Satürn’ün Halkaları ~ W.G. SebaldSatürn’ün Halkaları

    Satürn’ün Halkaları

    W.G. Sebald

    İçimdeki ve çevremdeki boşluk, attığım her adımla birlikte artıyor, sessizlik derinleşiyordu. Satürn’ün Halkaları, W.G. Sebald’in İngiltere’nin doğu kesimindeki Suffolk Kontluğu’nda yürüyerek yaptığı yolculuğun notlarından...

  2. Vertigo ~ W.G. SebaldVertigo

    Vertigo

    W.G. Sebald

    Bu gümbürtüden, arkamızdan gelecek hayat oluşuyorduşu anda ve arkamızdan gelen bu hayat bizi yavaş yavaş yok edecekti, tıpkı bizim, bizden çok önce var olanı...

Aynı Kategoriden

  1. Onun Çölünde ~ Bejan MaturOnun Çölünde

    Onun Çölünde

    Bejan Matur

    Onun çölüne gittim. Konuğum, Duvardaki kan pıhtısında. Onun bulduğu damar beni çağırdı Ve ruhum eski bir kanla yıkandı. Onun çölüne düştüm, oturdum çadırında. Eski...

  2. Henüz Vakit Varken Gülüm – Seçme şiirler ~ Nazım HikmetHenüz Vakit Varken Gülüm – Seçme şiirler

    Henüz Vakit Varken Gülüm – Seçme şiirler

    Nazım Hikmet

    Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter Rıhtımı’nda dayayıp...

  3. Yaz Sinemaları ~ Murathan MunganYaz Sinemaları

    Yaz Sinemaları

    Murathan Mungan

    Murathan Mungan’dan yine okunası şiirler… Yaz Sinemaları, şairin 80’li yıllarda yayımlanmış ilk beş şiir kitabından biri. İki bölümden oluşuyor kitap: “Kısa Metraj Bir Yaz...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    …
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur