Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Ninatta’nın Bileziği
Ninatta’nın Bileziği

Ninatta’nın Bileziği

Ahmet Ümit

Bir Hitit Destanı Anadolu’daki ilk büyük devlet: Hititler. Yeryüzündeki ilk büyük savaş: Kadeş. Kadeş’e giden sevgilisini 3 300 yıldır bekleyen Hititli bir kadın: Ninatta….

Bir Hitit Destanı

Anadolu’daki ilk büyük devlet: Hititler.
Yeryüzündeki ilk büyük savaş: Kadeş.
Kadeş’e giden sevgilisini 3 300 yıldır bekleyen Hititli bir kadın: Ninatta.
Yarıda kalan bir sevda: Ninatta ve Nuvanza…

Ahmet Ümit’ten Yine Çok Farklı, Yine Çok Çarpıcı Bir Epik Roman

***

birinci tablet

Hoş geldin, ey, uzak yolların yolcusu,
ey, güzel haberlerin müjdecisi,
ey omuzlarında yılların bilge yorgunluğunu,
gözlerinde bilinmezin heyecanını taşıyan kişi,
yaşlı ülkeme,
Hattilerin bin Tanrılı toprağına,
güzel Hattuşa’ya hoş geldin…
Hastalanmış mutluluğa,
uzun ömürlü kedere, sona erdireceğin yasıma hoş geldin.
Öksüz sokaklara, kimsesiz meydanlara,
boynu bükük evime, hoş geldin.

Seni bekliyordum.
uzun geceler, uzun günler boyunca,
neşeli baharlar,
doygun yazlar,
yorgun sonbaharlar,
kavruk kışlar boyunca,
uzun, çok uzun yıllar boyunca.
Hoş geldin.

Kaç savaş geçti bu topraklardan, kaç talan,
kaç kral çıktı tahta, kaç kral hükmedemez oldu,
kaç insan öldü, kaç insan doğdu,
kaç ihanet, kaç aşk,
kaç bayram, kaç ayin,
kaç hasat, kaç düğün yaşandı.
Seni bekliyordum,

Tanrılar bizi, Kadeş’te yeryüzünün en korkunç lanetiyle,
savaşla cezalandırmadan.
Seni bekliyordum,
Tanrılar Kadeş’te ölümü ülkeme yoldaş kılmadan.
Seni bekliyordum,
Kadeş’te yeryüzünün en büyük savaşı henüz başlamadan.
Seni bekliyordum,
biricik aşkım Nuvanza, Kadeş’e gitmeden.
Seni bekliyordum,
yiğit Nuvanza Kadeş toprağında kaybolmadan.
Seni bekliyordum,
yas, ihtiyar kadınların yüzlerini gözyaşlarıyla yıkamadan;
ölüm, genç gelinlerin saçlarını zamansız ağartmadan,
savaş, çocukların oyunlarına koyu bir bulut gibi çökmeden.
Seni bekliyordum,
Kral Muvatalli daha savaş emrini vermeden.
Hattuşa boşaltılmadan,
Mısır Kralı Ramses, Kadeş üzerine yürümeden,
askerlerin genç bedenleri savaş meydanında çürümeden.
Seni bekliyordum,
kim olduğunu bilmeden,
ama sana verilen görevi yapacağını adım gibi bilerek.
Seni bekliyordum,
kim olduğunu merak bile etmeden,
ama senden emin olarak.
Seni bekliyordum,
binlerce yıllık özlemimi dindirmen için.
Seni bekliyordum,
Yarım kalmış şarkımı tamamlaman için.
Seni bekliyordum,
biricik aşkım, yiğit Nuvanza ile ruhlarımızı buluşturman için.
Seni bekliyordum,
bana yardım etmen için.
Seni bekliyordum,
Tannlara duyduğum inancı yitirmemek için.
Seni bekliyordum,
kendimi, Kral Tabama soyundan gelen atalarımı,
bir zamanlar Ay Tanrıçası’yla eş tutulan güzelliğimi,
kendi adımı, Ninatta’yı unutmamak için.
Hoş geldin…

Biliyorum ki, duydukların aklını karıştıracak,
biliyorum ki, gözlerin gördüklerine inanamayacak.
Sakın şaşırma,
sakın yolundan dönme.
Beni, karanlıkta gördüğün boş bir suret sanma sakın.
Ben, Panku meclisinin üyesi soylu Maruvaş’ın kızı,
yiğit komutan Nuvanza’nın bahtsız kadını Ninatta’yım.
Seni bekliyordum.
çünkü soylu Nuvanza Kadeş’e doğru yola çıkmadan önce,
savaşın ortasında kayıplara karışmadan önce,
senin geleceğini söyledi.
Seni bekliyordum,
çünkü bunu bana soylu Nuvanza söyledi.
çünkü Nuvanza bunu Göğün Güneş Tanrısı’ndan duydu.
Seni bekliyordum,
çünkü, bunu uykumda bana,
Hâkimem Arinna’nın Güneş Tanrıçası da söyledi.
Göğün Güneş Tanrısı’nın ağzıyla konuşan yiğit Nuvanza
ve Hâkimem Arinna’nın Güneş Tanrıçası bana dedi ki:
Seni mutluluğa kavuşturacak kişi,
yılların ötesinden gelecek.
O, zamanın büyüsüyle yabancı bir ülkeye dönüşmüş olan
bu toprakların insanı olacak.
O, büyük savaşların içinden gelmiş biri olacak.
O, derin acıların,
çığ gibi büyüyen kederlerin,
sel gibi akan gözyaşlarının içinden gelen biri olacak.
O gelecek ve yazdıklarını okuyacak.
O gelecek ve seni anlayacak.
O gelecek ve senin üzerindeki laneti kaldıracak.
O gelecek ve seni, soylu Nuvanza’ya kavuşturacak.
Ona, Göğün Güneş Tanrısı’nın
ve Arinna’nın Güneş Tanrıçası’nın izniyle,
yiğit Nuvanza’nın yaptırdığı on iki bilezik halkasını anlat.
Ona de ki:
O bilezikler ki, sadece ilki bendedir.
Diğerlerinin her biri ayrı bir şehirde,
ayrı bir yerde gömülüdür.
Ona de ki:
Sen, o şehirlere git.
Sen, o bilezikleri topla.
Ona de ki:
Her bilezikte bir sonraki bileziğin nerede olduğu yazılıdır.
Ona de ki:
Sen o bilezikleri toparlarsan,
benim biricik sevgilim, güçlü erkeğim,
Yiğit Nuvanza bana geri dönecek.
Ona de ki:
Bunlar benim değil, Tanrılann dileğidir.
Tanrılann dileğini yerine getirmek;
kurumuş tarlaya su vermek kadar güzel,
aç bir insanı doyurmak kadar iyi,
sevgiliyle diz dize oturmak kadar mutluluk vericidir.
Ona de ki;
Tanrıların dileklerini yerine getirmemek;
tarlayı kurutmak,
yoksulu aç bırakmak,
sevgiliye sırtını dönmek kadar kötüdür.
Eğer sen sevgiliye sırtını dönersen,
Tanrılar da sana sırtını döner.
ve seni lanetler içinde bırakırlar.
Ona de ki:
Sen, beni yiğit Nuvanza’ya kavuştur,
ben de sana mutlu bir ömür dileyeyim.
Çünkü âşıkların dileği kabul olur.

*

ikinci tablet

Ey, bilmediğim bir çağın içinden gelen kişi.
Ey, binlerce yıldır beni pençesinde inleten,
bu büyük laneti kaldırmak için,
tanımadığım ülkelerin, kentlerin içinden gelen kişi.
Sen artık benim ailemden birisin.
Sen benim öz kardeşim,
hiç doğmamış çocuğum gibisin.
Madem ki Ninatta’nın sözlerine inandın,
onun yazdıklarını okumayı sürdürdün.
Madem ki onun acısını dindirmeye karar verdin,
madem ki şefkatli yardım elini uzattın,
artık olanları bilmeye hakkın var.
Ninatta’nın yaşadıklarını,
Kral Muvatalli ve Kral Hattuşili devrinde,
Bin Tanrılı Hatti ülkesinde neler olduğunu öğreneceksin,
merakım gidereceksin.
Mısır Kralı Ramses’in tutkusunu öğreneceksin,
merakını gidereceksin.
Ninatta’nın Nuvanza’ya duyduğu büyük aşkı,
başımıza gelen belaları,
istemeden söndürdüğümüz yaşamları,
bizi lanetlerle ayırmaya çalışan zalim Tanrıları öğreneceksin,
merakını gidereceksin.

Ama dur bekle, acele etme.
Dağların doruklarında görünmeden önce,
yıldızların tek tek sönmesini bekleyen güneş gibi sabırlı ol.
Sadık yazmanıma yazdırdığım her sözcüğü dikkatle oku.
Dikkatle ve yüksek sesle oku.
Sesi duy ve anlamını hisset.
Ben de, görünmek için zamanın gelmesini bekleyen ay gibi
sabırla, her bir sözcüğü düşünerek, seçerek yazdıracağım.
Ama öyküme başlamak için,
ilk sözcüğü bulmakta hiç güçlük çekmeyeceğim.
Çünkü, her gün defalarca mırıldandığım
o sözcük, işte kendiliğinden dökülüyor ağzımdan:
Nuvanza.

Sana önce Nuvanza’yı anlatacağım.
Nuvanza olmasaydı,
ne doğan güneşin, ne yağan yağmurun,
ne tohumun, ne toprağın, ne meyveye durmuş ağacın,
ne de güzel Hattuşa’nın anlamı olurdu.
Nuvanza olmasaydı,
gelin, gelin olmazdı, damat da damat.
kral hükmünü yitirirdi, kraliçe sıradan bir kadın olurdu.
Nuvanza olmasaydı,
damarlarımızdaki kan akmaz, çiçek açmaz,
mucize yavan bir gerçeğe dönüşür,
heyecan, susuz kalmış bir çiçek gibi birden sönerdi.

Sana, Nuvanza’yı anlatacağım.
Soylu erkeğim, gözlerimin ışığı, dizlerimin dermanı,
kalbimin umudu, tenimin sırdaşı, biricik aşkım Nuvanza’yı.

Nuvanza’yı gördüğümde,
onu daha önce de görmüştüm…
Ama onu ilk gördüğüm an, onu sevdiğim andı.
Nuvanza’yı gördüğümde küçüktüm,
küçüktüm, Hattuşa’dan, erkeklerden,
kendimden habersiz küçük bir kızdım.
Onu gördüm,
erkekleri bilmeye başladım.
Onu gördüm,
kendimi bilmeye başladım.
Onu gördüm,
hayatı bilmeye başladım.
Onu gördüm ve istedim.
Ben hiçbir şeyi bu kadar çok istemedim.
Ben istediğim hiçbir şeyi bu kadar çok sevmedim.
Onu gördüm, onu sevdim, onu istedim.
Ben, onu ilk kez bir meyve bahçesinde gördüm.
Bahçede büyük ağaçlar vardı,
ağaçların dallarında olgun meyveler vardı.
Meyveler ağaç dallarını yere eğiyordu.
Ben bahçedeydim.
yanımda saray başyazmanı soylu Zuvappiş’in oğlu,
benim çocukluk arkadaşım, talihsiz ınara vardı.
Ben bahçedeydim,
kendimden habersizdim.
Bahçede oyun vardı. Bahçede neşe vardı.
Nuvanza o bahçeye geldi.
Yanında soylu babam Maruvaş’la geldi,
yanında karısı Manni’yle geldi.
Nuvanza o zamanlar Manni’yle evliydi.
Ama sevgim o kadar büyüktü ki, ben onu yine de istedim.
O benden habersizdi.
O benim sevgimden habersizdi.
Ama biliyordum:
Beni görecekti,
beni sevecekti,
beni isteyecekti. …

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

“Ninatta’nın Bileziği” için bir yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yerli)
  • Kitap AdıNinatta'nın Bileziği
  • Sayfa Sayısı112
  • YazarAhmet Ümit
  • ISBN9759917883
  • Boyutlar, Kapak13,5x19,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviDoğan Kitap / 2010
Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Kukla ~ Ahmet ÜmitKukla

    Kukla

    Ahmet Ümit

    “Kukla, Türkiye’de bu türde yayımlanan romanlar içinde; gerek işlenişi, gerek kurgusu, gerek kişiliklerin yaratılması, gerekse de Türkçesinin güzelliğiyle birinci sınıf bir yapıt değerlendirmesini hak...

  2. Masal Masal İçinde ~ Ahmet ÜmitMasal Masal İçinde

    Masal Masal İçinde

    Ahmet Ümit

    “Masal Masal İçinde” Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde, bir varmış bir yokmuş… Şapkacı’nın büyük bahtsızlığından nefsine...

  3. Beyoğlu’nun En Güzel Abisi ~ Ahmet ÜmitBeyoğlu’nun En Güzel Abisi

    Beyoğlu’nun En Güzel Abisi

    Ahmet Ümit

    Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet… Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Fantom Etkisi / Doğa Dönüyor ~ Selin SolarisFantom Etkisi / Doğa Dönüyor

    Fantom Etkisi / Doğa Dönüyor

    Selin Solaris

    Piyanonun, ruhu dansa iteleyen notaları bir ipe sıralanmış gibi havaya karıştı. Sihirli bir parmak tuşlara can üflüyor, kaçkın notaları dize getiriyordu. Müphem çevremde bir...

  2. Mabet ~ Doruk AteşMabet

    Mabet

    Doruk Ateş

    "Gerçeği bulmak istiyorsan, inanman gerekir..." Yüzyılın arkeolojik buluntusu Hekatomnos anıt mezarında kazı çalışmaları devam etmektedir. Arkeolog Yasemin bu kutsal alanda sadece Karya Uygarlığı'nın tarihini değil, ailesini de aramaktadır. Bu arayışın hayatına köstek vurduğunu, artık ailesini aramaktan vazgeçip yeni bir yaşam kurması gerektiğinin farkındadır. Bir gece kazı alanına bırakılan cesetle kendini bildi bileli gördüğü sanrıları şiddetlenir.

  3. Hayme Ana ~ Devrim AltayHayme Ana

    Hayme Ana

    Devrim Altay

    Hayme Ana, üç kıta yedi iklime 700 yıl boyunca hakim olmuş bir Türk devletinin kurucusu olan ertuğrul gazi’nin annesi, Osman Gazi’nin babaannesidir. Türk tarihinin...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur