Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

11 Yaş Günü
11 Yaş Günü

11 Yaş Günü

Wendy Mass

O gün Amanda’nın 11. yaş günüydü ve Amanda çok heyecanlıydı. Ama daha en başından gece ters başladı ve garip bir şekilde devam etti. Doğum…

O gün Amanda’nın 11. yaş günüydü ve Amanda çok heyecanlıydı. Ama daha en başından gece ters başladı ve garip bir şekilde devam etti. Doğum günü gecesini arkasında bırakıp sabah mutlu bir güne başladığını sandı, ama gerçekten öyle miydi? Doğum günü kendini tekrar ediyor gibiydi. Bu işte bir terslik yok muydu? Bunu nasıl düzeltebilirdi? Bunu sadece zaman, arkadaşlık ve biraz da şansı gösterecek…

“Sağlam karakter portrelerinden, yazı dilinin berraklığı ve yaratıcılığına kadar, bu roman orta direk ailelere ve okulla ilgili konulara yeni bir bakış açısı sunmaktadır.”
Booklist

“Amanda’nın sonradan kazandığı özgüveni okurların dikkatini çekecek.”
Publishers Weekly

BİRİNCİ BÖLÜM


11 YIL ÖNCE
WILLOW FALLS DOĞUM MERKEZİ’NDE

Angelina D’Angelo hakkında söylenebilecek en tuhaf şey, onun Willow Falls’ta oturmadığı bir dönemi kimsenin hatırlamamasıdır. Kasabanın en ihtiyar adamı Bucky Whitehead, Angelina’nın, KENDİSİ daha küçük bir çocukken bile yaşlı bir kadın olduğuna yemin eder. Ama bu konu hakkında bir soru sorulduğunda Angelina sadece gülümsemekle yetinir. Zaten soruyu soran kişinin gözü hemen yaşlı kadının yanağındaki ördek şeklindeki doğum lekesine takıldığından, sonunda ne sorduğunu da unutup, yürüyüp gider. Ufak tefek ve çevik Angelina, o gün her zamankinden de hızlı hareket ediyordu; çünkü o gün, büyük gündü. Angelina o günü gerçekten de ÇOK uzun bir zamandır bekliyordu. Gönüllü olarak çalıştığını belirten yaka kartını güzelce cebine iliştirerek, Willow Falls Doğum Merkezi’nin koridorlarında ilerledi ve sonunda, çocuk odasının görüldüğü pencerenin önünde durdu. Ellerini soğuk cama yasladı ve tam aradığı gibi iki tanesini bulana dek, yeni doğan bebeklerin yüzlerine teker teker baktı.

Önce oğlanı gördü. Al al olmuş yanaklar, bir tutam siyah saç, yumru yumru eller… Yandaki beşikte ise kız yatıyordu. Başında incecik sarı tüyler ve dudaklarında tatlı mı tatlı bir gülümsemeyle. Angelina kızın sadece gazı olduğu için böyle göründüğünü biliyordu, yine de gülümsemesinden etkilendi. Tam da ihtiyacı olan şeydi bu. Geri çekildi ve beklemeye koyuldu. Birkaç dakika sonra, farklı yönlerden gelen yorgun ama mutlu iki baba, tekerlekli sandalyedeki iki anneyi oda penceresinin önüne kadar götürdü. İki kadından genç ve esmer olanı, kıvırcık saçlarını gevşek bir biçimde at kuyruğu yapmıştı. Sarışın olanının ise modaya uygun, şık bir saç kesimi vardı ve hastane geceliğinin yerine şık bir elbiseyi çoktan giymişti bile. Erkekler birbirlerine kibarca selam verdiler. Kimse Angelina’yı fark etmiş görünmüyordu. Bu onun uzmanlık alanıydı zaten. Angelina oda dekorunun bir parçası olmuştu sanki.

“Sizinki hangisi?” diye sordu, esmer kadın. “Şuradaki,” dedi sarışın olan, sımsıkı kapalı gözlerini ovuşturmakta olan kızı işaret ederek. “İkinci çocuğumuz. Evde iki yaşında bir bebeğimiz daha var.” Esmer kadın gülümsedi. “Çok tatlı bir şey.” Sonra mutlu mesut bir hâlde parmağını emmekte olan oğlanı gösterdi. “Bu da bizimki. İlk göz ağrımız. Ama daha bir sürü çocuk yapmak istiyoruz, değil mi tatlım?” Kocasının eline uzandı ve hafifçe sıktı. “Önce bununla nasıl başa çıkacağımızı bir görelim, gerisine sonra bakarız,” dedi kocası, nazikçe gülerek. “İsimlerinin ne olacağına karar verdiniz mi?” diye soran yumuşak, güçlü bir ses duyuldu arkalardan. Başlarını çevirip Angelina’yı gördüklerinde, dördü de şaşkınlık içinde bakakaldılar. Koridorda yalnız olduklarını sanıyorlardı.

“Leo,” dedi oğlanın annesi, “kocamın büyük büyük büyükbabası Leonard Fitzpatrick’in ismiydi.” “Çok komik,” dedi kızın annesi, “biz de kocamın büyük büyük büyükannesi Amanda Ellerby’in ismini, Amanda’yı düşünüyorduk.” Erkekler aniden, sanki çocukken birilerinin onlara okuduğu hikâye kitabından bir şeyler hatırlamışçasına, rahatsız bir duyguya kapıldılar. Fakat yaşlı kadın tekrar konuşmaya başlar başlamaz bu duyguyu üzerlerinden silkeleyip attılar. “Aynı gün dünyaya gelmiş olmak çok özel bir şeydir. Ben, Amanda ve Leo’nun çok yakın iki arkadaş olacaklarına inanıyorum.” Angelina, bunu söylerken kendinden çok emin görünüyordu.

“Yaş günlerini her yıl beraber kutlamak isteyeceğinize eminim. Öyle değil mi?” “Eh, tabii,” diyerek söz verdi anneler. Birbirlerine zarifçe gülümsediler, fakat ikisi de verdikleri sözde ciddi değildi. “Çok yerinde bir karar verdiniz,” diyerek başını salladı Angelina. “Tüm iyi dileklerim sizinle olacak.” Bir dakika sonra, koridorda geldiği yöne doğru ilerleyerek gözden kayboldu. “Ne kadar da tuhaf,” dedi Amanda’nın babası. “Angelina garip bir kadındır,” diye karşılık verdi, Leo’nun babası. “Tabii bunu siz de biliyorsunuzdur. O, hep Willow Falls’ta yaşadı.” Amanda’nın annesi ve babası başlarını ‘hayır’ anlamında salladılar. “Biz kasabaya yalnızca birkaç ay önce taşındık,” dedi annesi. “Eskiden, ailem bu kasabada yaşardı,” diye ekledi babası. “Ama ben doğmadan önce bizimkiler buradan taşınmışlar. Yani burada kimseyi tanımıyoruz henüz.”

Bunu izleyen beş dakika boyunca iki aile, birbirlerine güzel önerilerde bulundu. En iyi pizza nerede yenir, bebek bezleri en ucuza nereden bulunur gibi. Ayrıldıklarında, iki taraf da birbirini bir daha göreceğini düşünmüyordu. Ama yanılıyorlardı.

İKİNCİ BÖLÜM


10 YIL ÖNCE – BAY MCALLISTER’İN BÜYÜLÜ ŞATO
YAŞ GÜNÜ PARTİSİ SARAYI’NDA

Amanda, odanın yarısını kaplayan beyaz şişme şatoya doğru emekledi ve şatoyu parmaklarıyla dürtükledi. Kıkırdadı ve yeniden dürtükledi. Burası çok hoşuna gitmişti. Her yer pasta kokuyordu. Etrafına bakınarak annesiyle babasını aradı. Babası, ablası Kylie’yi kocaman, peluş bir midilliye bindirmeye çalışıyordu. Annesi ise tezgâhın arkasında duran ve kenarları sarkık, komik bir şapka takmış olan adamla konuşmaktaydı. “Yaş günü odasını paylaşmak zorundasınız da ne demek oluyor?” dedi Amanda’nın annesi. “Lütfen tekrar bakın. Ben kızımın yaş günü partisi için aylar öncesinden yer ayırtmıştım.” Adam başını hayır anlamında salladı. “Üzgünüm, hanımefendi. Böyle hatalar olur. Ama odamız gerçekten de çok büyüktür, başka bir parti daha olduğunu hiç fark etmeyebilirsiniz bile.” Amanda’nın annesi içini çekti ve bakımlı tırnaklarını birkaç kez tezgâhın üzerine vurdu. “Peki. Öteki partiyi kim veriyor?” Adam, çın çın öten ziller eşliğinde açılan kapıyı işaret ederek, “İşte geldiler,” dedi.

Uzun etek giymiş esmer bir kadın kapıdan içeriye süzüldü. Kucağındaki küçük oğlan, mor renkli oyuncak ayısına sıkı sıkı sarılmıştı. Amanda hem çocuğu hem de ayısını daha iyi görebilmek için başını kaldırdı. Çocuk huysuzlanınca annesi onu yere bıraktı ve tezgâha yöneldi. Amanda’nın annesinin kaşları şaşkınlıkla yukarıya kalktı: “Siz misiniz?” “Siz misiniz?” diyerek tekrar etti çocuğun annesi, yüzünde kadını tanıdığını belli eden bir gülümseme belirdi. Gülüştüler. “Bu küçük Leo mu?” diye sordu Amanda’nın annesi, şatoya doğru emeklemekte olan çocuğu işaret ederek. Kadın başını salladı ve gözleri odada Amanda’yı aradı. “Bu küçük sevimli kız da Amanda olmalı,” dedi sonunda. Amanda’nın annesi başını salladı. Birbirlerine baktılar ve tekrar gülüşmeye koyuldular.

“Sonuçta, yaş günlerini beraber kutlayacağız, anlaşılan!” dedi Leo’nun annesi, anlamlı bir gülümsemeyle. “Gerçekten de öyle görünüyor,” dedi Amanda’nın annesi. Leo, Amanda’ya doğru emeklerken ayısını da yerlerde sürüklüyordu. Amanda çocuğu ilgiyle izledi. Annesi oyuncaklarını evden dışarıya çıkarmasına asla izin vermezdi. Dışarısı mikrop doluydu. Amanda mikrobun ne olduğunu bilmiyordu tabii, bildiği tek şey, onları ağza sokmanın hiç de iyi bir şey olmadığıydı. Leo şatoya ulaşmayı başardığında, iki çocuk gözlerini birbirlerine dikip bakıştılar. Amanda parkta ve masal saatlerinde kütüphanede, başka bebeklerin arasında olmaya alışkındı, ama çoğunlukla onlardan uzak dururdu. Nedenini açıklayamasa da Leo’da farklı bir şeyler olduğunu seziyordu.

Amanda elini uzattı ve oğlanın buklelerinden birini çekiştirdi. Çocuk güldü ve Amanda’ya ayısını verdi. Amanda daha önce ablasının onunla bir oyuncağını paylaştığına şahit olmamıştı hiç. Ayıyı dikkatli bir biçimde aldı. Anneleri başlarına üşüşene dek orada öylece oturup birbirlerine baktılar. Annelerinin yanından ise ancak pasta yendikten ve şarkılar söylendikten sonra kaçabildiler. Birbirlerine doğru emeklediler ve çok önceden aralarında anlaşmışlar gibi, yere bastırdıkları minik ellerinden güç alarak, aynı anda ayağa kalktılar. Anne babaları ve partinin diğer konukları, ilk adımlarını atmakta olan bu bebekleri neşe içinde izledi. Tabii bebekler sonunda birbirleriyle çarpıştılar ve yere düşüp, katıla katıla gülmeye başladılar. Dışarıda ufak tefek, yaşlı bir kadın pencerede durmuş, onları izliyordu. Büyülü Şato Yaş Günü Sarayı’nın sahibi Bay McAllister, tezgâhın arkasından kadına göz kırptı. Yaşlı kadın memnuniyetle, çabucak başını salladı ve oradan uzaklaştı. Evet, her şey tam da istediği gibiydi.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap Adı11 Yaş Günü
  • Sayfa Sayısı216
  • YazarWendy Mass
  • ISBN9786052853214
  • Boyutlar, Kapak13,5x19,5, Karton Kapak
  • YayıneviTudem Yayınevi /

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Sonunda 12 Yaş ~ Wendy MassSonunda 12 Yaş

    Sonunda 12 Yaş

    Wendy Mass

    Büyümek dedikleri bu ol(ma)sa gerek! 11 Yaş Günü kitabıyla tanıdığımız Wendy Mass, Sonunda 12 Yaş’ta, yine Willow Falls kasabasında geçen ama tamamen farklı karakterlerle ilerleyen, eğlenceli, matrak,...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

  1. Söylemeyeceğine Söz Ver ~ Jennifer McMahonSöylemeyeceğine Söz Ver

    Söylemeyeceğine Söz Ver

    Jennifer McMahon

    Bu unutulmaz güzellikteki romanda, bir kadının geçmişi ve geleceği karşı karşıya gelerek beklenmedik sonuçlara yol açıyor. Kırk bir yaşındaki okul hemşiresi, Alzheimer hastası olan...

  2. Faust ~ Johann Wolfgang GoetheFaust

    Faust

    Johann Wolfgang Goethe

    Faust, yaşadığı çağın bütün bilimlerini öğrenmeye çalışan, bilgi ihtirası içinde kıvranan karamsar bir kişidir. Nefsiyle onca uğraşmasına rağmen mutluluğu bulamamış olmanın ıstırabıyla kavrulmaktadır. Şeytanı...

  3. Mutluluk Böyle Bir Şey ~ Jennifer E. SmithMutluluk Böyle Bir Şey

    Mutluluk Böyle Bir Şey

    Jennifer E. Smith

    Var olduğuna inanırsan, aradığın şeyi bulabilirsin. G: Mutluluk nasıl bir şey? E: Limanın üzerinden doğan güneş gibi. Sıcak bir günde yenen bir dondurma, sokağın...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur