Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Büyük Dörtler
Büyük Dörtler

Büyük Dörtler

Agatha Christie

Poirot’nun yatak odasının kapısında toza toprağa bulanmış bir adam durmaktadır. Zavallı adam Poirot’ya boş boş bakıp yere yığılır. Bir anda neye uğradığını anlamayan yaşlı…

Poirot’nun yatak odasının kapısında toza toprağa bulanmış bir adam durmaktadır. Zavallı adam Poirot’ya boş boş bakıp yere yığılır.
Bir anda neye uğradığını anlamayan yaşlı dedektif pek çok bilinmezin ortasında kalakalmıştır.

Bu adam kimdir? Şok mu geçirmektedir? Dahası, bir kâğıt parçasına defalarca karalanmış 4 rakamının bir anlamı var mıdır?

Poirot farkında olmadan uluslararası bir entrikanın içine dalmıştır ve 4 rakamının sırrı tüm bilinmezlerin cevabı olacaktır.
BÖLÜM 1 Beklenmedik Konuk
Sandalyelerinde rahat rahat oturup nehri geçmekten keyif alan insanlarla tanıştım. Vapurun limana demir atmasını bekleyip sonra sakin sakin eşyalarını toplayarak vapurdan indiler. Ben bunu asla yapamam. Gemiye bindiğim andan itibaren inmek için yeterli zamanımın olmadığını düşünürüm. Valizlerimi bir yere bırakıp bir şeyler yemek için aşağı indiğimdeyse alelacele yemeğimi bitirmeye çalışırım. Çünkü ben aşağıdayken geminin limana varacağını düşünürüm hep. Belki de bunlar savaşın bıraktığı izlerdir. Ateş hattına yakın bir yerin güvenliği gibi önemli bir durum söz konusu olduğunda hayatımın çok kıymetli üç beş gününü kaybetmemek için gemiden inen ilk kişi olmak zorundaydım.
O temmuz sabahı küpeşteye dayanmış, Dover’in sarp beyaz kayalıklarının gitgide daha belirgin bir hal almalarını seyrediyordum. Şezlonglarında rahat rahat oturan yolcular bende hayret uyandırıyordu. Vatanlarının ufukta belirişini görmek için başlarını bile kaldırmıyorlardı. Ama belki de onların durumu benimkinden farklıydı. Herhalde bu yolculardan çoğu hafta sonunu geçirmek için İngiltere’den Paris’e gitmişlerdi.

Londra’ya erişince bavullarımı bir otele bırakarak doğru o eski adrese gittim. Ne acı hatıralar canlandı gözümde! Eski ev sahibemi görmek için sabırsızlanıyordum. Merdivenleri ikişer ikişer çıkarak dairenin kapısına vurdum.
O tanıdık ses İçeriden, “Giriniz!” diye seslendi.
Hızla içeri girdim. Poirot odanın ortasında duruyordu. Elinde ufak bir bavul vardı. Beni görünce bunu büyük bir gürültüyle yere düşürdü. “Mon ami. Hasiings!” diye bağırdı. “Monami, Hastings.” Sonra yaklaşarak beni kucakladı.
Ondan sonra heyecanla konuşmaya çalışarak, anlaşılmaz şeyler söyledik. Bağırmalar, heyecanlı sorular, yarım kalan cevaplar, karımın yolladığı haberler, yolculuk nedenlerim bunların hepsi birbirine karıştı.
Biraz sakinleştikten sonra, “Herhalde eski odamda başka biri kalıyor artık,” dedim. “Yoksa burda yine seninle beraber oturmayı isterdim.”
Poirot’nun yüzündeki ifade şaşılacak bir hızla değişti. ‘Tanrım! Ne aksi bîr rastlantı bu! Etrafına bir bak, dostum.”
ilk defa o zaman odanın halini fark ettim. Bir duvarın önünde eski çağlardan kalma koskocaman bir sandık duruyordu. Bunun yakınına bir sürü bavul, boy sırasına göre dikkatle sıraya dizilmişti. Durum açıktı.
“Gidiyor musun?”
“Evet.”
“Güney Amerika’ya.” “Ne?”
“Evet. ne gülünç değil mi? Rio’ya gidiyorum. Ve her gün kendi kendime, ‘Mektuplarımda bundan Haslings’e hiç söz etmedim’,
diyordum. Ah, o beni gördüğü zaman ne kadar şaşıracak!” “Ne zaman gidiyorsun?” Poirot saatine baktı. “Bir saat sonra.”
“Hani her zaman hiçbir şeyin seni uzun bir deniz yolculuğu yapmaya ikna edemeyeceğini söylerdin.”
Poirot gözlerini kapayarak titredi. “Bana bundan söz etme. dostum. Doktorum, böyle bir yolculuğun insanı öldürmeyeceğini kesinlikle söyledi. Zaten bir defa çıkacağım bu yolculuğa. Anlıyor musun? Bir daha da dönmeyeceğim.” Beni iterek bir koltuğa oturttu. “Sana bu işin nasıl olduğunu anlatacağım. Dünyanın en zengin adamının kim olduğunu biliyor musun? Rockefeler’dan daha zengin olan o adamın adını duydun mu? Abe Ryland bu,” “Amerikalı Sabun Kralı’nı mı kastediyorsun?” “Evet. Ryland’ın sekreterlerinden biri bana geldi. Rio’daki bir kumpanyada bazı acayip şeyler oluyormuş. Ryland’ın sekreteri durumu yerinde incelememi istediklerini söyledi. Ben buna razı olmadım. Bana bütün gerçekleri açıkladığı takdirde kendisine bir uzman olarak fikrimi bildireceğimi söyledim. Ama bunu yapamayacağını anlattı. Ancak Rio’ya gittiğim takdirde bana olayla ilgili bilgileri açıklayabileceklerdi. Normal bir durumda artık ben bu konuya kapanmış gözüyle bakardım. Hercule Poirot’ya emretmek büyük bir küstahlıktır. Ama bana teklif ettikleri ücret öyle yüksekti ki. hayalımda ilk defa sadece para yüzünden bir olaya karşı ilgi duydum, Bana vermek istedikleri bir servetti! İşin ikinci ilgi çekici yanı ise. sen dostum. Şu son bir buçuk yıl çok yalnız hissettim kendimi. Kendi kendime. ‘Neden oraya gitmeyeyim?’ dedim. ‘Durmadan budalaca sorunları çözümlemekten bıktım usandım. Yeleri kadar Ün kazandım. Bu parayı alır ve eski arkadaşımın yakınında bir yere yerleşirim.’”
Poirot’nun sevgisinin bu kanıtı beni çok etkiledi. Arkadaşım sözlerini sürdürdü. “Bu yüzden teklifi kabul ettim. Ve bir saat sonra yola çıkmam da gerekiyor. Bu da kaderin cilvelerinden biri, öyle değil mi? Ama sana şunu da itiraf edeceğim, Hastings. Eğer teklif edilen para o kadar fazla olmasaydı belki de hemen karar veremezdim. Çünkü son zamanlarda kendimce bir araştırmaya başlamıştım. Şimdi söyle bana. ‘Büyük Dörtler’ sözleri sana ne ifade ediyor?”
“Bu Versailles Konferansı ‘nda ortaya çıkmış, dört büyük devletle ilgili bir terim sanırım. Sonra film dünyasının da ünlü dört büyüğü var. Daha Önemsiz kimseler de bu deyimi kullanıyor.”
Poirot düşünceli bir şekilde, “Anlıyorum,” dedi. “Bu sözleri belirli bazı durumlarla ilgili olarak duydum. Yukardaki tanımlamaların hiçbiri de bunlara uymuyor. Yanılmıyorsam; bu Büyük Dörtler sözleriyle milletlerarası bir grup kastediliyor. Yalnız…” Durakladı.
“Yalnız ne?” diye sordum.
“Ama bence bu çok güçlü bir grup… Daha doğrusu ben öyle düşünüyorum. Ah, neyse, eşyalarımı toplama işini bitirmeliyim. Zaman geçiyor.”
“Gitme,” diye rica ettim. “Yerini iptal ettir. Seninle aynı gemiye bineriz.”
Poirot. bana sert sert baktı. “Ah, sen durumu anlamıyorsun. Ben söz verdim. Hercule Poirot’nun sözü bu. Beni artık burda sadece bir ölüm kalım meselesi tutabilir.”
Üzüntüyle. “Böyle bir şey olacağı da yok,” diye mırıldandım. “Ama belki de on ikiye beş kala kapı açılır ve beklenmedik konuk gelir.” Bu bayatlamış sözleri tekrarlarken hafifçe gülüyordum.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap AdıBüyük Dörtler
  • Sayfa Sayısı222
  • YazarAgatha Christie
  • ISBN9752105068
  • Boyutlar, Kapak 13,5x19,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviAltın Kitaplar / 2007

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Noelde Cinayet ~ Agatha ChristieNoelde Cinayet

    Noelde Cinayet

    Agatha Christie

    Stephen peronda hızlı adımlarla ilerlerken, paltosunun yakasını kaldırdı. Hafif bir sis yüzünden istasyon yarı aydınlıktı. Dev lokomotiflerden çıkan buharlar soğuk havada küçük birer bulut...

  2. Üç Yanlış Üç Ceset ~ Agatha ChristieÜç Yanlış Üç Ceset

    Üç Yanlış Üç Ceset

    Agatha Christie

    Öğrencilerin kaldığı bir pansiyonda patlak veren hırsızlık olayı Hercule Poirot için hiç de ilgi çekici bir durum değildir. Başlangıçta basit bir hırsızlık gibi görünen...

  3. Ölüm Çığlığı ~ Agatha ChristieÖlüm Çığlığı

    Ölüm Çığlığı

    Agatha Christie

    Miss Jane Marple ilk kez bu romanda okur karşısına çıkıyor. Albay Protheroe öldürülüyor. Köy halkı buna şaşırıyor fakat içlerinde Protheroe´nun ölmesini isteyen bir çok kişi var. Cinayeti Jane Marple çözüyor.

Aynı Kategoriden

  1. Aşık Melekler ~ Tara HylandAşık Melekler

    Aşık Melekler

    Tara Hyland

    1958 yılının bir aralık akşamı. Sisters of Charity Yetimhanesi’ne bir kız bebek bırakılır. Bebeğin nereden geldiğini ve kim olduğunu kimse bilmemektedir. Bu olaydan bir...

  2. Kamelyalı Kadın ~ Alexandre DumasKamelyalı Kadın

    Kamelyalı Kadın

    Alexandre Dumas

    Gerçek bir aşkın dokunaklı ve yürek burkucu hikâyesi… Hukukçu Mösyö Armand Duval’in yolu bir gün kamelya çiçekleriyle ünlenmiş Matmazel Marguerite Gautier ile kesişir. Armand’ın...

  3. Harmattan ~ Gavin WestonHarmattan

    Harmattan

    Gavin Weston

    Gençlik yıllarında Batı Afrika’da öğretmenlik yapan Gavin Weston’un Nijer’de geçirdiği günlerden esinlenerek kaleme aldığı Harmattan’da küçük bir kız çocuğunun büyüme sancılarını anlatılıyor. Ve tabii...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    …
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur