Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Cin Aynası
Cin Aynası

Cin Aynası

Ercan Kesal

“‘Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünya’da yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama…

“‘Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünya’da yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız.
(…)

Galeano’dan ilham alırsam; birlikte kurtulmak için ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim için yazıyorum. Kederlerimi, iç sıkıntılarımı ve başkalarında da fark ettiğim acıları anlatmak için yazıyorum. Kendime acı vereni açıklamak, içimde büyüyen sevinci ve coşkuyu da hemen paylaşmak için yazıyorum.
(…)

Sokaktan duyduğum cümleleri ‘cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden asıl sahiplerine gönderdiğimde’ onlardan gelecek işaretin merakıyla yazıyorum.”

Ercan Kesal “kendi kendimizle derdimizin” sır kâtipliğini yapıyor. Peri Gazozu kitabının izinde, insan halleri üzerine sohbet ediyor okuruyla. Ahlâkın “utanmayı bilmek” demek olduğunu bilerek, “çocuk aklının” safiyetini severek, rüyalarını kalbine sorarak…

Ölüm, zulüm, acı, kötülük üzerine… Direnmek, insan onuru, devrimci inat üzerine… “Adamı adam eden analar” üzerine… İyilik, güzellik, çocuklar, insanlık ve sinema üzerine yazılar. Kederli ve yine de ümitli.

İÇİNDEKİLER

Girizgâh…………………………………………………………………………………………………………………………9
VAR GİT ÖLÜM………………………………………………………………………………………………………13
Beni Öldürdüler Kardeşim………………………………………………………………………………..15
Ahlâk Utanmayı Bilmektir……………………………………………………………………………….21
Ayazmanın Yılanı…………………………………………………………………………………………………..27
Çocuk Faşizmi Yanağında Tanır!…………………………………………………………………33
Çocuklara Kıymayın Efendiler……………………………………………………………………….39
İyi Süt, Kötü Süt ……………………………………………………………………………………………………45
Kalplerimiz Mezar Yeri……………………………………………………………………………………..51
Kuşak…………………………………………………………………………………………………………………………….55
Dünyanın Sonu…………………………………………………………………………………………………………61
Linç…………………………………………………………………………………………………………………………………67
Ne Düşürür Ateşimizi? ……………………………………………………………………………………….73
Roboski’nin Katırları, Şahitlerimiz…………………………………………………………….79
Sustuğumuz Yerden Kanıyoruz ……………………………………………………………………..85
Tanık ……………………………………………………………………………………………………………………………..91
Yalnız Kuşun Yazgısı…………………………………………………………………………………………..97
Ölümüne Seversen Ölürsün……………………………………………………………………………. 103
PROMETHEUS’TAN BUGÜNE……………………………………………………………………. 109
Genç Ölmek…………………………………………………………………………………………………………….. 111
Dersimiz Faşizm, Günlerden Gezi…………………………………………………………….. 117
Kesmik Buğday…………………………………………………………………………………………………….. 123
Evet, Ne Çıkar Siz Bizi Anlamasanız da?…………………………………………… 127
Ölüm Ölür, Biz Ölmeyiz…………………………………………………………………………………… 133
ANALARDIR ADAM EDEN ADAMI…………………………………………………………. 139
Anne, Kalk Eve Gidelim…………………………………………………………………………………. 141
Bize Nasip Değil, Ecelnen Ölmek……………………………………………………………… 147
Biri Konuşunca Aydınlık Oluyor………………………………………………………………… 153
Camekândaki Çocuklar……………………………………………………………………………………. 159
Analardır Adam Eden Adamı ……………………………………………………………………… 165
Yollara Atılan Taşlar Bahane …………………………………………………………………….. 169
IŞIKLA KARANLIK ARASINDA…………………………………………………………………… 175
Cama Çarpan Kuş………………………………………………………………………………………………. 177
Devrim İnat Etmektir………………………………………………………………………………………. 183
İvo Andriç, Babam, Emir Kusturica,
Natalie Portman, Binoche ve Sinema… ……………………………………………….. 183
Duende ………………………………………………………………………………………………………………………. 189
Eski Bir Gazetecinin Evrak-ı Metrukesi………………………………………………. 195
Hayatı Haiku Gibi Yaşayanlar……………………………………………………………………. 203
Köyde Sucuk Salgını ………………………………………………………………………………………… 209
Bir Fotoğrafın Kerameti ………………………………………………………………………………… 217
İnanç Bir Deli Çay ki Yeşertir Bir Gün Çölü……………………………………… 223
İnsanın Kaynağı Kendi Ruhudur………………………………………………………………… 229
Rüyana Sahip Çık, Çalmasınlar…………………………………………………………………. 235
Pasolini ve Hasan Hüseyin Abi…………………………………………………………………… 241
Yaşar Kemal’i Nasıl Bilirdiniz? ………………………………………………………………… 247
Soma Treni …………………………………………………………………………………………………………….. 253
ARTİSTLİK YAPMAYAN ARTİSTTİR………………………………………………………… 259
Çeko, Ciguli ve Cannes……………………………………………………………………………………. 261
İyi Filmler Dünyayı Değiştirir…………………………………………………………………….. 267
Kurmaca ve Gerçek……………………………………………………………………………………………. 273
Neyin Filmi Çekilir ya da Niye Film Çekilir? ……………………………………. 279
Artistlik Yapmayan Artisttir……………………………………………………………………….. 285
NOTLAR……………………………………………………………………………………………………………………….. 291

Girizgâh

Bazen, intiharın eşiğindeki birini dikkatle dinleyip ona yol gösterirsin, ki bu hekimlik sanatıdır; bazen başka bir hayatın mümkün olduğu rüyasını yaşadığın bir meydanı terk etmezsin, ki bu direnme sanatıdır; bazen de geçip giden bir zaman parçasını kamerayla mühürleyip kaydedersin, ki bu da herhalde sinema sanatıdır. Hepsi, “yaşama sanatının” parçası, tamamlayanı ve ona dairdir. Aslolan hayattır! Sinema, edebiyat ya da tüm yaratıcı sanat dalları, kişinin kendini gerçekleştirmesinden başka bir meseleye hizmet etmez. Her seferinde, cevabını nihayet (!) bulduğumuzu zannettiğimiz varoluşsal sorularımızın bitmek bilmeyen arayışlarıdır hepsi de. Ün, şan, şöhret, para, ölümsüzlük, itibar gibi kavramların en baştan “çöp” olduğunu söylememe gerek yok zannederim.

Kendimizle olan derdimiz önemlidir ama. Filmler ya da kitaplar dünyayı değiştirmiyor çünkü, filmi seyrettikten, kitabı okuduktan sonra duyguları harekete geçerek dönüşen insanlar değiştirebiliyor. Bu yüzden “kendimizi değiştirmeden dünyayı değiştiremeyiz” ve bu yüzden “ne söylediğimiz” kadar önemli olan bir başka husus da “nasıl söylediğimiz”dir. Hekimlik için olmazsa olmaz kurallardan birincisi hastanın “sır kâtibi” olmaktır. Yazar ya da hekim kimliğimle yaptığım iş, sır kâtibi olarak biriktirdiklerimi, sırra iman ederek ve onların arzuhalcisi olduğumu bilerek, yeniden yazmak olmuştur. Yazarlık, arzuhalcilik midir o zaman? Arzuhalciye derdini anlatan köylü, az önce anlattıklarını bir de arzuhalcinin ağzından dinler, bakalım olmuş mu diye. Lafın ortasında dizlerine vurup ağlamaya başlar köylü:

“Vay benim başıma neler gelmiş de görenim, bilenim yok!” Yaşar Kemal’in mesleğe adımını attığı ilk işin “arzuhalcilik” olduğunu biliyorsunuz. Aslında ölünceye kadar aynı işi yapmış da diyebiliriz. İnce Memed, eşkıya olmaya mecbur edilmiş yetim Memed’in arzuhalidir. Sinop Cezaevi’ne girdiğinde on dokuz yaşında ilkokul terk bir delikanlı olan Kerim Korcan’ın on yıl boyunca cezaevinde yaptığı işlerden birisi de mahkûmların dilekçelerini yazmak olmuştur. İşte bu yüzden Tatar Ramazan, mazlumun yanında duran, cezaevi idaresine, koğuş ağalarına, uyuşturucuya karşı çıkan, kendi deyimiyle “bu oyunu bozmak” isteyen Arap’ın arzuhalidir.

Niye yazıyorum? “Kimsenin birbirine acımadığı, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünyada” yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız. Ama, kendimizi ve birbirimizi tanımaya gayret etmekten başka çıkar yolumuz da yok. Galeano’dan ilham alırsam, “birlikte kurtulmayı ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim” için yazıyorum. Kederlerimi, iç sıkıntılarımı ve başkalarında da fark ettiğim acıları anlatmak için yazıyorum.

Kendime acı vereni açıklamak, içimde büyüyen sevinci ve coşkuyu da hemen paylaşmak için yazıyorum. Sokaktan duyduğum cümleleri “cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden asıl sahiplerine gönderdiğimde” onlardan gelecek işaretin merakıyla yazıyorum. Yazdıklarımın kaynağı nedir? Bütün yazdıklarımın kaynağı deneyimlerimden başkası değildir. Asıl soru, bunlarla nasıl bir ilişki kurduğum.

Eğilip her seferinde baktığım uçurum, içimdeki “derin karanlık”tan başka bir şey değil. Bu yüzden ne yaparsam yapayım, her şey, belleğime yer etmiş karmakarışık bir malzemenin yeniden düzenlenip üretilmiş bir tezahürüdür. Yaşadıklarım, gördüklerim, duyduklarım ve okuduklarımdan bende kalanları “yeniden icat ederek” yazıyorum. Geçmişe duyduğum özlemle mi yazıyorum? Eskiye, çocukluğuma, ilk gençliğime, kasabama duyduğum bir hasret mi bu? Hiçbir zaman yeniden var olmayacağını ve tekrarlanamayacağını iyi bildiğim bir masumiyet duygusu mu aradığım?

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Bozkırda Bir Gece Yarısı ~ Ercan KesalBozkırda Bir Gece Yarısı

    Bozkırda Bir Gece Yarısı

    Ercan Kesal

    “Bi bardak çay koy sen. Yavaş yavaş anlatırım…” Bozkırda kış kıyamet,gece yarısı Ankara yolu, gece yarısı köy yolu… Uygunsuz bir zamanda edebiyat sofrasından kaldırılan...

  2. Velhasıl ~ Ercan KesalVelhasıl

    Velhasıl

    Ercan Kesal

    “‘Geçmiş’, ‘bugün’ dediğimiz şeyin içinde saklı duran bir anılar yumağı. Aynı zamanda gelecekten de kehanetler içeren bir yumak bu. Yaşadığımız her şey, ardımızdan yuvarlanıp...

  3. “Aslında…” ~ Ercan Kesal“Aslında…”

    “Aslında…”

    Ercan Kesal

    Tüm yapıp ettiklerimizle aramızdaki mesafe, aslında bunların yarattığı iktidarın ne kadarından vazgeçebildiğimizin mesafesidir.Hayat aslında kalabalıkmış gibi görünüyor ama çok izole yaşıyoruz ve yalnızız.Her şeyden...

Aynı Kategoriden

  1. Yalnız Evler Soğuk Olur ~ Selim İleriYalnız Evler Soğuk Olur

    Yalnız Evler Soğuk Olur

    Selim İleri

    İçi boşalmış, bomboş deniz kabuklarından denizin sesi duyulur, sona sürükleyen amansız dalgaların sesi. Çok eski çağlardan çıkagelir. Uğultuyu bir an olsun dindiremezsiniz. Yazarlar ikide...

  2. Kayıp Ruhun Zindanı – Esrarname II ~ Ayfer KafkasKayıp Ruhun Zindanı – Esrarname II

    Kayıp Ruhun Zindanı – Esrarname II

    Ayfer Kafkas

    “Senden hiçbir şey istemiyorum” dedi Esrarname. Fakat bu sefer sesi hiç de öfkeli değildi. “Yalnızca benden nasıl istifade edebileceğini söyleyeceğim” dedi. Kabahate teşvik eder...

  3. Kırmızı Pelerin ~ Gülseren BudayıcıoğluKırmızı Pelerin

    Kırmızı Pelerin

    Gülseren Budayıcıoğlu

    Zamanında zihnimize yazılanlar, sonradan kaderimizi yazar… Açık kapıdan kırmızı pelerinli bir kız giriyor içeri. Bir filmden, bir masaldan kopup gelivermiş gibi hali var. Sabah...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur