Kâmil Erdem öyküleri bir akarsu gibidir, bir akarsuyun gereğini yapar, öyle olması, akması gerektiği için akar. Suyun uzunluğu, derinliği, içinde mi kıyısında mı, neresinde durmak gerektiği kararını ise okur vermek durumundadır; bu sakin, sessiz, keyif çatılan bir dere kenarı da olabilir, köpürtülü, gürültülü ve tekinsiz bir çağlayan da.
Üçüncü öykü kitabı Yok Yolcu da böyle müphem öyküler barındırıyor; sonsuz bir sonsuzluktan, derin düşüncelerden, koca bir hayat boyu yaşananlardan, çıkarımlardan, süzülenlerden, öyle kendince akanlardan ve dökülenlerden dileyen dilediği kadarını alıyor. Bütün caddeleri, sokakları, evleri, evlerinin içindeki insanları, insanlarının arasındaki ilişkilerin yıkıldığı ve yeniden kurulduğu, bozunuma uğradığı ve onarıldığı, duvarlar ya da sular altında kaldığı Beyoğlu’na da incelikli bir ağıt yakıyor.
Sıradan Bir Akşam
Patateslerin kabuklarını mümkün olduğunca ince soymalıyım diye geçiriyordum aklımdan, aramızda süregiden anlaşmazlığı pek dert edinmeyen, iriyarı, ehl-i zevk denebilecek parmaklarıma bakarak. Sonra şu akşam vaktini çabuklaştıran kara bulutların kızgınlığı, homurtusu, kendiliğinden geçiverirdi belki. Belki içerideki odadan sesi gelen ikna aracı bir radyoda karcigar faslını icra eden, ilkeleri sıkıca belirlenmiş “erkekler topluluğu”ndaki koristlerden biri azıcık aykırı bir do sesi çıkarmak için başını hafifçe yana eğerdi. Bütün bunlar bir bilinmezler silsilesi olarak kafamda gidip geliyordu. Hayır kafamdaki bu kargaşa bıçağı kaçırıp o beklediğiniz mahut ve makus kazanın olmasına yol açmayacaktı.
Dünyada bıçak gibi herhangi bir tehlike varsa, bu tehlikeyi bertaraf edebilecek daha etken şeyler de her zaman vardır: Örneğin ininde saklanmış, ölmek için kendini olgunlaşmaya bırakmış, gençliğimden beri biriktirdiğim mütevekkil sabır gibi. Gürgen kesme tahtası tarazlanmıştı. Yıkanma sürecine fazla özen gösterilmemiş olduğu anlaşılan tava ocağın üstüne konmuştu. Yanmış yağlar yapışa çoğala, tavanın dış kenarlarını, sapına yakın yerlerini karartmıştı. Ülkede kıyamet kopmuştu. İnsanlar küçük deliklerde kaybolmuştu. Sabır demişken, tahammülü de katmalıydım deminki cümlenin sonuna ki böyle betimlemelere kimilerinin hiç dayanma gücü yoktur. Öykümü, patates soyma biçimimi, kafamdaki kargaşayı okumak istemezler. Kimi basit bulur bunları, gereksiz. İsterler ki bir eylem anlatayım. Meraklansınlar, öfkelensinler kahramanlara acısınlar, nefret etsinler, kendilerini onların yerine koysunlar. Ama işte ne yazık ki şu anda, patates soyma işiyle meşgulüm. Hayatımda başka bir şey yok. Parmaklarıma, ellerime methiye düzmekten de kimse beni alıkoyamaz. Çünkü kendilerinin var kalma savaşında önemli görevleri bulunmakta ve bu görevler başarıyla yerine getiriliyor. Şimdi, en yaygın ucuzcu marketlerden birinin markasını taşıyan, mutlu günebakan etiketli plastik yağ şişesinin dibinde kalmış son birkaç damlayı tavaya dökmek ve düzgün patates dilimlerini kızartmak göreviyle başbaşayım.
Ve Sefer’i, Yeter’i, Durmuş’u, gündüzleyin o günebakan tarlalarında ter döken, geceleyin dümbelek keman eşliğinde oynayan diğer bütün Nadirleri, As’manları, Tahirleri anmak zorundayım. Bir kale kalıntısından denize inmek, bir uçurumun önce yanında durmak, sonra uçuruma sırtımı dönmek, her şeyin bireyin içinde olup bittiğine karar vermiş kırgın bir on dokuzuncu yüzyıl filozofunun yolunu kesip sorularımla biraz sıkıştırmak, sonra ondan bir cigara istemek zorundayım. Kızartma işlemine başlamak için ocağın bozuk ateşleme düğmesine bastım. Ocak yanmadı. Düğme ne zamandır bozuktu ve bozuk olduğuna beni bir türlü inandıramamıştı. Cebimden çakmağımı çıkarıp ocağı yakmalıyım, patateslerin kızarmasına nezaret etmeliyim. Bu gecenin istihkakı olan yedi sigaramı dolabın üstünden alıp tekrar saymalı, durumdan emin olmalıyım. Ne işim var günebakan tarlasıyla, tarlanın kara kargalarıyla, soğuk profesörle, Samuel’in esin perilerinden birinin ishalden ölmesiyle.
…
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Öykü
- Kitap AdıYok Yolcu
- Sayfa Sayısı110
- Yazar Kâmil Erdem
- ISBN9786257370301
- Boyutlar, Kapak13,5*21 cm, Karton Kapak
- YayıneviSel Yayınları / 2022
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Mostari ~ Gündüz Vassaf

Mostari
Gündüz Vassaf
Ben, gönüllü köprü bekçisi, Gece gündüz burada… Gündüz Vassaf, Mostar Köprüsü’ne ilk görüşte âşık olur. Aylar geçer. Köprünün geçmişi, bugünü ve geleceği hakkında almaya...
- Yanlışlıkla Mutlu ~ Figen Alkaç

Yanlışlıkla Mutlu
Figen Alkaç
“Seslerin normalleştiği yerdir ev, kanıksandığı. Kavgalar, kalp kırmalar ve hatta tokatlardır ev. Çok içe atılan hakaretlerin gitgide birikip karardığı yerdir. İçerdeki karaya rağmen aynı...
- Kızım Nerdesin? ~ Aytül Akal

Kızım Nerdesin?
Aytül Akal
Anne, büyüdüğümün farkında mısın? Anne, kimse odama girmesin! Anne, sen uzaydan mı geldin? Alo anne, ben âşık oldum!.. Her kitapta, genel bir çatı öykü...






