Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Tütünler Islak
Tütünler Islak

Tütünler Islak

Turgut Uyar

Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular Kestiler, biçtiler,…

Terziler geldiler. Durgunluktu o dökük saçık giyindikleri Yarım kalmışlardı. Tamamlanmadılar. Toplu odalarını sevdiler. Ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar. Kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular Kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler, iğnelerine iplik geçirip beklediler;

İçindekiler

9 • Çok Üşümek
10 • Uyanınca Üşümek
12 • Yavaşça Oluyor Ellerime
14 • Kurtarmak Bütün Kaygıları
16 • Akabakan
19 • Ellerimde Bir Çalgı
22 • Islaktı Tütünlerle Sülünler…
25 • Bir Barbar Kendin Tartar Bir Barbar Aşağlarda,
31 • Ay Ölür Yılgınlıktan
36 • Övgü, Ölüye
45 • Terziler Geldiler

Tütünler Islak
bütün mümkünlerin kıyısında…

ÇOK ÜŞÜMEK 

Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın


Bir Kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde
Uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça


Bir Kalır yabancı yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer


O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler


Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir Kalır Yılgın Adamların hep “Evet” dedikleri


Çok üşürdük hep üşürdük üşümekti bütün yaşadığımız
Üşürdü ellerimiz aşkımız sonsuz uzun sakallarımız


Tükenir dağınık diriliği kaşıntımızın bir gün
Bir Kalır uzun kitaplarda anısı çok Üşüdüğümüzün

UYANINCA ÜŞÜMEK 

Kurutulmuş bir çiçektiniz sanki, göğünüzü getirdim
Karşılıklı bakışan sulardan ve en iyisi
Sırmayla süslenmiş bir eski zaman ceketi örttüm
üstlerinize
ısındınız, uyudunuz, ölmediniz gülümsemeyle
uzun bir araba atlarını itiyordu ve
size baktım.
Yaprağın bir soğuku yadırgayan yeşili ancak üstümüzdeydi
Dumandan karanlıktan uykunuz uzuyordu, sıcaktan
uyuyordunuz…
ve evler birbirlerinden eskirlerse
ve eskiden olmak tükenirse,
ve yalnızlığınızın bütün yakılmış mumları erirse,
ve sırmalı uykudan usul usul uyanırsanız
korkmayın…

O zaman lokantalar var daha başka
Akşamla. Ve dindiren şarkısı kendi olmanın
Büyük ve kesin cezalanışı yani sevincin
Uzun içkilerde, uykulu zehirlerde, bir yıl sonra ve her yerde
Yaşamak yani,
bağırmak, gürültüler, geçip gitmesi bir beyaz resmin ve çökmek,
Sizi titreten taşra aydınlığı yahut birdenbire
Karışıp yalanışıltısına yaşamanın hani…
solgun gece, uzun ve yuvarlak gece ve o su
ve o çıplanmış bedenlerin sonu gelemez buğusu
sizi alır ve bırakırsa,
sizi bırakırsa
korkmayın…
o zaman uzun antikacılar var gene ve onların dükkânları
kullanılmış takvimlerden artan hüzünler
sizi alır götürürüm, yirmidört parça tentene alırsınız
örtünürsünüz.

YAVAŞÇA OLUYOR ELLERİME 

Susuz bir aklık başlayınca aramızdan
yavaşça oluyor ellerime bulaşması,
bir eksiyle yüklü minüskül H harfinden
bir meydan çarpmasından,
beni hatırlamakların


Bunlar bizim kızlarımızdır
Kara güller önlerinde kara
saçları çılgınca ikiye ayrılmış,
– hiçbir şey eski açıklığında değil ki –
yavaşça oluyor ellerime bulaşması,
bir ot sesinden bir at akşamından,
tam şehir içinde, otobüs durağında,
birden ulaşılmaz gençlikleri her şeyin…

Yapmayın… Nasıl inanırım eşitliğine!.
Her yerde gençtir o Büyük Su.
Kıyıdadır,
boyalı sandallar ve sabah çocuğu kıyısındadır
Kırları ve ormanı geçince hemen,
şehir bitince yani çok kolay
yani lokantalar bitince sayın örtüleriyle,
kuzuların danaların kıyma yapıldığı kasaplardan sonra
elmalardan karpuzlardan biraz ötede
yani uzakta…
– hiçbir şey artık eski açıklığında değil ki –
yani kiliseden bozma camilerde
yani askeriye deposu yapılmış,
yani burda, orta yerde, ışıkta ve parada
zaman zaman gökyüzü gecesi aralığında.

Bir denizin yanında nedir ki bıyıklı ve saçları dökülmüş bir
adam,
kötü bir alışkanlıktan başka nedir bir adam…

KURTARMAK BÜTÜN KAYGILARI 

Sularsa akmak birgün birgün birgün
Birgün dağlara çıkmak birer birer dağlara çıkmak birgün
Çıkmak çıkmak birer birer birgün dağlara dağlara birgün
Birgün birer dağlara
Ah nasıl dağlara birgün
Ey yorgun atlar, ey geri dönenler, sayı bilmeyen çocuklar

Ey birgün
Çiçek açmak birgün
Dağlara dağlara birer birer dağlara

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Edebiyat Şiir
  • Kitap AdıTütünler Islak
  • Sayfa Sayısı56
  • YazarTurgut Uyar
  • ISBN9789750862922
  • Boyutlar, Kapak13,5 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2024
Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Elele Okuyalım – Yazılar ve Söyleşiler 1978-1984 ~ Turgut UyarElele Okuyalım – Yazılar ve Söyleşiler 1978-1984

    Elele Okuyalım – Yazılar ve Söyleşiler 1978-1984

    Turgut Uyar

    “Elele Okuyalım – Yazılar ve Söyleşiler 1978-1984” Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında “Elele” dergisinde yayımlanan kitap tanıtım yazıları ve söyleşileri ilk kez bir araya...

  2. Divan ~ Turgut UyarDivan

    Divan

    Turgut Uyar

    Turgut Uyar’dan geleneği dönüştüren şiirler “Divan” “Muş-Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki orada her zaman otlar otlar ergenliklder kanar el ele gittiğimiz...

  3. Bir Şiirden ~ Turgut UyarBir Şiirden

    Bir Şiirden

    Turgut Uyar

      “Bir Şiirden” Turgut Uyar’dan Eşsiz Bir Şiir İncelemesi “Bir Şiirden” Bugün şiir üstüne bütün konuştuklarımız, edebiyatımızın geleneği, olanakları, sınırları içinde dönenir. Ancak olup...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Gül ve Hüzün ~ Ahmet Günbay YıldızGül ve Hüzün

    Gül ve Hüzün

    Ahmet Günbay Yıldız

    Gülü dile düşüren bir divanedir bülbül. Sırları yağmalanmış, utancın mağduru gül İncinen duygularla kanıyorken yüreği, Böyle bir adanışa onay verir mi gönül? Bülbülün feryadıyla...

  2. Yağmur Gülü ~ Gülbari ArslanYağmur Gülü

    Yağmur Gülü

    Gülbari Arslan

    Ben içimden geldiği gibi yazarım. Ne Mehmet Akif gibi aruz şarabından içebilirim, Ne de Necip Fazıl gibi kafiyelerin saçını okşarım. Olduğu gibi, olduğum gibi...

  3. Dost Meclislerinde Kasideler ~ Behçet NecatigilDost Meclislerinde Kasideler

    Dost Meclislerinde Kasideler

    Behçet Necatigil

    Geçemez huylu huyundan ve Necâtî-i Behçet Bir kısık ezgi arar fanfar u boru yerine “Dost Meclislerinde Kasideler”, Necatigil arşivinde bulunan kendi yazdığı kaside ve...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur