Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Ankara Mahpusu
Ankara Mahpusu

Ankara Mahpusu

Suat Derviş

Şehir, sokaklarda sürünenler, köprü altında yatanlar, arsalarda, oyuklarda, kovuklarda tüneyenler… binlerce biçare, binlerce sefille doluydu. Bu tıklım tıklım şehrin tek insanları, yalnız insanları nereye…

Şehir, sokaklarda sürünenler, köprü altında yatanlar, arsalarda, oyuklarda, kovuklarda tüneyenler… binlerce biçare, binlerce sefille doluydu. Bu tıklım tıklım şehrin tek insanları, yalnız insanları nereye giderler, onu kimse bilmezdi.

Vasfi, tıp fakültesinde okurken mahallesindeki Zeynep adlı kıza âşık olur. Gözü Zeynep’in aşkından başka bir şey görmeyen Vasfi, Zeynep’in büyük amcasıyla evlenmesinin ardından yıkılır. Zeynep’e toz kondurmayan Vasfi, bir gün kuzeninin Zeynep’in foyasını ortaya çıkarmak için kumpas kurduğunu öğrenince, Zeynep için hiç tereddütsüz, düşünmeden kuzenini öldürür. Uzun yıllar süren hapis hayatından sonra Vasfi, yeniden hürriyetine kavuşur ve insanlar arasında kendine bir yer bulmaya çalışır. Tutunacak hiçbir şeyi olmayan Vasfi’nin artık ne parası ne kalacak bir yeri ne de kimsesi vardır. Vasfi’ye ait tek yer sokaklardır…

*

Cümle kapısının önüne geldiği zaman, başının dönmeye başladığını hissetti. Fakat muhakkak ki bu heyecandan değildi. Çünkü o, ne ufak bir heyecan hissediyor ne de bir şey düşünüyordu. Başı bomboş, ruhu uyuşmuş, kendi sakin, inanılmaz derecede sakindi. Bütün hislerden ve düşüncelerden onu bu kadar ayıran bu sükûnet ne acayip bir şeydi. O kadar sakindi ki sanki artık yaşayanlardan biri değil… sanki bir ölüydü. Eğer kalbi yaşamaya devam etmese kendisi de bunu zannedecekti. Fakat kalbi yaşamaya devam ediyor ve şiddetle çırpınıyordu.

On iki seneden beri her dakika, her saat bu anı beklemiş ve özlemişti. Evet, bu ani, on iki seneden beri karşısında kapalı duran menhus kapıların açılacağı zamanı beklemişti. Bu on iki sene içinde her zaman, ona bir gün açılacak olan bu kapıların önünde duyacağı heyecanı tasavvur etmişti. İşte, nihayet kapılar birer birer açılmıştı. Önünde bulunduğu bu son kapı da açılınca o hürriyetine kavuşacaktı. On iki sene mahpus kaldıktan sonra hur bir insan olacaktı. Bu mümkün müydü?

Kocaman kapının önünde genç bir jandarma eri vardı. Dost bir gülümsemeyle ona baktı ve omzuna hafifçe vurarak: -Haydi güle güle, dedi. Geçmiş olsun, talihin açık olsun.

Genç jandarma korkar bir halde yerinden kımıldamayan Vasfi’ye bakıyordu. Hapishane kapısı çoktan Vasfi’nin arkasından kapanmıştı. Artık hapishanede değildi. Gülümsemeye gayret ederek o da jandarmaya baku.

Jandarma gülerek:

-Ne duruyorsun be arkadaş? Bas git. Ben senin yerinde olsaydım… tövbeler olsun, çoktan tabanları yağlamıştım.

Vasfi cebinden sigara paketini çıkardı, jandarmaya uzattı. -Sag ol abi. Vazife başında içemem.

-Al, nobetten sonra içersin.

-Dediğin gibi olsun. Kaç sene yatun abi? -Tam on iki sene, yedi gün, üç saat.

Jandarma yürekten bir kahkaha attı. Vasfi’nin mahpuslugunun kendisine belki de en güç, en uzun gelen bu son üç saatine jandarma eri gülüyordu.

-Abi on iki seneden sonra üç saatin lafı mı olur?

Yere tükürdü ve gülmeye devam etti. Hayatında hiçbir macerası yok görünen ve hapishanede yatmak nedir bilmeyen bu genç adam bu şeylerden ne anlardı ki? Vasfi cevap vermedi, öteki devam etti:

-Epey de yatmışsın ha? Evet.

-Allah her şeyin sabrını veriyor. Allah’a şükret, bak artık her şey bitmiş. Bir varmış bir yokmuş, değil mi abi? Bir masal, bir rüya gibi! Hani şimdi yeniden dünyaya gelmiş gibisindir. Bu yeni dünyaya gelişin uğurlu olsun.

Vasfi titredi, o dirilen bir ölü müydü? Yeni bir hayat… insanların tek hayatı vardır. Onun hayatı birdenbire ortasından kopmuştu. Fakat bu on iki senelik kopuk parçanın bu ucunda yeniden hayatı başlıyordu, bu başka bir hayat değildi. On iki ızdırap senesinden sonra aynı hayat.

Jandarma selam verdi, sonra elinde bavul, adına Ankara denilen, kendisince meçhul bu şehrin merkezine doğru yürümeye başladı.

Evet, senelerce burada yaşamıştı, ama bu şehri tanımıyordu. Mahpusluğunun ilk üç senesi Istanbul’da geçmişti. Mahkeme bitip de hüküm kesinleşince, Ankara’ya gönderilmişti.

Şehrin merkezine gitmek için hangi yola sapmak lazım geldiğini bilmiyor, fakat bunu da kimseye sormak istemiyordu. Bu çocukça bir korku, çocukça bir çekingenlikti. Sanki o ağzını açar açmaz karşısındaki nereden çıktığını, kim olduğunu hemen anlayacak! Kendisinin yanından geçen insanlara benzemediğini hissediyordu. Başka insanlara nasıl benzeyebilirdi? Bu on iki sene içinde hapishaneden bir defa ağır hastalandığı için ayrılmıştı. Kendisini revirde tedavi edemedikleri için hastaneye göndermişlerdi. Vasfi, “On iki sene mahpus olarak nasıl yaşanabilir?” diye düşünüyordu. Yaşanılırsa, nasıl olur da insan aklını kaybetmezdi? Bu on iki senenin son dokuz senesi çok daha acı geçmişti. Bu son dokuz senenin günleri, diğer ilk üç senenin günlerine nazaran çok daha uzun gorünmüştü. Mahkemeden evvel ve mahkeme süresince geçen seneler çok üzüntülü, fakat daha az yıpratıcıydı. Mahkemede kendini müdafaaya çalışmak, temyiz kararını beklemek, mücadele etmek vardı. O zamanlar henüz ümidi vardı. Annesi, anneciği de daha sağdı. Tek ve bahısız oğlu için en büyük fedakarlıklardan çekinmeyen, müşfik ve cesur anacığı. O sağ olduğu müddetçe Vasfi, her gün onun varlığını, onun her an kendisiyle beraber olduğunu hissederdi. Kimsenin şefkatine benzemeyen sevgisinin delilini. Onları birbirinden ayıran delinmez duvarlara, yıkılmaz kapılara rağmen, annesi ona her zaman kalbiyle yanında olduğunu, her zaman ona yardıma hazır bulunduğunu, küçük bir çocukken onu nasıl severse, yine öyle şımartacak kadar sevdiğini ispat etmişti. Her gün hapishaneye sevdigi yemekleri eliyle hazırlayıp getirmiş, sigarasini unutmamıştı. Getirdiği çamaşırları kendi eliyle yıkamıştı. Tiril tiril ütülüydü.

…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yerli)
  • Kitap AdıAnkara Mahpusu
  • Sayfa Sayısı208
  • YazarSuat Derviş
  • ISBN9786053753179
  • Boyutlar, Kapak13*19,5, Karton Kapak
  • Yayıneviİthaki Yayınları / 2020

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Çöken İstanbul ~ Suat DervişÇöken İstanbul

    Çöken İstanbul

    Suat Derviş

    “İri çınarların, iri servilerin süslediği sahili gösteren kayıkçı, ‘Buraları görüyor musunuz?’ diyor, ‘Eskiden burada kahveler, tiyatrolar vardı, Abdi oynardı, Kel Hasan oynardı. Buraları tıklım...

  2. Dirilen Mumya ~ Suat DervişDirilen Mumya

    Dirilen Mumya

    Suat Derviş

    “Biraz daha ileride mermerden yerli bir masa, üstünde kristal bir tabut duruyordu. Bu tabutun yarısı, ağır işlemelerle işlenmiş kırmızı bir örtü ile örtülmüştü. Seza...

  3. Kadıköy’de Muhakkak Bir Define Var ~ Suat DervişKadıköy’de Muhakkak Bir Define Var

    Kadıköy’de Muhakkak Bir Define Var

    Suat Derviş

    Vaktiyle Körler Memleketi de­nilen ve şimdi Kadıköy diye anılan yerde muhakkak bir define var. Evet, muhakkak bir define var! Profesörün büyük bir hakikat olarak...

Aynı Kategoriden

  1. Deliler Ve Cellatlar / Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 3 ~ N. G. KabalDeliler Ve Cellatlar / Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 3

    Deliler Ve Cellatlar / Hepimiz Gökyüzü Olmak İstedik 3

    N. G. Kabal

    Yakmaya başlayana dek yanacaksIn! Tanrıçaların uyanışından sonra Nova ve Daren aylar sonra diyara döner. Cehennem kraliçesini geri getirmek hiç de sandığı gibi olmaz. Artık...

  2. Herkes İhanet Eder Sevdiğine ~ Tuna SerimHerkes İhanet Eder Sevdiğine

    Herkes İhanet Eder Sevdiğine

    Tuna Serim

    İHANET YÜZÜNDEN AYRILANLARI, BAZEN İNTİKAM BİRLEŞTİRİR… Onlarınki bir peri masalıydı adeta… Tertemiz ve masum… Birbirlerine delicesine tutkundular. Onları ölüm bile ayıramazmış gibi görünse de...

  3. Kuru Su ~ Engin GeçtanKuru Su

    Kuru Su

    Engin Geçtan

    Engin Geçtan’dan iklimin altüst olduğu 2012 yılının Aralık ayında geçen bir İstanbul romanı: Kuru Su. “Fırtına durmuş, kar yağışı sürüyor, tanecikler giderek incelerek. Şehrin...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    …
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur