Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

189 Sayfa
189 Sayfa

189 Sayfa

Murathan Mungan

Murathan Mungan ilk kitap 227 Sayfa’da olduğu gibi gözlemler, izlenimler, saptamalar, aforizmalar, denemeler, küçük notlardan, orta boy yazılardan oluşturuyor 189 Sayfa’yı. Şöyle diyor: ”…

Murathan Mungan ilk kitap 227 Sayfa’da olduğu gibi gözlemler, izlenimler, saptamalar, aforizmalar, denemeler, küçük notlardan, orta boy yazılardan oluşturuyor 189 Sayfa’yı.

Şöyle diyor: ” Buradaki yazıların önemli bir bölümünde görüleceği gibi, yalnızca yazar olmak için değil, okur olmak için de geçilmesi gereken yollara, geliştirilmesi gereken özelliklere dikkat çekmek, işaret düşürmek istedim.

İsterim ki bu kısa yazılar, notlar okurun zihninde çakımlar uyandırsın. Ona yeni düşünceler, duygulanımlar, yaklaşımlar esinlesin. Buluştukları sayfada yazarın ve okurun çakmak taşlarının sürtünmesiyle zihinleri kıvılcımlandırsın; ruhumuzun ve aklımızın göğüne ışık izi bırakan işaret fişekleri gibi parlayıp aksın. Hepsi bir yana çorbaya tuz olsa razıyım.”

***

s. 1-3.

Bir diziymiş gibi düşünüldüğünde bu kitabın bir öncesinin 227 Sayfa olduğunu söylemeye gerek var mı, bilmem. Öte yandan bunların arka arkaya okunmaları gerekmediğini de özellikle belirtmeliyim. Bir öncekinde, “kitaba adını veren” 227 numaralı son sayfanın “Son bir çift söz” başlıklı yazısı şöyle bitiyordu:

“Bir yazarın okudukları, dinledikleri, seyrettikleri, düşündükleri, izlenimleri hakkında bir çift söz etme gereksinimiyle kaleme aldığı irili ufaklı notların, başkalarının yaşamına renk, soluk, canlılık kattığını; onda öğrenmek, izlemek, katılmak, paylaşmak arzusu yarattığını görmek başlı başına bir yazı mutluluğudur.”

“İyi yazılmış notlarda ayaküstü sohbet etme tadı vardır. Hayat, geçerken birbirine uğramış insanların birbirlerinin kapısına bıraktıklarıyla da çoğalır. Benim bu notlarla yapmaya çalıştığım kısaca budur.

“Bu seferki 227 sayfa tuttu, bir dahaki belki 189 sayfa olur.”

Evet, bu seferki 189 sayfa oldu.

Aynı yazı anlayışı, kitabı oluşturma biçimi burada da sürdürüyor kendini. 227 Sayfa’da olduğu gibi gözlemler, izlenimler, saptamalar, aforizmalar, denemeler, küçük notlardan, orta boy yazılardan oluşuyor bu ikinci kitap da…

Birbirini harekete geçiren küçük atom parçacıkları ya da birbirine sürtündükçe kıvılcımlanan çakmaktaşları gibi üst üste yığılan notlarla 227 Sayfa henüz tamamlanmamışken, 189 Sayfa’nın malzemesi bir kenarda kendiliğinden birikmeye başlamıştı bile. Sonrası kendi zamanımın kum saatinden sayfalara dökülenler…

Bir başkası olsaydı belki yalnızca aforizmalardan oluşturabilirdi bu kitabı; ki sanırım bu “özlü söz” kıvamında kısa, çarpıcı cümlelere; slogan ışıltısı taşıyan manşetlik sözlere meraklı “sosyal medya” çağının havasına, beklentilerine çok daha uygun olurdu. Ben bunu yeğlemedim. Ya da gene bir başkası olsaydı edebiyat, sinema, müzik gibi alanlardan birinin üzerine yoğunlaşarak sadece o konunun meraklısının işini kolaylaştırabilirdi. Ben öyle de yapmadım. Okuru daha önce ilgilenmemiş olabileceği alanlara yönlendirmeye, birbirinden farklı konulara dikkat çekmeye; merak kışkırtmaya, heves bilemeye, kısacası ona kendi iştahımı bulaştırmaya çalıştım.

Bu kitap nedeniyle sanırım okura, kendimde bir miktar Ahmet Mithat Efendi bulunduğunu söylemeliyim. Hatta başta Hayat Atölyesi olmak üzere diğer yazdıklarımı düşünecek olursanız bir miktar da köpürtülmüş Salâh Birsel… Ne de olsa hepimizin geleneksel bir yanı vardır. Edebiyatın ataları kendi atalarımız kadar kalıcı izler bırakır üzerimizde.

Buradaki yazıların önemli bir bölümünde görüleceği gibi, yalnızca yazar olmak için değil, okur olmak için de geçilmesi gereken yollara, geliştirilmesi gereken özelliklere dikkat çekmek, işaret düşürmek istedim.

Kitaptaki yazıların biçimiyle ilgili olarak 227 Sayfa içinde yer alan “Fragmanlar ve 227 Sayfa” başlıklı yazıda şöyle diyorum:

“Bazen elinizin altında duran bir olanağı keşfetmeniz zaman alır. Açıkçası bu konuda bana da öyle oldu. Batılıların ‘fragmental’ dedikleri, bazen bir, bazen birkaç paragraftan oluşan kısa yazı türünün, benim gibi çok çeşitli konulara ilgi duyan, merakları zengin, yaşama iştahı yüksek biri için bunun nasıl uygun bir olanak olduğunu keşfetmem zaman aldı.

“Oysa başta Kant, Nietzsche olmak üzere birçok düşünür ve yazar, bu ‘fragman’ metin türünü kullanmışlar, ben de bunların bir bölüğünü keyifle okumuştum.

“80’lerde Amerikan basınında başat olarak öne çıkan bir eğilim, ‘compact’ metin diye nitelendirdikleri, belli bir noktada odaklanmış, içeriği yoğunlaştırılarak sıkıştırılmış bu kısa metin biçiminin, çağın hızına en uygun tür olduğunu söylüyordu.

“Çağın hızını kollayan, insanı derinleşmekten alıkoyan hemen her şeyde olduğu gibi bunda da yüzeyselliğe düşme tehlikesi vardı elbet, ama bu biraz da yazarına kalmış bir şeydi. Nasıl kullandığına, nasıl değerlendirdiğine…”

80’li yıllarda en parlak dönemini sürdüren haftalık ve aylık dergilerin iyice pekiştirdiği bu tutumun ardından gelen internet dalgası ve ona bağlı olarak gelişen “sosyal medya” bu eğilimi iyice güçlendirdi. Düşünceler, duygular gibi yazılar da adeta cümlelere daraldı, daraltıldı. Şiirlerin içinden “şık dizeler”, yazıların içinden “çarpıcı cümleler” cımbızlanıp ayıklanarak süslü çerçeveler içinde yaşamın görünen ve görünmeyen duvarlarına asılır oldu. Bu tutum, sözün bağlam ve bağıntı kaybını; birçok konu ve durumda sığlaşmayı, yüzeyselleşmeyi; zihnin tüm verimlerini fiyakalı deyişlere, “özlü ve güzel sözlere” indirgemek gibi bir yalınkatlığı getirdi beraberinde. Bunun yanı sıra, kalemi sağlam, yazısı işlek bilekler içinse sözü dolaştırmadan, laf kalabalığına boğmadan, kendi sözünün ve “belagatının” şehvetine kapılmadan düşündüklerini ifade etmenin değerini, önemini hatırlattı ya da kestirmeden öğretti, diyelim. Bu dikkate öteden beri sahip olan “kalem erbabını” kısa yazının yeni olanaklarını keşfetmeye kışkırttığı gibi, güncelin ve gündemin modaya dönüşen yeni tuzaklarının da farkına vardırdı, diye umalım.

227 Sayfa’nın bütününde amaçladıklarımı 189 Sayfa için de sürdürdüğümü belirtme gereği duyuyorum: İsterim ki bu kısa yazılar, notlar okurun zihninde çakımlar uyandırsın. Ona yeni düşünceler, duygulanımlar, yaklaşımlar esinlesin. Buluştukları sayfada yazarın ve okurun çakmaktaşlarının sürtünmesiyle zihinleri kıvılcımlandırsın; ruhumuzun ve aklımızın göğüne ışık izi bırakan işaret fişekleri gibi parlayıp aksın. Hepsi bir yana çorbaya tuz olsa razıyım.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Deneme
  • Kitap Adı189 Sayfa
  • Sayfa Sayısı200
  • YazarMurathan Mungan
  • ISBN9789753429405
  • Boyutlar, Kapak12,5x19,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviMetis Yayınları / 2014

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Oyunlar İntiharlar Şarkılar ~ Murathan MunganOyunlar İntiharlar Şarkılar

    Oyunlar İntiharlar Şarkılar

    Murathan Mungan

    Kitapta yer alan şiirlerden bir kadeh Beyoğlu, Şiir Atı’nın Mayıs 1989 tarihi 5. sayısında; Oyuncular Gösteri dergisinin Ekim 1989 tarihli 107. sayısında Siyah Koltuk,...

  2. Mahmud İle Yezida ~ Murathan MunganMahmud İle Yezida

    Mahmud İle Yezida

    Murathan Mungan

    Murathan Munganın yazarlığında tiyatro özel bir yere sahip. Mahmud ile Yezida, yazarın hem yayımlanan ilk kitabı, hem de yazdığı ilk oyun. Daha sonra yazdığı...

  3. Yüksek Topuklar ~ Murathan MunganYüksek Topuklar

    Yüksek Topuklar

    Murathan Mungan

    Güzel ve uzun bir öykü olsun istemiştim. Her zamanki gibi onca iş, onca uğraş girdi araya; gündeliğin hayhuyunda başka öyküler, başka öykücükler; yalnızca yazılan,...

Aynı Kategoriden

  1. Henüz Her Şey Bitmedi ~ Zeus KabadayıHenüz Her Şey Bitmedi

    Henüz Her Şey Bitmedi

    Zeus Kabadayı

    Başımdan geçen her şeyi bu kitapta yazdım… Seninle bol bol dertleşip, bazen gülüp bazen ağlayacağız. Ben zamanında çok yanlış yaptım sen yapma diye, kendin...

  2. Tümceler – Biryerlerden Birzamanlar ~ Oruç AruobaTümceler – Biryerlerden Birzamanlar

    Tümceler – Biryerlerden Birzamanlar

    Oruç Aruoba

    1990-1992 yılları arasında yayımlanan Yürüme Üçlüsü, yürüme – de ki işte – tümceler adlı ciltlerden oluşuyor. tümceler, yayımlandıkça bir tür evrim geçiriyor: Eklenen yeni...

  3. Sekizinci Günâhın Sonrası ~ Enis BaturSekizinci Günâhın Sonrası

    Sekizinci Günâhın Sonrası

    Enis Batur

    Alberto Manguel, “Yedi Temel Günâh” antologyasının ithafında “bir sekizincinin varlığını bilen Enis’e” notunu düşmüştü; bu kitap oradan boyattı: Alberto, Enis, başkaları – hepimiz yedi...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur