Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Tehanu – Yerdeniz Üçlemesi 4
Tehanu – Yerdeniz Üçlemesi 4

Tehanu – Yerdeniz Üçlemesi 4

Ursula K. Le Guin

“Yerdeniz Üçlemesi’nin son kitabı En Uzak Sahil, düşlemeyi bırakmadığım bir düş gibiydi. Ve düşlemekten uzun süre vazgeçmedim. Tehanu böyle ortaya çıktı: Ged’in kendi hayatının…

“Yerdeniz Üçlemesi’nin son kitabı En Uzak Sahil, düşlemeyi bırakmadığım bir düş gibiydi. Ve düşlemekten uzun süre vazgeçmedim. Tehanu böyle ortaya çıktı: Ged’in kendi hayatının nasıl sona ermesi gerektiği konusunda yanıldığını ve bana Yerdeniz’in gerçekten son kitabında kılavuzluk edecek kişinin Tenar olduğunu keşfetmek çok hoş bir sürpriz oldu. Üçleme’ye eklediğim bu yeni sona, “Olsun da Geç Olsun” adını da koyabilirdim.”

**

Bülent Somay, “Allah hepinizin Ged’ini versin!”, Virgül, Sayı 7, Nisan 1998

Kendine bir “ego ideali” bulmak, büyümenin bir parçası, belki de en önemli parçası değil mi? Belki de bu yüzden bir türlü büyüyemiyor bazıları. Bazıları ise berbat bir biçimde büyüyor. Sanırım ben bu “berbat biçimde büyüyenler” kategorisine giriyorum. Okuyup yazmayı öğrenir öğrenmez Cyrano de Bergerac tiradları atarak dolaşmaya başlamıştım (ama bu konu bu köşede daha önce yazıldığı için kısa geçeceğim). Cyrano’luğa ne boyum ne de burnum yettiği için hayatımın bu episodundan kalan tek miras müdanaasızlık ve küstahlık oldu. Alın size ego ideali!

Sonra, ilk ergenlik yıllarımda Nihal Yeğinobalı’nın “Vincent Ewing” adıyla yazdığı Genç Kızlar romanının “cool” kahramanı Gabriel Samson’luğa soyundum. Ama “genç kızlar” bu numaramı yememe konusunda kararlı davrandılar. Sonunda kahramansız kaldım; böylece de büyüme sürecimi dondurdum. 70’li yıllarda bir kahraman olarak Leonard Cohen’i denemeye kalktımsa da, üstad tipik bir anti-kahraman olduğu için beni kolaylıkla geri püskürttü. Yirmili yaşlarımın sonlarına yaklaşırken hâlâ kahramansız bir ergendim yani.

Sonra Ged ile karşılaştım. Yaş olarak tam kaldığım yerde yakaladı beni Ged. Otuzuna yakın bir ergen olarak. Yerdeniz Büyücüsü büyüme üzerine bir roman, diyor Le Guin. Eh, artık büyüme vaktim de gelmişti. Ged’den büyü yapmayı öğrendim. Yazı yazmayı yani; yazı’nın büyüsünü. Sonra ergenlik çağımdan beri peşimde dolaşan canavarın, düşmanımın, “öteki”min kim olduğunu da ondan öğrendim. Bana onun adını Ged söyledi. Adıyla çağırdım, gelip karşımda durdu. Öpüşüp barıştık; o günden beri kâh itişerek, kâh anlaşarak yuvarlanıp gidiyoruz beraberce (kim olduğunu söylemeyeceğim, sizinkini kendiniz bulun).

Artık bir ergen sayılmam; ama Ged beni bu kadarla bırakmadı. “Çocuk yalnızca ölümün varolduğunu değil …kendisinin de ölümlü olduğunu, öleceğini anladığı anda, çocukluk biter ve yeni hayat başlar,” diyor Le Guin En Uzak Sahil hakkında. Ged’in uzak kıyılara yaptığı yolculuktan çıkardığı bu dersi pek iyi anladım diyemem. Ne demek yani, Woody Allen “Ben eserlerimle ölümsüz olmak istemiyorum, hiç ölmeyerek ölümsüz olmak istiyorum,” derken saçmalıyor muydu? Yoksa o da hiç büyümemiş mi, diye düşünürken şu meşhur Soon Yi olayı ortaya çıktı ve sorumun cevabını aldım.

Yani ölüm konusunda Woody Allen ile Ged arasında sıkışmış durumdaydım diyebilirim. Bir yanda ölmek istemeyen, hastalık hastası, manevî kızına âşık olarak gençliğine sarılmaya çabalayan Allen, bir yanda bana gitmek zorunda olmadığım, “bilinmeyen bir sona doğru emniyetsiz bir yolculuk öneren” Ged vardı. Ged “artık emniyetli yerlerden, çatılardan ve etrafımdaki duvarlardan bıktım,” diyordu. Woody Allen ise âşık olmak için evinden çıkmaya bile cesaret edemiyordu. Yani hayat zordu kısacası.

Uzun bir süre Ged ölümlü olduğumu kafama kaktı durdu, ben de onun bu saldırılarına panik atakları geçirerek cevap verdim. Galiba sonunda o kazandı. Artık hastalık hastalığıma kendim bile pek inanamıyorum. Ölüm korkusu ise pek seyrek ziyaret eder oldu beni.

Ama galiba son darbeyi Tehanu ile yedim. Büyümeyi beceren, ölümle hesaplaşan, en uzak sahile gidip gelen Ged, sonunda, hem de elli yaşlarında filanken, büyü gücünü, yani iktidarını terkedip âşık oluyordu. Bu iktidarını terketme işini hiç sevmiyorum. Hele ellisine kadar bakir kalan bir adamın ilk cinsel tecrübesiyle birlikte (yani cinsel iktidarını kazanmışken) iktidarını kaybetmesi hiç hoşuma gitmiyor. Ne demek istiyor yani Ged bana? Sağlıklı bir cinsel/duygusal ilişki kurabilmek için “erkek iktidarımdan” vazgeçmem gerektiğini mi? Ged l980’lerin sonlarında iyice feministleşen Le Guin’in elinde oyuncak oluyor gibi bir his var içimde. Yani tamam, yazardır, kahramanına istediğini yapar diyebilirsiniz; ama hoş mu bu şimdi?

Sonsuza dek çocuk kalma isteğimi, bu şımarıklığı terkettim. Kendi kötü, şeytanî yanımla yüzleştim. Ölümlü olduğumu kabul ettim. Bu yüzden hayatımı yaşanmaya değer kılmak için çabalamam gerektiğini de. Ama Ged doymak bilmiyor ki! Şimdi de erkek olmamın bana verdiği tüm imtiyazları elimden almak istiyor. Bunu da kabul edersem elimde ne kalacak bilmiyorum doğrusu.

Ged beni hep “öteki”lerle barışmaya zorluyor. Gölgemle, ölümle, “kadın”la. O zaman da işler ters gittiğinde suçlayacak kimsem kalmıyor giderek. Ama galiba işler ters gitmesin diye gerçekten çabalamamın tek yolu da bu. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda kabahati üstüne atacak birileri varsa, durumu düzeltmeye pek çalışmaz insan. Yalnızca yargılar, mahkûm eder sonra da müthiş bir vicdan rahatlığı içinde keyfine bakar. Ama her “öteki” aslında “ben” isem, yalnızca yargıç, savcı ve cellat olmakla yetinemiyorum; kurban da oluyorum aynı zamanda. O zaman tek şansım hayatımı aralıksız bir duruşmalar dizisi olmaktan çıkarmaya çalışmak; yaşamak yani.

Ne diyeyim, Allah hepinizin Ged’ini versin!

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Atuan Mezarları – Yerdeniz Üçlemesi 2 ~ Ursula K. Le GuinAtuan Mezarları – Yerdeniz Üçlemesi 2

    Atuan Mezarları – Yerdeniz Üçlemesi 2

    Ursula K. Le Guin

    “Atuan mezarları’nın konusu tek kelimeyle söylemek gerekirse cinselliktir. Kitapta bir sürü simge var, tabii ki yazarken bunları bilinçli bir şekilde çözümlemedim; bu simgelerin hepsi...

  2. Dünyanın Doğum Günü ~ Ursula K. Le GuinDünyanın Doğum Günü

    Dünyanın Doğum Günü

    Ursula K. Le Guin

    “Önce farklılığı kurmak -yabancılığı oturtmak- sonra da ateşli bir insani duygu kıvılcımının sıçrayıp bu farkı kapatmasını sağlamak: Hayal gücünün bu akrobasisi beni her şeyden...

  3. Sesler ~ Ursula K. Le GuinSesler

    Sesler

    Ursula K. Le Guin

    Şiddet, hoşgörüsüzlük ve yazılı söze tam bir düşmanlık karşısında sürdürülmeye çalışılan günlük hayat, hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir işgal… Ama onları yok etmenin tek...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Sokak Kızı Nerrantsoula ~ Panait IstratiSokak Kızı Nerrantsoula

    Sokak Kızı Nerrantsoula

    Panait Istrati

    İlk bakışta Romanya’nın Karadeniz’e yakın doğu kentlerinden birinde başlayıp İstanbul’da son bulan, tensel sevgi ile katıksız, salt aşkın arasında gidip gelen üç erkeğin aynı...

  2. Doğu Yakası ~ Jack LondonDoğu Yakası

    Doğu Yakası

    Jack London

    Gerçek Hiç Bu Kadar Çarpıcı Olmamıştı! Amerikan Edebiyatının güçlü kalemi Jack London 1900´lerin başında İngiltere´ye giderek Londra´nın doğu yakasındaki işçi sınıfının zorluklarla dolu hayatını...

  3. Krallık ~ Jo NesboKrallık

    Krallık

    Jo Nesbo

    Roy Opgard aile çiftliğinde tek başına yaşayıp araba tamirciliğiyle uğraşır. Kardeşi Carl ise uzun zamandır yurtdışındadır. Carl bir gün havalı Cadillac arabası ve çekici karısı Shannon’la kasabaya döner. Aile arazisinde...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur