Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Birtakım İnsanlar
Birtakım İnsanlar

Birtakım İnsanlar

Sait Faik Abasıyanık

“Sait Faik bir sevgi peygamberiydi. Kırk sekiz yıllık, içine en ufak bir haksızlık karıştırmamış, tertemiz bir ömrün akışında içimize insan sevgisinin o ılık, o…

“Sait Faik bir sevgi peygamberiydi. Kırk sekiz yıllık, içine en ufak bir haksızlık karıştırmamış, tertemiz bir ömrün akışında içimize insan sevgisinin o ılık, o tatlı, o aziz büyüsünü en asli tarafıyla bir o salabildi: Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.” Vedat Günyol

“Ne ondan evvel onun gibi sanatçı yaşadı; ne de ondan sonra yaşayacaktır.” İlhan Tarus

“Şu karşıki sandalı görüyor musun? Bakın sahile yaklaşıyor. Onu yürüten şey nedir? Kürekleri değil mi? Ya şu uçan martılar! Kanatları yolunsa artık uçabilir mi? Düşünce de böyledir. Dört duvar arasına kapatılmak istenirse kanatsız kuş, küreksiz sandal oluverir ve bütün manasını kaybeder.” diyen büyük yazarın ilk kez 1944 yılında yayımlanan romanı Birtakım İnsanlar yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı.

*

Kaşık Adası bin bir sarnıçla doludur. Adada bilhassa geceleyin koşmak çok tehlikelidir. Uzun otların dalgalandığı sırtlarda içleri derin simsiyah subra, sülükler, kurbağalarla dolu sarnıçlara düşmemek için ihtiyatla yürüyoruz. Tam tepeye varınca bir müddet cüce ile etrafa bakındık. Ötede, beyaz evin penceresinde hafif bir ışık vardı. Daha beride ada, çiftlik iken yapılmış, etrafı tel örgülü domuz ahırları hayal meyal fark ediliyordu. Bunlar adada bırakılmış Portekizli genç gemicinin malikânesi idi. Oraya gitmek çok tehlikeli idi. Gemici vahşi hayvanları kedi köpek gibi terbiye etmiş, geceleri salıveriyordu!

Ahırların öteki yamacında bir bahçıvan kulübesi vardı. Burada da vahşilerin reisi otururdu. Biraz sonra bu kulübenin penceresinde de bir ışık yandı. O ışığa doğru yavaş yavaş yürüdük. Kapıyı vurduk. Odisiya açtı. Köpekle yalnızdı. Kafasına otlardan bir çelenk geçirmişti. Çıplak ayakları, yanık göğsü, mavi gözleri, incecik yüzü, çizgili mintanıyla Portekizli gemiciye İdris’ten çok, o benziyordu. Bir korsan çocuğu kadar vahşi, hem de güzeldi. Öyle ki birdenbire içime, onun yanında müthiş bir haydut olmak arzusu geldi. Müthiş bir hayduttum. O reisimizdi. Kapının dışındaki güzel, küçük bir meydanlıktan görünen Heybeli’nin plajı bir kocaman vapur haliyle ışıklarını yakmış uzaklaşıyor, gidiyordu.

Odisiya yine şarkı söylemeye başladı. İdris de öteki çocuklar da bu şarkıyı sonuna kadar dinleyecekler, sonra evvela küçükler bizi bulacak; esir alacak, ondan sonra Portekizli’nin malikânesini muhasara edecektik. Teslim olacaktı. Odisiya tekrar Rumca şarkı söyleyecekti. İdris bir şeyler anlatacaktı. Dönecektik. Dönüş münakaşalı geçer. Oyunu bozanlara İdris laf atmaz. Odisiya şarkı söylemez. Küçük cüce içerler; sandalın dibinde bin bir maskaralık yapmazdı. Asıl Adalı biz üçümüz; İdris, Odisiya, ben vardık. Ötekiler dostluğa, hele sergüzeşte pek dayanamazlardı.

Daha doğrusu anaları babaları haber alır, bizimle gezmelerine mâni olurdu. Onun için ekibimiz bazen üç kişiye iniverirdi! O zaman yine sandala atlar. Yine karşıya geçerdik. Bazı geceler orada sabahladığımız olurdu. Çakal, şu binanın açık kapısında, biz içerde, kopuk balık ağlarının, mantarların, çivilerin üstünde hayallerimizle uyurduk. Hiçbir gün tam hakikat konuşulmazdı. Mütemadiyen vahşilerden, korsanlardan bahsederdik. Ben Rumca’yı, yalnız anlardım. Odisiya güzel Türkçe konuşurdu. İdris Rumca yarım, tatlı lakırdılar söylerdi. Odisiya bir bahçıvan çocuğudur. En iyi o yüzer, balık tutar, şarkı söyler, kürek çeker, en güzel o gülerdi. Garip bir çocuktu. Birdenbire kederlenirdi.

En çok üzüldüğü şey, kendisine ehemmiyet verilmediğini sezmesi idi. En alelade söze bile alınır, bütün dünyaya küskün bir hal alırdı. Sonra en küçük bir müşfik söze karşı kahramanlıklar göstermek isterdi. En çekindiği şey kavga idi. Birden sararırdı. Kekemeleşir, yüzü karma karışık olurdu. Çocukların korktuğu hiçbir şeyden korkmazdı: Ne canavardan, ne kimseden. Ne Portekizli gemiciden, ne vahşilerden. Fakat hakiki bir insan karşısında derhal değişir, kavgada daima aşağıdan alırdı. Öyle çocuklardan dayak yediğini bilirim ki, ben sinirlenirdim onun hesabına. Oyunda, denizde, bin türlü cesareti göze alan bu çocuğun insan karşısındaki hali gayet garipti.

…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yerli)
  • Kitap AdıBirtakım İnsanlar
  • Sayfa Sayısı136
  • YazarSait Faik Abasıyanık
  • ISBN978750804945
  • Boyutlar, Kapak 13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2025

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Mahkeme Kapısı ~ Sait Faik AbasıyanıkMahkeme Kapısı

    Mahkeme Kapısı

    Sait Faik Abasıyanık

    Ayakları çıplak, ceketsiz, saçları karmakarışık iki çocuk, şurada burada bıyıkları bobstil bir genç; fakat onun da henüz sakalı çıkmamış; güzelce de giyinmiş, yüzüne bakmaya...

  2. Son Kuşlar ~ Sait Faik AbasıyanıkSon Kuşlar

    Son Kuşlar

    Sait Faik Abasıyanık

    Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme...

  3. Karanfiller ve Domates Suyu ~ Sait Faik AbasıyanıkKaranfiller ve Domates Suyu

    Karanfiller ve Domates Suyu

    Sait Faik Abasıyanık

    Gemi bir gün hazırdı. Bu gemi Trifon için bir dünya demekti. Trifon bu gemi için içinde bir şeylerin çarptığını hissediyor, bu gemiye bakarken Trifon,...

Aynı Kategoriden

  1. Dostlar Kitabı ~ Enver AyseverDostlar Kitabı

    Dostlar Kitabı

    Enver Aysever

    Heykelimize biçim verenler… Birlikte yürüme cesaretidir dostluk,bir başına kalacağını sanırsın oysa ikisindir! “Dostluklar rastlantısal gelişmiyor. Onca insanla birlikte yola çıktım, ilerledim, ayrıldıklarım oldu. Ama kişiliğime imza koyanlar ayrı...

  2. Babanın Adı Var ~ Talip EmiroğluBabanın Adı Var

    Babanın Adı Var

    Talip Emiroğlu

    “Ağıdı kadınlar yakar, babalar içine atar. Kadınlar söyler, babalar susar. Ve suçlu hep babalardır. Babanın sadece adı var.”Ülkemizin önde gelen eğitimci ve işadamlarından Talip...

  3. Geber Anne!.. ~ Sezgin KaymazGeber Anne!..

    Geber Anne!..

    Sezgin Kaymaz

    İşte bu benim annem!… O da hep böyle küserdi!… Abimle benim duyacağım şekilde konuşup, bana mesajını verirdi mutlaka… Dünyam başıma yıkılırdı o küsünce… Benim...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    …
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur