“Sevgili Agnes, bu titremenin nereden çıktığını bilmiyorum çünkü korkmuyorum, ne kadar üşüyorum bilemezsin, bu benim savaşım değil ama yaşam benim yaşamım…”
Roy Jacobsen kolektif tarih ve bireysel hafızayı ustalıkla harmanladığı romanı Sınırlar’da kimlikler, ideolojiler ve coğrafyaların insan yaşamındaki belirleyici gücünü gözler önüne seriyor. Jacobsen II. Dünya Savaşı’nın etkisiyle şekillenen politik ve kişisel sınırların, Ardenler’de yaşayan bir grup insanın hayatı üzerindeki etkisini işliyor. Sınırın yanlış tarafında olmak, sınırları aşan köprüler inşa etmek, sınırları zorlamak ve nihayet sınırların ortadan kaldırılması gibi sınır kavramı üzerine kurulan ve birbiriyle kesişen etkileyici hayat hikâyeleri sunuyor.
“Ardenler’de derler ki, sınırlar yara izleridir, yara olmasını engelleyin ya da yaraların iyileşmesine izin verin, köprüler kurun ve masrafları kardeşçe paylaşın, kimin daha çok yararlandığına ya da kimin daha çok kötüye kullandığına göre paylaştırmayın, çünkü “yarar” ve “kötüye kullanma” tıpkı yalan ve gerçek gibidir, pek çok anlamı vardır ve önünde sonunda başka nehirler ortaya çıkarır, üzerine köprü kurma konusunda anlaşamadığınız nehirler…”
**
Değirmenci Köprüsü
Lüksemburg’la Almanya arasındaki sınır nehri Our’un Alman yakasında, Dasburg köyüne yalnızca bir kilometre uzakta bir değirmen bulunur. Değirmenin adı Frankmühle’dir ama sahibi Johann Holper, Lüksemburg yakasında Rodershausen köyünde yaşar. Yaz sonunda sular alçaldığında işine gidip gelirken ırmağı ve sınırı yürüyerek geçmesi beş dakikasını alır. Kışın nehrin suları yükseldiğinde Dasburg’a kadar yürümesi, oradaki köprüyü geçip Alman yakası boyunca geri dönmesi gerekir ve bu yolu geçmesi yaklaşık bir saat sürer. At arabasıyla gittiğinde de bu kadar uzun zaman alır çünkü o zaman ormandan geçen patikaları kullanamaz. Johann Holper’in evi, işine öteki çiftçilerden daha uzak olmadığından 26 Kasım 1983’te Alman yakasındaki en yakın kent olan Daleiden’in belediye başkanına bir mektup yazar: “… Rodershausen’de yaşadığım ama Alman yakasında Frankmühle adında bir değirmenin sahibi olduğumdan ve oraya ulaşmak için yaklaşık bir saatlik bir yol dolaşmak zorunda kaldığımdan, en derin saygılarımla sizden Our Vadisi’ndeki değirmene ulaşmak için gereken patikayı ve küçük bir tahta köprüyü yapmak için bana izin vermenizi rica ediyorum…” Johann Holper, sınırda doğduğundan ve sınırların hiç hafife alınmaması gerektiği bilgisi ana sütüyle birlikte içine işlediğinden aynı mektupta iki kez özellikle “çok küçük bir köprü” olduğunu vurgular ki, bunun iki ülke arasında ihracat ya da ithalat için yani ekonomik açıdan kullanılabilecek ve böyle olursa bir gümrük gerektirecek bir trafik yolu olmayacağı, ayrıca üzerinden taşıt geçecek türden bir köprü olmayacağından, örneğin askeri olarak da kullanılamayacağı ve sınır nöbetçisi gerektirmeyeceği, yalnızca zaten sınırı geçmeye izni olanların yazın ayaklarını ıslatmadan geçebilecekleri, kışın da onları iki iş saatini boşa harcamaktan kurtaracak küçük bir geçitten başka bir şey olmayacağı açıkça anlaşılsın. Ertesi gün Frankmühle’ye giderken mektubu yanına alır ve evinden postalayıp başkent Lüksemburg üzerinden yolu yaklaşık 140 kilometre uzatıp denetleme ve aktarmalarla en az yedi günde ulaşmasındansa Alman yakasından postaya verir ki vadiyi geçip Daleiden’e ulaşması yalnızca iki üç gün alsın. Uzun yıllar sınırda yaşamak, Johann Holper’e böyle küçük hileler öğrettiğinden çekmecesinde bulundurduğu Alman pullarıyla posta masrafını da ucuza getirir. Şimdi mektubunun, yolu kısaltmak için çok istediği köprüyü gelecekte kendi elleriyle yapmasına olanak sağlayacağını düşünmek onu birazcık sevindirmiştir.
Daleiden belediye başkanı da eski bir sınır kurdu olduğundan bu sorunun kendi ofisinin yanıtlayamayacağı kadar önemli olduğunu hemen anlar, bu yüzden mektubu Kreis Prüm’e iletir. Ama burası da bu konuyu ele alacak kadar yüksek olmadığından değirmencinin mektubu bir basamak daha yukarı, Trier yönetimine iletilir. Burada ülkeler arası sorunları ilgilendiren konu, prosedürlere uygun olarak ele alınır ve mektubun bir kopyası, bakış açıları ve belli konular işaretlenerek Lüksemburg Dükalığı hükümetine, yani değirmencinin kendi yönetimine gönderilir. Lüksemburg’daki hükümet, vatandaşlarından birinin doğrudan kendisine başvurmak yerine ırmağın hemen karşısındaki uzun yolu seçmesine ve böylece işlemleri gereksiz yere uzatmasına biraz şaşırmıştır ama değirmencinin konusuyla ilgilenir. Yeni yılın ilerleyen günlerinde bir delege ekibine Trier’de “Frankmühle sorunu” konusunda bir sonuca varma olasılıklarını araştırma görevi verilir, benzer bir delege ekibi de Almanya hükümeti tarafından görevlendirilir.
İlkin birtakım noktaların açığa kavuşturulması gerekir: Değirmencinin kendisinden başka kim köprüden yararlanabilir? Ve “kullanım”, yapının büyüklüğünü ve biçimini bir ölçüde yansıtacağından değirmenciden, köprünün yalnızca insanların yürüyerek geçmesi için kullanılacağı konusunda kesin güvenceler istenmesine karar verilir. Ve şimdi değirmenci “doğru kanal üzerinden” yanıt verir, çünkü çekmecesinde Lüksemburg pulları da bulundurur ve elbette küçük bir köprü, yalnızca bir yürüme yolu yapılacağı yanıtını verir ve zaten başvurusunda da bunu belirttiğini, ayrıca Our Nehri’nin yaz kış üzerinden yürüyerek geçilecek kadar sığ olmasından dolayı köprünün istenmeyen ve denetimsiz bir kullanıma kesinlikle neden olmayacağını, bunun insanın ayaklarını ıslatmayı isteyip istememesiyle belirlendiğini, bu yüzden köprünün yapılmasına izin vermemek için akla yatkın bir neden göremediğini söyler.
Lüksemburg’da konuyla ilgilenenler, mektubun tonunda küçük bir öfke sezdiklerini düşünürler ama bunu görmezden gelmeyi seçerler. Bu arada Alman görüşmeciler, Holper’in bu özel köprü buluşuyla belki de yalnızca Dasburg’daki resmi köprüden geçerken ödenecek geçiş parasından kurtulmak istediğinden kuşkulanmaktadır. Değirmenci, iki tarafta da mülkü olduğu için köprü parası ödemediği, şimdiki düzenlemede hiç kimse için bir gelir kaynağı sağlamadığı için kimsenin bir şey yitirmesine de neden olmayacağı yanıtını verir. Alman görüşmeciler bunu da kabul ederler ve sonunda asıl sorunla, yeni köprünün sorumluluğunun kimde –Almanya mı Lüksemburg mu?– olacağı konusuyla uğraşmaya başlarlar. Bu, içinden çıkılması zor bir sorudur. Our üzerindeki öteki köprülerin mülkiyet hakkı ve dolayısıyla sorumluluğu karşılıklı bir anlaşmayla düzenlenmiştir ve bu köprülerin durumunun, değirmencinin köprüsü için de örnek olarak alınmasının karşısında prensipte hiçbir engel olmamasına karşın maddi sorumluluk sorunu çözülmemiş kalmayı sürdürmektedir; ne Almanya ne Lüksemburg yetkilileri böyle bir sorumluluğu yüklenebilir çünkü köprü Johann Holper ve onun küçük ailesinden başka hiç kimsenin işine yaramayacaktır ve zaten bu alışılmadık başvuruyu ele almalarının da ilk koşulu tam olarak budur. Johann Holper oturup bir mektup daha yazar, daha doğrusu birbirinin aynısı iki mektup yazar, birini Trier’e, birini de Dükalığın başkentine gönderir ve bu mektuplarda köprünün gerek ekonomik gerek başka konularda tüm sorumluluğunu üstlendiğini belirtir. Bu biraz kuşkuyla da olsa kabul edilir, aslında iki taraf da özel bir şahsın yalnızca sınırın iki yanında mülk sahibi olmakla kalmayıp bunlar arasındaki bağlantının da “sahibi ve sorumlusu” olmasının hukuki sorunlarını sümen altı etmiştir. Our Nehri boyunca iki tarafta toprağı olan çiftçilerin tarla sürmeye ya da süt sağmaya giderken resmi geçiş yollarını kullanmak yerine suyu yürüyerek ya da at arabalarıyla geçtikleri zaten yıllardır görmezden gelinmektedir. Böylece 22 Temmuz 1894’te Trier yönetimi, Lüksemburg Dükalığı hükümetiyle anlaşma içinde “Frankmühle tarafından Our Nehri üzerine çok küçük bir –tahta– köprünün yapılmasına izin verir…”
Bu noktada Johann Holper’in sabrı taşmıştı ya da kimsenin böylesi önemsiz bir şeyi yapmasını engelleyecek bir neden bulamayacağına karar vermiş veya artık umursamayı bırakmıştı, burası bilinmiyor ama şimdiden köprüyü yapmak için işe girişmiş, nehir yatağına altı meşe kazığını çifter çifter dikmişti. Bunlar, Holper’in üzerlerine tahta basamaklar çaktığı iki yatay sırığı ayakta tutuyordu. Köprü ne hayvanların ne de taşıtların tırmanabileceği bir merdiveni andırıyordu. Ancak Trier yönetimi –izin kararı çıkar çıkmaz– konuyu Devlet İnşaat Komisyonu’na göndermiş ve “Frankmühle Köprüsü” yapımı için onaylı planlar yapılmasını istemişti. Aynı yıl sonbahar sonlarında, kesin söyleyecek olursak 17 Ekim’de, tam o gün Our Vadisi’nde bir keşif gezisinden dönmüş olan İnşaat Komisyonu görevlisi Krebs, bizzat Trier yönetiminin başkanına şimdiden bir “Frankmühle Köprüsü”nün yapılmış olduğunu kişisel olarak bildirdi. Alman yöneticileri arasında değirmenci Holper’in belki biraz aceleci davrandığını düşünenler olmuş olabilir ama bunu somut olarak kanıtlamak olanaksızdı ve ayrıca her şeye karşın bir izin verilmişti. Ama Krebs’in yöneticileri ortaya çıkıp çözülmesi sorunlu “sorumluluk konusu”nun yine de açığa kavuşturulmadığını ve bu konunun aslında tam olarak onları ilgilendirdiğini belirtti. Krebs, –yasaları çiğnemeksizin– Frankmühle’de yapılan derme çatma yapıya teknik onay veremeyeceğini ve “gevşek bir şekilde tutturulmuş kazıklar ve tahtalardan oluşan yapının güvenliği konusunda sorumluluğu üzerine alamayacağını…” bildirdi. Alman tarafı, yapı kurallarına uyulmadığı konusunda haklı bir kuşku olduğunu belirterek konuyu daha yakından ele alması için Kreis Prüm’deki Kraliyet Orman İdaresi’ne havale edip üzerinden attı, onlar da incelemeleri oradaki adamlarına, tartışmalı köprüye yarım saat uzakta, Dasburg’da yaşayan ormancı Jakob Hemmerling’e bıraktılar. Değirmenci Holper gibi Hemmerling de bir sınır kurduydu, bu saçmalıkların içine doğup büyümüştü, bu yüzden incelemeleri için bol bol zaman kullandı ve ertesi yıl Mart ayında Prüm’deki üstlerine gönderdiği raporda tamı tamına şöyle yazıyordu: “Frankmühle’de bir köprü bulunmamaktadır.” Böylece Kraliyet Orman İdaresi bu konunun açığa kavuşturulduğunu bildirmiş ve arşivlemiştir.
….
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Roman (Yabancı)
- Kitap AdıSınırlar
- Sayfa Sayısı280
- YazarRoy Jacobsen
- ISBN9789750865671
- Boyutlar, Kapak13,5 x 21 cm, Karton Kapak
- YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2025
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Panorama Adası’nın Tuhaf Hikâyesi ~ Edogawa Rampo

Panorama Adası’nın Tuhaf Hikâyesi
Edogawa Rampo
“… Cehennemden mi cennetten midir bilinmez ama bu dünyaya ait olmayan acayip görüntüler birer kâbus gibi birbirini izliyordu.” Japon polisiyesinin kurucusu kabul edilen, ülkenin...
- Lost / Yaşam Belirtileri ~ Frank Thompson

Lost / Yaşam Belirtileri
Frank Thompson
Sydney’den Los Angeles’a uçan Oceanic Havayolları’nın 815 sefer sayılı uçağının düşmesiyle, kazadan sonra hayatta kalan 48 yolcu kendilerini, ıssız, tropik ve gizemlerle dolu bir...
- Drina Köprüsü ~ İvo Andriç

Drina Köprüsü
İvo Andriç
Bir ülkeyi ve insanlarını, onların üç yüz elli yıllık tarihine tanıklık eden bir köprünün dilinden anlatan olağanüstü bir roman. Nobelli yazar İvo Andriç, Drina...






