Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

ACAYİP: Marka Satar
ACAYİP: Marka Satar

ACAYİP: Marka Satar

İmer Özer

“Olağana aykırı olan, şaşırtıcı” diyor TDK, ACAYİP tanımı için; tam benim iş yapış şeklime benzeyen bir tanım olmuş. Başımıza ne geldiyse ola­ğan olmaktan geldi….

“Olağana aykırı olan, şaşırtıcı” diyor TDK, ACAYİP tanımı için; tam benim iş yapış şeklime benzeyen bir tanım olmuş. Başımıza ne geldiyse ola­ğan olmaktan geldi. İnsanlar en çok şaşırdıkları anları hatırlar. Bazen bu bir söz olur bazen bir fıkra olur bazen bir insan ba­zen de bir markanın ürünü olur. Tüketiciyi şaşırtmak değil mi­dir önemli olan?

İmer Özer, yeni kitabı A.C.A.Y.İ.P. kitabıyla bir kez daha okurların karşısına çıkıyor. Keyifli okumalar…

Herkesin genelde sevdiği bir renk ya da renkler vardır. Benim hayatımda mavi hep birkaç adım öndedir. “Türk halkının maviye olan sevgisi Selanik’te açılan bir çift gözle başladı” sözünü de ayrıca çok sever ve desteklerim. Aslında maviye olan tutkum doğduğum günden beri var. Hep denize yakın oldum. Denizde olmak, denize bakmak hep huzur ve mutluluk verdi bana. Manisa kütüğünden çıkan nadir bahriyeli askerlerdenim. Yetmedi askerlikte yattığım koğuşa dalga sesleri vuruyordu. 21 senedir çalıştığım şirketim fabrikası denize sıfır. Çok şanlıyım ki ofislerimiz de denizi görüyor. Anlayacağınız mavi tutkum başka bir boyutta. Kader de beni mavi gözlü bir kadınla birleştirdi. O da bana iki maviş verdi. O yüzden ömrüm vefa ettiği müddetçe ne yazarsam ne yaparsam hep MAVİŞLERİME

İçindekiler

Giriş 1 1
Basit, Çok Basit, Daha da Basit 14
A.C.A.Y.İ.P. Marka Satar 21
Girişimci Olmak mı? Girişmek mi? 27
Seçenek Bolluğu ve Karar Yorgunluğu 39
Sorun Varsa Varım Diyorum 46
Acı Var mı Acı? 53
Müşteriye Odaklı Olmayın, E mi? 55
Var mı Buz Gibi Soğuk Sudan İçen? 59
Farkıyla Fark Atanlar 69
Triyaj Anlayışı 91
Lojistik Sektörü 95
Sonuç 107
Yazar Hakkında 1 1 1

Giriş

Yazar denen adamdan… İlk kitabımın adı T.U.H.A.F Marka Yönetimi idi. Eğer bir gün ikinciyi yazarsam adını acayip bir şey koyacağım diyordum, sonra dedim ki ACAYİP olsun işte. Sonra sadece acayip olmasın ben bunu akrostiş yapayım dedim. Bir gün bir eğitmen arkadaşıma takılmıştım, “Yahu siz bir konuyu akrostiş yapmadan anlatamıyor musunuz, nedir yahu bu” demiştim. Hani derler ya, “İnsan eleştirdiğini yaşamadan ölmezmiş” ya da “büyük lokma ye ama büyük laf etme” diye… Benimki tam böyle oldu işte… Benim için tuhaflık; doğduğum gün başlamış, adım tuhaf. İmer diye tanıdığı olanlar varsa benimle tanıştırırsa çok mutlu olurum, birine adaş demeden ölmek istemiyorum. Hayat böyle başlayınca yaptığım bütün işlerde tuhaf ve acayip olan her şey çok dikkatimi çekti. Sıradan işlerden hiç hazzetmedim; elimden geldiğince de tuhaf işler yapmayı denerim ve isterim.

Yazarlık da böyle başladı. Okudukça çok eleştirmeye başladım, o zaman yaz da seni görelim, eleştirdiğini sen de yaşa durumu başıma geldi. İlk kitabımla ilgili bir sürü övgü dolu geri bildirimler aldım; okuyan, okutan, yorum yazan, beğenen, beğenmeyen herkese ACAYİP teşekkür ediyorum. “Pazarlama kitabı yazan adam teşekküründe bile ürün yerleştirme yapar” derdi dedem. Bu kısmını harbiden yazdım. Kitapların girişleri genelde okunmaz, pek sallanmaz, ben de o girişleri okumaya bayılırım. Bunun nedenini kitap yazınca anladım. Kitabın içinde yazar, konuyu ve anlatmak istediklerini yazıyor ama bu giriş yazara ait; ne isterse onu yazıyor, içinden geçeni yazıyor. Ben bu satırları, korona testi pozitif çıkmış olarak evin bir köşesine atılmış haldeyken ve sevgili karım bana bakarken yazıyorum. Çocukların diğer odalardan sesleri geliyor ama yanıma gelemiyorlar. Anlayacağınız, ACAYİP günlerden geçiyoruz. Tamam tamam, bir daha ürün yerleştirme yok. İşte böyle, munzur bir adamın ikinci kitabını umarım seversiniz, sevmeseniz de canınız sağ olsun demek isterdim ama sevin yahu, o kadar yazıyorum, bak hem de koronayken yazıyorum. Sevin, tamam mı?

HEVES,
ÖĞRENMEK İÇİN
MERAKIN,
CESARETİN
VE AZMİN
YAKITIDIR.

BASİT,
ÇOK BASİT,
DAHA DA BASİT 

Ülkedeki büyük çoğunluk bir şey olmak istiyor ama nedense kimse bir şey yapmak istemiyor. “Aman, rahatım kaçmasın” diye bakıyor. Gelişmiş ülke insanları kısa vadeli işleri “yesterday, today, tomorrow” gibi kelimelerle “dün, bugün veya yarın” olarak planlar. Ben Egeliyim; bizde planlama “Yapcez onu bir ara” şeklindedir. Süre belirtilmez. İşte o “ara” bir türlü gelmez. Bir türlü gelmeyen, spora başlanacak o pazartesi gibidir. Peki, neden hem hayatta hem pazarlamada ilk akla gelen, “Nereden başlayacağız” sorusu oluyor. Bu bölümde onu aktarıyor olacağım. Nereden mi başlayacağız? Sadeleştirme; “Yine yazdı garip bir başlık, dur bakalım, ne demek istiyor” demeyin, yazıyorum işte.

Mesela oda ya da çalışma masası çok dağınık, elbiseler ya da evraklar dağılmış duruyor. Bir an, bir kıvılcım çakar; masayı, odayı bir toplarsınız, hatta yetmez, bir güzel de temizlersiniz. O an müthiş bir rahatlama ve başarı duygusu gelir. Mesela mutfakta lavabonun önüne o bezin serilme anı var ya, hah işte ondan bahsediyorum. Neden mi o duygu gelir? Sadeleşmişsinizdir. Aradığınızı net bulur, zaman ve sinir kaybı yaşamazsınız. İlköğretim, aritmetikle başlar. Aslında sadeleştirme; ilk adımda 24/6, sonrasında 12/3 olur.

Bir bakarsınız aslında o 4’müş. Aradığımız ve istediğimiz aslında o 4’tür. Ama ne iş hayatı ne özel hayat o 4’ü bize direkt vermez. Gelen işler hep 24/6 olarak gelir. O yüzden sadeleştirmek, aritmetikte olduğu gibi hayatta da problemin çözümü için en sade yoldur. Hayatta ve pazarlamada ustalık, sadelikle kendini belli eder. Bir işi sade yapabilmek ya da bir markayı sade tutabilmek son derece sofistike ve derin bir bilgiye sahip olmayı gerektirir. Fark ettiniz mi, sofistike gibi havalı kelimeler de yazabiliyorum. Ne demiş Da Vinci, “Sadelik gelişmişliğin son noktasıdır”. Sade markalar deyince birçoğumuzun aklına Apple geliyor; evet çok doğru.

Sadelikle başladı sürece ve başarı kaçınılmaz oldu. Tabi ki tek neden bu değil. Örneğin, Netflix! Sadece marka ismini görürsünüz. Her yerde o sadelik birçok şeyi anlatır alttan alta. Önemli şifre ne biliyor musunuz? Bütün sade işler, aynı zamanda kullanım kolaylığı verir. Sade restoran menüsü gibi çabuk ve kolay seçersiniz. Geçenlerde bir dergide inşaat firmasının yeni nesil evler ile ilgili bir yazısını okudum. “Yaşanan Değil Yaşayan Evler” yazmış başlıkta; hemen ilgimi çekti. Bir evin teknolojik olduğunu çağa uygun ve yeni nesil teknolojilerle donatılmış olduğunu tek cümlede anlatmış. Sadelik bu olsa gerek, dedim.

 

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) İş Dünyası
  • Kitap AdıACAYİP: Marka Satar
  • Sayfa Sayısı112
  • Yazarİmer Özer
  • ISBN9786257112802
  • Boyutlar, Kapak, Karton Kapak
  • YayıneviElma Yayınevi / 2023

Yazarın Diğer Kitapları

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur