Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Canım Ada
Canım Ada

Canım Ada

Adil İzci

Daha bu yakınlarda, önceki hafta mıydı yoksa, eski limanın üstündeki ıssız sokakların birinde, sarıldığı koca bir ağacın gövdesini usul usul seven, irice gözlü, güzel,…

Daha bu yakınlarda, önceki hafta mıydı yoksa, eski

limanın üstündeki ıssız sokakların birinde, sarıldığı koca

bir ağacın gövdesini usul usul seven, irice gözlü, güzel,

olgunluğuyla da güzel bir kadına rastlamadım mı? Yoktur,

o türden kötü huylarım yoktur; askıntı olmak amacıyla falan

değil, sadece görüntü(sü)nün güzelliğiyle, “Ne kadar candan

seviyordunuz hanımefendi!” dediğimde, “Ayak seslerinizi

duyunca durdum, aslında öpecektim de!” demedi mi? (…)

Bir yanım kıpır kıpır bir heyecanla kendilerini adaya atanlarda…

bir yanım o koca ağacı seven güzel kadında…

bir yanım adada benim neler aradığım ve neler bulduğumda…

bir yanım kokularla dolu ılık bahar yelinde…

bir yanım martı bağırtılarında… bir yanım acımasız ölümde…

Daha sayayım mı?

bu kitapta hangi öyküler var?
canım ada / 7
erken bahar / 15
“adada sıkılmıyor musun?” / 25
“yetinmek sevindirir” / 33
bu bahar da… / 41
idris / 49
ey eski sevgili! / 55
mektup / 65
nisanın ilk günleri / 73
ömrümün ikindisinde / 81
bir bilebilsem! / 89
öylesine bir gezi / 99
deli lodos / 109
adada uyanmak / 117
deniz feneri / 125
bir veda öyküsü / 133

canım ada

I

Yalanım varsa gözlerim bulutlansın, yahu bu nasıl bir söz diyorsanız, en güzel manzaraları pis, karanlık bir yağmur yağsın da bir süre göremez izleyemez olayım; biz (ben ve yeni dostum) geldiğimizde iri bir martı, en sevdiğim o sarı gagalı, sarı ayaklı, gözü pek mi pek, susmak bilmez türden olan bir martı, demir sokak kapısının tam da önünde bekliyordu. Dostumla yeni dost oluyorduk, ona söyleyemedim de kendime söyler gibi oldum: “Safalar getirdiniz diyor bu martı!” Hemen de utanır gibi oldum, “Bu ne büyüklenme, neden kendi kendine gelin güvey oluyorsun da hem…” dedim. Olsa olsa -ki doğrusu da budur mutlaka- “Safalar görmeye geldiniz! Buyrun bakalım yeni evinize! Kiracı da olsanız ev evdir demek üzere, doğrudan diyemese bile duyurmak üzere burada bu martı!” dedim ardından da.

Biz sokak kapısına vardığımızda martı bir adım ötemizde, dar kaldırımda paytak paytak yürüyordu. Tahminimde yanılmadığıma iyiden iyiye inandım artık.

Basamaklar -on yedi mi, on sekiz mi, daha fazla mı, sonraya bıraktım o saymaca oyununu- güz yaprakları kaplıydı. İlkbahar ve yaz yapraklarını da severim ama güz yapraklarının yeri ayrı. Gizlemenin ne gereği var, arada öpmek istediğim bile olur, koklaya koklaya öpmek, hem de eski bir sevgiliyi uzun bir aradan sonra koklaya koklaya öpmek gibi. Yeterli mi bu kadarı?

Balkon saksı doluydu, sıra sıra, türlü türlü… Aralarında sardunyalar da vardı -doğduğum kentte sardunya sanıyorum bilinmez, “hanımcamadayandı” denirdi, haydi bir de sözcük sözcük yazayım, hanım cama dayandı- üstelik güzün donuk mu donuk bu son günlerinde de gürül gürüldü. Canım birden nasıl güzel ısındı balkona.

İlk kapıdan girdik ki irice bir sepetin ortasında ana kedi ve yavruları (“enikleri” demek isterdim ama ohooo, artık kocamandı bunlar), bir-iki, ne bir-ikisi, altı, yedi, sekiz kedi daha… Merdivenlerde, balkonda da yok muydu, vardı bir sürü, demek aklı karalısı, alacalı bulacalısı, kırması, sarmanı, tekiri ile koca bir kedi kolonisi barınıyor burada… “İyi…” “Hayır, hayır, hemen karar vermeyeyim; sürekli miyav miyav etmezlerse, ayakaltında gezinmezlerse iyi… Yoksa vay hâlime…”

Neden mi iyi dedim? Bir eve kedilerin ılıklığı arasından girmek, hele de havanın buz kestiği günlerde iyi olmaz da ne olur?

Ev, enikonu eskiydi. Belki seksen yıllık, belki daha fazla… Buna da iyi dedim. Her zaman iyimser olduğumdan değil efendim -aptallık sayarım o kadarını- eskiyi sevdiğimden, hele de estetik olanına deliler gibi tutkunluğumdan…

Ev sahibemin yeğeni olan dostum, bir süre büyük bir ada yangınından, evi yaptıran deniz subayından, kendi ailesinden, özellikle de rahmetli annesinden söz etti, nerede neler olduğunu, neleri nasıl kullanacağımı, pencerelerden görünen sokağı, adanın bazı yerlerini, yapılarını vb.ni gösterdi, güle güle oturmamı diledi ve gitti.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Hikaye
  • Kitap AdıCanım Ada
  • Sayfa Sayısı144
  • YazarAdil İzci
  • ISBN9789753299909
  • Boyutlar, Kapak11 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviOğlak Yayınları / 2020

Yazarın Diğer Kitapları

  1. O Ada Senin Bu Ada Benim ~ Adil İzciO Ada Senin Bu Ada Benim

    O Ada Senin Bu Ada Benim

    Adil İzci

    Ada! Ne güzel bir sözcüktür o! Söylemesi de, türlü türlü imgesi de… Sait Faik’in “Haritada Bir Nokta” öyküsünün ilk bölümcelerini anımsayalım: Bırakalım yüz yüze...

  2. Yoklar Kitabı ~ Adil İzciYoklar Kitabı

    Yoklar Kitabı

    Adil İzci

    “Neden yazıyorsunuz?” diye sorarlar zaman zaman. Biraz da, “Yazmak neye yarar ki?” anlamında mı sorarlar bunu bilmem. Sanıyorum öyle… “Belleğin devinmesine, yitenlerin hayal âleminde...

  3. Aşk İmiş ~ Adil İzciAşk İmiş

    Aşk İmiş

    Adil İzci

    Hiç görmediğim bir rüya olsun yüzün Gündüz ve gece. Dünya ve gök. Birdenbire. Aşk çıkagelince hepsi karı ırmış meğer İnsan bunun için bir yere...

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. İmtiyaz, yahut Cici Kızlara Bir Roman ~ Sezen Ünlüönenİmtiyaz, yahut Cici Kızlara Bir Roman

    İmtiyaz, yahut Cici Kızlara Bir Roman

    Sezen Ünlüönen

    “Önceleri gönülsüz ve çekingen olan Nergis arkadaşlarının neşeli hal ve tavırlarından, yalan yanlış uyduruk cevaplarından yavaş yavaş gecenin manasına ve gayesine uyandı. Burada kendisinin...

  2. Belki Bir Gün Uçarız ~ Aylin BalboaBelki Bir Gün Uçarız

    Belki Bir Gün Uçarız

    Aylin Balboa

    O ağacın altında uzanmaya devam ettim. Yıldızlar aslında nedir size söyleyeyim: Yıldızlar, acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. Bilim adamları sürekli yenilerini...

  3. Çocuklarımızla Atlara Biniyorduk ~ Cahit ZarifoğluÇocuklarımızla Atlara Biniyorduk

    Çocuklarımızla Atlara Biniyorduk

    Cahit Zarifoğlu

    Cahit Zarifoğlu´nun çocuk yazarlığı, psikolojik ve psikanalitik derinlik açısından yorumlandığında çocuğa yönelişi farklı düzlemlerde açıklanabilir. Ancak onun çocuk yazarlığının belirleyici göstergesi çocuk bakışıdır. Hangi...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur