Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Cehennemi Yaşadım
Cehennemi Yaşadım

Cehennemi Yaşadım

Saygı Öztürk

Terör örgütünün kaçırdığı asker ve polislerimiz zindanda neler  yaşadı? •   Evlatlarını kurtarmak isteyen aileler niçin dağ bayır dolaştı, kimlere ulaştı? •   Terör…

Terör örgütünün kaçırdığı asker ve polislerimiz zindanda neler  yaşadı?

•   Evlatlarını kurtarmak isteyen aileler niçin dağ bayır dolaştı, kimlere ulaştı?
•   Terör zindanındakiler gönderdikleri ilk ve son mektuplarında neler yazdılar?
•   Niçin sitem ettiler, devletten ve ailelerinden neler istediler?
•   Gara’daki vatandaşlarımızı kurtarma operasyonu nasıl hazırlandı?
•   Güneşi, rüzgârı, gündüzü niçin unuttular; altı yıl sonra öldürülme emrini kim verdi?
•   Zindanın yakalanan sözde gardiyanları ifadelerinde ne söylediler?
•   Terörist zindanlarında yapılan işkenceleri yaşayanlar nasıl anlattı?
•   Kurtarılan kaymakam, asker, polis ve korucubaşları bu kitap için neler anlattı?

Araştırmacı gazeteci-yazar Saygı Öztürk, Cehennemi Yaşadım’da kaçırılan asker ve polislerimizin şehit edildiği  Gara zindanında yaşananların perde arkasını, kahramanların son dakikaya kadar direnişlerini, işkencelerden kurtulanların gerçek yaşamöyküsünü  anlatıyor.

İçindekiler

Emin Çölaşan’ın önsözü ………………………………………………………………………..7
Gara’dan gelen mektup………………………………………………………………………..11
İki polis başından vurularak şehit edildi, ardından kanlı bir
döneme girildi………………………………………………………………………………..15
Oğlunu kaçıranlara ulaşmak için dağ bayır dolaşıyordu ……………………..19
“Ölmedik, şehit olmadık diye mi suçluyuz; mevzimizi, silahımızı
bırakıp teslim mi olduk?”……………………………………………………………….25
“Sizler iyi ve güçlü olduğunuz sürece ben de iyi ve güçlüyüm,
bunu unutmayın” …………………………………………………………………………..28
“Dur be kadın, bir dakika, bir şey yok. Bir dakika bekle, öldün mü?”….30
“Güneşin nasıl doğduğunu, rüzgârın nasıl estiğini unuttuk; her şeye
hasret bırakıldık” ……………………………………………………………………………40
Polis Vedat’ın babası Şeyhmus Kaya anlatıyor: “Oğlumu gelin
arabasından indirip götürdüler”…………………………………………………….46
Er Sedat Sorgun’un dayısı Muhammet Yaprak: “Onu herkesten
istedik” …………………………………………………………………………………………..52
Kahramanmaraşlı Uzman Çavuş Hüseyin Sarı, düğününe gelirken
kaçırıldı…………………………………………………………………………………………..54
Polis memuru Sedat, eşinden ayrılan iki çocuk annesi Burcu Hanım’a,
“Rüyamda gördüm, sen benim kaderimsin” dedi …………………………59
“Yetkililer ellerinden gelen çabayı gösterselerdi bu duruma
düşmezdik” ……………………………………………………………………………………68
Kaçırıldıkları yılın son gününde tek tek kamera karşısına geçtiler;
hepsinin de amacı kurtarılmaktı …………………………………………………..71
Asker ve polislerin teröristler elinde olduğu unutulmuştu. Sorulara da
cevap verilmiyordu ………………………………………………………………………..73
Teröristlerin mağara cezaevini, örgütün sözde gardiyanı anlatıyor……..88
“Vurun” emri, Murat Karayılan’ın talimatıydı …………………………………..103
Özel Kuvvetler’in sekiz ilkesi ve operasyon öncesi yapılanlar…………..106
“Örgütle pazarlık yapmam” dedirten rehine operasyonu ………………….110
Özel birlikler ve PKK’lıların mağarada bulunan eğitim not defterinde
yazılanlar………………………………………………………………………………………114
“Askerleri veriyor, niçin gidip almıyorsun” eleştirileri yapılıyordu …..116
Ailelerde bir umut ışığı vardı, o ışık da söndü……………………………………123
Geçmişimiz kaçırılan asker ve kamu görevlilerinin öyküleriyle dolu…125
Tunceli’de milletvekilinin PKK tarafından kaçırılma anı ……………………127
Kaçırılan İl Genel Meclisi Üyesi Süleyman Çiftçi’nin yanında beş
kişiyi öldürdüler. Beyin parçaları üzerine geliyordu…………………….130
Askeri künyesi ele verdi; teröristler onu da alıp gitti………………………….135
Yolu kesilen savcı: “Kendi memleketimizde eşkıya kimlik kontrolü
yapıyor” ……………………………………………………………………………………….137
Kaçırılma ve serbest bırakılma olaylarının ortak özellikleri var …………139
“Bu rehine kurtarma operasyonu değildi” …………………………………………143
Gara operasyonuyla ilgili can alıcı sorular………………………………………….146
En çok merak edilen soru: “Başka rehine var mı?”……………………………..149
“Yeliz Abla, asker abim dört yıldır PKK’nın elinde, kimse bir şey
yapmıyor”…………………………………………………………………………………….151
“Tırnaklarımı çekerlerken bile, ‘Ağzımdan bir şey alamayacaklar’
diyordum” ……………………………………………………………………………………157
“Cehennemde dokuz ay birbirimize masallar anlatıyor, masal bitince
halimize ağlıyorduk” ……………………………………………………………………166
Kaymakam adayı Kenan Erenoğlu, teröristlerin yanında geçen on
dokuz ay bir günü anlattı ……………………………………………………………..170
Polis memuru Nadir Özgen, terörist zindanında 18 ay 6 gün geçirdi…179
Serbest bırakılma karşılığı general ve albaya suikast yapmasını
istediler…………………………………………………………………………………………181
Sadi Özatak: “Geçimli Jandarma Karakolu’nun çevresi ceset
doluydu” ……………………………………………………………………………………..183
Zindanın demir kapısının altını oyuyordu; ya ölecek
ya kurtulacaktı ……………………………………………………………………………..192
1990-2022 yılları arasında terör örgütü tarafından alıkonulanlar
raporu…………………………………………………………………………………………..195

Emin Çölaşan’ın önsözü 

Türkiye, 1980’li yıllardan bu yana PKK belasıyla mücadele edip duruyor. Kökü dışarıda olan bir bela… Hem Türkiye’nin başına bela oldu, hem de kendi başlarını yaktılar. Sayısı pek bilinmiyor ama yıllar içinde her yaştan, her kesimden binlerce insanımızı yitirdik. Bu mücadelenin parasal maliyeti de bizim açımızdan çok önemli. PKK terörüyle mücadele ederken yüz milyarlarca dolar para harcadık. Kalkınmamıza gitmesi gereken kaynakların önemli bir bölümünü bu terör olayları ve düzenlenen operasyonlar nedeniyle feda etmek zorunda kaldık. İnanılmaz bir rakam ve sanırım terörle mücadele açısından dünyada bir eşi ve benzeri daha yok!

Çok değerli çalışma arkadaşım Saygı Öztürk bu PKK olayında verilen mücadeleyi de gerek yazı ve haberlerinde, gerekse kitaplarında çeşitli boyutlarıyla irdelemeyi sürdürüyor. Bu konuda yazdığı son kitap şimdi elinizde… Okudukça hemen hiçbirimizin bilmediği ya da unutmuş olduğu inanılmaz bir olaya bir kez daha tanıklık etmiş olacaksınız. Yıl 2015…

PKK’nın elinde bulunan Kuzey Irak’taki dağlardayız… Gara bölgesi. Türk sınırına uzaklığı sadece 35-40 kilometre. İnsan gücünün zor ulaştığı bir mağaralar silsilesi. Burada PKK tarafından bazılarına göre çeşitli zamanlarda rehin alınmış, bazılarına göre ise esir edilmiş insanlarımız var.

Doğal mağaraları ayrıca labirent gibi oymuşlar. Adeta yeraltında bir şehir. Mağaralarda farklı tarihlerde ve farklı olaylarda ele geçirilmiş olan rehineler tutuluyor, zira bu mağaralar aslında PKK’nın hapishanesi. Her rehine ayrı bir mağara bölümünde. Hücrelerde tutuluyor… Kimse kimseyi görmüyor. Başlarında “gardiyanlar” var, bir de örgüt içinde önemli bir yeri olduğu anlaşılan bir “cezaevi müdürü!” Ele geçirilip karanlık mağaralarda tutulanlar arasında askerlerimiz, polislerimiz ve bazı siviller var.

Esirler içeride zor durumda. Beslenme yetersiz. Çeşitli maddi ve manevi işkencelere tabi tutuluyorlar ve altı yıla yakın bir süre boyunca karanlık mağara ortamında yaşamak zorunda kalıyorlar. Güneşi görmeleri yıllar boyunca bir kez olsun mümkün olmuyor. Aradan uzun yıllar geçiyor ve PKK tarafından 2019’da alınan bir karar, çaresiz mahkûmlara iletiliyor: “Ailelerinize bir mektup yazmanıza izin verilmiştir.” Herkese kâğıt kalem veriliyor. Yazılan mektuplar ailelerine bir kanalla iletiliyor.

Günlerden 10 Şubat 2021… TSK bu mağaraları ele geçirip rehineleri kurtarmak amacıyla büyük bir operasyon düzenliyor. Pençe Kartal-2 operasyonu. Havadan indirme bile yapılıyor. O sırada Milli Savunma Bakanı yine Hulusi Akar, İçişleri Bakanı yine Süleyman Soylu. Operasyon başladığı anda PKK da kendi insanlık dışı korkunç önlemini almakta gecikmiyor. 13 vatandaşımız “cezaevinde” başlarına sıkılan kurşunlarla öldürülüyor. Ayrıca üç güvenlik personelimiz çatışmalarda şehit düşüyor… Ve kurtarma operasyonu ne yazık ki başarılı olamıyor…

Saygı Öztürk bu Gara olayının devletteki arşivine girdi ve belgelere ulaşmayı başardı. Özellikle de “esirler” tarafından o ıstıraplı süreçte ailelerine yazılan hasret, umut, korku dolu mektuplara… Bu kitapta hem olayların perde arkasını, nasıl ele geçirildiklerini, konuyla ilgili siyasi gelişmeleri hem de o mektupları okuyacak, bazı mektupları okurken belki de ağlayacaksınız. İnsanlık dışı bir cinayetler serisinin el yazılı belgeleri bunlar. Yakın tarihimizde yer alan bu olayı araştıran, bu kitabı nasıl büyük bir emekle hazırladığına birebir tanık olduğum değerli arkadaşım Saygı Öztürk’e teşekkür borçluyuz. Ellerine sağlık.

Gara’dan gelen mektup 

Mektuplarda sitem, umut, veda vardı Aylardır süren hazırlığın sonuna gelinmişti. Teröristler tarafından kaçırılan asker ve polislerin, Gara’da cezaevine dönüştürülen mağarada tutuldukları biliniyordu. Onları kurtarmak için uzun zamandır planlar yapılıyor, onların bulunduğu arazi koşullarına uygun yerlerde “kurtarma” eğitimleri veriliyordu. Yöre insanı gibi giyinen Özel Kuvvetler personeli, gündüzleri gözükmüyor, geceleri termal kameralarla çevredeki hareketliliği izliyordu. Teröristlerin mağarada tuttuğu kişilerin kurtarılmasına ilişkin operasyon yapılacağını sadece arama-kurtarmada görevli olan Özel Kuvvetler personeli biliyordu. Altı yıldır kurtarılmayı bekleyenler, dışarıda ne olup bittiğinden habersizdi. Devletin bir gün kendilerini mutlaka kurtaracağına inanıyorlardı, ama böyle bir ortamda teröristlerin kendilerini de sağ bırakmayacağını düşünüyorlardı. Onlar, altı yıldır kurtarılmayı bekliyorlardı. Kurtarılmaları için devlete yakarışlarını da ailelerine yazdıkları mektupta belirtmişlerdi. Onlar uçak, bomba ve silah seslerini duymaya başladıklarında güçsüz bedenlerine dayanıp yerlerinden kalktılar. Konuldukları yerin demir kapıları kapalıydı. Tarih, 10 Şubat 2021’di, saat 02.55’i gösteriyordu. Türkiye’ye yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Gara bölgesinde kıyamet kopuyordu. 41 uçakla önceden belirlenen hedefler vuruluyordu. Aylardır benzer arazi üzerinde eğitimler yapan Özel Kuvvetler’e mensup askerler ise teröristlerin elinde bulunduğunu bildikleri mağarayı 14 Şubat saat 04.55’te kuşatmıştı. Göz gözü görmeyen, kıvrılarak uzanan mağaranın içinde şiddetli bir çatışma başlamıştı. Mağaranın derinliklerinden de silah sesleri, çığlıklar, “Allah!.. Allah!..” haykırışları duyuluyordu. Çok zor, riskli bir operasyon yapılmıştı. Örgütün bu sözde cezaevinden kaçmaya çalışan teröristlerinden ikisi canını kurtarmıştı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Pençe Kartal-2” harekât bölgesinde terör örgütü tarafından altı yıldır alıkonulan 13 vatandaşımızın naaşlarına ulaşıldığını açıkladığında son derece üzgündü, kızgındı.

Bu vatandaşlarımız 2015’te yol kesen teröristler tarafından kaçırılan asker ve polislerimizdi. Hiçbiri sağ kurtarılamamıştı. Şehitlerin kimlik tespiti için aileler Malatya’ya götürüldü. O koca, aslan gibi gençler bir annenin deyişiyle “kuş gibi” kalmıştı. Bir baba oğlunu tanıyamadı. “Durun bir de sol ayağının başparmağına bakacağım” dedi. Biliyordu, oğlunun sol ayağının başparmağında tırnak olmadığını. Tırnaksız parmağı görünce, “Oğlum benim!” deyip ayaklarını öpmeye başladı. Odada bulunan görevliler de babayla birlikte gözyaşı döküyorlardı. Baba, oğlunu bir türlü bırakmıyordu. Morg üzerine yıkılmıştı sanki… Ağıtlar, feryatlar birbirine karışıyordu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile Kuzey Irak’ın Gara bölgesindeki teröristlere ait hedeflere yönelik gerçekleştirilen Pençe Kartal-2 harekâtının sevk ve idare edildiği sınır hattındaki harekât merkezinde halka bu acı haberi nasıl vereceklerini bilemiyorlardı. Çok ayrıntılı bir açıklama yapmak ve hangi koşullarda operasyonun gerçekleştirildiğini göstermek için krokiler hazırlandı. Teröristlerin kaçırdığı asker ve polisler son olarak Gara’ya getirilmişlerdi. Cezaevi olarak kullanılan mağaranın 3 girişi, 9 odası ve 7 demir kapısı vardı. Tünelin genişliği 120 santim, yüksekliği iki metreydi; 5-6 metresi toprak, geri kalanı kayalıktı. Mağaranın bir başka çıkışında duvar yüksekliği 50 santim kadardı. Demir kapılar dışarıya doğru açılıyor, kapının dışında asma kilide ek olarak sürgülü kilit de bulunuyordu. Demir kapı ile içerideki parmaklıklı kapı arası yaklaşık 30 santimdi. Orgeneral Yaşar Güler, kroki üzerinde elinde çubukla operasyonu şöyle anlatıyordu:

Bu vatandaşlarımızı da çok çeşitli mağaralarda saklayarak kaçırmaya çalıştılar. En sonunda istihbarat kurumlarımızdan aldığımız bilgiler, elde ettiğimiz bizim kendi özel çalışmalarımız, keşif unsurlarının çalışmaları sonucunda bunların Gara bölgesinde olabileceğine dair çok iyi kanıtlar bulduk ve bunların üzerinde de çalışmaya başladık. Bu alandaki araziye model araziler ve tesisler yaparak ilgili birliklerimiz bizzat üzerinde yoğun çalışmalar yaptılar. 04.55’ten itibaren kara harekâtımız başladı. Kahraman unsurlarımızı helikopterlerle bu 75’e 25 kilometrelik alandaki planlanmış hedeflere indirdik. Yaşanan ilk temasta üç kahraman silah arkadaşımızı şehit verdik. Üç personelimiz yaralandı. Üçüncü gün bu mağaraya geldik. Dere yatağı ve her iki yanında yüzde 60 meyilli olan ve gerçekten bu bölgede Hava Kuvvetleri’nin görerek ateş etmesine kesinlikle mâni bir alanda seçilmiş bu arazi.

Mutlak suretle bu yere girmek için ilgili unsurlarımızın bizzat karadan gidip oraya girmesi şarttı. Dolayısıyla böyle bir yeri seçmişler. Öncelikle bu her iki tarafta seçilmiş üç noktaya helikopterlerimizle indirme hava hücum harekâtımızı icra ettik. 3 girişli, 9 odalı, 7 tane de demir kapılı mağaranın içinde sürekli zikzaklar var. Bazı noktalar da 120 santimetre yüksekliğinde, insanların sadece sürünerek veya çömelmiş vaziyette ilerlemek zorunda olduğu bir yapı oluşturulmuş. Belli ki uzun bir süre çalışmadan sonra bu mağara meydana getirilmiş. Üçüncü gün akşamüstü mağaradan kaçmaya çalışan bir terörist, unsurlarımız tarafından yakalanmıştır. Dördüncü gün, yine aynı noktadan sabah kaçmaya çalışan başka bir terörist de ele geçirilmiştir. Bu teröristler içerde toplam sekiz teröristin olduğunu açıklamıştır. Harekâtın sonucunda 48 terörist ölü, 2 terörist sağ olmak üzere, toplam 50 terörist etkisiz hale getirildi.

İki polis başından vurularak şehit edildi,
ardından kanlı bir döneme girildi

Ne olduysa özellikle 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra oldu. Bölücü terör örgütü bırakın geceleri, gündüzleri de yolları kesiyor, kimlik denetimi yapıyor, asker, polis, korucu olduğunu saptadıklarını kaçırıyordu. Bu arada tüm Türkiye’de yoğun bir terör dalgası yaşanıyordu. İşte o dönemdeki terör saldırılarından bazıları:

• 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta 34 vatandaşımız bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
• 10 Ekim 2015’te, Ankara Garı önünde canlı bomba eylemi sonucunda 105 kişi öldü.
• 10 Ocak 2016 İstanbul Beşiktaş’ta iki ayrı bombalı intihar saldırısında 39 emniyet personeli ve 7 sivil hayatını kaybetti.
• 17 Şubat 2016’da Ankara Merasim Sokak’ta Silahlı Kuvvetler personelini taşıyan servis aracına bombalı eylem sonucunda 29 kişi öldü.
• 13 Mart 2016’da Ankara Kızılay’da patlama sonucunda 37 vatandaşımız can verdi.
• 10 Ocak 2016’da İstanbul Sultanahmet’te bombalı saldırıda çoğunluğu turist 13 kişi hayatını kaybetti.
• 7 Haziran 2016’da İstanbul Vezneciler’de gerçekleştirilen intihar saldırısı sonucunda 5’i polis memuru, 7’si sivil, 1’i de saldırgan olmak üzere 13 kişi öldü.
• 8 Haziran’da Mardin Midyat’ta Emniyet Müdürlüğü’ne bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 3’ü polis olmak üzere 7 kişi hayatını kaybetti.
• 19 Ağustos 2016’da Gaziantep’te düzenlenen bombalı saldırıda 54 vatandaşımız can verdi.

Bununla bitmiyordu. Aynı tarih aralığında değişik yerlerde meydana gelen eylemlerde tam 543 kişi terör kurbanı oldu. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi de unutulmamalı. 248 vatandaşımız da bu olayda hayatını kaybetti. 22 Temmuz 2015’te, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde aynı evde kalan polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar sabah 06.00 civarında susturucu silahtan çıkan kurşunla başlarından vurularak şehit edildiler. Polisler o gün mesaiye gitmeyince, eve gelen arkadaşları kapıyı çilingire açtırdı ve içerdeki korkunç manzarayla karşılaştılar. İşte, bu olaydan sonra yol kesmeler, asker ve polisleri kaçırma eylemleri başladı. Kaçırılanlar yaklaşık altı yıl terör örgütünün elinde kaldı. Operasyonla kurtarılmak istenirken şehit oldular. Onların kaçırılış tarihlerine bakalım:

• 24 Temmuz 2015: Diyarbakır-Bingöl karayolunda polis memuru Vedat Kaya teröristler tarafından kaçırıldı.
• 28 Temmuz 2015: Diyarbakır-Bingöl karayolunda polis memuru Sedat Yabalak, eşi ve üç çocuğunun yanından alınıp götürüldü.
• 13 Ağustos 2015: Diyarbakır-Lice karayolunda Uzman Çavuş Hüseyin Sarı, Er Sedat Sorgun ile Süleyman Sungur teröristler
tarafından alıkonuldu.
• 17 Eylül 2015: Tunceli-Erzincan karayolunda otomobili durdurulan astsubay Semih Özbey kaçırıldı.
• 2 Ekim 2015’te Tunceli-Pülümür yolunda Er Müslüm Altıntaş ve Er Adil Kabaklı otobüsten indirilip götürüldü.
• 12 Aralık 2015: Şırnak merkezde uzman çavuşlar Sedat Vardar ve Ferdi Polat teröristler tarafından kaçırıldı.
• 21 Eylül 2016: Uzman çavuşlar Ümit Gıcır ile Mevlüt Kahveci Çukurca-Hakkâri yolunda teröristler tarafından kaçırıldı.

Eklendi: Yayım tarihi
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Vali Bey ~ Saygı ÖztürkVali Bey

    Vali Bey

    Saygı Öztürk

    İlkesi: Hak, hukuk, adalet, vicdan ve tasarruf Okul, tebeşir, tahta bilmedikleri köyde o gün köy bekçisi neyin müjdesini veriyordu? Ünlü bir karikatüristken niçin Yozgat’ın...

  2. Örgüt Pazarı ~ Saygı ÖztürkÖrgüt Pazarı

    Örgüt Pazarı

    Saygı Öztürk

    Ankara’da bir generali kaçırma planını “Anayasa Mehmet” nasıl bozdu? Cezaevinde görevli komutan ile tutuklu kız arasındaki aşkın sonunda ne oldu? “Kızıl siyasi iktidar” için...

  3. Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü ~ Saygı ÖztürkSınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü

    Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü

    Saygı Öztürk

    ”Kuzey Irak’ a düzenlenen ilk büyük harekatın gizli belgeleri, konuşmaları, gelişmeleri ve bugüne kadar hiç duymadığımız olayları. Gerçekten dört dörtlük bir belgesel, dört dörtlük...

Beriahome Harf Kupa

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur