Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Hizmetçi
Hizmetçi

Hizmetçi

Freida Mcfadden

Nina Winchester zarif, manikürlü eliyle elimi sıkarak, “Aileye hoş geldin,” dedi. Kibarca gülümseyip mermer hole göz gezdirdim. Burada çalışmak, yeni bir başlangıç yapmak için…

Nina Winchester zarif, manikürlü eliyle elimi sıkarak, “Aileye hoş geldin,” dedi. Kibarca gülümseyip mermer hole göz gezdirdim. Burada çalışmak, yeni bir başlangıç yapmak için son şansımdı. İstediğim kılığa bürünebilirdim. Ama çok geçmeden Winchesterların sırlarının benimkinden çok daha karanlık olduğunu öğrenecektim. Her gün Winchesterların evini baştan sona temizliyor, kızlarını okuldan alıyordum. Onlara leziz yemekler yapıyor, sonra en üst kattaki odama çıkıp yemeğimi tek başıma yiyordum. Nina’nın sırf beni temizlik yaparken izlemek için evi dağıtıp durmasına, kendi kızı hakkında tuhaf yalanlar söylemesine ve kocası Andrew’un her gün biraz daha çökmesine aldırış etmemeye çalışıyordum… Ama Andrew’un keder dolu kahverengi gözlerine baktıkça Nina’nın yerinde olmanın nasıl bir şey olacağını düşünmeden edemiyordum. Elbise dolabı, lüks arabası, mükemmel kocası…

Bir keresinde nasıl duracağını görmek için Nina’nın bembeyaz elbiselerinden birini giydim. Çok geçmeden bunu öğrendi ve tavan arasındaki odamın sadece dışarıdan kilitlendiğini fark ettiğimde artık çok geçti. Ama kendimi sakinleştirdim: Winchesterlar beni tanımıyorlardı. Neler yapabileceğimi bilmiyorlardı… Sayfalarını çevirmekten kendinizi alıkoyamayacağınız ters köşelerle dolu muhteşem bir eser. Penceredeki Kadın, Aramızdaki Kadın ve Trendeki Kız kitaplarını sevenler bu kitabı elinden bırakamayacak! Bu evden çıkarsam ellerim kelepçeli çıkacaktım.

Fırsatım varken kaçmalıydım ama artık o fırsatı kaçırmıştim. Polisler evdeydi ve üst katta ne olduğunu bulmuşlardı. buradan dönüş yoktu.Birazdan bana haklarımı okuyacaklardı. Şimdiye kadar neden okumadıklarını bilmiyordum. Belki de beni kandırarak onlara söylememem gereken bir şey söylememi bekliyorlardı. Daha çok beklerler.

Aralarına aklar düşmüş siyah saçları olan polis kanepede yanımda oturuyordu. Tiknaz bedeni yanık karamel rengi Italyan derisinin üzerinde kıpırdanıp durmaktaydı. Evinde nasıl bir kanepesi olduğunu merak ettim. Fiyatının bununki gibi beş basamaklı olmadığından emindim. Muhtemelen turuncu gibi rüküş bir renkte, evcil hayvan kılı kaplı ve söküklerle doluydu. Evindeki kanepesini düşünerek bunun gibi bir tanesine sahip olmayı dileyip dilemediğini merak ettim.Ama muhtemelen tavan arasındaki cesedi düşünüyordu.

New York aksanıyla ağır ağır konuşarak, “Bir daha üzerinden geçelim.” dedi. Adını söylemişti ama aklımda kalmadı. Polis memurları parlak kırmızı yaka kartları takmalılardı. Yoksa stres altındayken isimlerini nasıl aklımızda tutabilirdik ki? Yanılmıyorsam dedektifti. “Cesedi ne zaman buldunuz?”

Bunun avukat talep etmek için doğru zaman olup olmadığını düşünürken duraksadım. Onların bana teklif etmesi gerekmiyor muydu? Protokolü tamamen unutmuştum. “Yaklaşık bir saat önce,” dedim.

“Orava niçin çıktınız?”

Dudaklarımı birbirine bastırdım. “Söyledim ya. Ses duydum.”

“Ve…”

Öne doğru eğilirken gözleri irileşti. Sabah tıraş olmayı unutmuş gibi çenesinde sert killar vardı. Dudaklarının arasında dilinin ucu görünüyordu. Aptal değildim, ne söylememi istediğini biliyordum.

Ben yaptım. Suçluyum. Tutuklayın beni.

Bunun yerine arkama yaslandım. “Bu kadar. Başka bir şey bilmiyorum.”

Yüzü hayal kırıklığıyla asıldı. Dişlerini sıkarak şimdiye kadar evde bulunan kanıtları düşündü. Bileklerime kelepçe takmasına yetip yetmeyeceğini merak ediyordu. Emin değildi. Emin olsaydı şimdiye kadar çoktan takmış olurdu.

“Hey, Connors!”

Öbür polisin sesiydi bu. Gözlerimi yanımda oturan polisin gözlerinden ayırarak merdivenin başına baktım. Ondan çok daha genç olan diğer polis uzun parmaklarıyla tırabzanı sımsıkı tutuyordu. Kırışıksız yüzünün beti benzi atmıştı.“Connors,” dedi, “buraya gelmelisin, hemen. Bunu görmen lazım.” Adem elmasının nasıl kalkıp indiğini buradan bile görebiliyordum. “Gözlerine inanamayacaksın.”

 

BİR

“Bana kendinden bahset, Millie.”Nina Winchester karamel rengi koltuğunda öne doğru eğilerek bacak bacak üstüne attığında ipekli beyaz eteği dizlerinin üstüne sıyrıldı. Markalardan pek anlamazdım ama Nina Winchester’in giydiği her şeyin pahalı olduğu belliydi. Krem rengi bluzuna baktıkça uzanıp kumaşa dokunasım geliyordu ama bunu yaparsam işi hayatta alamazdım.

Dürüst olmak gerekirse bu işi zaten alamayacaktım. “Şey…” diye başlayarak sözlerimi dikkatle seçtim. Bunca geri çevrilmeye rağmen hålå deniyordum. “Brooklyn’de büyüdüm. Öz geçmişimde de görebileceğiniz gibi temizlikçi olarak birçok yerde çalıştım.” Özenle oynanmış öz geçmişimde. “Çocukları çok severim. Ayrıca…” Etrafa bakınarak köpek için çiğneme oyuncağı ya da kedi kumu kabı aradım. “Hayvanları da çok severim?”

Internette gördüğüm temizlikçi ilanında evcil hayvanlardan bahsedilmiyordu. Yine de işimi sağlama almak istedim. Hayvansever birini kim beğenmezdi? “Brooklyn!” Bayan Winchester’in yüzü aydınlandı. “Ben de Brooklyn’de büyüdüm. Komşu sayılırız!”

“Evet!” diye onayladım, bu dediği tamamen gerçek dışı olmasına rağmen. Brooklyn’de kutu gibi bir daire tutmak için bir böbreğinizi satmanız gereken birçok imrenilesi mahalle vardı. Ben onlardan birinde büyümedim. Nina Winchester ve ben birbirimizden daha farklı olamazdık ama komşu olduğumuza inanmak istiyorsa benim için hiçbir mahsuru yoktu.

Altın sarısı parlak saçlarının bir tutamını kulağının arkasına sıkıştırdı. Saçları çene hizasındaydı, gıdısını saklayan şık bir kesimdi bu. Otuzlarının sonlarındaydı ve saçları, kıyafetleri böyle olmasa son derece sıradan görünürdü. Ama belli ki hatırı sayılır servetinden en iyi şekilde yararlanıyordu. Buna saygı duymadığımı söyleyemezdim.

Benim dış görünüşüm onunkinden tamamen farklıydı. Karşımda oturan kadından on yaş genç olabilirdim ama gözünü korkutmak istemiyordum. Bu yüzden mülakat için ikinci el satış mağazasından aldığım uzun, ağır yün eteğimi ve karpuz kollu polyester beyaz bluzumu giymiştim. Küllü sarı saçlarımı ensemde sıkı bir topuz yapmıştım. Hatta büyük ve gereksiz bir kaplumbağa kabuğu gözlük bile alıp takmıştım. burnumun üzerinde duruyordu. Tamamen profesyonel ve son derece gösterişsiz görünüyordum.

“Pekálá, işe gelirsek,” dedi. “Çoğunlukla temizlik, kabul edersen biraz da aşçılık yapmanı gerektirecek. Güzel yemek yapar misin, Millie?”

“Evet, yaparım.” Öz geçmişimde yalan olmayan tek şey mutfak becerimdi. “Dört dörtlük bir aşçıyımdır.”

Açık mavi gözleri ışıldadı. “Harika! Doğrusunu istersen evde hemen hemen hiç yemek pişmez.” Kıkır kıkır güldü.

“Vakit mi var?” Eleştirel bir cevap vermemek için kendimi tuttum. Nina Winchester çalışmıyordu, bir tane çocuğu vardı ve o da bütün gün okuldaydı; kendisinin yerine evini temizlemesi için birini işe alıyordu. Harta kocaman ön bahçesinde bahçe işleriyle ilgilenen bir adam bile görmüştüm. Üç kişilik küçük ailesi için yemek yapacak vakti nasıl olmazdı?

Onu yargılamamalıydım. Nasıl bir hayat yaşadığı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Zengin olması şımarık olduğu anlamına gelmezdi.Ama yüz dolarına iddiaya girecek olsaydım Nina Winchester’in aşırı şımarık olduğuna iddiaya girerdim.

“Ara sıra Cecelia’yla da ilgilenmen gerekebilir.” dedi. “Onu öğleden sonraki derslerine ya da oyun parkına götürüp getirmek gibi. Araban var, değil mi?” Sorusuna neredeyse gülecektim. Evet, arabam vardı; sahip olduğum tek şey arabamdı. On yaşındaki Nissan’ım şu anda evinin önünü işgal ediyordu ve dahası şu sıralar o arabada yaşıyordum. Neyim var neyim yoksa o arabanın bagajındaydı. Son bir aydır arka koltukta uyuyordum. İnsan bir ay boyunca arabasında yaşayınca hayattaki bazı küçük şeylerin önemini fark ediyordu; tuvalet, lavabo. uyurken bacakları uzatabilmek gibi. En çok da sonuncusunu özlüyordum.

 

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Hizmetçinin Sırrı ~ Freida Mcfadden Hizmetçinin Sırrı

    Hizmetçinin Sırrı

    Freida Mcfadden

    “Misafir odasına girme.” Parmak uçlarıyla kapıya dokunurken Douglas Garrick’in yüzü gölgelendi. “Karım… çok hasta.” Muhteşem çatı katı dairelerini gezmeye devam etsek de kapalı kapının...

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi ~ Karl DeisserothYaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi

    Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi

    Karl Deisseroth

    İnsanlar arasındaki fiziksel veya düşünsel her temasın zihindeki karmaşık örgüde nasıl iz bıraktığını ve duyguların hem biyolojik hem de evrimsel kökenlerini klinik hikâyelerle aydınlatan nefes kesici bir zihin yolculuğu....

  2. Muhteşem Kaos (Bir Muhteşem Yaratıklar Romanı) ~ Kami Garcia, Margaret StohlMuhteşem Kaos (Bir Muhteşem Yaratıklar Romanı)

    Muhteşem Kaos (Bir Muhteşem Yaratıklar Romanı)

    Kami Garcia, Margaret Stohl

    Bazı aşklar kaderdir… Diğerleir ise lanetlidir… Ethan Wate, küçük Güney kasabası Gatlin’de meydan gelen acayip ve olanaksız şeylere alıştığını düşünmeye başlamıştır. Ancak Lena ve...

  3. Sisle Gelen Yolcu ~ Jean Christophe GrangeSisle Gelen Yolcu

    Sisle Gelen Yolcu

    Jean Christophe Grange

    Ben gölgeyim. Ben avım. Ben katilim. Ben hedefim. Kurtulmak için tek çarem var: diğerinden kaçmak. Peki ya diğeri de bensem? Zil sesi şuuruna kızgın...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur