Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

İgi ve Ben
İgi ve Ben

İgi ve Ben

Jenny Valentine

İki kız kardeş ile iki kat eğlenceye var mısınız? Birbirinden farklı, ama bir o kadar da benzer iki kız kardeşin neşe dolu ev yaşantısından…

İki kız kardeş ile iki kat eğlenceye var mısınız?

Birbirinden farklı, ama bir o kadar da benzer iki kız kardeşin neşe dolu ev yaşantısından eğlenceli öyküler sizleri bekliyor… Guardian Çocuk Romanı Ödülü sahibi Jenny Valentine’den çekirdek bir ailenin günlük yaşantısına ayna tutan ‘sımsıcak’ bir roman: İgi ve Ben

Beş yaşındaki İgi’den her şey beklenir. Onunla tanıştığınıza hiç pişman olmayacaksınız. Bir sabah uyanıp da Sam olan adını İgi olarak değiştirebilen, ablası Flo’ya özenerek keyfine göre saçlarını kesebilen, hasta oyuncaklarının doktoru olabilen, “Tatile gittim ve bavuluma …… koydum” oyununu herkesten daha iyi oynayabilen, hayal gücü sınır tanımayan böyle hınzır bir kızı kim sevmez ki?..

İgi aslında içimizden biri. Küçük kardeşi olan her çocuğun, birden fazla çocuğu olan her anne babanın yakından tanıdığı biri. Evin küçüğü olmanın tadını ve rahatlığını sonuna kadar kullanan bir çocuk.
Üstelik ablası Flo’yu ve anne babasını sürekli şaşırtmasına rağmen… İgi’nin yaptığı pek çok şeyi aslında hepimiz yaptık ve yapıyoruz. Böyle sıra dışı şeyler yapan başkalarının da olduğunu bilmek mutluluk veriyor insana. Bu yüzden, İgi ile empati kurmamız çok daha kolaylaşıyor.

Aile kavramı, kardeş sevgisi ve birlikte yaşama olgusu üzerine güzel mesajlar sunan İgi ve Ben’de, İgi’nin renkli dünyası ve ailesi ile olan ilişkileri esprili bir dille ablası Flo’nun gözünden aktarılıyor.

İgi ve Ben, okumaya yeni başlayanlar için keyifli bir alternatif olarak gösterilebilir.

Çocuklar İgi’ye bayılacak!.. İgi ile macera devam edecek…

İgi ve ben

Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda oturmuş, kar taneleri yapıyorduk. Onları yapmak için beni erkenden uyandırmıştı. Kız kardeşim sabahları sık sık, daha ben iyi bir haber almak ya da bir şeyler yapmak için pek de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların arasında ve yerlerde ufak kâğıt parçacıkları vardı. Beni öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu çok heyecan verici buldu.

Eski dergilerden kar taneleri yapacaktık, çünkü eğer bir doğum günü, özür dilerim ya da teşekkür kartı yapmak gibi iyi bir nedenimiz yoksa yeni kâğıt kullanmamıza izin verilmiyordu. Kar taneleri iyi bir neden değildi ve bunu kız kardeşime birçok kez söylemiş olsam da yeni kâğıt kullanıyordu, çünkü onların bembeyaz olmalarını istiyordu. Bembeyaz ve üzeri tamamen yazısız. “Benimkine bak,” dedi yirmi yedi numaralı kar tanesini havada tutarken. “Çok iyi,” dedim. “Şimdi makası alabilir miyim?” “Onu kullanıyorum,” dedi. “Hayır, kullanmıyorsun.” “Bir dakika sonra kullanacağım.”

“Sam,” dedim, çünkü bu kız kardeşimin ismiydi. “Paylaşmayı öğrenmelisin.” “Benim adım Sam değil,” dedi. Bir şey söylemedim, çünkü bunun sadece elindekini paylaşmamak için bulduğu rahatsızlık verici bir yol olduğunu düşünmüştüm. Ciddi olduğunu fark etmemiştim. Ve makas için uzun süre beklemem gerekti. Daha sonra hepimiz pijamalarımızla mutfaktaydık. Okulun tatil olduğu günlerde daima kahvaltımızı pijamalarımızla yaparız, bazen öğlen yemeğini bile öyle yeriz. Annem ve babam sabahları pijamalarıyla komik görünüyorlar, çünkü üstlerindeki her şey buruş buruş oluyor. O sabah annemin saçları dağınık ve kıvır kıvır, babamın başının bir tarafındaki saçlar diğer tarafa göre daha fazla görünüyordu. Ve bize her zaman terlik giymemizi söyledikleri halde ikisinin de ayaklarında terlik yoktu. Kardeşim beyaz kar tanelerini buzdolabının üzerine, buzdolabı sanki gelinlik giyiyormuş gibi görünene kadar yapıştırmıştı. Dolabın kapağı her açıldığında kar taneleri rüzgârda dantel gibi sallanıyordu. “Buzdolabı evleniyor,” dedim.

Kız kardeşim, “Kiminle? Babamla mı?” dedi ve kendi şakasına deli gibi güldü. Kendi yaptığı şakalara bayılır. “Sam,” dedi annem. “Kızarmış ekmek mi, kahvaltılık gevrek mi?” Kız kardeşim cevap vermedi. “Sam,” dedi annem tekrar. “Merhaba? Dünyadan Sam’e sesleniyorum!” Yine de cevap vermedi. Başını çevirdi ve söyleneni duymuyormuş gibi yaptığı zamanlardaki yüz ifadesini takındı. “Sam,” dedi annem yeniden. “Kahvaltıda ne istiyorsun?” Hiçbir şey söylemedi. Çıt yoktu. “Sammy,” dedi babam kolunu buzdolabına atıp ona bir öpücük verirken. “Annen seninle konuşuyor.”

“Hayır, konuşmuyor,” dedi kardeşim ve sonra babamı işaret ederek güldü. “Bay ve Bayan Buzdolabı.” “Konuşuyor,” dedi babam. “Onu duydun. Hepimiz duyduk.” “O benimle konuşmuyor,” dedi kardeşim. “O Sam ile konuşuyor.” Bir dakika boyunca kimse bir şey söylemedi. Mutfak çok sessizdi. Su ısıtıcısının fokurtusunu ve kahvaltı gevreğinin tabağıma dökülüşünü duyuyordum. Anneme baktım, annem de babama baktı ve ardından hepimiz kardeşime baktık. Bana hâlâ Sam gibi görünüyordu, saçlarını parmağına doluyor ve üzerinde perilerin olduğu pijamalarını giyiyordu. “Senin Sam olduğunu sanmıştık,” dedi annem.

Kız kardeşim arkasına dönüp sanki annem orada biriyle konuşuyormuş gibi sağına soluna baktı. “Kim, ben mi?” dedi. “Kim, BEN Mİ?” Sanki biz dünyadaki en aptal insanlarmışız gibi. “Evet, sen,” dedi annem. “Ben Sam değilim,” dedi kardeşim büyük bir ciddiyetle. “Burada o isimde hiç kimse yok.” Babam masanın altına, kahvaltılık gevrek kutularının içine ve çöp tenekesine bakmaya başladı. “Buralarda bir yerde bir Sam olması gerek,” dedi. “Bir dakika önce buradaydı.” Bunu büyük bir gösteriye çevirmişti. Koltuk altlarına bakıyor, “Saam, Saaam!” diye bağırarak onun saçlarının arasına hayvanat bahçesindeki bir maymun gibi bakıyordu. Kız kardeşim kıkırdadı.

“O burada değil,” dedi. “Sam burada değil.” Annem ailemizde daha önce Sam isminde ufak bir kızın olduğunu söyledi. “Eğer biri Sam’i kaybettiyse bundan biraz rahatsız olurum, çünkü ondan bayağı hoşlanmaya başlamıştım,” dedi. Kız kardeşim omuz silkti. “Onun nerede olduğunu bilmiyorum.” “Peki, sen kimsin?” diye sordu babam. Ve ben de, “Adın ne?” diye sordum. Bize baktı ve gülümsedi, sanki bunu sormanızın zamanı gelmişti, der gibiydi.

Eklendi: Yayım tarihi
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap Adıİgi ve Ben
  • Sayfa Sayısı152
  • YazarJenny Valentine
  • ISBN9789944695855
  • Boyutlar, Kapak13,5x19,5, Karton Kapak
  • YayıneviTudem Yayınevi /
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ

Yazarın Diğer Kitapları

  1. İgi ve Ben Tatildeyiz ~ Jenny Valentineİgi ve Ben Tatildeyiz

    İgi ve Ben Tatildeyiz

    Jenny Valentine

    Sevimli kardeşler İgi ve Flo bu kez yepyeni bir yaz macerasıyla yine karşınızda… Koca bir okul yılını geride bıraktılar. Uzun zamandır deniz kenarında tatil...

  2. İgi ve Ben Sürpriz Bebek ~ Jenny Valentineİgi ve Ben Sürpriz Bebek

    İgi ve Ben Sürpriz Bebek

    Jenny Valentine

    Ailemizin içinden, sıcacık bir hikâye! Evin en küçük çocuğu olmak vazgeçilmez ayrıcalıklar getirse de, sevimli kahramanımız İgi bundan pek hoşnut görünmüyor. Ona göre, kendinden...

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. Kanada ~ Richard FordKanada

    Kanada

    Richard Ford

    Önce anne babamın yaptığı soygunu anlatacağım. Ardından da, sonra işlenen cinayetleri. Asıl önemli kısım soygun, çünkü kız kardeşimle benim hayatımızın seyrini belirleyen bu oldu....

  2. Alınteri ~ Jorge AmadoAlınteri

    Alınteri

    Jorge Amado

    Sömürge döneminden kalma eski binanın çinko damlarını, kırık dökük kiremitlerini kızdıran güneş, içerideki pis havayı daha da yoğunlaştırıyor; ter, kan ve sidiğin ağır kokusu...

  3. Herkes Tek Başına Ölür ~ Hans FalladaHerkes Tek Başına Ölür

    Herkes Tek Başına Ölür

    Hans Fallada

    Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı....

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur