Ömer Seyfettin, günlük tutmayı seven ama başlayıp bir kenara atan sonra tekrar yazma hevesine kapılıp yeniden yazmaya koyulan bir insan. Onun, kendi ifadesine göre başlayıp da sonunu getiremediği birkaç günlüğü daha varmış. Elimizde, bilinen ve metinlerine ulaşılmış iki günlüğü var Ömer Seyfettin’in. İlki Balkan Savaşı sırasında ve esaret altında yazdığı Balkan Savaşı Günlüğü. İkincisi ise bu küçük ve biraz da belgesel kitabın ilk bölümü olan Defter… Ömer Seyfettin’in tuttuğu son günlük bu…
Kayıp Günlük ve Fon Sadriştayn’ın Karısı iki bölümden oluşuyor: İlk bölümde, Ömer Seyfettin’in bugüne ulaşan iki günlüğünden biri, 1918 yılında tuttuğu defterin notlandırılmış çeviriyazısı yer alıyor. İkinci bölümde ise, 160’tan fazla hikâyesi bulunan Ömer Seyfettin’in el yazısıyla günümüze ulaşan tek hikâyesi Fon Sadriştayn’ın Karısı, yine karşılaştırmalı olarak aydınlatıcı notlar eşliğinde okura sunuluyor.
Sabri Koz’un, “Kayıp Günlük” olarak adlandırdığı Ömer Seyfettin’in defteri, üzeri uzun süre bilinmezliklerle örtüldükten sonra ilk kez bu kitapta eksiksiz yayımlanıyor. Günlüğün ve hikâyenin tıpkıbasımını da içeren kitap, edebiyat tarihi açısından önemli iki metni bir araya getirerek yazarın külliyatına değerli bir katkıda bulunuyor.
İçindekiler
Kısaltmalar • 9
Kayıp Günlük ve Fon Sadriştayn’ın Karısı
Üzerine Bir Hikâye (M. Sabri Koz) • 11
BİRİNCİ BÖLÜM
Kayıp Günlük (Çeviriyazı) • 31
Notlar • 55
Kayıp Günlük (Tıpkıbasım) • 77
İKİNCİ BÖLÜM
Fon Sadriştayn’ın Karısı (Çeviriyazı) • 115
Notlar • 132
Fon Sadriştayn’ın Karısı (Tıpkıbasım) • 135
Kaynaklar • 147
Dizin • 157
Kayıp Günlük ve Fon Sadriştayn’ın Karısı
Üzerine Bir Hikâye
Ömer Seyfettin, genç ölmüş, beklenmeyen bu ölümle sevenleri ve sevmeyenlerince hep gündemde tutulmuştur. Onun, beğenilen ya da eleştirilen her türden eseri (hikâyeleri, şiirleri, yazıları, çevirileri, kitapları, kitapçıkları…) yaşından beklenmeyen bir içeriğe ve ucu çok açık bir zenginliğe daha doğrusu çeşitliliğe sahiptir. Ülkenin olumsuz ve olumlu anlamda sıkıntılar, değişimler içine düştüğü yıllarda yaşamış; edebiyatta, dilde ve düşüncede yenileşme eğilimine giren büyük bir hareketliliğin öncüleri arasında yer almıştır. Tahir Alangu, onun için kaleme aldığı Ömer Seyfettin. Ülkücü Bir Yazarın Romanı adlı (1968, 2020) benzersiz, büyük emek ürünü ve örneklikte tekler arasında bulunan eserinin giriş niteliğindeki “Bu Kitabın Hikâyesi” bölümünde Ömer Seyfettin, dönemi ve eserleri hakkında kısaca şunları yazar:
“(…) Hayatının, bir imparatorluğun yıkılışı ile sürüklenip giden, olayların nabzının attığı yerlerde çırpınan büyüklüğünü, ruh ve düşünce evrimindeki çıkmazları, beşerî ve zayıf olan yanları ile yücelen yönlerini, son günlerinde gittikçe ağırlaşıp acılaşan hayat dramını, çağının politik ve sosyal şartları ve evrimi içinde bulup göstermeye çalışırken, bana o kadar malum olduklarını sandığım hikâyelerini yeniden defalarca okuma gereğini duydum. Aynı gereksinmeyi, bu kitabı okurken başkalarının da duyacaklarını sanıyorum. (…)”
Bu, benim için de tam anlamıyla değilse bile gerekçesi farklı olmak üzere olduğu gibi gerçekleşti. Gerek Nâzım Hikmet Polat’ın büyük emeklerle hazırladığı ve editörlüğünü severek yaptığım Bütün Hikâyeleri2 çalışmasını birkaç kez, iş gereği okurken, gerekse başvuru ve karşılaştırma amacıyla baktığım yine Nâzım Hikmet Polat tarafından hazırlanan Bütün Nesirleri3 ve Bütün Şiirleri4 adlı çalışmaları gözden geçirirken de böyle oldu. Hikâyeler okudum, düzyazılara ve şiirlere baktım. Alangu rahmetlinin yazdıkları başkaları için ne kadar hakikat oldu bilmiyorum ama ben bu hakikati kendi ölçülerimle yaşadım.
Ömer Seyfettin, günlük tutmayı seven ama başlayıp bir kenara atan sonra tekrar yazma hevesine kapılıp yeniden yazmaya koyulan bir insan. Onun, kendi ifadesine göre başlayıp da sonunu getiremediği birkaç günlüğü daha varmış. Elimizde, bilinen ve metinlerine ulaşılmış iki günlüğü var Ömer Seyfettin’in. İlki Balkan Savaşı sırasında ve esaret altında bir deftere yazdığı Balkan Savaşı Günlüğü.5 İkincisi ise bu küçük ve biraz da belgesel kitabın ilk bölümü olan Defter… Ömer Seyfettin’in tuttuğu son günlük bu… Bu günlük, kırmızı kalemle yazar tarafından numaralandırılmış 200 sayfalık, 20,5×15,5 cm boyutunda bir çizgili okul defterinin 38 sayfasına yazılmış. Günlük konusu, dünyada ve bizde güzel örnekleri bulunan bir edebiyat türü. Düşünürler, edebiyat, siyaset, devlet ve bilim insanları, komutanlar, esir askerler, eğitimciler, halktan kişiler, gezginler ve daha pek çok meslek ve ilgi alanlarından kimseler günlük yazıp bırakmışlar. Şimdi biz okurlar o günlükleri ilgiyle okuyoruz. Ben son olarak 27 Ağustos 2024’te yitirdiğimiz eğitimci ve tarihçi Necdet Sakaoğlu’nun Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişi ve Talim ve Terbiye Kurulu Üyesiyken yazdığı Çantada Kalan Anılar adlı günlüğünü, sistem, okul, öğretmen, öğrenci, yönetici, çevre gibi seçenekler altında “ilgi”yle ve basıma hazırlanışındaki özensizlik nedeniyle “üzüntü”yle okudum6 ve bir anma yazısı münasebetiyle bu özensizliği birkaç soru ile ortaya koymaya çalıştım.7 Yapı Kredi Yayınları (YKY), dünyadan ve bizden eski ve yeni birçok günlüğü yayımladı. Yayınevinin tarihinde ve geleneğinde bu tür yayınlar önemli bir yer tutuyor. Bunların çoğu, üzerinde tek tek durulması gereken belge ve kaynak nitelikli eserler. Başka yayınevlerinde de dikkate değer çok önemli günlük yayınları var. Bizim gençliğimizde Nurullah Ataç’ın Günce’si8, Türk Dili dergisinin o günlerde artık çoktan tükendiği için güçlükle bulunan, oysa bugün tek tek yazılarıyla genel ağda yayında yer alan, ayrıca tekrar baskısı da yapılmış olan Günlük Özel Sayısı9 elimizin altında olmasını çok arzu ettiğimiz yayınlardı. Bugün günlük deyince aklımıza gelen bu iki kaynağı, günlük yayınlarının yelpazesi çok fazla genişlediği halde niçin aklımdan çıkaramıyorum, kesin olmamakla birlikte bunun bir kişisel ilk deneyimin takıntısı olduğunu düşünüyorum.
Oysa elimin altında, Türkçenin arılaşması, edebiyat ve düşünce dünyamızın zenginleşmesi için uğraş veren Çağdaş Türk Dili dergisinin “Günlük Özel Sayısı”10 ile günümüzün önemli dergilerinden Hece’nin “Günlük Özel Sayısı”11 da vardı. Çağdaş Türk Dili’nin “Günlük / I” özel sayısı ince bir dergi. Türün Türk edebiyatındaki dönemine göre çok yeni örnekleri bu sayıda bir araya getirilmiş. Tuncer Uçarol’un “Günlük Türüne Övgü” başlıklı yazısıyla12 Vedat Yazıcı’nın “Günlük Üzerine Kimi Notlar” yazısı13 bu özel sayının başyazıları hükmünde. İlerleyen sayfalarda yeni yazılmış günlükleriyle birçok şair ve yazar arz-ı endam etmede. Hece’nin özel sayısı, “Kuramsal Yazılar” (s. 1-126), “Yerli Günlüklere Dair” (s. 127-370), “Yabancı Günlüklere Dair” (s. 371-548), “Seçme Günlükler” (s. 549-702) ve “Kaynakça” (s. 703-740) başlıklı beş bölümden oluşuyor. Her bölüm kendi özelliklerine göre Türk ve dünya edebiyatının bu türüne katkıda bulunuyor; yazarları ve eserlerini daha iyi öğrenmemize, tanımamıza yardımcı oluyor. Okuma seçimimize göre erken ya da geç okuduğumuz, okuyamadığımız, henüz elimize alamadığımız günlüklerle yeniden karşılaşmamızı, tanışmamızı sağlıyor. Bu özel sayının sonundaki Yusuf Turan Günaydın ve Selma Günaydın’ın hazırladıkları “Günlük Edebiyatı Bibliyografyası” aradan geçen on yıl içinde güncellenmesi zorunluluk haline gelmiş olsa da benim günlük konusuna daha ayrıntılı bakmamda etkili oldu.14 Elimin altında, Şener Şükrü Yiğitler’in editörlüğünde yayımlanan Günlerden Kalan isimli makaleler toplamı, çok yazarlı bir kitap15 da vardı. Bu kitapta yer alan makaleler, içerdikleri konularla ilgili
….
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Anı - Anlatı Edebiyat
- Kitap AdıKayıp Günlük ve Fon Sadriştayn’ın Karısı
- Sayfa Sayısı176
- YazarÖmer Seyfettin
- ISBN9789750865688
- Boyutlar, Kapak13,5 x 21 cm, Karton Kapak
- YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2025
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti ~ Hagop Baronyan

İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti
Hagop Baronyan
Hicvi ve dolayısıyla mizahı; toplumsal yozlaşmayı, kurumların bozulmasını, insanlar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeyi ve adaletsizliği anlatmak için bir silah olarak gayet iyi kullanan Hagop...
- Bir Başörtüsü Hikayesi ~ Ayten Yadigar

Bir Başörtüsü Hikayesi
Ayten Yadigar
“Havanın soğuğundan ziyade resmi binaların ve kurum çalışanlarının soğuk yüzleri üşütmüştü içini. Mesela ilçe müdürü kısa süren görüşmelerinde çok soğuk bir tavır sergileyerek, tepkisini...
- Paris, Ecekent ~ Enis Batur

Paris, Ecekent
Enis Batur
Modern Zamanlar, Baudelaire’den başlayarak, büyük şehrin aylağı olma koşulunu neredeyse bir poetik duruş haline getirmiştir. Bulvarlar, meydanlar, köprüler, ara sokaklar gece gündüz yürüyen, avâre...






