Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Keçi – Zanlı, Kurban, Cefakâr
Keçi – Zanlı, Kurban, Cefakâr

Keçi – Zanlı, Kurban, Cefakâr

Ömer F. Oyal

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem…

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem de değildir. Hem insanla iç içe bir yaşam sürer hem de aslında başına buyruktur. Keçi güdülemez, sürünün liderini izler o kadar. Tabii o da yaşlı bir tekedir. İnsana olan bu yakınlığa karşın daimi hissedilen uzaklık keçiyi hep kuşkulu kılar: İnatçı, başına buyruk, bazen de anlaşılmaz.

Anlaşılmazlık; zan altında olmak ve neredeyse “olağan şüpheli”liktir. Buna rağmen sevimlidir de keçi. Hırçınlığının bir hoşluğu vardır. Bazen hınzır, bazen boynu bükük bir kurban; bazen karanlık tutkuların, şehvetin simgesi, bazen bütün günahlarımızı üzerine yüklediğimiz bir günahsız; bazen de düpedüz şeytan! Sebatkâr, dirençli ve cefakârdır da keçi. Olmadık yerlerde yaşama hırsıyla tutunur, aynı hırsla taşların, kayaların arasından, kurak bozkırdaki çatlaklardan mutlaka yiyecek bir şeyler bulur. Tutunma ustasıdır ve tırmanma ustası. “Görüş açısı” çok geniştir keçinin. İnatçılık ve görüş genişliği hayra alamet değildir. Muhtemelen çevrenin bu derece farkında olduğu için bu kadar inatçıdır keçi.

Fakat başka şeyler de var. Keçi duyarlıdır. Yaşadığı herhangi bir travmatik olay keçide mutlaka bir iz bırakır. Keçi kişiliklidir ve kişilikli canlılar hep sorun yaratır. Hürriyet âşığıdır keçi, çekiştirilmeye, itilip kakılmaya gelemez. Başına buyrukluk… Bazen kurtlar tarafından katledilmeyle, bazen uçurumlardan yuvarlanmayla son bulsa da keçinin tutumu değişmez.

Bazen bir tutam ot için, bazen başka bir keçiye ulaşmak için “yardan uçar”, bazen de dağlarda kaybolup gider. Fakat keçide pişmanlık hissedilmez. Kendi eyleminin, hür iradesinin sonuçlarına boyun eğmiştir keçi. Bir yaşamın sonu, yemek sofrasında, bir kıl kilimin desenlerine veya bir tulumun nağmelerinde bitiyorsa, hür iradenin olumsuz ihtimalleri o kadar da önemsenmez.

Ömer F. Oyal’in yazdığı Keçi – Zanlı, Kurban, Cefakâr kitabı, mitolojiden halk kültürüne, yetiştiricilikten sanata keçi hakkında herşeyi bir araya getiriyor.

Bir Zanlının Portresi

Keçi daha en başından zan altındadır. Biraz tuhaftır keçi. Ne tamamıyla evcilleşmiştir ne bütünüyle yabandır. Güdülmesi de başa çıkılması da pek kolay değildir. Biraz savruk, biraz inatçı, biraz başına buyruktur. Gözbebeklerinden nerdeyse hiç ışık yansımaz. İnsanın gündelik hayatına bu denli yakın bir hayvanın aynı zamanda hep uzak kalışı da tedirgin edicidir biraz.

Öyle anlaşılıyor ki insanlar daha en başından keçiye hep kuşkuyla baktılar ve insan imgeleminin bir ürünü olan mitolojide de keçi imajı hep bir zanlılık, hep bir kuşku, hep bir tedirginlik rengine büründü. Bu cefakâr hayvan ta Antik Mısır’dan başlanarak hep çatık kaşlı, kuşkulu bakışlara maruz kaldı. Türlü kimlikler, türlü suretler ve türlü adlar altında günümüze kadar ulaşan keçi imajının son vardığı yer, Şeytan’ın, keçinin toynaklarına, keçinin sakalına ve keçinin boynuzlarına sahip oluşudur. Bir canlı nasıl bundan daha fazla zan altında olabilir ki! Zanlılıkta onunla yarışabilecek tek hayvan yılandır ama yılan en azından keçi gibi insanla içli dışlı değildir.

Keçinin insan imgelemindeki seyahatine Antik Mısır’dan başlayacağız.

Mendes Tanrısı

Antik Mısır’da keçinin ekonomik önemi çok da fazla değildir. Uygarlığın Nil kıyısına sıkıştığını, kıyıdaki tarlalardan hemen sonra da çölle karşılaştığını düşünürsek, keçiye sürülerine uygun otlak bulmanın epey güç olacağı ortadadır.

Nehir kıyısındaki yoğun tarıma zarar da verebilen bu hayvan, Mezopotamya uygarlıklarının aksine Antik Mısır’da ciddi bir önem taşımıyordu. Yine de göçer kabilelerin keçi sürülerine sahip olduklarını, bu sürülerle tarım yapanlar arasında çeşitli ihtilaflar yaşandığını biliyoruz. Keçi üreticiliğinin tarihi, göçerler ile tarım yapan yerleşikler arasında bitip tükenmez bir çekişmenin de tarihidir. Yine de hemen ilk keçi görüntüleriyle Antik Mısır’da karşılaşıyoruz.

Firavunlar ülkelerinin dağlık kesimlerinde ava çıkmayı ve yabankeçilerini avlamayı pek severlerdi. Mısır yazıtlarında bu avlara dair bolca malumatla karşılaşırız. Öbür yandan Mendes’in (Djedet) keçi tapımında öne çıkan bir merkez olduğunu görüyoruz. Buradaki harika duvar resimlerinde zuhur eden kutsal teke, keçiyle koçun özelliklerinin bir bileşimidir ve eril üretkenliği temsil eder. Zaten ta en başından beri keçiyi nerede görüyorsak ya eril üretkenlikten ya da kurbandan söz edilmektedir. Antik Mısır için de geçerli bu. Mendes keçisinin izine, tarihçilerin babası Herodotos’ta da rastlayabiliriz.

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi ~ Ömer F. OyalDoğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi

    Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi

    Ömer F. Oyal

    “En iyi ihtimaller bile yorucu sonuçlara ulaşıyor, her olumlu ihtimal yeni ve daha büyük çabalar gerektiriyor, dünyanın yorgunluğu asla bitmiyor.” Ömer F. Oyal son...

  2. Gemide Yer Yok ~ Ömer F. OyalGemide Yer Yok

    Gemide Yer Yok

    Ömer F. Oyal

    “Gemide Yer Yok” “Her şeye rağmen şimdiye dek yaşadıklarımıza, bildiğimize tutunmaya çalışıyoruz, geçmişimizden başka bir şeyimiz yok. Tutunacak başka bir şey yok.” “Bu durumda...

  3. Sürgün Ruhun Rüya Defteri ~ Ömer F. OyalSürgün Ruhun Rüya Defteri

    Sürgün Ruhun Rüya Defteri

    Ömer F. Oyal

    “Sürgün Ruhun Rüya Defteri” Bir kentin uzantısından başka nedir ki bir ruh? Yıllar önce işlediği bir günahla kirlenen ruhunu zamanla, hem de zamanın ta...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Kendini Profesör Sanan Adam – Cünunname ~ Asım CihangirKendini Profesör Sanan Adam – Cünunname

    Kendini Profesör Sanan Adam – Cünunname

    Asım Cihangir

    Kendisini profesör zanneden ruh hastası Tenvir Bey’in güya üniversite içinde geçen hayatından tecrübelerini ve başından geçen bazı olayları onun ağzından anlatan bu uzun öykü,...

  2. Alparslan ~ Okay TiryakioğluAlparslan

    Alparslan

    Okay Tiryakioğlu

    Tarihi romanlarıyla Osmanlı sultanlarının birbirinden değerli hayat hikâyelerini günümüz okuruna aktaran Okay Tiryakioğlu bu defa Selçuklu topraklarına uzanarak atalarımızın atası Alparslanı konuk ediyor sayfalarına....

  3. Bir Gece Yolculuğu ~ Nermin BezmenBir Gece Yolculuğu

    Bir Gece Yolculuğu

    Nermin Bezmen

    “Fantastik romancılığın sihirbazı, güzel dostum Nazlı Eray Bir Gece Yolculuğu’nun Önsöz’ünde, bu kitapla ona 25 yılını geri verdiğimi de yazmış. Ne mutlu bana! Diğer...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur