Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Bir tarafta, insanlar hakkında esrarengiz sezgileri olan ve sayılarla şaşırtıcı bir etkileşim kurmasını sağlayan, yalnızca bilgisayarlara özgü bir yetenekle donatılmış Canada Gold ya da herkesin bildiği adıyla Nada… Parmaklarınızın hareketlerinden yazdığınız mesajı kolayca çözebilir, görür görmez bir insanı en ince detayına kadar sıfır hatayla analiz edebilir. Bu onun hem bir özel dedektif hem de Las Vegas’ın pek çok kumarhanesinde izlenenler listesinin ilk sıralarında yer alan bir poker ve 21 oyuncusu olarak basamakları tırmanmasını kolaylaştıracaktır.

Diğer tarafta, kendilerine ‘Bin’ diyen çok tehlikeli bir grup… Pisagor öğretilerinin günümüzdeki mirasçıları olan Bin, kimsenin sahip olmadığı matematiksel bilgilere sahip… Çok zengin ve çok güçlüler. Bir hesap makinesiyle uçak düşürebilecek donanımdalar. Sayılarla ilgili en büyük sırları ise dünyanın nasıl ve ne zaman yok olacağını bilmeleri.

Sayılar, olasılıklar ve dahiyane bir kurgu… KULÜP 1000, yılın en iddialı romanlarından biri.

“Kulüp 1000’i okumak bir roller-coaster’da gözü bağlı gitmek gibi:
Hiç beklemediğiniz bir anda keskin bir viraja giriyorsunuz.
Adrenaliniz hiç düşmeyecek.”
Richmond Times-Dispatch

***

İŞLER ÇOK KISA SÜREDE TUHAFLAŞABİLİR

Kadın oval yirmi bir masasında oturmuş, elindeki kartlara neredeyse hiç bakmıyordu. Saçları koyu renkliydi ama kumral da sayılmazdı. Böylesine ne denirdi? Koyu kestane mi? Bakır mı? Kızıl mı? Kiremit rengi mi? Wayne daha önce hiç böyle bir renk görmemişti. Gözleri, kocaman badem gözleri; kumarhanenin Alman malı pahalı kameraları bile Wayne’e kadıma gözlerinin ne renk olduğunu söyleyemiyordu.

“Yapman gereken şeyi söyleyeyim,” dedi Peter, Wayne ile masalarının arasında duran gazete yığınını bir kenara iterek. “Kendini çamura göm.’’

Wayne Jennings, kızı önündeki ekranda görünce hatırlamıştı. Kız bir poker oyuncusuydu. Epey de esaslı bir oyuncu. Peki, neden benim kumarhanemde yirmi bir oynuyor öyleyse? Hem de küçük paralarla. Profesyonel poker oyuncularının, yetenekleri sayesinde kendi avantajlarına çevirebildikleri oyunları tercih ettiklerini biliyordu. Mükemmel bir yirmi bir oyuncusu bile ortaya koyduğunun en fazla iki katını alabilirdi.

“Kendini çamura gömeceksin,” dedi Peter yeniden. Wayne’den dokuz, on kilo daha zayıftı, cüsselerine göre bu kilo pek de fark edilmiyordu. Wayne gibi o da, üniversitedeyken futbol oynamıştı fakat daha alt liglerde daha küçük bir okulun takımındaydı.

“Ne?”

“Geçen akşam PBS’de bu şovu izledim. Isı imzası,* uzaydan takip edebilen şu uydulardan vardı. Başka bir deyişle hiç bir sorun olmadan bu takibi helikopterle de yapabilirsin. Gece uykuya daldığında kullandığın ahşap tente ya da her neyse ne kadar kalın olursa olsun kendini çamurun içine gömeceksin. Isı imzanı saklayabilmek için.”

Peter’ın ilgi duyduğu tuhaf şeylerin listesi epey uzundu. Bunlardan biri de M. C. Escher’di. Oturduğu dairenin her yeri şu acayip çizimlerle kaplıydı. Bir diğeri de UFO’lardı. İçlerinde en rahatsız edicisi ise ortadan kaybolmaktı. Normal bir insanın hiçbir iz bırakmadan nasıl ortadan kaybolabileceğine kafa yorardı hep. Kaçmak ve bir daha hiç ortaya çıkmamak. Dünyada var olduğunu gösteren tüm izleri silmek. Bunun doğal bir sonucu olarak, ofisteki günlük konuşmaları da ısı imzası, epitelyaller ve ahşap tente gibi kelimelerle karmaşıklaşıyordu. “Kendini çamura gömmek” de o yüzden Peter Trembley’in gözden kaybolup havaya karışmak gibi otuz yedinci kuralını anımsatıyordu. Görünmez olmak.

Wayne videoyu ilerletmek için farenin üzerine tıkladı ve iri gözlü kızın oyunu başka bir yöntemle oynamasını izledi. “Tam olarak neden ortadan kaybolman gerekiyor? Zamanında benim gözden kaçırdığım bir şey mi yaptın yoksa?”

“Daha önce yaptıklarımla ilgili bir şey değil bu,” dedi Peter. “Telefon görüşmelerimiz dinleniyor. E-postalarımız okunuyor. Yani, kumarhanede bizim yaptığımız şu halta bir bak. İnsanları odalarına, banyolarına kadar takip edebiliyoruz. Bu çok korkutucu. Bildiğim tek şey, işlerin çok kısa sürede tuhaflaşabildiği, ayrıca onlar beni zaten takip ettikten sonra bu işleri internette araştırmaya vaktim olmayacak.”

Şimdi ekranda küçük bir pencereden izlediği kırmızı kafa kazandığı kadar kaybediyor gibi görünüyordu. Strip Caddesi’nde dağıtılan, renklere göre gruplanmış, kumar hilelerini, numaralarını anlatan – sekizleri ayırmak, on birleri çiftlemek, krupiye hata yapacak gibiyse kötü kartlarda kalmak gibi – el ilanlarında yazılanlara göre oynuyordu. Wayne klavyenin başına geçip patronlarına bir e-posta yazmaya başladı. “Şüpheli durum. İsim: Canada Gold…”

“Kendini boğazına kadar gömmelisin,” dedi Peter.

Wayne klavyede yazı yazmayı bıraktı. E-postayı göndermemişti. Onun yerine kamerayı eski boyutuna getirdi ve kızın oyun üstüne oyun oynamasını izledi.

-1-

Siyah takım elbisesi State Caddesi’nde dikilmişti, omuz kısmının dik kesimi tehditkar bir görüntü veriyordu. Bel kısmı ince beline doğru daralıyor, bilek kısmında zarifçe genişliyordu. Babasından kalma platinyum saat daha iyi gözüksün diye sol kolunun manşeti sağ koluna göre birkaç milim daha kısaydı. Hangi takım elbisesini giyerse giysin boyu uzun, kendine güveni tam ve başına buyruk görünüyordu. Diğer taraftan, beşinci katta bulunan bu sıcak Chicago mahkeme salonundaki herkes – jüri, hakim, basın mensupları, izleyiciler, savcılar – Reggie Vallentine’in zeki bir adam olduğunu zaten biliyordu.

“Önümüzde duran gerçeklere rağmen eyalet savcısı, sizlerden, müvekkilimin suçlanması halinde onurlu bir işin başarılacağına inanmanızı istiyor,” dedi jüriye, bu sırada kürsüsünü de birkaç metre yana kaydırdı. “İddia makamının ilk beyanında ne dediğini bir hatırlayın: ‘Biri yoksullar ve sıradan vatandaşlar, diğeri zenginler ve ünlüler için iki ayrı adalet sistemi olamaz.’ Hükümetin kendi davası ise beni böyle ikili bir sistemin varlığı konusunda ikna etti. Gerçek şu ki, müvekkilim ünlü biri olmasaydı, hiçbir zaman böyle bir dava açılmayacaktı.

“Ekmeğini bu mahkeme salonlarında kazanan biri olarak, Illinois eyaletine her zaman büyük saygı duymuşumdur. Illinois eyaleti, ortada küçük de olsa fiziksel bir kanıt olmadan sıradan insanlara dava açmaz. Illinois eyaleti, söylentilere bakarak sıradan insanlara dava açmaz. Illinois eyaleti, karakterleri sanığın karakteriyle karşılaştırıldığında sizlerin de görebildiği gibi her anlamda zayıf olan tanıklardan alınan, doğruluğu ispat edilmemiş ifadelere dayanarak sıradan insanlara dava açmaz.”

Müvekkili bazı günler ince çizgili takım elbise giymek istemişti fakat Rcggie, çizgilerin sanıkları suçluymuş gibi gösterdiği konusunda onu ikna etti. Çizgili takımlar yerine Reggie, on altı hafta sürecek duruşmalar için koyu renkli takım elbiseler, parlak renkte gömlekler ve her duruşma için ayrı desende kravatlar seçti. Masum bir insan mahkeme karşısına çıkmaktan korkmaz, demişti Reggie. Suçlular ortadan kaybolmak ister. Kıyafetleri danışmanlar, yardımcılar, yancılardan oluşan bir kadronun onaylaması gerekiyordu fakat sanık çalışanlarına şunu açıkça belirtmişti: Hepimiz Reggie Vallentine için çalışıyoruz. Görüntüsünde Reggie’nin tek tahammül edemediği şey, tıpkı Bizans resimlerindeki azizlerin başlarının üstündeki hareler gibi başının her yerinden fışkıran ona özgü gümüş renkte saçlarıydı.

“O halde kendinize şu soruyu sorun, Neden Solomon Gold? Bu sorunun cevabını bildiğimden emin değilim. Müvekkilimi hapishaneye göndermek için neden böyle ateşli bir mücadele verdiğinin cevabını sadece eyalet savcısının kendisi biliyor.”

Reggie, savunmanın ilk gününde, Chicago Senfoni Orkestrası’nın eğitim bölümünde viyolonsel çalan yirmi iki yaşındaki kurbandan bir kere bile söz etmemişti. Bunun yerine eyalet savcısı (ve vali adayı) Bradley Spelling’in itibarı yüksek sanıklara getirdiği suçlamaların çokluğundan ve bu duruşma öncesinde tutanakların yayınlanabilmesini sağlayacak olan eyalet kanununun değiştirilmesi için canla başla ikna faaliyetleri yürütüp amacına ulaştığına dair tartışmalı bir ifade vermişti.

“Sırf eyalet savcısının son derece zeki biri olduğunu ve onun tecrübeli savcılarının bu mahkeme salonunda sunulan delillere bakarak müvekkilimin suçlu olduğu sonucuna varamayacağını bildiğim için hepimizin bugün burada bulunma sebebi beni düşündürüyor ve bunun hakkında biraz yorum yapmak istiyorum. Ayrıca aylardır bu Kafkavari dava boyunca geceleri yatağımda mışıl mışıl uyuyorsam, bunun tek sebebi bu on iki kişinin yani sizlerin de zeki insanlar olduğunuzu biliyor olmam. Kendi aranızda yapacağınız müzakerelerde sizleri yönlendirecek olan tek şeyin gerçeği ortaya çıkarmak olduğuna eminim. İşte bu yüzden vereceğiniz tek kararın müvekkilimin suçlu olmadığı yönünde olacağını biliyorum.”

Gür, bariton sesini aynı hakimin her gün çok zengin ve ünlü olmayan sıradan sanıkların – uyuşturucu satıcıları, bağımlılar, hırsızlar – davalarına baktığı sıkışık salondan apayrı, üç kapılı, duvarları meşe kaplamalı, her tarafını davayı pür dikkat izleyen muhabirlerin doldurduğu geniş mahkeme salonuna göre ayarladı. Üç tane ulusal televizyon kanalı davayı gerçek zamanlı yayınlıyordu. Reggie, hem kameralar hem de izleyiciler karşısında doğal duran, canlı yayına çıkanların yaptığı türden bir makyaj yapmıştı. Müvekkiline de aynı makyajdan yapmasını söylemişti. Savcıların yüzünde hiç makyaj yoktu.

“Eyalet bu suçun ne kadar vahşice işlendiği konusunda uzlaşmaya vardı ve a eşittir b, b eşittir c, o halde a eşittir c diyerek sizlerin bu korkunç suçu müvekkilime mâl edeceğinizi umuyor. Savcılar, Erica Liu’nun bilincini kaybettikten sonra bile başının sopayla ezilmeye, gözünün oyulmaya devam edildiği yönünde tanıklık eden bilirkişilerden oluşan bir geçit töreni organize etmişti. Öte yandan hiçbiri herhangi bir silahtan söz etmemişti. Uzman doktorun söylediklerine göre ne tür bir araç kullanılmış olabileceğinden bile emin değiller! İddia makamının tanıklarından daha önce kaç defa bu sözleri duydunuz: Emin değilim ya da kesin bilmiyorum? İnanır mısınız? Yüz kırk yedi defa. Yüz kırk yedi defa emin değillerdi. Öte yandan, artık nasıl oluyorsa müvekkilimin katil olduğundan şüpheleri yok.”

Daha otuzlu yaşlarının sonlarında olan Reggie, Oscar ödüllü besteci, Chicago Senfoni Orkestrası şefi Gold’un davasına bakması için onun kapısını çalmadan önce de Chicago’da saygın ve önde gelen bir avukattı. Şimdi ise ülke çapında bir yıldız olmuştu. Gece şovlarına çıkan komedyenler onun adı üzerinden korkunç espriler yapıyorlardı. (“İngiltere Kraliçesi hasta olduğu için bu hafta başkanla görüşemedi ve belli ki bunun için kendisini çok suçlu hissediyor. O kadar suçlu hissediyor ki Reggie Vallentine’i kendine avukat tutmuş.”) Komedi programlarında onu hicveden espriler yapılıyordu. Kuşe kağıda basılı ışıltılı dergiler onu göklere çıkarıyordu. Tabloid gazeteler manşetlerde daha kolay kullanmak için soyadını “Valli” diye kısaltıyordu. (Valli, kurbanın babasını ve ikiz erkek kardeşini saldırgan ve bir o kadar da etkili bir biçimde çapraz sorguladıktan sonra Sun-Times ilk sayfaya büyük harflere BU VALLI YETERİNCE (H)AKLAMADI MI? diye yazmıştı.) Chicago dergisi onu daha yeni, şehirdeki en seksi elli erkekten biri seçmişti, üstelik de adını, geçen sene listede olup bu sene gözden düşen kendi müvekkilinin yerine koymuşlardı. Ülkede, Reggie Vallentine’i en az bir kere olsun kapak yapmamış bir Afro – Amerikan yayın yoktu.

“Solomon Gold, Erica Liu ile Liu’nun dairesinde ve on dört haziran gecesi Millennium Park’ta yapılan bir performans sonrası Gold’un arabasında Liu’nun kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girmiştir. İddia makamının o çok güvendiği DNA delilinin kanıtlayabildiği tek şey bu, davalı taraf da bunu kabul ediyor zaten. Cesedi, Solomon Gold’un Lincoln Park’taki evine değil eski erkek arkadaşının evine yakın bir ara sokakta bulunmuştur. Dedektiflerin, suç mahallinde bir soygunun meydana geldiğini işaret eden her türlü kanıtın olduğunu doğruladığını duydunuz. Erica Liu’nun cüzdanında hiç para yoktu, kolunda saati yoktu; ayrıca erkek kardeşi performans sergileneceği akşamlarda daima boynuna taktığı pırlanta kolyenin de – bir sevgi göstergesi olarak sanık tarafından verilmiş bir hediyenin – kaybolduğunu doğruladı.

“İddia makamı, Erica ile müvekkilimin yaşadığı gayri meşru ilişkinin cinayet için bir gerekçe teşkil edeceğine inanmanızı istiyor. Hanımlar, beyler, Cook Şehri’nde evlilik dışı ilişki yaşayan her erkek cinayet şüphelisi olsaydı hiçbirimizin onların jüriliğini yapmaktan başka işlere vakti kalmazdı.” Kahkahaları duymak için bir an duraksadı, beklediği gibi de oldu, jüriden espriye katıldıklarını belli eden bir ses geldi. “Solomon Gold gibi ünlü ve başarılı bir adamın, yol gösterdiği, sekiz aydan uzun süredir becerilerini geliştirmesine yardımcı olduğu güzel, yetenekli bir genç kadını öldürerek eline ne geçer? Hiçbir şey. Hem de hiçbir şey. Brad Spelling gibi hırslı bir adamın Solomon Gold gibi ünlü biri hakkında dava açarak eline ne geçer? Adının duyulmasının ve televizyonda görülmenin mantıklı politikalardan ve ahlaktan daha önemli olduğu bir dünyada, medya danışmanı Bay Carroll’un, geleceği parlak, genç bir politikacı için ‘tek sınır gökyüzüdür,’ dediğini duydunuz. Ne yazık ki göreviniz gereği burada bir süredir tutulmanıza rağmen, sizler gibi sorumluluğunu bilen bireylere salı günü bir seçim olduğunu hatırlatmayı gereksiz buluyorum.”

Reggie son dakikalarını Erica Liu’nun matemdeki babasının acısını anladığını göstererek kullandı ve bu acıyı Solomon Gold’un genç yaştaki kızının duyduğu utançla karşılaştırdı. “Biri zarar gördüğünde, içgüdüsel olarak karşılığında başka birine zarar vermek isteriz,” dedi Reggie. “Tabii bu mahkemenin içgüdülerle işi yok, mantıkla işi var. Mantıklı bir gerekçe, mantıklı bir şüphenin etken maddesidir. Sizlerin ise Solomon Gold’u böyle bir şeyle suçlamak için tek bir sağlam gerekçeniz yok. Brad Spelling’in size verdiği tek şey çok kötü gerekçelerle dolu kısa bir liste. Bunlar onun gerekçeleri, sizin değil.”

Jüri, davayı sadece iki gün görüştü – bu da Reggie’nin duruşmalarda takındığı o gizemli ifadeyi kırk sekiz saat daha yüzünde taşıması, Solomon Gold içinse kırk sekiz saat daha nezarethane kıyafeti giyeceği anlamına geliyordu.

Sonra da sürpriz karar açıklandı, Brad Spelling tek başına kürsüde oturmuş, kırlaşmış saçlarının kapladığı başını manikürlü ellerinin arasına almış kararı okuyordu.

“Harika iş çıkardın, tatlım,” dedi Reggie’nin kansı, Steph, neredeyse bir yıldır ilk kez dışarıda yemek yedikleri Spiaggia adlı restoranda.

Karısının dediğini onayladı fakat mutlu görünmüyordu.

Masalarına yaklaşan onlarca önemli insan her zaman içten tebriklerini sunmak için gelmiyordu. Reggie ve Steph, davanın sonucunu kutlama bahanesiyle seviştiler, Reggie, yataklarının ucunda sesini kıstıkları televizyonda haberlerde çıkan kendi yüzüne bakıp uykuya dalmaya çalışıyordu. Şu anda Amerika’daki en ünlü ceza avukatı olduğuna şüphe yoktu. Aldığı ücret neredeyse üçe katlanmıştı. Bir kitap sözleşmesi onun imzasını bekliyordu. Her bir yakada ayrı bir menajerlik şirketi onun peşinden koşuyordu. Akşam, gündüz, sabah, gece televizyona çıkması için günde on beş tane teklif geliyordu.

Hepimizin hayatı değişmek üzere, diye düşündü Reggie. Bu mahkeme kararı büyük işlere giriş biletimiz olacak. Pahalı şeylere. Hayalini kuramayacağımız bir hayata.

Kansı, neden sıkıntılı göründüğünü sordu. Reggie bir sorun yok, dedi. İyi uyuyamadığını söyledi. Strestendir, dedi. Bütün herkesin dikkatini çekmişti. “Etrafında her şey yolunda giderken kendini kötü hissettiğin olmaz mı hiç? Etrafında her şey tersine giderken de bazen iyi hissetmez misin?”

————

* Isı imzası (heat signature): Kızılötesi kameralar tarafından insanların kendilerine özgü ısı duyarlılığına göre takip edilmesine olanak tanıyan bir yöntem. (Ed. N.)

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıKulüp 1000
  • Sayfa Sayısı490
  • YazarKevin Guilfoile
  • ÇevirmenYasemin Özden Kanca
  • ISBN6054629138
  • Boyutlar, Kapak13,5x21, Karton Kapak
  • YayıneviKORİDOR YAYINCILIK / 2012

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur