Merhaba Akdeniz

Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)

Merhaba Akdeniz’i, 1962 yılında yapılan ilk baskısına sadık kalarak Balıkçı’nın okurlarına sunuyoruz. Murat Sayın’ın kapağını hazırladığı bu eserde otuzdan falza öykü yer alıyor. Bütün…

Yol Ver Deniz

Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)

Doğa tutkunu çocuklar! Denizi, balıkları, balıkçıları, deniz insanlarının serüvenlerini ilginç buluyorsanız Yol Ver Deniz’i okumalısınız. Halikarnas Balıkçısı’nın büyük bir ustalıkla kaleme aldığı öykülerden derlenerek…

Parmak Damgası

Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)

Ege’nin yedi renkli denizlerini, cennet köşelerini; güzellikleri çirkinlikleriyle, sevinçleri korkularıyla, arayışları beklentileriyle insanlarını, zaman zaman tarih süzgecinden de geçirerek kaleme alan Halikarnas Balıkçısı’nın Parmak…

Alope’nin Odası

Mehmet Güreli

Alope’nin Odası, çok zengin bir birikimin, dil zevkinin, zeka ve duyarlılık arasında ustaca kurulmuş bir dengenin ürünü. Konur Ertop Mehmet Güreli’nin Alope’nin Odası’na gelince……

Dokuzdan Küpe Çiçeği

Elif Erdoğan

Elif Erdoğan’ın kırılganlığın içinden gelen direnişle çevrili öykülerinin her köşesinden ümit taşıyor. Çenesi titreyen korkakların büyük cesareti, kumru yuvasına yer açma nezaketi, bir yaprağa…

Ondancı

M. Sadık Aslankara

Kör olsaydım neleri yitirirdim sonsuzca? Sağır olsaydım ya da dilsiz? Burnum hiç mi hiç koku almasaydı ne yapardım? Kolsuz biri olmak nasıl bir şeydi…

Bilge Kan

Flannery O'Connor

“Amerikan Gotiği” olarak adlandırılan edebi türün en önemli yazarlarından Flannery O’Connor’ın, (1925-1964) deyim yerindeyse “kültleşmiş” ilk romanı Bilge Kan, 1930’ların Amerika’sında geçen, barbarlıkla medeniyeti birbirinden ayıran ince çizgiyi irdeleyen bir hikâye anlatıyor.

İyi İnsan Bulmak Zor

Flannery O'Connor

i İnsan Bulmak Zor, yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının en ilginç isimlerinden biri olan ve “güney gotiği” diye adlandırılan akım içinde başarılı eserler veren Flannery O’Connor’ın on öyküsünü içeriyor.

Yasak İlişki

Barbara Taylor Bradford

Amerikan televizyonunun otuz üç yaşındaki ünlü muhabiri Bill Fitzgerald, görevli olarak uzun bir süre Bosna’da kaldıktan sonra, savaştan bıkmış, yorgun düşmüştür. 1995 Kasım’ının son günlerinde, eski arkadaşı, Time dergisinin savaş muhabiri Francis Xavier Peterson ile buluşmak üzere Venedik’e gider.

Fil

Raymond Carver

Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere gelmişim gibi hissediyorum. Ve buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Garip bir yer. Kısa, zararsız bir rüyanın, sonra da sabah erkenden yapılan uykulu bir konuşmanın beni ölüm ve yok oluş düşüncelerine sürüklediği bir yer.