Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Linç Çıkmazı
Linç Çıkmazı

Linç Çıkmazı

Anıl Basılı

Sis dağılsın ve yıldızlar tekrar ortaya çıksın! Ben Piya. Geri dönüyorum. Vazgeçmeye niyetim yok.

Elimde bir saksı tutuyorum. İçindeki… Solgun görünüyor. Zaman ona iyi gelmemiş gibi. Oysa hep derler ya, zaman iyi gelir, diye. Gelmemiş işte. Görebiliyorum. Anlaşılamamış. Yerini sevmediğini anlayamamışlar. Hiç beklemediği bir anda düşmüş belki de. Toprağı dağılmış dört bir yana. Neyi var neyi yoksa… Kökleri de çıkmış meydana. Cılız, birbirine dolanmış, yara bere içinde.Belki de kanamış susuz kaldıkça!

“LinÇ Çıkmazı” haksızlığa uğrayanlara, köklerinin cılız olduğunu bildiği hâlde güçlü görünmeye çabalayanlara, en çok duyduğu cümle “Yapamazsın!” olanlara ARTIK UYANMA VAKTİ diye fısıldıyor.

Belki de yeniden ayağa kalkabilmek için önce yıkılmak gerekiyor.

#BenPiya #ZorbaOlma

***

Bölüm 1
Çabuk Uyan!
08.29
Alarm sesi…
08.29
Alarm sesi…
08.29
Alarm sesi…
“Sus alarm, sus!”
ÇAT!
“Of!”
“Bir mesaj alındı.”
Telefon bildirimi.
“Bir mesaj alındı.”
Telefon bildirimi.
“Bir mesaj alındı.”
Telefon bildirimi.

Neler oluyordu? Yataktan fırladım. Alarm bir yandan, mesaj bildirimi diğer yandan. Oysa ne güzel uyuyordum. Telefonu almaya çalışırken yere düşürdüm. Sanki yeni telefon alacak lüksüm varmış gibi.

“ŞAHANE GÜN. ŞAHANE.”

Telefonu elime aldığımda tüm bildirimleri gördüm. Üst üste uzayıp gidiyordu. Otuz iki mesaj, otuz üç, otuz dört… Bir sayaç gibi artıyordu. Rüya mı görüyordum? Uyku sersemiydim ve yüzümü yıkamaya bile fırsatım olmamıştı. Olanları anlamakta güçlük çekiyordum. Mesajlardan birini açtım. Yazan Ateş’ti.

“Linçleniyorsun! Uyan.”
Donup kaldım. Bu nasıl bir şakaydı?

“Hadi oradan, şakacılar!” diye gülümsedim. Kesin hep birlikte karar vermişlerdi bunu yapmaya. Diğer mesajlara bakmaya başladım. Arkadaşlarım, arkadaşlarımla olan sohbet gruplarım hepsinde bildirimler vardı.

“ŞAKA DEĞİL!”
Yataktan inmeye çalışırken çarşafa takıldım ve yere kapaklandım. Hiç hareket etmeden, gelen her şeyi okumaya başladım.
“Çok kötü birisin!”
“Seninle bir daha konuşmayacağım.”
“Bunu nasıl yaparsın!”
“Demek her şeyi sen planladın!”
“Sana güvenmiştik.”
“Piya, sen bir KÖSTEBEKSİN!”
“Seninle arkadaş olduğum için utanıyorum.”
“O fotoğrafı nasıl açıklayacaksın?”

Fotoğraf mı?

Mesajları karıştırdığımda bahsedilen fotoğrafı gördüm. Ama böyle bir karemiz yoktu. Diğer listedeki çocuklarla bir arada görünüyordum. Hem de ellerini sıkıyordum. Tam bir köstebek görünümü vardı. Ama sorun, böyle bir fotoğrafım olmamasıydı.

Dün güle oynaya ayrıldığım okul arkadaşlarımdan gelen mesajlar beni olduğum yere yapıştırmış gibiydi. Yerimden kalkamıyordum. Stres seviyem oldukça yüksekti. Ellerim titriyordu. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Gözlerimden yaşların süzüldüğünü hissettim. Telefonun ekranına doğru süzülenler yüzünden yazılanları okumak güçleşiyordu. Neden böyle yaptıklarını anlayamıyordum. Okulun en sevilen hatta güvenilenlerinden biriydim. Ama bugün yaşananlar, sanki bir anda tüm geçmişi yerle bir etmişti. Telefon rehberinde ilk aklıma gelen Tumay’dı. En sevdiğim arkadaşlarımdan biriydi. Uzun süre çaldırmama rağmen açmadı. Bir anda okul değiştirmişti. O günden sonra doğru düzgün konuşamamıştık. Ateş, Mislina, Birben, Uzak ve Doğu… Cevapsız bırakmışlardı. Birinin bana tam olarak neler olduğunu anlatmasını istiyordum.

Bir bildiriminiz var! Kim? Nasıl?

Yeni bir tane daha mı?

Telefonuma düşen bildirime kadar hiçbir şeyin farkında değildim. Nefesimi neredeyse kesen o cümle korkmama ve paniğe kapılmama neden oldu.

“Sahip olduğun her şey birkaç dakika içinde yok oldu. OTUR SIFIR!”

Bu olanlar oldukça saçmaydı. Biri, benimle bile isteye neden uğraşıyordu ki? Tekrar okumak istediğimde mesajın kaybolduğunu fark ettim. Gelen kutusunu kontrol ettim. Silmediğime emindim.

YOK! YOK!

Telefonu kurcalamaya başladım. Mesaj… Ortadan kayboldu. Sanki zamanlanmıştı. Geriye tek bir iz kalmamıştı.

İşte şimdi yandım, diye düşündüm. Bu yaşadığıma kim inanırdı? Birinin benimle uğraştığını nasıl kanıtlayacaktım? Ben bile henüz tam olarak anlayamamışken! Düne kadar okulun en sevilenlerindendim. Şimdiyse bir bilinmezlikle karşı karşıya kalmıştım. Anne ve babamla durumu paylaşmadan önce neler olduğunu öğrenmek için okula gitmeliydim. Mutlaka mantıklı bir cevap bulmalıydım. Her şeyin mantıklı bir cevabı olurdu! Olmalıydı!

Pencere kenarında duran saksıya ve kafasını daha fazla güneş görmek istermiş gibi yukarılara uzatan bitkiye takıldı gözlerim. Köklerini göremiyordum. Ama hedefine ilerlemek için çırpındığı ortadaydı. Gördüklerimizin arkasında görünmeyenler de vardı. İşte şimdi o bilinmezin ortasında bir yerdeydim.

Bölüm 2

KİM KÖSTEBEK?

Kendine gel Piya! Kendine gel.

Ayna karşısına geçmiş, kendimi cesaretlendirmek için uğraşıyordum. Bu zamana kadar birilerinin beni desteklemesiyle ayakta durmamıştım. Çocukluğumdan beri önce kendimi desteklemem gerektiğinin farkındaydım. Gidip anne ya da babama bu durumu anlatamazdım. Önce neler olup bittiğini gerçekten anlayabilmeliydim.

“OTUR, SIFIR.”

Aldığım mesaj benimle alay eden cinstendi. Okul vurgusu vardı.

Hayır. Kimse seni yıldırmayı başaramayacak.

İç sesimi bazen daha yüksek bir şekilde duyuyordum. İç sesim, doğruyu ve yanlışı tartışmaya açıyor, bazense bana yön gösteriyordu. Bir arkadaş gibiydi. Kendi kendimle konuşmaya ara verip yola düşsem iyi olacaktı. Şimdiden ilk dersi kaçırmıştım. Gerçi okul bahçesinde herkesin gözünün üzerimde olmasından iyiydi. Şimdi sadece kendi sınıfımdakilerin bakışını üzerimde hissedecektim. Artık mesajlara bakmayı da bırakmıştım. Bir fotoğraf vardı. Herkese yayılmıştı. Fotoğrafta rakip okulun münazara ekibiyle bir arada görünüyorduk. Böyle bir fotoğrafım olmadığından emindim. Ama detaylara bakınca bu fotoğrafı gören kişilerin bana neden mesaj attığını anlayabiliyordum.

Bu fotoğraf bana ait değil. Benim değil.

Kime konuşuyordum ki? Yalnızdım. Çabalarım yersizdi. Kimseye kendimi duyuramazdım.

Fotoğrafı birinin hazırladığından emindim. Yapay zekâ ile oluşturulduğundan da! Ama bunun için elimde kanıt yoktu. Kim yapmıştı bunu? Kim? Nasıl öğrenecektim? Bu henüz bir sırdı. Ama bunun amacını biliyordum. Okulumu temsil edeceğimi ve kazanacağımızı bilen birilerinin oyunu olmalıydı. Rakip okulun öğrencileri olabilirdi.

Sene sonuna az bir zaman kalmıştı. Ve iki taraf da birbirini zorlamak için ellerinden geleni yapıyordu. Her şey o kupayı okula getirebilmek içindi. Münazara Yarışması’nda tüm sorulara doğru cevap veren okul olmaktı amacımız. Ortaya atılan bu fotoğraf beni diğer çocuklarla iletişimde göstermek içindi. Muhtemelen herkesin paniklemesi amaçlanmıştı.

Belki de… Beni yarışmanın liderliğinden geri çekmek için düzenlenen bir kumpastı. Böylece motivasyonumuzu kırmak amaçlanıyor olabilirdi. Butik bir okulduk ve iki sene önce diğer arkadaşlarımın kararıyla münazara ekibinin başına beni seçmişlerdi. İki yıldır girdiğimiz her oturumu kazandık. Önünüzde kurgulanan bir durumla mücadele etmek kolaydı, zor olan arkadan çevrilen dolapları çözebilmekti.

Evdekiler çoktan çıkmıştı. Ayakkabılarımın bağını iç içe geçirirken aklımdan geçen düşüncelere dalmıştım. Zihnimin dolduğu ortadaydı. Tıpkı telefonum gibi. Yakın arkadaşlarım bana cevap vermiyordu. Yüz yüze gelerek onlarla konuşmam gerektiğinin farkındaydım. Bisikletimin kilidini çözdükten sonra kendimi yokuş aşağıya…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Mükemmeller Kulübü ~ Anıl BasılıMükemmeller Kulübü

    Mükemmeller Kulübü

    Anıl Basılı

    Sen zayıf değilsin! Herkesten daha güçlüsün. Çünkü sen… Sen Şampiyon’sun!" "Başarısızlar Kulübü" ile ses getiren Anıl Basılı bu kitabıyla, başarı yarışında en önde olmak zorunda hissedenlere odaklanıyor.

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. Olimpos Kahramanları – Neptün’ün Oğlu ~ Rick RiordanOlimpos Kahramanları – Neptün’ün Oğlu

    Olimpos Kahramanları – Neptün’ün Oğlu

    Rick Riordan

    Denizler tanrısı Poseidon’un oğlu Percy Jackson, uzun bir uykudan uyanıyor ve aniden kendini yılan saçlı iki kadınla yüz yüze buluyor. Sorun şu ki, bu...

  2. Krabat ~ Otfried PreusslerKrabat

    Krabat

    Otfried Preussler

    Dünyada İlk Defa 1971 Yılında Yayınlanan, Bu Zamana Kadar 30’dan Fazla Dile Çevrilerek Bir Klasik Haline Gelen Fantastik Gençlik Edebiyatının İlk Örneklerinden KRABAT Şimdi...

  3. Taşlar Yerine Otururken / Bir Genç Kızın Gizli Defteri – 10 ~ İpek OngunTaşlar Yerine Otururken / Bir Genç Kızın Gizli Defteri – 10

    Taşlar Yerine Otururken / Bir Genç Kızın Gizli Defteri – 10

    İpek Ongun

    Serra, Sıla, Melis, Dilek, Esin, Toprak. Dünün küçük kızları. Hepsi ayrı ayrı yollarda ilerliyor. Ama… Bir zamanlar birbirinin ellerinden tutan o küçük kızlar, bugün...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur