“Pîrî – Kayıp Denizler Üzerine Bir Anımsama”da Osmanlı Paşası Yusuf’un, komutasındaki gemiyle görevlendirildiği bir kuşatmaya giderken, Karanlık Deniz’de yaptığı gerçeküstü yolculuk anlatılıyor. Masalsı, fantastik atmosferiyle dikkati çeken roman Yusuf’un dışında üç kişinin daha çevresinde dönüyor: Seyyid, Azat, Seferis. Bir eski zaman teknesinde dört kişinin gerçek-düş ilişkileriyle gelişen romanda Yusuf’un bilinci, annesiyle ve ilk aşkıyla, denizle, uzaklarla, haritalarla, kayıp noktalarla, karanlıklarla sarmalanıyor. Efsunlu bir atmosfer içinde süzülen tekne, buğulu denizlerde, sonsuzluğun sessizliğinde dolaşıp Çıplak Kadınlar Adası’nda demir atıyor.
“Çocukluğumun puslu zamanlarından sıyrılıp da denizler enginine açıldığımda anladım ki, ben meğer, gözlerimin önünde uzayıp giden denizi, hayal edermişim.”
…
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Roman (Yerli)
- Kitap AdıPîrî – Kayıp Denizler Üzerine Bir Anımsama
- Sayfa Sayısı128
- YazarFaruk Duman
- ISBN9789750847219
- Boyutlar, Kapak13.5x21 cm, Karton Kapak
- YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2024
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Ağır Roman ~ Metin Kaçan

Ağır Roman
Metin Kaçan
Güneş buluttan sıyrılırken Kolera’nın âlemci kadınları bir omuz darbesinde yıkılacakmış gibi duran evlerinin önünde oto tamircileriyle, marangozlarla, tornacılarla aslanlar gibi mühabbete koyuldular. Bir yandan...
- Likya’nın Şarkısı ~ Seran Demiral

Likya’nın Şarkısı
Seran Demiral
Genç yazar Seran Demiral’dan, müziğin kıyısında gezinen bir kendini keşfetme öyküsü. Yaşlılık, ölüm gibi kavramları müziğin naifliğiyle anlatan Likya’nın Şarkısı, annesinin hastalığı yüzünden yaşamı değişen...
- Köle ~ Işıl Parlakyıldız

Köle
Işıl Parlakyıldız
Kudretli bir prensin bir köleye duyduğu tutku... Bir kölenin efendisine olan aşkı... Veliaht Prens Edward, yatağını nice kadınlar süslerken, aradığı tutkuyu kölesinin gözlerinde bulduğunda âşık olabileceğini hiç düşünmemişti. Aslında Prens Edward'ın aklını kurcalayan sorunun yanıtı gayet basitti: İkisi de sadece bedenlerinde özgürdüler. Ne Edward bir prensti ne de Jaymie bir köle... Dudakları, gözleri, elleri özgürce konuşuyordu. Sevişmeleri, birbirlerine haykıramadıkları, söylemek isteyip susmak zorunda kaldıkları cümlelerdi.


