Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Tek Tadımlık Hayat
Tek Tadımlık Hayat

Tek Tadımlık Hayat

Dr. Lee Lipsenthal

Her günü son günmüş gibi yaşayın Nasıl olsa bir gün haklı çıkacaksınız! Steve Jobs (Stanford Üniversitesi’ndeki konuşmasından…) Çoğu zaman uçurumun kenarına gelmeden hayatın değerini…

Her günü son günmüş gibi yaşayın Nasıl olsa bir gün haklı çıkacaksınız!

Steve Jobs
(Stanford Üniversitesi’ndeki konuşmasından…)

Çoğu zaman uçurumun kenarına gelmeden hayatın değerini anlamaz insan. En büyük bilinmeyene, ölüme doğru çıktığı yolculukta cesareti, eyleme geçmeyi ve mizahı kendine rehber edinen Dr. Lee Lipsental’ın bazen şiir, bazen bir bilgelik hikâyesi, bazen de dansa davet gibi okunan bu benzersiz kitabı, ölüm korkunuzu yenmenize ve hayatın olağanüstü yolculuğunun gerçek keyfine varmanıza yardımcı olacak.

“Tek Tadımlık Hayat’ı okumak, daha büyük bir yaşama açılan kapıdan içeri girmek gibi. Size iyi gelecek önemli bir kitap!”
Doktor Rachel Naomi Remen

“Bu kitap sayesinde hayatla gerçek anlamda bağlantı kurmanın yollarını öğrenecek ve yaşantınıza bambaşka bir gözle bakmaya başlayacaksınız.”
Publishers Weekly

“Dr. Lipshental iç ve dış dünyalarımızın muazzam bir kâşifi. Tek Tadımlık Hayat ölüm korkunuzu yenmenize ve hayatın olağanüstü yolculuğunda onun gerçek keyfine varmanıza yardımcı olacak.”
Edgar Dean Mitcell,
Apollo 14 astronotu

“Dr. Lee Lipshental cesaret ve açık yüreklilikle ölümle yüzleşmenin hayatla yüzleşmek olduğunu gösteriyor.
Önünde sonunda hepinizin çıkacağı bu yolculukta onun rehberiniz olmasına izin verin.
Ne kadar iyi geldiğini görecek, bakış açınızdaki değişimi hemen fark edeceksiniz.”
Clint Eastwood

***

Önsöz

Düşünülemeyeni hayal edin. Tanınmış, deneyimli bir doktorsunuz, sizi çok seven bir karınız, iki güzel çocuğunuz var ve binlerce insanın hayatında anlamlıı değişiklikler yapmışsınız. Gerçekleştiremediğiniz en büyük hayaliniz bir rock yıldızı olmak, ama onun için de çalışıyorsunuz.

Sonra, hayatınız bir anda tepetaklak oluyor. Doktorunuz metastaz yapmış bir kanseriniz olduğunu ve en fazla bir yıllık ömrünüz kaldığını söylüyor.

Hepimiz bir gün öleceğimizi biliyoruz; kişi başına düşen ölüm oranı hâlâ yüzde yüz. Ama hayatımızı tehdit eden bir hastalığımız çıkmadıkça ya da bu birinin başına gelmedikçe bunu pek düşünmüyoruz. O saatten sonra da öleceğimiz fikrine alışmak çok kolay olmuyor.

Örneğin, yakın zamanda kalp krizi geçirmiş biri, doktoru ve hemşireleri ne derse onu yapar. Beslenme alışkanlıklarını değiştirir, egzersiz yapar, sigarayı bırakır, vs. Ama bu sadece altı hafta kadar sürer ve sonrasında hasta yine eski hayatına geri döner. Çünkü ölümle yüzleşen insanlar için o, artık korkunç değildir.

Ama spiritüel geleneklerin çoğu mükemmel birer paradokstu: Ölümlülüğümüzü bir dereceye kadar inkâr etmek yerine kabul edebiliyor ve hayatı hakkıyla yaşayabiliyorduk. Bir şey dünya görünüşünüzü adamakıllı sarstığında –örneğin kanser olduğunuzu ve sadece bir yıllık ömrünüz kaldığını öğrendiğinizde– bu ister istemez hayata bakış açınızı değiştiriyor.

Bu olağanüstü kitapta, Dr. Lee Lipshental bizlerle dönüşüm yaşadığı yolculuğunu paylaşıyor. Fazlasıyla kişisel, ama bir o kadar da evrensel bakış açısıyla ölümü nasıl kabullendiğini anlamamıza yardım ediyor ve her hücremizde, varlığımızın her zerresinde neyin önemli olup neyin olmadığını, değerli zamanımızı kiminle ve neler yaparak geçireceğimizi gösteriyor. Bu sadece nasıl huzurla ve şükrederek ölüneceği değil, daha önemlisi, nasıl gerçekten yaşanacağı hakkında bir kitap.

Onun dediği gibi, “Dolu dolu yaşarken bir hastalığın varlığının ya da yokluğunun çok fark etmediğini keşfettim.” Merhametin, bir insanın bizi incitmek için yaptığı davranışı affettirmediğini ama o konuda şu anda ve burada acı çekmemize engel olduğunu anlatıyor. Aynı merhameti kendimize de gösterdiğimizde, bu karanlıkta parlayan bir ışık gibidir ve öfke ile yargılamayı bir kenara bıraktırarak bizi de etrafımızdakileri de özgürleştirir. Bir insanın sadece bir yıllık ömrü kaldığında, neden kendini acıya ve kedere boğsun ki? Sonra biz de aynı şeyi fark ediyoruz: “Neden biz de aynısını yapmayalım?”

Quincy Jones beyin kanamasına bağlı anevrizma atlatıp hayatta kaldığında, “Her günü hayatınızın son günüymüş gibi yaşayın, ne de olsa bir gün haklı çıkacaksınız,” demişti.

Ölümün farkında olmak ayaklarımızın yere basmasını sağlar. Hayatımızda anlam ifade eden arkadaşlarımız ve bize mutluluk veren ailemizle olmanın bizi ne kadar mutlu ettiğini görürüz.

Önyargılar algıları sınırlar. Görmek inanmaktır, ama çoğunlukla neye inanıyorsak onu görürüz. Çalışmalar sürekli olarak dünyanın nasıl olduğuna inanmak istiyorsak algılarımızı da o şekilde filtrelediğimizi gösteriyor. Bu bir düzen hissi sağlamaya yardımcı olurken, aynı zamanda deneyimlerimizi de sınırlar. Önyargılar sıkıcı olabilir, çünkü deneyimlerimizi ciddi ölçüde sınırlarlar.

Büyük sanatçılar ve bilimadamları dünyayı önyargıları ve paradigmalarıyla filtrelemeden olduğu gibi algılar. Dünyayı tam da kelime anlamıyla, başka bir açıdan ele alırlar ve gördüklerini diğerleriyle paylaşırlar. Lee’nin burada yaptığı da bu.

Ölümle karşılaşıp onu kabullenmek, önyargılarımızı da inançlarımızı da köküne kadar sarsar. Bu bizi korkutabilir ve bize ağır gelebilir ya da bize yepyeni bir dünyanın kapılarını açarak yeni deneyimler yaşama olanağı tanıyabilir. Bazen her ikisini de yapabilir. Bizi geleneksel ve bilimsel bakış açısıyla açıklanamayacak yeni deneyimlere de itebilir, tıpkı Lee’nin bizlerle paylaştığı gibi.

Ben üniversitedeyken yakın ölüm deneyimi denen şeyi yaşadım ve hayatım değişti. O kadar depresiftim ki, intihar etme noktasına kadar gelmiştim. Nasıl oluyorsa, kendi ölümünüzle yüzleşmek zorunda kaldığınızda nihilizme geçmeniz çok kolay oluyor: neden üzüleyim, hiçbir şey umurumda değil, dert değil, kimin umurunda, vesaire. Bana olan da buydu ve kendi ölümümüzle ilgili düşünmemenizin sebeplerinden biri de budur.

Hayatta kalmaya karar verdiğimde, hayatı mümkün olduğunca dolu yaşamak üzere bir seçim yaptım. Gerçekten yapmasam da, kendimi öldürme noktasına kadar gelmiştim ve bu yeterince özgür bırakan bir eylemdi.

Hayatımı nasıl yaşayacağımla ilgili diğerlerinin söylediklerine kulak asmamaya karar verdim, çünkü beni ölüme sürükleyen şey buydu. Böylece kendimi bulmak benim için her zamankinden daha önemli olmuştu. Akıl ödünç almak istemiyordum. Ben her şeyi kendi deneyimlerimle bilmek istiyordum. Pek çok şey deneyip, hatalar yapıp, bunlardan dersler çıkaracaktım. Böylece onun doğru olup olmadığını öğrenecektim. O bilgi ne olursa olsun başkasından almayacaktım, kendim öğrenecektim. Joseph Campbell’ın yazdığı gibi, “İnancım yok, deneyimlerim var.”

Hayatta kalmama yardım eden şey, nihilizmin panzehirinin hayatın her alanında anlam yaratmak olduğunu görmek oldu. Her şeyi kutsal kılmak hayattan daha çok zevk almamızı sağlıyor ya da Lee’nin yazdığı gibi, “her sandviçten keyif almayı.”

Genç bir çocukken, “kutsal” sözcüğünün “sıkıcı” olduğunu düşünürdüm. Kesinlikle eğlenceli değildi.

Şimdi “kutsal” sözcüğünün en özel, en eğlenceli, en anlamlı, en mahrem, en erotik, en heyecan verici, en güçlü, en duygusal, en enerji verici, en eğlendirici ve en keyif verici şeyleri anlatmak için kullanılabilen bir sözcük olduğunu gördüm.

Ölümle yüzleşince her günümüzün ve her anımızın çok değerli olduğunu anlıyoruz. Bunu fark etmek de hayatımızdaki her şeyi ve herkesi kutsal kılıyor.

Risk alma ve aptal konumuna düşme cesaretiyle elde edilen bilgi çoğu zaman denediğim ve hem başarılarımdan hem de hatalarımdan ders aldığım şeydi. Lee’nin yazdığı gibi, asıl önemli olan ne kadar uzun yaşadığımız değil, ne kadar iyi yaşadığımızdır. Bu hayatta kısa süreliğine var olduğumuz düşüncesinden gelen cesaret en büyük hataları yapmamıza sebep olabilir ama bu dünyada kalıcı değiliz. Gestalt Tedavisi’nin kurucusu Fritz Perls şöyle derdi: “Kurtarılmak değil, harcanmak istiyorum!”

Bill Murray’ın doğru şeyi yapana dek geri geldiği “Groundhog Day” filmini çok severdim. Filmin başında bir düzine uçak görünürdü ve ben kendimi hep uçaklardan birinde hayal ederim. Murray’ın doğru yaptığı şey, risk almak, nefret ettiği işe bağımlı kalmamak, daha merhametli olmak, caz piyanosu çalmayı öğrenmek ve hayatının en büyük riskini almaktı: Andie MacDowell tarafından oynanan karaktere kalbini sonuna kadar açmak.

Çünkü bir noktaya kadar mahrem ve kırılgan olabiliriz ama kırılgan olduğumuzda da inciniriz. Kalbiniz vücudunuzun dışındadır ve diğer her şey bir fon müziğidir.

Sadık bir ilişki her iki insanın da birbirine sonsuz güveni anlamına gelir. Güven kendimizi güvende hissetmemizi sağlar. Güvende hissettiğimizde de kalbimizi diğer insana açarız ve ona karşı fiziksel, duygusal ve spiritüel olarak tamamen çıplak kalırız. Kalplerimiz sonuna kadar açık ve kırılganken, heyecandan yaratıcılığa kadar pek çok hissi bir arada yaşarız. Birbirimize teslim oluruz ve ne korku, ne zayıflık ne de pes etmek kalır.

Hayatım boyunca çok güçlü ve ünlü insanlara danışma fırsatım oldu. Eğer ün, para, güç ve mutluluk getirseydi, onlar dünyanın en mutlu insanları olurdu. Onlar genellikle mutlu değiller, hatta hikâyenin sonuna geldiklerinde çoğunlukla yalnız insanlar. En azından kendilerine eğer başarılı olabilirlerse mutlu olabileceklerini söyleyebilirler.

Başarının seviyesi insanı çok yalnız olmaya itebilir. Benim deneyimimde, temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar başarı gösterdiyseniz, bu sizi yalnızlıktan ziyade diğerleriyle iletişim halinde olmaya itiyor. Diğer bir deyişle, insanlar başarılarına rağmen mutlu olur, onlar sayesinde değil. Mutluluk getiren şey aşk ve samimiyettir. Lee’nin yazdığı gibi, “Artık ölmeden önce yapılması gerekenler listem yok. Hayatımda aşk var.”

Önünde sonunda, ölümle karşılaşmak bize şu büyük soruları sordurur: Ben kimim? Neden buradayım? Nereye gidiyorum? Bunun ötesinde ne var? Lee çok net cevaplar bulmadan bilinmeyene ev sahipliği yaptı. Şöyle yazdı: “Bana göre en önemli şey, bu deneyimlerin beni hayatın amacı ve gizemiyle ilgili sorularla donatmış olmasıdır.” Aynı şekilde Rainer Maria Rilke’nin Letters to a Young Poet’te yazdığı gibi, “Kalbinizde çözüme ulaştıramadığınız her şey için sabredin ve soruların kendisini sevmeye çalışın.”

Ölüm sonsuz bir yalnızlık deneyimi olabilir –tek başınıza sonsuza dek karanlık bir odada kalabilirsiniz– ya da ruhumuzun evriminin bir sonraki bölümünde, bir sınıftan diğerine geçmek gibi veya bir nehrin okyanusa dönmesi gibi tek bir kaynağa bağlanırız. Bu Sensin.

Lee’nin bize bıraktığı, nasıl yaşadığımızla ilgili farkında olduğumuzdan çok daha fazla seçeneğimiz olduğu ve eğer iyi yaşarsak gerisinin kendiliğinden geleceğidir. Bu kitap Lee’nin dünyaya armağanı ve aşkla yazılmış bir manifestodur.

Tıp Doktoru Dean Ornish
Önleyici Tıp Araştırma Enstitüsü Kurucusu
ve Başkanı
San Francisco, Kaliforniya Üniversitesi
Klinik Profesörü

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap AdıTek Tadımlık Hayat
  • Sayfa Sayısı258
  • YazarDr. Lee Lipsenthal
  • ÇevirmenDerya Engin
  • ISBN9786053480730
  • Boyutlar, Kapak14x20, Karton Kapak
  • YayıneviMartı Yayınevi / 2013

Yazarın Diğer Kitapları

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. Boris Godunov ~ Aleksandr PuşkinBoris Godunov

    Boris Godunov

    Aleksandr Puşkin

    VOROTİNSKİ Şehrin güvenliğini sağlamayı ikimize yüklediler, Ama sanırım tek kişi bile bulamayız gözetecek: Moskova bomboş. Bütün halk Patriğin ardından manastıra gitti. Sen ne dersin bu işe; ne zaman bitecek bu bela?

  2. Kendini Aşka Bırak ~ Sophie JordanKendini Aşka Bırak

    Kendini Aşka Bırak

    Sophie Jordan

    TUTKULAR MI DAHA GÜÇLÜDÜR YOKSA HAYALLER Mİ? Portia Derring, büyükannesinin bütün ısrarlarına rağmen evlilik fikrine bir türlü ısınamamıştır; annesi gibi, yolculuklara çıkarak dünyayı keşfetmenin...

  3. İskoçyalı’nın Kollarında ~ Maya Banksİskoçyalı’nın Kollarında

    İskoçyalı’nın Kollarında

    Maya Banks

    Baştan çıkarılmaya hazır olun.” Monica McCarty Mairin Stuart, yatağının kenarındaki taş zeminde diz çökmüş bir şekilde dua ediyordu. Eliyle boynundaki deri kolyenin pürüzsüz yüzeyinde...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur