Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Ülkemin Açmayan Çiçekleri
Ülkemin Açmayan Çiçekleri

Ülkemin Açmayan Çiçekleri

Ahmed Günbay Yıldız

Modernizmin çelişkili dünyasından evlerde beslenen hayvanlara karşı sokaklarda bile yer bulamayan insanlar! Kendini bu, “Ülkenin Açmayan Çiçekleri” ne adayan Esra, aynı zamanda sıkıntılarıyla, sevinçleriyle…

Modernizmin çelişkili dünyasından evlerde beslenen hayvanlara karşı sokaklarda bile yer bulamayan insanlar! Kendini bu, “Ülkenin Açmayan Çiçekleri” ne adayan Esra, aynı zamanda sıkıntılarıyla, sevinçleriyle ve sürprizleriyle dolu hayatıyla bir okuma seyri yaşatıyor bize.

Güneş yine, hüzünlü bir vedanın hazırlığı içindeydi. Batı yakasında, yün öbeği gibi dağılmış esmer bulutların arasından, pas kızılı bir renkte, uçuk benizli çiçek buketlerinin eşliğinde anlamlı bir göz kırpışı var yeryüzüne… Taze taptaze, el değmedik umutlar için, yeniden doğacağını muştuluyor sanki gözlerden ayrılırken…

Çalışma masasının başındaydı. Duygu sağanağı vardı baygın gözlerinde. Elini çenesine dayamıştı. Tülleri açık duran pencereden, Marmara’nın engin sularına kaptırmıştı gözlerini… İhtişamlı yalının bahçesine çekiyor arada gözlerini, sonra Marmara’nın sularına ve gökyüzüne…

Koskoca yalıda tek başınaydı şu an. Sıkılmıştı… Bayatlamış, katı bir yalnızlık duygusu hakimdi gözlerinde… Bozulmayan, iniltili sessizlik, katı aşılmaz duvarlar örüyordu üzerine… Genç kız sıkılmış, bunalmıştı. Annesi ve babası Amerika’daydı . Tam bir hafta olmuştu  onlar gideli… Annesinin hastalığı,onu haddinden fazla etkilemiş, yufkalaştırmıştı yüreğini… Yalnızlığa hiç ama hiç alışamamışı İlk defa tek başına kalışı, vehmini arttırıyor, aklına kötü kötü şeyler geliyordu.

Birşeyler karalamak, vakit geçirmek için oturmuştu masasının başına. Sıkıntı düşüncesini çepeçevre sarmıştı… Ellerini ovaladı, parmaklarını sıktı kırarcasına… Ne yapsa düşüncesini toplayamamıştı.

Derin bir nefes indirdi ciğerlerine, ruhundaki bunaltıyı dağıtmak için başka çareler aradı. Usançlı bir çehresi vardı. Batmak üzere olan güneşe çevirdi bakışlarını. Bulutların arasında tutuşan kızıl meşaleler onu etkilemiş olmalı ki tek bir noktaya perçinlemişti gözlerini… Dünyadan çekiliş seromonisi düzenleyen güneşi içli bir seyirle uğurlayan gözlerindeki buharlaşmalar, hüznün derinliklerinin en açık ifadesiydi…

İçindeki sıkıcı havanın kasvetli pençesini duygularından çekebilmek için deruni bir gönülle dualar mırıldanmaktaydı dudakları…

Hastalığın fazla abartılmamasını istemişti doktorlar, ama Esra annesi için haddinden fazla endişelerle doluydu. Evin tek kızıydı Esra… Şefkatin ve sevginin, en görkemli kundaklarında sarılan duygularla büyütülmüştü… Belki de bu yüzden, biraz daha hassas ve başkalarına nisbetle, biraz daha alıngandı. Kuralcıydı her şeyden önce… Babasının ve annesinin arzuları, adeta kanun hükmündeydi ona göre.

Hayatta ne istemişse yerine getirilmişti. O halde Esra’ da, o fedakar insanların arzuları da onun için birer kanundu. Onları havaalanına kadar götürüp kendisi uğurlamıştı… Dalgın bakışlar güneşin veda tablosunun ortasına, ayrılık anlarının fotoğrafını oturttu ve iki vedayı birden kazıdı yüreğine…

Annesi, bozuk bir moralle bakıyordu gözlerinin içine. Babası, en içten duygularla kollarını boynuna dolamış, ondan birşeyler istiyordu giderken. Sevginin, hissiyatın, en belirgin edalarını taşıyordu bakışları. Gönlünün esintileri sesinin tonuna bile yansımıştı:

“Kendine iyi bak! ”

“Merak etme babacığım. Sanki beceriksiz bir çocukmuşum gibi davranmaktasın hâlâ… ”

Hafif bir azar oluştu keskin bakışlarda ve sitem doluydu seçtiği kelimeler:

“Şirkete iyi bak demiyorum kızım. Seni beceriksiz biri gibi görsem, önce şirkete iyi bak demem gerekmez miydi? Sen her şeyden çok daha kıymetlisin. ”

“Sağol babacığım, şaka yaptım sadece.

“Ha, hizmetçiye ve eşine izin yok. Biz dönünceye kadar evden hiç ayrılmayacaklar… ”

Kirpikleri naz dolu bir stille yumulup açıldı:

“Peki! ”

Esra, tam babasından ayrılıp annesine sarılacaktı ki babası omzundan sıkı sıkı tutmuştu:

“Bitmedi henüz! ”

“Unuttuğunuz başka bir şey mi vardı? ”

“Evet. ”

“Dinliyorum. ”

“Üvey amcan. ”

“Ne olmuş amcama?”

“Biliyorsun evimize gelişleri yasak Annesinin ve amcanın. Olur ya, yokluğumuzdan faydalanıp yasağı delmek isteyebilirler… ”

Durakladı. Önce başını hafifçe önüne yıkıp, göz kırptı:

“Merak etme babacığım.”

Fakat, nedenini şimdiye kadar sormamıştı. Yine öyle yaptı… Sahi, neydi bu katı kuralın esrarı? Üveydi ama ne de olsa amcaydı…

 

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yerli)
  • Kitap AdıÜlkemin Açmayan Çiçekleri
  • Sayfa Sayısı208
  • YazarAhmed Günbay Yıldız
  • ISBN9753624131
  • Boyutlar, Kapak14x20, Karton Kapak
  • YayıneviTimaş / 2011

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Günahın Rengi ~ Ahmed Günbay YıldızGünahın Rengi

    Günahın Rengi

    Ahmed Günbay Yıldız

    Düşüncesizce işlenen bir günahın, nesillere sirayet eden yıkıcı öyküsü…

  2. Figan ~ Ahmed Günbay YıldızFigan

    Figan

    Ahmed Günbay Yıldız

    Bir değil bin destandır Anadolu… Destanlar kahramanlar yetiştirmiştir, binlerce, İşte Figan, o destandan bir damlacık. Ermenilerin ihaneti ve masum Anadolu insanı Ermeni ve Rus...

  3. Bahçemde Hazan ~ Ahmet Günbay YıldızBahçemde Hazan

    Bahçemde Hazan

    Ahmet Günbay Yıldız

    Romanlarıyla tanıdığımız A.Günbay Yıldız edebiyatın farklı bir sahasında ortaya koyduğu ilk şiir kitabıyla gündeme geliyor. İlk kitabında sevginin aşkın arzunun bekleyişin hasretin buğulu semalarında...

Aynı Kategoriden

  1. Ayten ~ Burhan Cahit MorkayaAyten

    Ayten

    Burhan Cahit Morkaya

    Kızıl Serap’ın devamı olarak kurgulanan Ayten’de, bu defa anne Ayten ile kızı Ayten’in İstanbul’dan Paris’e uzanan hayatları konu edilir. Cumhuriyet’in ilanıyla hız kazanan modern...

  2. Yarım ~ Ethem BaranYarım

    Yarım

    Ethem Baran

    “Geldin, burayı gördün. ‘Yazmalıyım,’ dedin kendi kendine. Burada kaybolmamak, belleğindekileri yitirmemek, sahip olduklarını sımsıkı tutarak onlara yeniden sahip olmak için yazmalıydın.” Cezaevinden farksız bir...

  3. Mürebbiye ~ Hüseyin Rahmi GürpınarMürebbiye

    Mürebbiye

    Hüseyin Rahmi Gürpınar

    Bu kokona karısı geleli bizim yalıyı periler istila etti. El ayak hemen çekilir çekilmez ne hikmet bilmem, şu sofadaki lamba kendi kendine sönüyor. Ortalık...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur