Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Cennet Çayırı
Cennet Çayırı

Cennet Çayırı

John Steinbeck

Bir doğa harikası olan Cennet Çayırı keşfedildikten sonra kimisi kafasında ütopyacı fikirlerle, kimisi başka hayatlardan kaçmak için buraya gelmiş, görünüşte sıradan yaşamlar süren sakinler…

Bir doğa harikası olan Cennet Çayırı keşfedildikten sonra kimisi kafasında ütopyacı fikirlerle, kimisi başka hayatlardan kaçmak için buraya gelmiş, görünüşte sıradan yaşamlar süren sakinler kişisel felaketlerine ve hüsranlarına doğru adım adım yol alırken, insanlığın en derin yanılgıları, duygusal zaafları ve düşünsel engelleri satırlara dökülüyor.

Dünya edebiyatının en güçlü kalemlerinden Steinbeck, tekinsiz Battle Çiftliği’ne yerleşen Munroe ailesinin çevresinde gelişen öykülerde okuru insan ruhunun en saf yönlerinden en karanlık köşelerine kadar destansı bir yolculuğa çıkarıyor.

Steinbeck’in ilk dönem eserlerinden olan Cennet Çayırı, gerek doğa gerek insan tasvirleriyle ölümsüzleşmiş bir klasik.

BİRİNCİ BÖLÜM 

1776 yılında Yukarı California’daki Carmelo Misyonu kurulduğu sırada Hıristiyanlığa dönmüş Kızılderililerden yirmisi, gecelerden bir gece dinden ayrılmış, sabahleyin de kulübelerinde bulunamamışlardı. Başkalarına kötü örnek olması bir yana, bu ufak dinsel bölüntü, kerpiç tuğla kalıplayan ocaklardaki çalışmaları da aksatmıştı. Kiliseyle hükümet yetkililerinin kısa bir toplantısından sonra bir İspanyol onbaşısı bir bölük atlıyla birlikte yola çıktı. Amacı, İsa’nın doğru yoldan sapmış olan “evlatlarını” bularak Kilise Ana’nın kucağına döndürmekti. Askerler Carmel vadisinden yukarı, gerideki dağların içlerine doğru çetin bir yolculuk yaptılar. Kaçan dönekler geçtikleri yerlerde hiçbir iz bırakmamak konusunda şeytansı bir ustalık göstermişlerdi ki, bu, askerlerin yolculuğunu daha da güçleştiriyordu.

Kaçakları bulabilmek için tam bir hafta uğraştılar ama sonunda buldular. İçinden bir çay akan, eğrelti otlarıyla kaplı, dik yamaçlı bir vadinin dibinde, dine, ahlaka aykırı bir iş yaparken ele geçirildiler: Yani bu yirmi kâfir sere serpe uzanmış mışıl mışıl uyumaktaydılar. Öfkeden ateş püsküren askerler kaçakları yaygaralarına, ağlayıp sızlamalarına bakmaksızın yakalayıp ince, uzun bir zincire vurdular. Sonra insan dizisi gerisin geriye döndü; zavallı döneklere kerpiç yataklarında tövbe etme fırsatı tanınabilsin diye yine Carmel yolunu tuttu. İkindi üzeri küçük bir karaca askerlerin önü sıra kaçarak bir yamacın ardında görünmez oldu. Onbaşı, askerlerinden ayrılarak karacanın peşine düştü. Ağır bir hayvan olan atı dik yokuştan yukarı çıkarken tökezleyip sendeliyor, manzanita çalıları sivri tırnaklarıyla onbaşının yüzünü tırmalamaya uzanıyorlardı. Gelgelelim o, akşama yemeye kararlı olduğu avın peşinden dolu dizgin gidiyordu.

Birkaç dakikada tepeye vardı ve orada gördüğü manzara karşısında taş kesilmişçesine kalakaldı: üzerinde bir geyik sürüsünün otladığı zümrüt çimenlerle kaplı uzun bir vadi. Bu güzelim çayırlıkta kusursuz, dipdiri meşeler yükseliyor, tepeler vadiyi sislerden, esintilerden kıskanır, korumak istercesine çepeçevre kuşatıyorlardı. Böylesi dingin bir güzelliğin karşısında o sert askerin dizlerinin bağı çözüldü. O ki nice esmer tenli sırtı şahrem şahrem kırbaçlamıştı; o ki yırtıcı erkekliğiyle California’da yeni bir ırk yaratmaktaydı… bu yabanıl, bu saçı sakalına karışmış uygarlık temsilcisi usulca eğerinden aşağı kaydı; başındaki çelik miğferi çıkardı. “Ulu Tanrım!” diye fısıldadı. “İşte Peygamberimizin bizi getirdiği kutsal Cennet Çayırı… ”

Soyundan gelenler bugün beyaz tenli sayılabilir. Onun dağların arasındaki bu şirin yeri ilk bulduğunda kapıldığı kutsal duyguları bizler bugün ancak hayalimizde canlandırabiliriz. Ama vadiye taktığı ad hâlâ duruyor: Vadinin adı o gün bugündür Las Pastures del Cielo olarak kalmıştır. İspanyol Hükümeti’nin ayrıcalıklı kişilere bağışladığı toprakların arasına katılmaktan, güzel bir rastlantıyla kurtulmuş. Herhangi bir İspanyol soylusuna –parasını ya da karısını ödünç verdiği için– bahşedilen topraklar arasında bu vadi her nasılsa yokmuş. Kendini saran tepelerin kucağında uzun süre unutulmuş. Vadiyi ilk bulan İspanyol onbaşısının niyeti hep, bir gün oraya dönmekti. Çoğu yırtıcı adam gibi o da ömrünün sonunda bir parça başını dinleyebilmeyi kurardı; çay kıyısında kerpiç duvarlı bir ev, geceleri sıcak burunlarını duvarlara sürten birkaç kocabaş…

Derken bir Kızılderili kadın ona frengi aşıladı. Yüzü eriyip ufalanarak dökülmeye başlayınca dostları onbaşıyı, hastalığın başkalarına bulaşmasını önlemek için bir kulübeye kapadılar. Onbaşı burada huzur içinde ölüp gitti. Çünkü frengi korkunç görüntüsüne karşın kötü bir konuk değildir. Uzun bir süre sonra birkaç yoksul, topraksız rençber ailesi Cennet Çayırı’na yerleşerek çitler ördüler, meyve ağaçları diktiler. Kimsenin tapusu olmadığından sahiplik konusunda çok çekiştiler. Yüz yıl sonra Cennet Çayırı’nda yirmi küçük çiftlik, bu çiftliklerde oturan yirmi aile bulunuyordu. Vadinin ortalarına doğru bir yerde her şey satan bir dükkânla bir postane, yarım mil ötede, çay kıyısında da, her yanı çentiklerle, öğrencilerin adlarının baş harfleriyle bezenmiş bir okul vardı. Çiftçi aileleri bolluk ve dirlik içindeydiler artık. Topraklar verimli, işlenmesi kolaydı. Orta California’nın en güzel meyveleri onların bahçelerinde yetişiyordu.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Öykü
  • Kitap AdıCennet Çayırı
  • Sayfa Sayısı216
  • YazarJohn Steinbeck
  • ISBN9789755707846
  • Boyutlar, Kapak13,5*21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviSel Yayınları / 2016

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Uzun Vadi ~ John SteinbeckUzun Vadi

    Uzun Vadi

    John Steinbeck

    Uzun Vadi, 20. yüzyılın ilk yıllarında, Kaliforniya’daki Salinas Vadisi’nde yaşayan insanlara odaklanıyor. Hem verimli tarım topraklarını, hem de çölü andıran düzlükleri barındıran uçsuz bucaksız...

  2. İnci ~ John Steinbeckİnci

    İnci

    John Steinbeck

    Bir Meksika halk hikâyesinden esinlenmiş İnci, bir zamanlar İspanya Kralı’na büyük zenginlikler getiren bir koyda yaşayan fakir bir inci avcısının, Kino’nun ve ailesinin hikâyesini...

  3. Yukarı Mahalle ~ John SteinbeckYukarı Mahalle

    Yukarı Mahalle

    John Steinbeck

    Nobel Edebiyat Ödüllü John Steinbeck ilk büyük başarısını kazandığı Yukarı Mahalle’de komediyle trajediyi ustalıkla harmanlıyor. Monterey kasabasının tepelerindeki Yukarı Mahalle’de, Kaliforniya’nın eski yerlileri toplumsal...

Aynı Kategoriden

  1. Perdeli Pencereler ~ Yahya TürkeliPerdeli Pencereler

    Perdeli Pencereler

    Yahya Türkeli

    Öykülerde yurdum insanının sosyal yaşamı doğrudan ve dolaylı anlatıldığı gibi göndermeler ve bezemeler yapılarak anlatılmaktadır. Gerçekle ön-seziyi birbirine yakınlaştırmakta; insana insanca bir yaklaşımı gözler...

  2. Anaların Hakkı ~ Selçuk BaranAnaların Hakkı

    Anaların Hakkı

    Selçuk Baran

    Selçuk Baran’ın ikinci öykü kitabı “Anaların Hakkı” (1977) 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı’na değer görülmüştü. Dokuz öyküden oluşan kitapta Selçuk Baran çaresizliklerin, umutsuzlukların, acıların...

  3. Göçenlerin Ardı Kapı Duvar ~ Ferhat EroğluGöçenlerin Ardı Kapı Duvar

    Göçenlerin Ardı Kapı Duvar

    Ferhat Eroğlu

    Ferhat Eroğlu, ilk öykü kitabı Göçenlerin Ardı Kapı Duvar’da, yaşamları tarihin sayfalarına geçmeyen, kayboluşlarının izi dahi bulunmayan karakterlerin peşinde dolaştırıyor okuru. ’90 sonrası Türkiye’sinde,...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur