Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Sultan ve Şair
Sultan ve Şair

Sultan ve Şair

Sema Kaygusuz

Romanları ve hikâyeleriyle tanıdığınız Sema Kaygusuz’dan ilk kez bir oyun. Herkesin seyirci kalarak suç ortağı olduğu kadim bir husumetin kısa hikâyesi olan oyun Haliç…

Romanları ve hikâyeleriyle tanıdığınız Sema Kaygusuz’dan ilk kez bir oyun. Herkesin seyirci kalarak suç ortağı olduğu kadim bir husumetin kısa hikâyesi olan oyun Haliç köprüsünün üstünde, tam lüfer zamanı, martıların havalandığı yerde kurulan bir sahnede oynanıyor.

Sultan ile şairin karşılaşması, yüzyıllara uzanan bu kanlı söyleşi, balık avı sırasında, uzun bir bekleyişin, sessizliğin içinden doğuyor. O gün orada olup da gösteriyi kaçırmayanlar, sayıklayan belleğin kendi tarihini nasıl yeniden ördüğüne tanık oluyorlar.

Sema Kaygusuz bize oyun okumanın da çok güzel olabileceğini kanıtlıyor.

Birinci Sahne açılış, s. 11-12.

Güneşli bir sonbahar sabahı Eminönü’nü Karaköy’e bağlayan Galata köprüsünün üstündeyiz. Köprünün üstündeki birkaç kişi sırık oltalarını denize sarkıtmış balık tutmaktalar. Balıkçıların hemen gerisinde trafik akar. Zaman zaman otomobillerin korna seslerini, yolcu teknelerinin düdüklerini duyarız ve elbette aniden yükselip dinen martı seslerini… Balıkçıların hepsi yan yana dizilmişlerdir. İçlerinden biri, özenli ve temiz giyimiyle ŞAİR (65-70) dikkatimizi çeker. O da herkes gibi balık tutmaktadır. Birkaç saniye sonra sahneye iyi giyimli, görünüşüyle göz alan SULTAN (35-40) girer, üstünde oldukça şık bir takım elbise vardır. SULTAN balıkçıların arkasından dolanarak dikkatle onların yüzüne bakmaya çalışır. Sanki birini arıyordur. ŞAİR’in yanına geldiğinde duraklar. Aradığı kişiyi nihayet bulmuştur.

Oyun boyunca sürecek olan Şair’in doğal tavrı ile Sultan’ın soğukkanlı tekinsizliği, sahnedeki psikolojik gerilimin temel kaynağıdır.

SULTAN — Afedersiniz beyefendi rahatsız ediyorum…

ŞAİR — Buyrun?

SULTAN — Mızrağımı sizin göğsünüzde unutmuşum.

ŞAİR — Anlayamadım?

SULTAN — Mızrağımı diyorum, sapladıktan sonra geri çıkarmayı unutmuşum.

ŞAİR — Ne diyorsun birader, ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?

SULTAN — Diyorum ki vaktiyle sapladığım mızrak sizde kaldı.

ŞAİR — Bana mı saplamıştın?

Sultan Şair’in göğsüne hafifçe uzanır.

SULTAN — Evet tam şuraya…

Duraklar. Sesi alaycıdır.

ŞAİR — Deme ya, nasıl bir mızraktı bu?

SULTAN — Şahane bir işçiliği vardı. Hindistan hükümdarının sünnet hediyesiydi. Yakut ve zümrütlerle bezeli kabzası beyaz yeşim taşındandı. Kabzanın tam bitimindeki kûfi süslemelere bakmaya doyamazdım. Bıçak kısmı demirdendi tabii. İşte ben bu şahane mızrağı tam göğsünüzün ortasına sapladım. Sizden böğürtü gibi bir ses çıktı, can havliyle bileğimi tuttunuz, derken gözleriniz matlaştı, gerisini hatırlamıyorum.

Şair canı yanmışçasına göğsünü sıvazlar.

ŞAİR — Peki ne zaman oldu bu?

SULTAN — Herhalde bin yıl kadar önce, tarihini tam bilmiyorum… ne var ki olayı anbean hatırlıyorum.

ŞAİR — (Alaylı) Bir saniye bir saniye biraz yavaş olalım… hatırladığın adamın bizzat şahsım olduğundan emin misin?

SULTAN — Elbette, sizi nerede olsa tanırım.

ŞAİR — Biraz daha açık olalım, senin tarafından öldürülen adam olduğumu mu söylüyorsun, yoksa öldürdüğün adamın ben olduğunu mu?

SULTAN — Ne fark eder? İkisi de aynı anlama geliyor.

ŞAİR — Olur mu yahu? Ölü adamın niteliği burada çok önemli. Birinde ölü adam olarak ben özneyim, nasıl hatırladığına bağlı olarak… ama diğerinde cinayetin nesnesiyim ki bu benim açımdan çok daha feci.

SULTAN — Lafı dolandırmayın her iki cümlede de aynı adamsınız zaten.

ŞAİR — O kadar abuk sabuk konuşmana rağmen kafan hiç karışmıyor bakıyorum.

SULTAN — Niçin karışsın efendim… ne de olsa ölü daima ölüdür.

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Oyun-Tiyatro
  • Kitap AdıSultan ve Şair
  • Sayfa Sayısı64
  • YazarSema Kaygusuz
  • ISBN9789753429306
  • Boyutlar, Kapak, Karton Kapak
  • YayıneviMetis Yayınları / 2013
Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Karaduygun ~ Sema KaygusuzKaraduygun

    Karaduygun

    Sema Kaygusuz

    Karaduygun, kendi kafasına sığamayandır. düşüncenin yüzyıllar içinde tamamlandığının bilinciyle zamanın kör kuyularına dalmayı göze alır. Dünyaya alışamaz, tahammül edemez, dünyevileşemez. Öç duygusu olmadan dehşete...

  2. Sandık Lekesi ~ Sema KaygusuzSandık Lekesi

    Sandık Lekesi

    Sema Kaygusuz

    Sema Kaygusuz’un on üç öyküsünü bir araya getiren Sandık Lekesi 2000 yılı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştü. “Onu görünce değişeceksin. Aklına bir görüntü...

  3. Aramızdaki Ağaç ~ Sema KaygusuzAramızdaki Ağaç

    Aramızdaki Ağaç

    Sema Kaygusuz

    Sema Kaygusuz’un düz yazılarını bir araya getirdiği Aramızdaki Ağaç 21 yazıdan oluşuyor. “Şimdi diyorum ki dost, aramıza koyacağımız udu henüz hak etmedik biz. Meragi’nin...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Versailles Tuluatı ~ MolièreVersailles Tuluatı

    Versailles Tuluatı

    Molière

    Orhan Veli Kanık – Azra Erhat çevirisi ve Dikmen Gürün’ün açıklayıcı sunuşuyla…” Moliere’in bu klasik oyunu ilk kez 1944 yılında Orhan Veli Kanık ve...

  2. Hayattaki Başlangıçlarımız ~ Patrick ModianoHayattaki Başlangıçlarımız

    Hayattaki Başlangıçlarımız

    Patrick Modiano

    Şimdi anlıyorum… Vaktiyle burada oynamış olanların sesleri tüm bu duvarlara, bu sahneye ve bu balkonlara işlemiş, hem de en başından beri… tıpkı bir ses...

  3. Kontrbas ~ Patrick SüskindKontrbas

    Kontrbas

    Patrick Süskind

    Koku romanı kült bir eser haline gelen Patrick Süskind, bu defa notaların dünyasına girmiş; bir kontrbasçının öyküsünü, ses tonu giderek yükselen bir monolog biçiminde...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur