Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Şahmerdan
Şahmerdan

Şahmerdan

Sait Faik Abasıyanık

“Sait Faik’i bugün bütünüyle düşününce, içimize insan sevgisi salan esrarlı bir kuvvet gibi görüyorum. Bu kuvvetin önünde doymak bilmez bir sevginin bulunup yitirilmişliği, tatmin…

“Sait Faik’i bugün bütünüyle düşününce, içimize insan sevgisi salan esrarlı bir kuvvet gibi görüyorum. Bu kuvvetin önünde doymak bilmez bir sevginin bulunup yitirilmişliği, tatmin edildikçe parlayıp alevlenen aşkın şifa bulmazlığı var.” Vedat Günyol

“… Toprak kokan, deniz kokan, içi yıldız dolu bir insan. Sevdiği dosta, uçan kuşa, havaya, suya, toprağa, her şeye bağlı bir insan…. ‘Yaşamak ne güzel’ derdi sık sık.” Cahit Irgat

“… Ben de dün akşamdan beri Hasan’a uyduracak hikâye düşünüyorum. Saatlerce düşündüm. Sabahleyin ilk vapurda yine düşündüm. Ne dersin?.. Bu sefer benim hikâyemi anlatırsın… Yağmurlu gecede bir adam geldi, dersin…” diyen büyük yazarın ilk kez 1940 yılında yayımlanan öykü kitabı Şahmerdan yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı.

*

Paşazade

Ayşelerin evi sur haricindedir. Bizimki, Hüsamettin Paşa’nın, kocaman duvarları arasına hapsedilmiş, bahçesi çam ağaçlı -havuzu balıklı ve fıskıyeli imiş- eski konaklardandır. Kış akşamları bankadan dönerken birinci mevkide, ilk zamanlar maaşım kırk beş lirayı bulmazken yan gelir otururdum. Bütün Topkapı eşrafı selamımı iade eder, kimi omzumu okşar, kimi halü hatır sorardı. Anam koca konağın içinde hatıraların, duvarlara asılmış, Hüsamettin Paşa’dan kalma yağlıboya resimlerin, sedef kakmalı cıgara tablalarının arasında günlerini bir böcek gibi geçirirdi.

Eve ben gelince biraz canlanırdı. Çamın altındaki büyük tel örgülerle kaplı, baba yadigârı kümesteki tavuklar yumurtlamışsa ıspanaklı iki yumurta pişirirdi. Ne konu komşu evimize ayak basar, ne Şişli taraflarında oturan eski akrabalar konağımıza uğrardı. Anam: “Hüsamettin Paşa’nın geliniyim,” der dayatır, ara sıra uğrayanlara bin sekiz yüz seksen iki modası elbiselerle çıkar; mütemadiyen Paşa babamızdan bahsederdi. Babamın kolağası payesi aldığı gün evin bahçesinde yapılmış bir şenliği, gelene gidene, hatırlayıp hatırlamadıklarını sorardı. Son pandantifini sattığı gün, ben de bankadan ilk maaşımı almıştım. Evimiz senelerdir kırk beş lira para görmemişti.

“Ayda kırk beş lira ile Topkapı’da neler yapılmaz?” dedi anam. “Bahçeyi mi düzeltmeyiz, tavuklar mı almayız, piliç mi çıkartmayız, çamı mı budatmayız, havuzu mu tamir etmeyiz?” — Anneciğim, dedim, kırmızı balık da alalım havuza. Nerede satarlar acaba?.. — Mısır Çarşısı’nda bulunur, yavrum! dedi. İki tokmaklı guguklu saatin zincirini çekti. İlk defa olarak gördüğüm bir amme cüzünden bir şeyler okudu. Cüzünü okuduktan sonra yine ilk defa olarak, Hüsamettin Paşa’nın geliniyim, diyen halini mahsus bir, nasıl söyleyeyim, af buyurun, fiyakayı bozmamak gayretiyle yaptığını anlatan bir tavırla: — Artık, dedi, Hüsamettin Paşa’nın gelini değilim, oğlum, banka memuru Bay Recai’nin anasıyım.

O zaman benim de yüreğimden bir şey koptu. Ben de ilk defa olarak bir şey yaptım. Onu öptüm. Bahçeye çıktık. Babamın kolağası olduğu günkü gibi, sanki bütün bahçe, Japon fenerleriyle süslüydü. İşsizken tütün içerdim. İşe girince bıraktım. Fakat birinci mevki tramvay arabalarında akşamüstü Topkapı’ya dönmeyi güzel bir itiyat halinde muhafaza ettim. Ne güzel olurdu! Kimse konuşmazdı. Tramvay mahallelere sapardı. Meydanlara varırdı. Yanımız sıra çıplak bacaklı çocuklar koşar, gitgide geri kalırlar, en arkaya atlarlardı. Yangın yerleri korkunç, garip, uzak, yabancı, hatırasız nerelere kadar giderdi bilmem? Bir kafesten bir genç kız birinci mevkideki genç erkeğe bakardı. Son durakta iner, geriye dönerdim. Portföyümü sallardım. Bakanlara selam vermezdim. Fakat, iyi delikanlı, sessiz çocuk, iş bulmuş, aferin! Çalışıyor, dediklerini duyardım. Bazan Hüsamettin Paşa’nın torunu da derlerdi. Ben de anam gibi bundan garip bir gurur da duymaz değildim.

Tramvayda en büyük dostum Zekâi Bey’di. Bazan yan yana düşerdik. Ben etrafımı göremezdim. Gazetemi okurdum. O, yangın yerlerine bakar, yıkılmış çeşmelere hayıflanır: — Harap… Harap… İstanbul… Nerede o eski İstanbul? Bu taraflarda oturmak doğru değil… İnsan ihtiyarladıkça konfor ihtiyacı da başlıyor, hazret! derdi. Sonra: — Valide Hanım’a arzı hürmet ederim, ellerinden öperim efendim. — Teşekkür ederim efendim, bilmukabele efendim. — Geceler hayrolsun! — Geceler hayrolsun! Bir gün her nasılsa bir ikinci mevki tramvaya atlamış bulundum.

Topkapı’ya işleyen çift tramvay arabalarından yalnız bir tanesi kırmızı renklidir. Zekâi Bey ve ben gibiler bu tramvayı beklerler. O gün biraz geciktiğim ve tramvay da hemen geçip gittiği için ancak arkadaki römorka atlayabildim. Ayşe’ye orada rastladım. Ben çok mahçubumdur. Ayşe derhal dostluk tesis eden garip ve şimdiye kadar roman ve hikâyelerde bulunduğunu işittiğim Avrupalı bir İstanbul kızı idi. İnhisarlarda çalışıyordu. Tramvay tenhaydı. Dışarıda yağmur yağıyordu. İçeride insanlar, bir çorba düşünen açlar gibi hazin ve sessiz, sakalları uzamış ve iyi çehreli idiler. Yerler tamamen doluydu. Fakat ayakta da kimseler yoktu.

Sirkeci’den her tarafı ıslanmış, kasketi elinde bir çocuk girdi. İhtiyar bir adam, yanındaki arkadaşını biraz sıkıştırarak bu çocuğu tatlı ve muhabbetle dolu bir hareketle yanına aldı. Sonra yine dışarıyı görmeden, şen, şakrak, yorulmaz, çapkın ve genç bir biletçinin şaklabanlıkları arasında meçhul bir çorbaya insanlar gidiyorlardı. Ne güzeldi! İşte o akşamdan sonra birinci mevki tramvay arabaları Topkapı’ya doğru çekip giderlerken ben römorka atlar ve kendi kendime: Topkapılı Ayşe’ye ve Topkapılı Ayşe gibilerine rastlamayacağımı bilsem, birincinin meşin, yaylı koltuklarına kurulur; yangın yerlerini, harap camileri ben de Zekâi Bey gibi seyreder, içlenirdim, derim.

Yeni Mecmua, (9), 30 Haziran 1939’da “Son Paşazade” adıyla yayımlanmıştır.

….

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Öykü
  • Kitap AdıŞahmerdan
  • Sayfa Sayısı104
  • YazarSait Faik Abasıyanık
  • ISBN9789750805135
  • Boyutlar, Kapak 13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2025

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Bir Sonbahar Akşamı Seçme Öyküler ~ Sait Faik AbasıyanıkBir Sonbahar Akşamı Seçme Öyküler

    Bir Sonbahar Akşamı Seçme Öyküler

    Sait Faik Abasıyanık

    Sait Faik öykülerinden özel bir seçki gençler için Doğan Kardeş Seçme Öyküler dizisinde… Yağmurun içindeki her günkü dünya: “Hadi çabuk ol. Yeter artık. Gel...

  2. Mahalle Kahvesi ~ Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi

    Mahalle Kahvesi

    Sait Faik Abasıyanık

    Yeniden doğulmaz. Doğsan bile n’olacak? Seni iki senede, iki senede değil, iki günde aynı insan ederiz. Aynı kendini düşünen, aynı haris, aynı kıskanç, aynı...

  3. Kayıp Aranıyor ~ Sait Faik AbasıyanıkKayıp Aranıyor

    Kayıp Aranıyor

    Sait Faik Abasıyanık

    “… Gerçek Türkçesiyle birlikte, hikâyelerinde anlattığı, bir düş içinde görünen insanları da gerçektir. Düş dünyası Sait’in gerçekçiliğinin üstüne çekilmiş bir cila gibidir.” Yaşar Kemal...

Aynı Kategoriden

  1. Robin Hood (Kısaltılmış) ~ Howard PyleRobin Hood (Kısaltılmış)

    Robin Hood (Kısaltılmış)

    Howard Pyle

    Robin Hood Ortaçağ’ın yozlaşmış yöneticilerine başkaldıran ve bu yüzden kanun kaçağı ilan edilen efsanevi İngiliz halk kahramanı. Gerçekten yaşadı mı yoksa halkın umut sembolü...

  2. Nar Kitabı ~ Faruk DumanNar Kitabı

    Nar Kitabı

    Faruk Duman

    Faruk Duman, 2001 yılında çıkan “Nar Kitabı”nda, anlamını sözcüklerin çağrışımlarıyla çoğaltan, yoğunlaştırılmış bir dilin imgelerle yüklü dünyasına götürüyor okurunu. Cenkler anlatıyor, düğünler, dernekler, masalsı...

  3. Bazılarımız Dostumuz Colby’yi Tehdit Ediyordu ~ Donald BarthelmeBazılarımız Dostumuz Colby’yi Tehdit Ediyordu

    Bazılarımız Dostumuz Colby’yi Tehdit Ediyordu

    Donald Barthelme

    “Bazılarımız, davranışlarından dolayı dostumuz Colby’yi uzun süredir tehdit ediyordu. Artık çizmeyi aşmıştı, biz de onu asmaya karar verdik.” Barthelme öykülerinin hepsi postmodern edebiyatta bir...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur