Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Böyle Buyurdu Zerdüşt
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Böyle Buyurdu Zerdüşt

Friedrich Nietzsche

Friedrich Nietzsche’nin 1883-1885 yılları arasında kaleme aldığı Böyle Buyurdu Zerdüşt, filozofun en bilinen eseridir. Nietzsche’nin, yazılmış en derin eser olarak tanımlamaktan hoşlandığı bu kitap,…

Friedrich Nietzsche’nin 1883-1885 yılları arasında kaleme aldığı Böyle Buyurdu Zerdüşt, filozofun en bilinen eseridir. Nietzsche’nin, yazılmış en derin eser olarak tanımlamaktan hoşlandığı bu kitap, şiirsel üslubuyla dikkat çeker ve edebiyat ile felsefenin sınırları arasında gezinir. Üstinsan ve ebedî dönüş kavramları üzerine kurulu olan Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche felsefesinin temel taşıdır. Yeni değerlerin üretilebilmesi için halihazırdakilerin göz ardı edilmesinin gerekliliğini savunan eser, bu bakımdan bir kehanet niteliği taşır ve 20. yüzyıl felsefesini belirleyen eserlerden biri olarak öne çıkar.

İÇİNDEKİLER

BİRİNCİ BÖLÜM
Zerdüşt’ün Öndeyişi …………………………………………………15
ZERDÜŞT’ÜN KONUŞMALARI
Üç Değişim Üzerine ………………………………………………….33
Erdem Kürsüleri Üzerine ……………………………………………35
Ötedünyalılar Üzerine ……………………………………………….38
Bedeni Hor Görenler Üzerine …………………………………….41
Sevinçler ve Tutkular Üzerine …………………………………….44
Solgun Benizli Suçlu Üzerine ……………………………………..46
Okumak ve Yazmak Üzerine ………………………………………48
Dağdaki Ağaç Üzerine ……………………………………………….50
Ölüm Vaizleri Üzerine ………………………………………………53
Savaş ve Savaşçılar Üzerine ………………………………………..55
Yeni Putlar Üzerine …………………………………………………..57
Pazaryerindeki Sinekler Üzerine ………………………………….60
Namus Üzerine ………………………………………………………..63
Dost Üzerine ……………………………………………………………65
Bin Bir Hedef Üzerine ……………………………………………….67
Yakınındakini Sevmek Üzerine…………………………………….69
Yaratıcının Yolu Üzerine …………………………………………….71
Yaşlı ve Genç Kadınlar Üzerine …………………………………..74
Engerek Sokması Üzerine …………………………………………..76
Çocuk ve Evlilik Üzerine …………………………………………..78
Özgür Ölüm Üzerine ………………………………………………..80
Armağan Dağıtan Erdem Üzerine ……………………………….83
İKİNCİ BÖLÜM
Aynalı Çocuk …………………………………………………………..91
Mutlu Adalarda ………………………………………………………..94
Acıyanlar Üzerine …………………………………………………….97
Rahipler Üzerine …………………………………………………….100
Erdemliler Üzerine ………………………………………………….103
Ayaktakımı Üzerine ………………………………………………..106
Zehirli Örümcekler Üzerine ……………………………………..109
Ünlü Bilgeler Üzerine ………………………………………………113
Gece Türküsü …………………………………………………………116
Oyun Türküsü ………………………………………………………..118
Mezar Türküsü ……………………………………………………….120
Kendini Yenme Üzerine ……………………………………………124
Ulu Kişiler Üzerine …………………………………………………127
Kültür Ülkesi Üzerine ………………………………………………130
Lekesiz Bilgi Üzerine ……………………………………………….133
Bilginler Üzerine …………………………………………………….136
Ozanlar Üzerine ……………………………………………………..138
Büyük Olaylar Üzerine …………………………………………….142
Falcı ……………………………………………………………………..145
Kurtuluş Üzerine …………………………………………………….149
İnsan Zekâsı Üzerine ……………………………………………….154
En Sessiz Saat …………………………………………………………158
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gezgin ………………………………………………………………….163
Yüz ve Bilmece Üzerine …………………………………………..166
İsteksiz Mutluluk Üzerine ………………………………………..172
Güneş Doğmadan …………………………………………………..175
Küçülten Erdem Üzerine ………………………………………….179
Zeytin Dağında ………………………………………………………185
Geçip Gitme Üzerine ………………………………………………188
Dönmeler Üzerine ………………………………………………….191
Yuvaya Dönüş ………………………………………………………..196
Üç Kötü Üzerine …………………………………………………….200
Ağırlığın Ruhu Üzerine ……………………………………………205
Eski ve Yeni Levhalar Üzerine …………………………………..209
İyileşen Kişi ……………………………………………………………231
Büyük Özlem Üzerine …………………………………………….238
Öteki Oyun Türküsü ……………………………………………….241
Yedi Mühür ……………………………………………………………245
DÖRDÜNCÜ VE SON BÖLÜM
Bal Kurbanı ……………………………………………………………253
Yardım Çığlığı ………………………………………………………..257
Krallarla Konuşma …………………………………………………..260
Sülük …………………………………………………………………….265
Büyücü ………………………………………………………………….268
Emekli …………………………………………………………………..275
En Çirkin İnsan ………………………………………………………280
Gönüllü Dilenci ……………………………………………………..285
Gölge ……………………………………………………………………290
Öğleyin …………………………………………………………………293
Selamlama ……………………………………………………………..297
Akşam Yemeği ………………………………………………………..302
Yüksek İnsan Üzerine ………………………………………………305
Hüzün Türküsü……………………………………………………….316
Bilim Üzerine …………………………………………………………321
Çöl Kızları Arasında ………………………………………………..324
Uyanış …………………………………………………………………..331
Eşek Bayramı ………………………………………………………….334
Sarhoş Türkü ………………………………………………………….338
Belirti ……………………………………………………………………347

Birinci Bölüm

Zerdüşt’ün Öndeyişi

1

Zerdüşt, otuz yaşına geldiğinde yurdunu ve yurdunun denizini terk edip dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının tadını çıkardı ve on yıl boyunca bundan hiç bıkmadı. Ama en sonunda gönlünde bir değişim meydana geldi ve bir sabah tan vakti kalkıp güneşin karşısına geçti ve ona şöyle seslendi:

“Ey büyük yıldız! Işıltın olmasaydı, nice olurdu senin mutluluğun!

On yıldır burada mağaramın üzerinde yükselirsin: Ben, kartalım ve yılanım olmasaydık, sen ışığından ve yolundan çoktan bıkardın!

Ama biz seni her sabah bekledik, senden fazlalığını aldık ve seni bunun için kutsadık!

Bak! Ben, gereğinden fazla bal toplamış arı misali, bilgeliğimden usandım; artık uzanan ellere ihtiyacım var.

İnsanlar arasındaki bilgeler aptallıklarından, yoksullar da zenginliklerinden sevinç duyana dek çevreme armağanlar vermek, bölüştürmek isterim.

Bunu yapabilmek için derinliklere inmeliyim; senin akşamları denizin ardına inerken ve yer altına ışık iletirken yaptığın gibi, ey yüce yıldız!

Aralarına inmek istediğim insanların dediği gibi, ‘batmalıyım’ tıpkı senin gibi!

En büyük mutluluğa bile kıskanmadan bakabilen ey sakin göz, o halde kutsa beni! Taşmaya yüz tutmuş kadehi kutsa ki, içindeki su altın aksın ve senin sevincinin parıltısını her yere taşısın!

Bak! Bu kadeh yeniden boşalmak, Zerdüşt de yeniden insan olmak ister!”

İşte böyle başlar Zerdüşt’ün batışı.

2

Zerdüşt dağdan tek başına indi ve kimseyle karşılaşmadı. Ama ormana ulaştığında, karşısında ansızın ormanda kök aramak için kutlu kulübesinden çıkmış yaşlı bir adam belirdi. Böyle buyurdu yaşlı adam Zerdüşt’e:

“Bu gezgin kişi yabancı gelmedi bana: Birkaç yıl önce buralardan geçmişti. Zerdüşt’tü adı; ama değişmiş.

O gün külünü dağlara taşırdın: Bugün ateşini vadilere taşımak mı maksadın? Kundakçılığın cezasından korkmaz mısın?

Evet, tanıdım Zerdüşt’ü. Dupdurudur gözleri ve ağzında tiksinti yer etmemiştir. Böylece, dans eder gibi değil midir yürümesi?

Değişmiş Zerdüşt, çocuktu Zerdüşt, yetişkin olmuş Zerdüşt: Ne ararsın şimdi uyuyanlar arasında?

Denizde yaşardın adeta yalnızlığında ve taşırdı seni deniz. Sakın, ‘Kıyıya çıkmak isterim,’ deme! Sakın ola ki bedenini tekrar sürüklemek istemeye kalkma!”

Zerdüşt cevap verdi:

“İnsanları seviyorum.”

“Neden,” dedi ermiş, “ormana ve sessizliğe çekildim?

İnsanları çok sevdiğim için yapmadım mı bunu?

Şimdi Tanrı’yı seviyorum: İnsanları sevmiyorum. İnsan fazla eksik bir şey bence. İnsan sevgisi beni öldürürdü.”

Zerdüşt cevap verdi: “Sevgi mi dedim ben! İnsanlara bir armağan götürüyorum!”

“Onlara bir şey verme,” dedi ermiş. “Hatta al ellerinden ve onlarla birlikte taşı; sana iyi gelirse bu, onlara çok daha iyi gelir!

Onlara vermek istediğinde, sadakadan fazlasını verme; onu da bırak dilensinler senden!”

“Hayır,” dedi Zerdüşt, “ben sadaka vermem. Bunu yapabilecek kadar yoksul değilim.”

Ermiş, Zerdüşt’e güldü ve şöyle buyurdu: “O halde hazinelerini onlara kabul ettirmeye bak! Onlar münzevilerden kuşkulanırlar ve bizim armağan dağıtmak üzere geldiğimize inanmazlar.

Bizim adımlarımız, sokaklarında pek bir ıssız gelir onlara. Gece yataklarındayken, güneş doğmadan çok önce birinin geçtiğini işitseler, hemen kendi kendilerine nereye gider bu hırsız diye sorarlar.

Karışma insanların arasına, ormanda kal! Gideceksen hayvanların arasına git! Neden benim gibi olmak istemezsin: ayılar arasında bir ayı, kuşlar arasında bir kuş?”

“Peki ermiş ne yapar ormanda?” diye sordu Zerdüşt.

Ermiş cevap verdi: “Şarkılar yazıp söylüyorum ve de şarkı yazarken gülüyor, ağlıyor ve homurdanıyorum: Böyle övüyorum Tanrı’yı.

Şarkı söyleyerek, ağlayarak, gülerek ve homurdanarak benim Tanrım olan Tanrı’yı övüyorum. Peki sen bize armağan olarak ne getiriyorsun?”

Zerdüşt bu sözleri duyar duymaz ermişi selamladı ve şöyle dedi: “Size verecek neyim olabilir ki? Bırakın hemen gideyim de sizden bir şey almayayım!” Böylece ayrıldılar yaşlı adamla Zerdüşt, gülerek, tıpkı iki çocuk gibi.

Ama Zerdüşt yalnız kalınca şöyle dedi gönlüne: “Böyle bir şey olabilir mi? Bu yaşlı ermiş, Tanrı’nın öldüğünü henüz duymamış ormanında!”

3

Zerdüşt, ormanın kıyısında kurulu bir sonraki şehre vardığında, pazaryerinde toplanmış bir kalabalıkla karşılaştı: Çünkü bir ip cambazının oynayacağı duyurulmuştu. Zerdüşt halka şöyle buyurdu:

Size üstinsanı öğretiyorum. İnsan, yenilmesi gereken bir şeydir. Onu yenmek için ne yaptınız?

Bugüne dek bütün varlıklar kendilerini aşan bir şeyler yarattılar: Sizler, bu büyük taşkının inişi olmak ve insanı yenmek yerine hayvanlara dönmek mi istiyorsunuz?

İnsanlar için maymun nedir? Bir gülüşme ya da acı bir utanç.

İnsan da üstinsanın gözünde böyle olacaktır: Bir gülüşme ya da acı bir utanç! Siz, solucandan insana giden yolu kat ettiniz ve içinizde daha pek çok şey solucandır. Maymundunuz bir zamanlar ve insan şimdi, hâlâ her maymundan daha maymundur.

İçinizde en bilgeniz bile bir ikilem, bitki ve hortlak melezidir. Ama ben size bitki ya da hortlak mı olun diyorum?

Bakın, size üstinsanı öğretiyorum!

Üstinsan yeryüzünün anlamıdır. İsteminiz desin ki: Yeryüzünün anlamı üstinsandır!

Yalvarırım, kardeşlerim, yeryüzüne sadık kalın ve size dünya ötesi umutlardan söz edenlere inanmayın! Zehir saçanlardır onlar, bilerek ya da bilmeyerek.

Onlar hayatı hor görenlerdir; dünyanın kendilerinden bıktığı nesli tükenenlerdir ve bizzat zehirlenmiş kişilerdir: Bırakın çekip gitsinler!

Bir zamanlar Tanrı’ya karşı işlenen günah, en büyük günahtı; fakat Tanrı öldü ve onunla birlikte o günahkârlar da. Şimdi en korkuncu; yeryüzüne karşı günah işlemek ve de bilinmezin gönlünü yeryüzünün anlamından üstün tutmaktır!

Ruh bir zamanlar bedene küçümseyerek bakardı: Bu küçümseme en üst şeydi. Ruh; beden cılız, iğrenç ve aç olsun isterdi. Böylelikle bedenden ve yeryüzünden kurtulmayı umardı.

Ah, bu ruhun kendisi cılız, iğrenç ve açtı: Ve de işkence bu ruhun en büyük coşkusuydu!

Ama kardeşlerim, siz de söyleyin bana: Bedeniniz ruhunuz için ne diyor? Ruhunuz; yoksulluk, kirlilik ve acınacak bir rahatlıktan ibaret değil mi?

Gerçekten de, kirli bir nehirdir insan. Kendisi de kire bulaşmadan, kirli bir nehri içine alabilmesi için deniz olmalıdır kişi.

Bakın, üstinsanı öğretiyorum size: Bu denizdir o. Hor görmeniz, içine batıp gidebilir.

Yaşayabileceğiniz en büyük şey nedir? Vakit, hor görme vaktidir. Mutluluğunuzun, hatta aklınızın ve erdeminizin bile size iğrenç geldiği vakit…

Vakit, şunu söyleme vaktidir: “Benim mutluluğum nedir ki! Yoksulluk ve kirlilik ve acınacak bir rahatlıktan başka. Ama mutluluğum, varlığı haklı çıkarmalıdır!”

Vakit, şunu söyleme vaktidir: “Benim aklım nedir ki! Aslanın yiyeceğe duyduğu isteği duyuyor mu bilgiye? Yoksulluk ve kirlilik ve acınacak bir rahatlıktan başka nedir ki o!”

Vakit, şunu söyleme vaktidir: “Benim erdemim nedir ki!

Beni henüz çıldırtmadı. İyiliğim ve kötülüğümden ne kadar yorgun düştüm! Bütün bunlar yoksulluk, kirlilik ve acınacak rahatlıktan başka nedir ki!” Vakit, şunu söyleme vaktidir: “Benim adaletim nedir ki! Bakıyorum da, ne ateşim ne de kömür. Oysa adil kişi ateş ve kömürdür!”

Vakit, şunu söyleme vaktidir: “Benim acımam nedir ki! Acıma, insanların sevdiklerini çiviledikleri çarmıh değil midir? Ama benim acımam çarmıha germe değildir.”

Hiç böyle konuştuğunuz oldu mu? Oldu mu böyle haykırdığınız? Ah, sizi keşke böyle haykırırken görebilseydim!

Günahınız değil, tokgözlülüğünüz haykırıyor göklere; günahınızdaki hırs haykırıyor göklere!

Sizi diliyle yalayacak şimşek nerede?

Sizi aşılaması gereken çılgınlık nerede? Bakın, size üstinsanı öğretiyorum: O, bu şimşektir; o, bu çılgınlıktır!

Zerdüşt bunları söyledikten sonra, kalabalığın içinden biri bağırdı: “İp cambazı hakkında dinlediklerimiz yeter; artık kendisini görmek istiyoruz!” Bütün kalabalık Zerdüşt’le alay etti. İp cambazı ise, söylenenleri üstüne alınıp işinin başına geçti.

4

Fakat Zerdüşt halka baktı ve şaşırdı. Sonra şöyle buyurdu:

İnsan, hayvan ile üstinsan arasında örülmüş bir iptir; uçurum üzerine gerilmiş bir ip.

Tehlikeli bir geçiş, tehlikeli bir yolculuk, tehlikeli bir geriye bakış, tehlikeli bir ürperiş ve tehlikeli bir duraksayış.

İnsanda yüce olan, onun erek değil köprü oluşudur!

İnsanın sevilebilir yanı, geçiş ve çöküş oluşudur. Ben, yaşamasını bilmeyenleri severim, meğerki çöküşe uğrasınlar; çünkü onlardır karşıya geçenler.

Ben o büyük hor görenleri severim; çünkü onlar o büyük tapanlar ve karşı kıyıya duyulan özlem oklarıdır.

Ben, çöküşe uğramak ve kurban olmak için yıldızların ardında bir neden aramayanları, aksine yeryüzü bir gün üstinsan olsun diye, kendini yeryüzüne kurban edenleri severim.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Düşünce-Genel Felsefe
  • Kitap AdıBöyle Buyurdu Zerdüşt - Herkes ve Hiç Kimse İçin Bir Kitap
  • Sayfa Sayısı352
  • YazarFriedrich Nietzsche
  • ISBN9789750755811
  • Boyutlar, Kapak12,5x19,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviCan Yayınları / 2023

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Böyle Buyurdu Zerdüşt ~ Friedrich NietzscheBöyle Buyurdu Zerdüşt

    Böyle Buyurdu Zerdüşt

    Friedrich Nietzsche

    Otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü ardına bırakarak dağa çekildi Zerdüşt. Dağda on yıl zaman zarfında, bıkmadan, usanmadan hep ruhunu dinledi… Ve sonunda içinde,...

  2. Putların Alacakaranlığı ya da Çekiçle Felsefe Yapmanın Yolları ~ Friedrich NietzschePutların Alacakaranlığı ya da Çekiçle Felsefe Yapmanın Yolları

    Putların Alacakaranlığı ya da Çekiçle Felsefe Yapmanın Yolları

    Friedrich Nietzsche

    “Ahlaksal olgu diye bir şey yoktur. Ahlaksal yargı ile dinsel yargının ortak yönü, ikisinin de aslında olmayan gerçekliklere inanmasıdır. Ahlak, belli olayların bir yorumudur,...

  3. Neden Bu Kadar Akıllıyım? ~ Friedrich NietzscheNeden Bu Kadar Akıllıyım?

    Neden Bu Kadar Akıllıyım?

    Friedrich Nietzsche

    Neden Bu Kadar Akıllıyım?, Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin otobiyografik nitelikte kurguladığı Ecce Homo’dan bir kesittir. Nietzsche’nin Ekim 1888’den buhran geçirdiği Aralık 1889’a dek üzerinde...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur