Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Çok uzaklara gitmek için ne kadar uzağa gidebiliriz?

Güney Nahanni Nehrinin tarihi; gizemli ölümlerle, kaybolma hikâyeleriyle ve başsız cesetlerle süslüdür. Ama aynı zamanda insanlığın kaynağını da derinliklerinde saklar ve yıkımının sırrını da Yedi yıl önce Del Hawthone’un babası, üç arkadaşıyla birlikte Nahanni Nehri’ne bir gezi düzenlerler Fakat sonuç umdukları gibi olmaz Her biri kaybolur ve bir süre sonra öldükleri varsayılır. Kaybolan adamlardan biri, bir gün üniversitenin kampüsüne girer. Hala hayattadır fakat, tanınmayacak hale gelmiştir. Del, şok geçirir Özellikle yaşlı adamın sözlerinden sonra, Ona göre Del’in babası hala hayattadır! Del, bir grup gönüllü ile Nahanni’ye gider ve babasını anma çalışmalarına başlar. Burada gizli bir nehir bulacaktır ve korkunç sırlar açığa çıkar…
Ve gördüğü vahşet, insanlığın geleceğini tehdit etmektedir.

***

Gizemli Nehir

“Cherly Kaye Tardif üçüncü romanı ve heyecan verici eserlerinin sonuncusu olan Nehir’de bir kez daha okurlarını öyküsüne esir ediyor. Kanada’nın kuzeyinde geçen hikâyede entrika, bilim, aşk ve macera bir arada harmanlanıyor. Okurların arasında büyük ses yaratacağına şüphem yok”
Edmonton Sun

“Heyecan verici ve hareket dolu… Bilimin zorluklar karşısında çaresiz kaldığı bu öyküde gençlik pınarını ararken umutsuzluğun nefesini ensenizde hissedeceksiniz.”
Midwest Gazetesi Kitap Bülteni

“Olağanüstü! Tardif’in son romanı Nehir, şimdiye kadar yazdıklarının arasında en heyecan vericisi. Tahmin edemeyeceğiniz olaylar, keskin ve zor kararlarla dolu bir hikâye sizleri bekliyor. Nehir, kuzey Kanada’nın gizemli yollarında dur durak bilmeden ilerleyen bir macera.”
Kelly Komm, Sacrifice’ın yazarı

“Tardif, gizem romanlarında hızla ilerleyen, kaynayan bir yazar.”
Edmonton Sun

Arkadaşlarıma ve her zaman “kalbinin sesini dinleyen” Kız kardeşim Bobbi Del Hathaway’e…

Rahim kanseri ile yaptığı amansız mücadelede hiçbir zaman hayat enerjisini kaybetmeyen, olağanüstü bir kararlılık gösteren Bobbi’ye.
Etrafındaki insanlara ilham kaynağı olan Bobbi’ye.
Bizler senin arkadaşlığınla kutsanmış kişileriz Bobbi.
Sen olmasaydın Nehir asla akmazdı!

– Sevgiler, Cheryl

Teşekkür

Yazar, düzenlemeci, yol gösterici ve Nahanni Nehri Maceraları’nın sahibi Neil Hartling ve Nahanni Nehri Maceraları’nın yöneticisi Lindy Laton; ikinize de öykümü gerçek kıldığınız için teşekkürler. Sizler olmadan kurgum bu denli gerçeğe yakın olmazdı. Sizler olmadan aklımdaki sorulara böylesine mükemmel, böyleslne detaylı cevaplar alamazdım ve Nahanni’m hayata kavuşamazdı, www.nahanni.com

How to Shit in the Woods: An Environmentally Sound Approach to a Lost Art kitabının yazarı Kathleen Meyer’e kitabının adını ve detaylarını kullanmama izin verdiği için sonsuz teşekkürler. Kathleen; sen kampçıların tannçasısın! www.kathleeninthewoods.com

Dünyaca ünlü ressam David Miller’a ve muhteşem eşi Nancy’ye arkadaşlıkları ve destekleri için teşekkürler. Ayrıca Lisa’nnı denetimindeki projeyi kullanmama izin verdiği için minnettarım. www.mauiarts.com

Michele Jayasinha; British Columbia Üniversitesinde Antropoloji ve Sosyoloji Departmanı sekreteri. Beni geri çevirmediğin ve tüm sorularımı yanıtladığın için teşekkürler.

Editörlerim Mary, Francine, Marc ve Unda. Bilgileriniz ve yaptığınız sıkı çalışmalarınız her zamanki gibi “paha biçilmez”

Nehir’in orijinal kapağının tasarımcısı olan ve şu an ressam olarak kendi çabalarıyla kariyerine devam eden kızım Jessica’ya. Seninle gurur duyuyorum!

Ürkütücü kapak tasarımı ile okuyucuyu Nehir’in derinlerindeki gizeme sürükleyen Sapphire Designs’tan Jennifer Johnson’a. Jenn, yıkılıyorsun!

Her daim kitaplarıma sürükleyici tanıtım videoları çeken Kelly Komm’a. Yazılarıma gerçek anlamını kattığın için teşekkürler!

Olağanüstü bir sabır ve anlayış gösteren aileme, arkadaşlarıma. Uyumama izin verenlere ve kahve isteklerime “hayır” diyebilenlere. Yazım sürecim boyunca yanımda olanlara. Kitabımı zamanında bitirmeme yardımcı olanlara.

“O her zaman kalbinin sesine kulak verir” diyerek hikâyeme başlamam konusunda beni yüreklendiren Rus Hathaway’a… (Bir şey kazanır mıyım?)

Değerli okur

Bir gün annemin arkadaşlarından biri gördüğü bir rüyadan bahsediyordu. Rüyasında Kanada’daki gizemli bir nehirde yolculuk etme olduğunu söylediğinde merak edip anneme nehri sordum, o da bana bu gizemli nehir hakkındaki söylentileri anlattı. Heyecanlanmıştım. Hikâyem böyle başladı. Sırada nehri bulmak vardı.

Kanada’nın Kuzey-batı’sı boyunca uzanan Nahanni nehri, dünya üzerindeki en göz alıcı manzaralardan birine sahip. Fakat bu güzelliğinin altında gizli tehlikeler de barındırmakta. Pek çok hayvan ve bitkiye de ev sahipliğini yaptığını söylemiyorum bile, buradaki bitkiler kocamın da söylediği gibi “kirden bile eski”.

Annemin arkadaşının anlattığı nehir olsun yâda olmasın, Nahanni akıl almaz derecede gizemli bir doğa harikası. Yüzlerce yıllık başsız iskeletlerin bulunduğu bu akarsu yatağının, kaybolan insanlardan dolayı Bermuda Şeytan Üçgeni’nin Kanada’daki uzantısı ile ilişkisi olduğu bile düşünülmekte.

Nehir, gerçeklerden yola çıksa da hem bir kurgu, hem de gerçekleri içeren bir roman.

Neyin gerçek, neyin kurgu olduğuna siz karar verin.

Bırakın nehir sizi derinlerine sürüklesin…

Benim bilmek istediğim şey
Tann’nın ne düşündüğü.
Gerisi teferruat.

~ Albert Einstein

Bir

“Hep kalbinin sesini dinler” dedi çatlak bir ses.

Dersinin bölünmesiyle sıçrayan Profesör Del Hawthorne başını kaldırdı ve şaşkınlıkla bakakaldı.

Bu da neyin-?

Sınıfının kapısında nefes almakta güçlük çeken, muhtemelen yetmişlerinin sonlarına gelmiş, yaşlı bir adam duruyordu. Bir zamanlar özel olarak dikilmişe benzeyen pantolonu, her an dizlerinden düşecek gibiydi. Kirli süet ceketinin modası çoktan geçmiş, içine giydiği beyaz gömlek ise yer yer parçalanmıştı. Daha da kötüsü gömleğindeki lekeler felaket şekilde kurumuş kan izlerine benziyordu. Tam içeri girmeye çalışırken tökezleyip kapıya çarptı.

Yeni antropolog yardımcısı Peter Cavanaugh’a uyaran bir bakış attıktan sonra yerinden kalkan Del, yaşlı adamla göz göze geldi.

“Yardımcı olabilir miyim beyefendi?”

Adamın yüzünün büyük bir kısmını kaplayan yağlanmış saçları korkunç bir şekilde yıkamaya ve kesilmeye susamıştı. Yaşlılık benekleriyle kaplı kırışık cildi, kurumuş ağaç kabukları gibiydi. Fakat Del’in kalbi, karşılaştığı tanıdık bakışlardan sonra daha hızlı çarpmaya başladı. Bu adamı tanıyor muydu?

“Bayım?”

Gözlerinde ani bir tehlike şimşeği çakan yaşlı adam yeniden konuştu; “Hep kalbinin sesini dinler!”

Del yutkundu.

Babasının en sevdiği sözleri duymak, her zaman başına gelen bir şey değildi; özellikle bu sözleri babasından başkası söylüyorsa. Ama şimdi bu kelimeler akıl hastanesinden kaçmışa benzeyen bir adamın dudaklarından dökülüyordu.

Güvenliği geçmeyi nasıl becerdi bu adam?

Del saatine baktı. Kahretsin!

Saat altıdan sonra Antropoloji kanadındaki güvenliklerin sayısı ikiye düşerdi.

Onlar da muhtemelen tıkınıyordur.

Peter’e yeniden bir bakış attı. Genç asistan ürkmüş görünüyordu. Sınıfın uzak bir köşesine sinmiş, kıpırdamadan olanları izliyordu. “Kampüs görevlileri az sonra burada olur” derken bile sesini ancak birkaç kişi duyabildi.

Yaşlı adam gözleri yarı kapalı bir şekilde Peter’a döndü, “Kim konuştu?”

Del yavaşça ilerledi ve dikkatli bir şekilde elini masasının altına götürdü.

Neredesin lanet olası buton?

Güvenlik görevlileri acil durumlar için fakülte görevlilerinin kullandığı masaların altına güvenlik butonları yerleştirmişti. Zaman kötüydü. Artık üniversiteler ve kolejler katillerin, psikopatların ve saldırganların uğrak mekânı haline gelmişti.

Butona bastı ve rahat bir nefes aldı. Olay çıkmaması için içinden dua ederek “Güvenlik her an burada olabilir.” dedi.

Adam tekrar Del’e döndü. Bu sefer gözlerinde üzgün, yalvaran bakışlar vardı:

“Beni tanımadın mı?”

Ta-tanımalı mıydım?”

Del o an kafasından pek çok tepki geçirmişti ve hepsine kendini hazırlamıştı. Fakat gördüğü şey, kafasında tasarladıklarından hiçbirine benzemiyordu. Yaşlı adam birden yere düştü ve anlamsız şeyler gevelemeye başladı. Sağ elinin ceketinin iç cebine yöneldiğini ve ağır bir şeyi tutmaya çalıştığını fark eden Del, korkuyla alarm butonunu buldu ve daha ısrarlı bir şekilde tekrar bastı.

Hangi cehennemde bu adamlar?

Sonunda silahlı iki güvenlik görevlisi aceleyle içerdi girdi. Tam bu sırada Del masasının yanında, ayakta durmaktaydı. Fakat bir saniye sonra kendini yerde, Peter’ı da üzerinde buldu. Gözlerini sımsıkı kapadı ve silahın patlamasını duymayı bekledi. Ama bir şey olmadı. Sınıfta sadece debelenme sesleri vardı.

Güvenliklerden biri “Yakaladık Profesör” dediğinde kendine gelen Del, Peter’ın yüzünün kendininkinden yalnızca birkaç santim uzakta olduğunu fark etti ve kendini toparladı.

“İyi misin?” diye sordu genç antropolog.

“Ah, Cavanaugh? Güvenlik olayı kontrol altına aldığına göre üzerimden kalksan diyorum artık?”

Peter, utançtan yüzü tatlı elma kırmızısına dönmüş bir şekilde “Vurulmanı istememiştim, ondan” diye mırıldandı.

Kalkıp üzerine çeki düzen veren Del, güvenliklerin saldırganı sürüklediği kapıya doğru baktı. Yaşlı adamın ne diye bağırdığını o anda duydu: “Delly! Benim!’

Dünya üzerinde onu ‘Delly’ diye çağıran tek bir kişi vardı.

“Durun!”

Yaşlı adama doğru koştu.

“Gördüm!” dedi yaşlı gözlerinden vahşi ışıklar saçarak. “Geleceği gördüm… insan… İnsanlar yok… Canavarlar!”

“Profesör Schroeder? Siz misiniz?”

Yaşlı adamın bakışları Del’in üzerinde sabitleşti. “Direktörü durdurmak zorundasın Delly!”

Del ensesinde bir ürperti hissetti. Mantığı almıyordu. “Nerenin direktörü? Profesör, öldüğünüzü sanmıştık. Siz, babam, diğer adam…”

Schroeder gözlerinden yaşlar süzülerek yaklaştı ve kısık sesle konuşmaya devam etti. “Delly, babanı öldürecekler”

Del yutkundu. “Ba-babam? Babam hayatta mı?”

Schroeder hıçkırmaya başlamıştı. “Şimdilik. Aşağılık herifler onu da yakaladılar. Hücreyi yok etmelisin Delly. Nasıl girileceğini biliyorum. Gizli nehre. Nasıl girileceğini biliyorum. Ve nasıl çıkılacağını.”

Güvenliklerden biri araya girdi: “Profesör Hawthorne, adamı aşağı götürmek zorundayız.”

Schroeder koridora göz attıktan sonra devam etti;

“Kalbinin sesini dinle Delly. Ve unutma… Sadece bir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  • Kitap AdıGizemli Nehir
  • Sayfa Sayısı341
  • YazarCheryl Kaye Tardıf
  • ÇevirmenZübeyde Nur Demir
  • ISBN6055394288
  • Boyutlar, Kapak13,5x21, Karton Kapak
  • YayıneviEftalya Yayınları / 2012

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur