Ayla Çınaroğlu’ndan çocukluk dönemi anıları… Bu öykülerde, farklı bir zamana ait olsalar da, çocukluğun değişmeyen ruhunu kolayca yakalıyoruz. Yeni elbisesini giyip sokakta oynamaya çıkan küçük kız ve karamela satan ağabey… Onlar hâlâ içimizde, evimizden biri.
iÇiNDEKiLER
MAVi BOYA …………………………………………………..7
SAG ELiM …………………………………………………… 15
KARAMELA ………………………………………………… 19
ANMALIK …………………………………………………… 25
UÇUS TUTKUSU ………………………………………….. 31
EVDEN KAÇMAK …………………………………………. 37
ZEHiR GiBi …………………………………………………. 43
BiR “ZiYARET” …………………………………………… 49
SiNEKLER ………………………………………………….. 55
ARKADASIMA MEKTUP ……………………………….. 61
KARTOPU …………………………………………………… 66
SITMA ……………………………………………………….. 69
BiR “AN”I YAKALAMAK ………………………………. 75
MAVi BOYA
Uçuyordum sevinçten. Üstümdeki bu güzel giysi, bana çok yakıştığına inandığım bu yeni elbise, güven duygusu ve mutlulukla dolduruyordu yüreğimi. Annem “Yerli Mallar”dan almıştı kumaşını, bu kırmızı beyaz çizgili basmayı. Sonra da özenle, istediğim biçimde dikmişti: eteği iki kat büzgülü, kolsuz ve yakasız. Tam önümüzdeki sıcak yaz günleri için işte.
O gün bizde konuk olan komşu teyzenin yanında etek baskısını da bitirince, annem: – Hadi bakalım, giy de görelim, demişti. Komşu teyze de, annem de çok güzel olduğumu söylemişlerdi. Eh, aynaya baktığımda ben de görebiliyordum bunu. Üstelik komşu teyze, saç örgülerimi çözüp saçlarımı omuzlarıma bırakmış, elbisemin kumaşından genişçe bir bant bağlamıştı başıma. Gerçekten çok, çok güzel olmuştum.
Dokuz yaşında bir çocuk değil de bir genç kız olduğumu, moda dergilerinin ulaşılmaz güzellikteki modellerine benzediğimi düşünmeye başlamıştım. Hemen sokağa çıkmalı ve herkese, bütün arkadaşlarıma göstermeliydim kendimi. Babamın işi gereği bulunuyorduk bu küçük yerleşim yerinde. Gösterişsiz memur evlerinin sevimli küçük bahçeleri, sokak başlarındaki çeşmeleriyle hemen hiç taşıt geçmeyen yollar, ağaç altları, tarlalar, biz çocuklar için bulunmaz birer oyun alanıydı. Evet işte, hemen çıkmalı, bahçelerden birinde ya da yol kenarında oynayan arkadaşlarıma katılmalıydım. Ama komşu teyze: – Aaa, yepyeni elbiseyle oyun oynamaya çıkılır mı? Yazık vallahi, demişti. Annem de belli ki aynı düşüncedeydi ama hevesimi kırmak istemiyordu.
Fazla üstelememe gerek kalmadan: – Hadi çık bakalım, ama dikkat et, üstünü kirletme sakın, dedi. Ben koşarak odadan çıkarken de komşu teyzeye “Ne olacak canım, yıkanacak şey,” anlamında bir şeyler söylüyordu sanırım. Hemen arkadaşlarımı buldum. Daha uzaktan yeni elbisemi fark ettiler. Kocaman “Ooo”larla karşıladılar beni. “Güle güle giy,” dediler, “Çok yakışmış,” dediler. Mahallemizin en yakışıklı delikanlısı Erdal Ağabey bile bisikletiyle geçerken: – Ne zaman dansa gidiyoruz bu güzel elbisenle? diye takıldı bana. Şakaydı bu sorusu, biliyordum ama gene de yanaklarım kızardı.
Bir süre yeni elbisemi konuştuk kız arkadaşlarımla. Hepsi de hiç kuşkum yok, annelerinden benimki gibi bir kıyafet isteyeceklerdi. Ama oğlanları pek sarmamıştı bu konu. Az ilerde, inşaat artıklarının oluşturduğu çöplükte buldukları bir kutunun kapağını açmaya uğraşıyorlardı.
…
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Çocuk Kitapları Öykü
- Kitap AdıMavi Boya
- Sayfa Sayısı80
- YazarAyla Çınaroğlu
- ISBN9786059153874
- Boyutlar, Kapak13,5x19,5, Karton Kapak
- YayıneviTudem Yayınevi /
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Bilge Kan ~ Flannery O'Connor

Bilge Kan
Flannery O'Connor
"Amerikan Gotiği" olarak adlandırılan edebi türün en önemli yazarlarından Flannery O'Connor'ın, (1925-1964) deyim yerindeyse "kültleşmiş" ilk romanı Bilge Kan, 1930'ların Amerika'sında geçen, barbarlıkla medeniyeti birbirinden ayıran ince çizgiyi irdeleyen bir hikâye anlatıyor.
- Rabarba ~ Kasım Hasan Ünal

Rabarba
Kasım Hasan Ünal
“Kuyruk acına bir isim takıyorsun. Kaldırımlarda dengesiz, hedefsiz, çarpık yürüyüşünü bu isme yoruyorsun. Altı gece önce kalabalıklar arasında kaldırımda yürürken önünü kesip yüzüne hırlayan...
- Dalga Boyu ~ Murat Yalçın

Dalga Boyu
Murat Yalçın
“Bir şeye geç kalmışım da o gecikmeyi, neye geç kaldığımı anlamak için, gölgemin yanında heykelleşerek gidereceğimi sanıyorum.” Murat Yalçın’ın yedi yıl aradan sonra çıkan...






