Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

“Heidi Betts’in mizahla duygusallığı harmanlayan özel bir yeteneği var. Bu da onun çağdaş romantizm yazarları arasında yükselmesini sağlıyor.”
Lisa Kleypas

BU, ORTALAMA BİR AŞK DÜĞÜMÜ HİKÂYESİ DEĞİLDİR.

Jenna Langan, ne istediğini bilen biridir ve bunu haftalık örgü grubundaki en iyi arkadaşlarıyla paylaşır. Jenna’nın istediğine sahip olabilmesi için herhangi bir erkeğe ihtiyacı yoktur, yalnızca bir tanesi dışında… Bir polis olan Gage Marshall ile olan evliliğinin kötü bitmesi, her zaman hayalini kurduğu bebeğe sahip olamayacağı anlamına gelmemektedir. Şimdi, Jenna’nın en sevdiği fuları, yarım kalmış bu hikâyenin kahramanlarını birbirine yeniden bağlamaya başlayacaktır.

GERÇEK AŞK KARMAŞIKTIR.
İLMEK İLMEK ÖRMEK GEREKİR.

Beklenmedik bir baştan çıkarma eylemi kabul edilebilir bir cazibe oyunudur, peki ya damızlık olarak kullanılmak? Hayır, teşekkürler. Bebek sahibi olmamak için Gage’in kendince nedenleri vardır ve evliliklerinin bitmesinden bu yana fikrini değiştiren bir şey olmamıştır. Ta ki Jenna bu düşünceyi onun aklına sokuncaya kadar. Şimdi Gage, eski eşi Jenna’nın hamile olup olmadığını öğreninceye dek onun yanından ayrılmayacaktır. Dahası, birlikte geçirdikleri zaman arttıkça Gage’in tüm nedenleri de bir bir kaybolacaktır.

***

Başlangıç İlmekleri

Son bir gayretle Charlotte Langan, ağır, asırlık çıkrığı tavan arasına giden son iki basamağı da aşarak, tavan arasının tozlu zeminine bırakmayı başarmıştı.

Altı ay önce çıkrığı tavan arasından indirdiğinde, tekrar o ağır nesneyi yukarıya, özellikle de tek başına, bu kadar kısa bir süre sonra çıkarması gerektiğini tahmin edememiş olmalıydı. Ancak fazla seçeneği yoktu; yeğeni her an gelebilirdi. Jenna, Charlotte’ın, ülkenin en büyük gezgin el sanatları gösterisi için yolculuk yapacağı iki haftalık süre içerisinde evde kalacaktı.

Yıllardır bu yolculuk için hazırlanıyordu. Birlikte geçirdikleri zamandan ötürü kendi çocukları gibi bağrına bastığı alpakalarını büyütüp kırkmak, kırktığı yünden elde ettiği ipliği boyayarak mavala sarmak, şal, şapka eldiven gibi satabileceğini düşündüğü her şeyi örüp, çalışmalarının yeteceğini düşündüğü kadarını kutulara istiflemek… Hepsi bu gösteri içindi. Çalışmalarının bazılarını kapalı mekânlarda düzenlenen yerel fuarlardaki ve bitpazarlarındaki tezgâhlarında satmış olmasına rağmen, zamanının çoğunu örgü örmekle geçirdiğinden ötürü, yıllardır uğruna hazırlandığı gezgin gösteride sergileyecek çok fazla eseri vardı. Daha doğrusu, fuara götüreceği çalışmaların yanı sıra, yerel panayırlarda da insanların görüşüne sunabileceği çalışmaları vardı. Charlotte derin bir nefes aldı ve çiçek baskılı poliyester giysisini kenarından tutup geniş kalçalarının hizasına gelene kadar çektikten sonra, çıkrığı tavan arasının ücra ve gölgeli bir köşesine doğru itmeye devam etti. Yeğeninin, tavan arasını kurcalamak için herhangi bir nedeni olmadığını tahmin etse de, işi şansa bırakmak istemeyen Charlotte, tavan arasını kilitlemenin en uygun hareket olacağı yönünde karar kıldı.

Eğer Jenna, kazara, tavan arasının bir köşesine öylece konulmuş üzeri beyaz bir çarşafla örtülü eski çıkrığa rastlarsa, neden teyzesinin onu kullanmadığı yönünde kafasında soru işaretleri oluşabilirdi. Hâlâ çalışır durumda ve de büyük bir olasılıkla ciddi bir değere sahip olan bir çıkrığı varken neden boşu boşuna masraf edip yeni bir tane almış olduğu da aklını kurcalayabilirdi.

Elbette Charlotte istemezse doğruları söylemek zorunda değildi. Söz konusu yarar olunca, bu tip beyaz yalanlar onun vicdanında yaralar açmazdı. Yeğenine, aile yadigârı bir eşyanın zarar görmemesi için kapıyı kilitli tuttuğunu söyleyebilirdi. Ya da çıkrığın gıcırdadığını… Ya da yenisi kadar iyi çalışmadığını…

Jenna, büyük bir olasılıkla teyzesinin bu ifadeleri altında bit yeniği aramayacaktı. Saf, masum kızcağızın, teyzesi olan bu sıra dışı, yaşlı kadının bir şeyler çevireceği konusunda en ufak bir şüphe kırıntısı bile geçmeyecekti aklının ucundan. Gizli, karmaşık şeyler… Sözün kısası; bilmesi halinde, Jenna’nın tasvip edemeyeceği herhangi bir şey…

Çünkü yaş günü pastasının son dilimini kaçırmaya çalışan şişman bir çocuğun saklanmasını andıran bir şekilde Charlotte’ın üstünü örtmekte olduğu çıkrık, eski olmasının yanı sıra, öyle basit bir aile yadigârı ya da paha biçilemez bir antikadan da çok daha fazlasıydı.

Sihirliydi.

İlk başta Charlotte çıkrığın büyülü olduğuna inanmamıştı. Çıkrığı tavan arasında ilk gördüğü ana zihninde geri dönmek, annesin ve büyükannesinin, onun büyülü özellikleri ile ilgili Charlotte’ın gençliği boyunca anlattıkları hikâyeleri anımsatmıştı ona. Gerçek aşkın kaynağı olan, eğirdiği yünlerle iki insanın sonsuza kadar birlikte mutlu olmasını sağlayan çıkrığın hikâyelerini…

Gençliğinde bu hikâyelerin uydurma olduğunu, gül kırmızısı rüyalar eşliğinde uykuya kavuşabilsin diye kendisine anlatıldığına inanırdı. Ancak, Çarşamba Gecesi Örgü Kulübü’nden bir arkadaşı olan Ronnie Chasen’ın bir gazeteciyle yaşadığı karmaşık ilişkiye tanık olduktan sonra, çıkrığın büyüsünü sınamaya karar vermişti.

Büyük umutlarla zihninde Ronnie ve Dylan’ı canlandırarak çıkrığa sardığı siyah yumuşak ipliğin onları bir araya getireceğini ümit eden Charlotte’ın, çıkrığın büyüsüyle ilgili şüpheleri hâlâ tazeydi. Çıkrıktan çıkan kıvılcımların havaya uçuşması, iki karşıt görüşlü köşe yazarının içindeki arzuları da ortaya çıkarmıştı. Ancak bu olayı tanımlayacak tabir, aşktan çok “cinsellik” olabilirdi. Çıkrığın etkisi altındaki Ronnie’nin örgü kulübünde detaylı olarak anlattığı bu birliktelik, Charlotte’ın saçlarına kadar kızarmasına sebep olmuştu. (Charlotte’ın saçları şu an, sınırlı sayıda üretilen “I Love Lucy: Kendi Saçını Kendin Yap” bakım kiti sayesinde kırmızıydı gerçi.)

İşin iyi tarafı, Ronnie ve Dylan’ın cinsel uyumundan ziyade, çıkrığın büyüsünün gerçek olduğunun kanıtlanmış olmasıydı! Charlotte’ın çıkrıkla ördüğü iplik gerçekten sihirliydi ve hemen hiç umulmadık bir yer ve zamanda aşkın ziyaretini muştulayabiliyordu.

Şüphesiz, ilk denemede elde edilen başarının genellenmesi doğru olmazdı. Her ne kadar Charlotte çıkrığın gücü karşısında derinden etkilenmiş olsa da, bir-iki ufak test daha yaparak genel bir kanıya ulaşmanın yararlı olabileceğini düşündü.

Eğer çevresinde aşka ihtiyacı olduğunu düşündüğü biri varsa, bu, yeğeni Jenna’dan başkası olamazdı. Bir buçuk yıl önce boşandığı Gage Marshall, Jenna’nın sevinçlerini ve mutluluklarını da yanında götürmüştü sanki. İkisinin birbirleri için yaratıldığından adı gibi emindi Charlotte. Ayrılık haberlerini alınca kulaklarına inanamamıştı, neden ayrıldıklarına dair vardığı kanı da yetersiz kalıyordu.

Jenna’nın Gage’le olan başarısız evliliği, kızcağızın hayatının geri kalanını yer paspaslamakla geçireceğinin bir alameti olamazdı. Aldığı onca çıkma teklifi ve buluştuğu erkeklerle yaşadıklarının da bir faydası olmadığı aşikârdı.

Jenna’nın gereksinim duyduğu şey, iyi bir silkelenmeydi. Bir yardım eli, belki de ruhunu canlandırıp yaşam denen bu oyuna yeniden dahil edebilecek bir tutam peri tozu…

Çıkrığı sağ salim yerine koymuş, bir sürü eski püskü eşya ve kutuların arkasına iyice gizlemişti. Ellerini birbirine vurarak ellerindeki tozu şöyle bir silkti Charlotte, giysisinin koluyla kaşındaki tozları da alıp kapıyı kapattı. Merdivenlerden aşağı inip doğruca odasının kapısını açtı. Odaya girince kapıyı arkadan kapatıp kilitledi. Anahtarı sutyeninin içine sokuşturuverdi, sonra bir kez daha baktı kendine aynada.

Karmakarışık turuncu saçları, birkaç saat önce kullandığı saç spreyi sayesinde şimdi harikulâde görünüyordu. Küçük mavi çiçeklerle bezeli beyaz bluzu, yukarıda toz içinde kalmasına rağmen kirlenmemişti, hâlâ temiz görünüyordu.

Görünüşünden hoşnut olduktan sonra oturma odasındaki parlak mor renkli kalın örgü yumağını alıp el çantasını toparlamak için aşağı indi. Jenna’nın giyim tarzının seksi, daracık kıyafetler olduğunu göz önüne alarak o türden parlak tüylü şeyler örmesi gerektiğini düşündü Charlotte. Öyle bir şey bulmalıydı ki, yeğeni görür görmez kullanmaya can atmalıydı.

Kolay olmayacaktı. İşlerin Ronnie’de olduğu kadar kolay yürümeyeceğini biliyordu Charlotte. Ronnie için kullandığı ip daha kalın ve güçlüydü. Üstelik sonuna doğru Ronnie o iple Dylan’a örgü örmeyi de öğretebilmişti, her ne kadar Dylan isteksiz de olsa. Bu durumla kıyaslayınca daha kişisel ve daha ciddi bir şey bulması gerektiğine karar verdi.

Her şey Charlotte’ın gizli kapaklı yürüttüğü çöpçatanlık çabalarıyla gelişmişti. Gerçi Dylan’ı Ronnie için kendisi seçmemişti fakat Charlotte, Ronnie için özel bir şeyler örmeye başlamış ve geri kalanını çıkrığın büyüsü tamamlamıştı.

Elindeki iplik yumağıyla yapmayı kafasına koyduğu şey de tam olarak buydu. Kader, sihir ve Charlotte’ın ümit ettiği kadarıyla Jenna’nın aşka bir şans daha verme arzusu… Bu sihirli çıkrık Charlotte’ın başladığı işi neticelendirecekti.

Çiftliğe yanaşan bir araba sesi duydu Charlotte. Tüm eşyalarını kaptığı gibi fırlayıp sarı Volkswagen’iyle gelen yeğenini karşılamaya gitti. Jenna’nın tuhaf kişiliğinin bir yansıması olarak arabada büyük beyaz mıknatıslı nesneler vardı ve kapılarla kaportayı sarı papatyalar süslüyor, bu haliyle şirin mi şirin küçücük bir araba gibi gözüküyordu.

Aslında arabadaki çiçekler Jenna’nın dekorasyon için kullandığı tek obje değildi. Paskalya’da arabasını minik bir tavşancığa benzetmek için, burun, kuyruk ve kulak kullanmıştı. Cadılar Bayramı’nda, cüppeyle süpürge dekore etmişti arabaya. Noel’de ise, geyik boynuzları takmıştı.

Charlotte, Jenna’nın sarı renkli, mutluluk timsali Volkswagen marka böcek model arabasını (Vosvos’unu) sürerken onu izlemeye bayılırdı; tabii ki arabanın görünüşünün aldatıcı olduğunu hiç fark etmezdi.

Bugün Jenna, baldırlarından aşağıya doğru genişleyen, cepleri gümüş rengi taşlarla bezenmiş koyu renk bir kot etek giymişti. Üzerinde de son günlerde epey popüler olan yumuşak, dökümlü ve şeffaf türden yeşil bir bluz vardı. Bu günlerde kızların içlerine ne giydiklerini, bluzlarının şeffaflığıyla sergilemelerinin bir sakıncası yoktu.

Jenna her zamanki gibi, eteğiyle mükemmel bir bütünlük oluşturan yeşil, sarı ve kahverenginin olağanüstü birleşimini bünyesinde bulunduran fularını da boynuna gevşek bir biçimde dolamayı unutmamıştı.

“Merhaba tatlım,” diye seslendi Charlotte, onu karşılamak için bahçenin diğer tarafına geçmişti.

Jenna gülümseyip el salladı teyzesine ve sonra arka koltuğa koyduğu eşyalarını almak için eğildi.

“Gitmeye hazır mısın?” diye sordu Jenna, teyzesinin bulunduğu yere gelmişti bu sırada.

Charlotte kafasını aşağı yukarı salladı. “Eşyalarım vagonu tıka basa dolduracak. Ama sen içeri girip yerleşene kadar ben yola koyulmuş olurum.”

“Eğer acelen varsa ben seni tutmayayım,” dedi Jenna. Arabanın kapısını kapatıp elindeki rengârenk bavuluyla yeniden teyzesine bakarak, “Her şeyin yerini biliyorum ve kızlar bu gece bana eşlik etmeye gelecekler,” dedi.

“Çok iyi! Neyin nerde olduğunu biliyorsun değil mi? Ya ahır?”

Jenna, dudaklarına yerleşmiş bir tebessümle, ”Endişelenme Charlotte Teyze, yavrucaklar emin ellerde. Onlara gözüm gibi bakacağım, söz veriyorum,” dedi.

Bir anda Charlotte’ın içine bir hüzün çökmüştü. “Tabii ki iyi bakacaksın, buna şüphem yok ama ben onlardan ayrılmaya pek alışkın değilim. Her zaman kendim bakarım, her şeyleriyle kendim ilgilenirim bilirsin…”

“İçin rahat olsun teyzeciğim, hepsinin isimlerini bilirim, deliliklerini, ihtiyaçları olan her şeyi.”

Bu sözlerden sonra birbirlerine sarıldılar. Ve sonra Charlotte eski model pikap tipi arabasına doğru ilerledi. Jenna’ya göre bu kahverengi araba, ahşap yan panelleriyle “odun”u çağrıştırıyordu. Ona “odun” demeye alışmışlardı. Bu isimle bir erkeğin anatomisinin uyarılmış en özel kısmını ima ediyorlardı, ama Charlotte bunu en son söylediğinde yeğeninin yanakları kızarmıştı. Charlotte da bir daha bunu yapmadı.

Jenna, teyzesine eğer iyi bir alıcısı çıkarsa bu eski pikap tipi arabayı satmasını söylemişti, yerine daha modern ve güvenilir bir araba almayı önermişti. Ama Charlotte arabasını seviyordu. Sonuçta oldukça geniş bir arabaydı ve nereye istese götürüyordu. Hem son günlerde bu eşyaları taşımak için de çok yararı olmuştu.

Charlotte arabasına bindi ve motoru çalıştırmak için elindeki cüzdanı yan koltuğa koydu.

“Ah neredeyse unutuyordum,” dedi Charlotte, elbette unutmamıştı ama böylesinin daha inandırıcı olacağını düşünmüştü.

Kucağındaki mor iplik yumağını Jenna’ya uzatarak, “Bunu senin için yaptım. Ben buralarda yokken ve koca evde yalnız kaldığın zamanlarda seni oyalar belki diye düşündüm,” dedi. Jenna yumağı alıp elleriyle okşadı.

“Bu çok güzel teyze, teşekkür ederim. Mor benim en sevdiğim renklerden biri.” Teyzesinin yanağına bir öpücük kondurmak için eğildi. Sonra doğruldu ve arabanın kapısını kapattı.

“Dikkatli sür!” diye seslendi açık pencereden. “Ve gösteride iyi şanslar, umarım elindeki her şeyi satarsın”.

“Ben de öyle umuyorum tatlım ve eğer umduğumuz gibi olursa, bu her şeye en başından başlamam anlamına gelir, sattıklarımın yerine yenilerini koymam gerekir.”

Jenna’nın yüzünde bir tebessüm belirdi. “Olsun, ben her anından zevk alacağına eminim.”

“Ben de,” dedi Charlotte benzer bir tebessümle. Kontağı çevirdi ve motorun kendine gelmesi için biraz bekledi.

“Pekâlâ, o zaman. Ben gidiyorum. Kendine iyi bak! Ve bir şeye ihtiyacın olursa… Aa, ne diyorum öyle! Cep telefonum yoktu benim değil mi, neyse bir şeye ihtiyacın olursa başka birini bul. Ama yine de fırsat bulursam arayacağım seni,” dedi Charlotte.

“Beni merak etme. Alpakaları da. Sadece yolculuğun tadını çıkar.”

Charlotte selam vererek arabayı yavaşça tozlu yola doğru sürmeye başlamıştı. Bir yandan da Jenna’nın aynadaki, elindeki yünü sıkıca tutarak el sallayan yansımasına bakıyordu.

Charlotte’ın bu yolculukta temenni ettiği çok şey vardı. Güvenli bir seyahat, elde eğirdiği ipliklerine ve çalışmalarına yüksek talep. Ancak her şeyden önce, hayatını yeğeniyle paylaşabilecek o çok özel adamın ortaya çıkması. Gözlerindeki karamsarlık perdesini kaldırabilecek, Gage’den ayrıldıktan sonra yüzüne hiç uğramayan o güzel, samimi gülücüklerin tekrar onun yüzünde belirmesini sağlayacak biri.

Ufacık bir iplik yumağı bunu başarabilir miydi? Ancak çıkrık, sihrini daha önce de ortaya koymuştu ve Charlotte, onun bu defa da kendisini hayal kırıklığına uğratmayacağından emindi.

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  • Kitap AdıSeviyor Sevmiyor
  • Sayfa Sayısı311
  • YazarHeidi Betts
  • ÇevirmenZehra Samanlı
  • ISBN9786055358112
  • Boyutlar, Kapak13,5 x 21, Karton Kapak
  • YayıneviEphesus / 2012

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları

PaintCV.net



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur