Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Tanrı Sana Küsmedi
Tanrı Sana Küsmedi

Tanrı Sana Küsmedi

Senai Demirci, Yusuf Özkan Özburun

İstanbul’un Çamlıca Tepesi’nde bazen asude, bazen dar vakitlerde yazıldı bu kitap. İki yazar, yaklaşık on beş yıldır devam eden, birbirlerini tüketen değil çoğaltıp meyvelendiren…

İstanbul’un Çamlıca Tepesi’nde bazen asude, bazen dar vakitlerde yazıldı bu kitap. İki yazar, yaklaşık on beş yıldır devam eden, birbirlerini tüketen değil çoğaltıp meyvelendiren dostluklarının mahsulünden bir demet sunmayı deniyoruz size. Kitapta tam kırk başlık seçtik ki bu kırk başlık, tek tek bir araya gelinerek, teknolojik uzaklıklar araya girmeden, yüzleşilerek yazıldı. Biz bu kırık başlığı kendimiz için bir kırk çıkarmak saydık.

Biz, bir gönül dağı’nı tırmanan iki yolcuyuz ki yolda düşündeklerimizi sizinle paylaşmak istedik, yolcunun azığını bölüşmesi gibi.
Sözün özü, yaratıcı diye bildiğiniz ama bir türlü tanışamadığınız Rabbimizle sizi yormadan, kırmadan, usandırmadan, yanıltmadan tanıştırmak istiyoruz.

SÖZ’E GİRİŞ: ÖNSÖZ

Günümüzde birçok insanın başı yaratıcıyla dertte… En azından, yokluğun koynunda sessizce uyurken kendilerini uyandırıp bunca acının ortasına attığı için yaratıcının başlarını derde soktuğunu düşünüyorlar. Hele de yaratıcı adına konuşanların, kendilerini “göklerin temsilcisi” görenlerin yaptıkları 6a araya girince, Rabb ve insan arasındaki bu anlaşmazlık büyüyor, kördüğüme dönüşüyor. Yaratıcı ile insanı buluşturmaya, tanıştırmaya adanmış kimi dindar adamlar, kimi dinî kurumlar da maalesef sanki giderek aksine iş görmeye başladı.

Yaratıcıyı yok saymak, O’nu yoksamak demektir bize göre. “Tanrı öldü!” diyen filozof, zaten kendisine bir şey söylemeyen bir “tanrıyı ölüme mahkûm etti. Bizce, sorun “tanrıların yokluğu ve varlığından beride, “Tanrı”yla aramızın nasıl olduğudur. Sorumuz açık ve net olarak şu: Rabbinle aran nasıl?

Hiç ilişkinizin ve ilginizin olmadığı birinin varlığı ya da yokluğu, ölmesi ya da ölmemesi sizi ilgilendirmez ki.

Oysa, gerçek anlamıyla inanmak kendini Rabbinle ilişkilendirmek demektir. Sorun, “Yaratıcı var mı, yok mu?” değil; sorun “Yaratıcı neyimiz olur?” sorunudur. İlişkinizin olmadığı, olsa bile sizin iç dünyanızın kıpırtılarını, yüreğinizin ince sızılarını ciddiye almayan bir ilahın yokluğu ya da yok sayılması kimseye bir şey kaybettirmez. Gündelik hayatın akışı içinde, hiç hesaba katılmadan, sanki yokmuş gibi yaşanılan bir “Tanrı anlayışı” neyi ifade eder?

Elinizde tuttuğunuz çalışma, sizi niceliksiz ve niteliksiz olarak bir olan Rab i!e yalın ve dolaysız biçimde yüzleştirmeyi hedeflemektedir. İnsanlara dair geliştirdiğimiz önyargıların ötesinde, kurumlardan çektiklerimizin karşısında olan, bizimle birebir ilgilenen, bizi kendimizi sevdiğimizden çok seven bir Yaratıcı’nın varlığının bizim için anlamını okuyacaksınız bu kitapta.

Hayır, hayır; niyetimiz, anlamadıkları bir dine, sadeliğini kabullenmedikleri, doğallığını bir türlü kavrayamadıkları son dine, dinlerin dinine sözüm ona rönesans getirmeye çalışanların filan yanında değiliz. Aksine, bu kitabın iki yazan da, dini hayatın özü bilerek, bütün detaylarıyla yaşamaya adanmış, İslam’ın inceliğini İslam’ın derinliğinde arayan insanlardır. Bu kitaba imza atan iki yazar da bütün güzelliklerin, bütün iyiliklerin, bütün erdemlerin İslam’ın içinde olduğuna emindir; İslam’ın kimin elinde olursa olsun, nereden gelirse gelsin her türlü güzelliği içinde barındırmaya hazır olduğunu bilmektedirler.

Bu kitapta, dini henüz yeni tanıyan, büyük bir ihtimalle de eskiden beri yanlış tanıyan, kötü imajların gölgesinden sıyrılıp da gerçeğin eşiğine varamayan İyi niyetli “arayış ehli”ne, cennet ve cehennem arasında kalmış günümüzün a’raftaki insanına hitap edilmektedir. Başlangıçta size ters, garip gelebilecek her başlık, özellikle Rabbimiz hakkında inşa edilmiş olması muhtemel önyargıları yıkmak adınadır.

İstanbul’un Çamlıca Tepesi’nde bazen asude, bazen dar vakitlerde yazıldı bu kitap, iki yazar, yaklaşık on beş yıldır devam eden, birbirlerini tüketen değil çoğaltıp meyvelendiren dostluklarının mahsulünden bir demet sunmayı deniyor size… Kitapta, tam kırk başlık seçtik ki bu kırk başlık, tek tek bir araya gelinerek, teknolojik uzaklıklar araya girmeden, yüzleşilerek yazıldı. Biz bu kırk başlığı kendimiz için bir “kırk çıkarmak” (erbain) saydık. Kitabın içinde bazı konuların ve cümlelerin tekrar ediliyor gibi görünmesi, o cümlelerin önemi dolayısıyladır. Üstelik bir şeye çok ihtiyaç varsa bunun tekrar tekrar vurgulanması bir inceliktir diye düşündük. Hem, tuğlaların üst üste konulmasının bir tekrar olduğunu kim iddia edebilir? Tekrar ile kurulur bütün sağlam binalar… Bazı başlıklarda yakın anlamlılık varsa, bu da nüansları, farklı pencerelerden bakışları dikkate sunmak içindir. Kitabın ilk başlığından itibaren kimi özel ifadeler hariç bütün cümlelere küçük harfle başladık ki bunun derindeki sebebini anlamak size düşüyor…

Biz, bir “gönül dağı”nı tırmanan iki yolcuyuz ki yolda düşündüklerimizi sizinle paylaşmak istedik, yolcunun azığını bölüşmesi gibi.

Sözün özü, “Tanrı” diye bildiğiniz ama bir türlü tanışamadığınız Rabbimizle sizi yormadan, kırmadan, usandırmadan, yanıltmadan tanıştırmak istiyoruz.

Biz bu kadar ettik, siz daha çoğunu eyleyin… Hepsi bu…

Senai Demirci  Yusuf Özkan Özburun

Çılgın Bahar

Süzgün İstanbul

2006

tanrı seni şartlı sevmez

seni sevenler

seni sen var olduktan sonra sevdi.

seni sevenler için önce var olman gerekliydi.

yoksa nasıl severlerdi seni?

yok olanı kim sever ki?

hatırlamaya çalış;

bir zamanlar yoktun.

sen yoktun,

seni sevenler yoktu.

sen kendi yokluğunun farkında değildin.

rabbin seni yoklukta buldu.

seni yoktan var etti.

seni hiç yokken sevdi.

seni sevdiği için var etti.

başkaları seni var olduğun İçin sevdi.

rabbin seni şartsız sevdi.

seni sevmesi için var olman bile gerekmedi.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Deneme
  • Kitap AdıTanrı Sana Küsmedi
  • Sayfa Sayısı160
  • YazarSenai Demirci/ Yusuf Özkan Özburun
  • ISBN9759139148
  • Boyutlar, Kapak13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviBİLGE KARINCA YAYINLARI / 2006

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Su Üstüne Yazı Yazmak ~ Muhyiddin ŞekurSu Üstüne Yazı Yazmak

    Su Üstüne Yazı Yazmak

    Muhyiddin Şekur

    “İnsanların taş üzerine yazdıkları yüzyıllık yazılar, Allah için su üstüne yazılmış yazı gibidir.” Amerika’da doğan, orada İslam’la tanışan ve halen orada yaşayan, çeşitli Amerikan...

  2. Söz Yangını ~ Senai DemirciSöz Yangını

    Söz Yangını

    Senai Demirci

    Sözün güzelini söylemek için Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak için Tercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı...

  3. Öldüğüm Gün ~ Senai DemirciÖldüğüm Gün

    Öldüğüm Gün

    Senai Demirci

    “Adını ‘ölü’ koydular sessizce. Doktorların ağzından çiğnenmiş sakız gibi çıkıveren o hece yüzünde patladı: ‘Ex!’ Eksildi dünyadan. Başkasının üzerine kolayca yapışırdı ‘ölü’ etiketi. Hep...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

  1. Daktilo Yazıları ~ Akif KurtuluşDaktilo Yazıları

    Daktilo Yazıları

    Akif Kurtuluş

    Akif Kurtuluş’un Politika ve Sanat ile Harita Metod Defteri isimli kitapları, Daktilo Yazıları başlığı altında, “bir” kitap olarak bir araya geldi. Derin, kuvvetli ve...

  2. Beni Asıl Hayat Aldattı ~ Cezmi ErsözBeni Asıl Hayat Aldattı

    Beni Asıl Hayat Aldattı

    Cezmi Ersöz

    Gözyaşlarım hırsa getirdi beni. Dolabı açtım. Bir gömleğini seçtim. Önce hasretle kokladım, ardından düğmelerini kopardım tek tek… Sonra aldım elime iğne ipliği, koparttığım düğmelerini...

  3. Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken ~ Cemal KafadarKim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken

    Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken

    Cemal Kafadar

    Cemal Kafadar bu kitapta bir araya getirdiği dört denemede, on altıncı ve on yedinci yüzyıllar Osmanlı dünyasından oldukça mütevazı dört kişiyi ele alıyor: Babasından kalan arazi üzerindeki haklarını korumak için divan-ı hümayuna başvuran Mustafa adlı Yeniçeri; İstanbul'da günce tutan Seyyid Hasan adlı derviş...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur