Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Bakele
Bakele

Bakele

Sezgin Kaymaz

“İlk ‘Canım’ demek istediğinde ar etmiş dedem, ‘Hanım’ dese ‘malım’ demiş gibi olur diye korkmuş, ‘Vesile’ dese çok resmî, soğuk. Ama kendinden tarafa bakmasını…

“İlk ‘Canım’ demek istediğinde ar etmiş dedem, ‘Hanım’ dese ‘malım’ demiş gibi olur diye korkmuş, ‘Vesile’ dese çok resmî, soğuk. Ama kendinden tarafa bakmasını istiyormuş, onu görmesini, onun içini, yüreğini, sevdasını fark etmesini istiyormuş; anlatacak, dökülecek, gerekirse ağlayacakmış. ‘Baksana’ dese olmaz, ‘Bak hele…’ demiş, devamını getirebilecekmiş gibi. Bakele dönüp bakmış. Dedem bütün söyleyeceklerini unutmuş, öylece kalmış.”

En safından aşk, hani, hasretle imtihan edilen… Aşka, dosta, sırdaşa, muhabbete hasret, hasretin çileleri… Gönül yaraları, mutsuzluklar ve mutsuzluğu sıkıp sıkıp mutluluğunu oradan çıkartanlar… İyi niyetli beceriksizlikler, becerikli kötü niyetler… Ayıbı bilenler, bilmeyenler… Hayırsızlar uğursuzlar…

Sezgin Kaymaz, bu kitaptaki kısa hikâyelerinde yine o hasretin, o muhabbetin peşinden gidiyor: Darlığın yokluğun kıtlığın içinden, en beklenmeyecek yerde insaniyet cevheri buluyor, tozunu silkip uzatıyor bize.

İÇİNDEKİLER

Bakele…………………………………………………………………………………………………… 7
Nefes……………………………………………………………………………………………………12
Aklıma tüküreyim…………………………………………………………………. 18
Yüz bin sene………………………………………………………………………………….25
Hayat seninle gelir………………………………………………………………30
Eli bıçaklanan aşk………………………………………………………………….38
Sır…………………………………………………………………………………………………………..46
Bana gel……………………………………………………………………………………………52
Ben kime çektiysem artık……………………………………………56
Temizlik imândandır………………………………………………………….62
Hiç………………………………………………………………………………………………………67
Ben geldim de…………………………………………………………………………. 70
Çok pardon……………………………………………………………………………….. 75
İt gibi hırlayarak dolaşırsan…………………………………… 79
Ayıptır………………………………………………………………………………………………..86
Aman ört…………………………………………………………………………………………90
İkinci şık…………………………………………………………………………………………97
Aşkın hasretle imtihanı …………………………………………………103
Su kadar aziz…………………………………………………………………………..109
Kimseye iyilik etmeyeceksin……………………………………….117
Kadın gibi…………………………………………………………………………………….125
Gözünün içindekini göremezsin……………………………..133
Hacılar götürsün……………………………………………………………………136
Ahlâksızlığın ahlâkı…………………………………………………………..141
İlmin pahası olmaz……………………………………………………………146
Bakma, gör……………………………………………………………………………..152
Hasibe……………………………………………………………………………………………..157
Azmin zaferi……………………………………………………………………………… 162
Doğum günüm kutlu oldu……………………………………………165
Seyrediyorsan ortaksın………………………………………………….169
Eyübünkü……………………………………………………………………………………..174
Benim trilyarlarım var…………………………………………………….178
Şanş…………………………………………………………………………………………………..185

Bakele

Benim babaannemdi, ama bütün köyün, annemgilin ve dedemin dediği gibi Bakele derdim ben de ona. Dedeme ise dede. Dedem, babamın anneme davrandığından daha iyi davranırdı Bakele’ye. “Sen yorulma, ineği ben sağarım.” Gider sağardı. “Su vereyim mi Bakele?” Verirdi. Bazı geceler çok soğuk olurdu yayla, “Dur Bakele…” derdi Bakele’nin elindeki odunları alıp. “Sobayı ben yakarım.” Yakardı. Şehre indiği her sefer kalın kalın kitaplar getirip “Bakele…” derdi, “Al. Oku sen. İşlere ben bakarım.” Bakele dedeme kocaman güler, “Sağ ol İbrahim,” deyip gömülürdü getirdiklerinin arasına. Okurken, suyun altına girmiş de nefesini tutuyormuş gibi gelirdi bana. Sıkılırdım önce, sonra korkardım, sonra gidip dedemin eteğini çekiştirir, “Bakele’ye bi şey mi oldu dede?” diye sorardım. “Şşt,” derdi dedem. “Okuyor oğlum, ne olacak? Hadi gel, biz de gazetenin resimlerine bakalım seninle.” Alırdı beni kucağına, işaret parmağıyla göstere göstere okur, anlatırdı. “Sen niye okumuyosun dede?” “İşte ben de gazete bakıyorum ya.” Yanlarına gittiğim her yaz bir şeyler öğrenirdim. Kitap okunur, gazete bakılırdı meselâ. Sağılan ineğin arkasında durulmazdı. Uyuyan köpeğin yakınından geçilmez, eriğe tırmanılmaz, örümcek öldürülmez, kelebeğin kanadına dokunulmazdı. Öğrenirdim.

Bakele macirdi. “Macir ne demek dede?” “Göçmen demek oğlum.” “Göçmen ne demek?” Başka memleketten gelmiş insan demekti. Okul gibiydi benim için köy. Duvarsız, çatısız. Kışın şehirde okurdum, yazın köyde. Yazdan yaza gelip gidiyor, her yaz biraz daha büyüyor, okuryazar falan oluyor, dedemin getirdiği gazetelere kendim bakmayı, Bakele’nin elinden bıraktığı kitapları kendim okumayı öğreniyordum. Macir’in macir değil, muhacir olduğunu meselâ… Orta ikide. Ve Bakele’nin gözünün içine bakan dedeme saygı duymayı, onu giderek Bakele’den daha fazla sevmeyi öğreniyordum. Ama dedemi daha çok sevdiğim için değil, dedem Bakele’yi babamın annemi sevdiğinden daha çok sevdiği için. Babam annemden su isterdi: “Semiha, su getir.”

Dedem, Bakele istemeden getirirdi suyunu. Soğutur da getirirdi hem. “Semiha çay koy,” derdi babam. Dedem çayı demler, getirip Bakele’ye ikram eder, “Beğendin mi?” diye de sorardı. Babam anneme kızardı sık sık. Temizlik yaparken “Ayağını kaldırıver,” dediğini duysa, “Bir rahat vermedin,” diye terslenirdi. “Bağırttıracaksın beni şimdi çocuğun yanında.” Annem korkardı babamdan. Dedem, Bakele evde yokken temizlerdi evi; en çok da onun oturup kitap okuduğu köşeyi temizlerdi. “Mis gibi yaptım Bakele. Otur, rahat rahat oku.” Bakele dedemden hiç korkmazdı. Bakar öğrenirdim ben. Güzel şeyler öğrenirdim. Lise sondaydım. Bir kış vakti döndüm ki babam evde; gözleri kızarmış, annem bir köşede hem ağlıyor hem toparlanıyor. “Köye gidiyoruz. Hazırlan,” dediler. Bakele ölmüş. Yol boyu Bakele’yi düşünmeye çalıştım ama hep dedem geldi gözümün önüne. Kime su getirecekti? Kim yorulmasın diye ineği sağacak, kim rahat okusun diye köşeyi süpürüp silecek, kim için çay demleyecekti? Ne edecekti dedem? Biz vardığımızda gömmüşlerdi Bakele’yi. Günahmış. Ölü bekletilmezmiş. Dedem önümüze düştü, annem ağlar, babam ağlar; köyün küçük kabristanına gittik. Başucuna bir tahta dikmişler, toprak hamile gibi kabarmış, Bakele içinde yatıyor. Ama ben gene ona veremedim aklımı. Gözüm de dedemdeydi gönlüm de. Ne zaman başucu tahtasında “Vesile Kara, Ruhuna Fatiha” yazısını gördüm, anca o zaman Bakele’ye gitti aklım.

Vesile? “Acaba…” diye düşünüyordum dua edermiş gibi yaparken, “Bakele babaannemin gayrimüslim adıydı da dedem tutup vatan hasreti çekmesin diye?..” Ama yok. Bakele yedi göbekten müslümandı. Üç gün kaldık köyde. Gelenden gidenden anneme de yaklaşamadım babama da. Ağlayıp duruyorlardı. Dedem donmuş gibiydi bir tek. Gözü hep Bakele’nin kitap okuduğu köşede, onu ne kadar özlediğini bilmesen gülüyor dersin, yüzünde de yumuşacık bir ifade. Annemgil komşulara veda etmeye gidince cesaretimi toplayıp yanaştım dedemin eteğine. “Dede?..” dedim. “Bakele ne demek?” Anlattı. “Canım” demekmiş. Ve “Aşkım” ve “Bir Tanem” ve “Her Şeyim” ve “Ömrümün Vârı” ve “Gözümün Nûru” ve “Kalbim” ve “Işığım” ve daha yüz binlerce güzel söz, güzel ses demekmiş. İlk “Canım” demek istediğinde ar etmiş dedem, “Hanım” dese “malım” demiş gibi olur diye korkmuş, “Vesile” dese çok resmî, soğuk. Ama kendinden tarafa bakmasını istiyormuş, onu görmesini, onun içini, yüreğini, sevdasını fark etmesini istiyormuş; anlatacak, dökülecek, gerekirse ağlayacakmış. “Baksana” dese olmaz, “Bak hele…” demiş, devamını getirebilecekmiş gibi. Bakele dönüp bakmış. Dedem bütün söyleyeceklerini unutmuş, öylece kalmış. Beklemiş beklemiş Bakele, gülümsemiş, dedemin elini tutmuş, bakmış ki dedem yutkunup duruyor, “Anladım İbrahim….” demiş. “Anladım… Sen bana Bakele de bundan sonra, ben anlarım senin ne demek istediğini.” Aşk, âşık olduğunla yekvücut olmakmış. Öyle dedi dedem.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yerli)
  • Kitap AdıBakele
  • Sayfa Sayısı192
  • YazarSezgin Kaymaz
  • ISBN9789750530197
  • Boyutlar, Kapak13,5 x 21 cm, Karton Kapak
  • Yayıneviİletişim Yayınları / 2024

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Geber Anne!.. ~ Sezgin KaymazGeber Anne!..

    Geber Anne!..

    Sezgin Kaymaz

    İşte bu benim annem!… O da hep böyle küserdi!… Abimle benim duyacağım şekilde konuşup, bana mesajını verirdi mutlaka… Dünyam başıma yıkılırdı o küsünce… Benim...

  2. Düz Dünyacılar ~ Sezgin KaymazDüz Dünyacılar

    Düz Dünyacılar

    Sezgin Kaymaz

    “Kendi karşısına çıkıverse kendi de kendinden korkardı; çok iriydi bir kere, gördüğün göreceğin en iri köpeği bununla mukayese et, o ince belli çay bardağıysa...

  3. Ateş Canına Yapışsın ~ Sezgin KaymazAteş Canına Yapışsın

    Ateş Canına Yapışsın

    Sezgin Kaymaz

    Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet’te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu...

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. Eşekli Kütüphaneci ~ Fakir BaykurtEşekli Kütüphaneci

    Eşekli Kütüphaneci

    Fakir Baykurt

    Sıcak bir yaz günü, peribacaları diyarına Yunanistan’ın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas adında biri gelir. Bu genç adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan büyükbaba...

  2. Dudaktan Kalbe ~ Reşat Nuri GüntekinDudaktan Kalbe

    Dudaktan Kalbe

    Reşat Nuri Güntekin

    DUDAKTAN KALBE Ev sahibi, yemek odasının terasa açılan kapısından misafirine seslendi: – Paşa, sen bu güzel mehtaba karşı bir hâb-ı nâza dalacak gibi görünüyorsun…...

  3. Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi ~ Duygu Özlem YücelDengesiz Bir Aşkın Anatomisi

    Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi

    Duygu Özlem Yücel

    Arıza diyordu bana! Oysa beni dengesiz kılan onun inişli çıkışlı ruh haliydi. “Gülümsediğini görür gibiyim. Onu hiç kaybetme olur mu? Gülümsemekten asla vazgeçme… Gözlerimi...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur