Keskin gözlemleri ve mizah dolu anlatımıyla Erlend Loe bu kez elli yaşında merak saldığı tektekerlekli bisiklet üzerinde bir yolculuğa çağırıyor okuru.
Tektekerle tanışması, ormanda sürdüğü ilk dönemi, ilk kez trafiğe çıkışı ve bir yılı tekteker üzerinde geçirme tecrübesi, tüm bunlar arasında da gerçeklikle müzakeresi. İnsanın kendi sınırlarını anlayıp severek yenilikleri keşfetme çabasına dönük, tıpkı bisiklete bindiğinizde yüzünüze esen hafif rüzgâr gibi mutluluk veren bir kitap Gerçeklikle Müzakere – Tekteker Üzerinde Bir Yıl.
“İlkin dört tekerlek üzerindeydim. Sonra üç. Daha sonra uzun süre iki. Şimdi de tek. Azalarak ilerleme söz konusu. Bu gidişle, birkaç yıla tekerleksiz kalacağım. Ve yaşamım boyunca üzerinde bisiklet kullanmayı sevdiğim toprağa dönüşeceğim.
… tektekere bindiğimde hiç cesaret edebileceğimi düşünmediğim şeylere cesaret ettiğimi görünce keyfim yerine geliyor. Çekingen davrandığımda, küçük tümsekleri, taşları ya da kökleri çok nadiren aşabiliyorum. Aksi şekilde, üzerine gidersem işler şaşırtıcı bir şekilde iyi gidiyor.”
**
İlkin dört tekerlek üzerindeydim. Sonra üç. Daha sonra uzun süre iki. Şimdi de tek. Azalarak ilerleme söz konusu. Bu gidişle, birkaç yıla tekerleksiz kalacağım. Ve yaşamım boyunca üzerinde bisiklet kullanmayı sevdiğim toprağa dönüşeceğim.
Bunu yapabileceğimi hiç sanmazdım ama şimdi manzara üzerinde alçaktan uçuyorum. Gözlerim yerden yaklaşık iki metre yirmi santimetre yukarıda, ağaçların dibinden geçiyorum. Bazı yerlerde taşlı ve yamuk yumuk olsa da altımdaki patika yol yumuşak, her şey yumuşak. Bazen de ıslak ve kaygan. Her koşulda, bir saniyeliğine bile kontrolü elden bırakmamalıyım. İşte orada bir yükselti, bir dal, bir kök, göründüğünden daha derin bir su birikintisi. Her an düşebilirim. Ama çoğunlukla düşmüyorum. Çünkü uçabiliyorum. Ancak arada sırada yine de düştüğüm oluyor. Ya da düşmemek için tektekerin üzerinden aşağıya zıplıyorum.
Yaşam gerçeklikle uzun bir müzakere. En başta boynumuzu bile dik tutamıyoruz. Gerçeklik her yönden bizi aşağı bastırıyor, her şey için yardım almamız gerekiyor. Sonra alıştırmalara başlıyoruz. Süt içiyoruz. Yemek yiyoruz. Kaslarımız oluşuyor. İki ayağımızın üzerinde duruyoruz ve yürüyoruz. Sinirler, kaslar ve beyin arasındaki karmaşık bir etkileşim dik durmamıza yardımcı oluyor. Koşuyoruz, hopluyouz, dans ediyoruz. Bisiklet sürmeye başlayınca karmaşıklık artıyor. En başta dehşet bir konsantrasyon gerekli. Yanlış adım düşmeyle cezalandırılıyor.
Binlerce yıldır gerçeklik bize karşı insafsızdı. Barınmayı ve yiyecek bulmayı güçleştirdi. Tehlikelerle başa çıkacak çok fazla aracımız yoktu. Korunmasız, savunmasızdık ve itilip kakıldık. Bizi yediler bile. Hayat kısa ve acımasızdı. Çaresi olmayan hastalıklar ve acılar vardı.
Gerçeklikle yavaş yavaş ahbap olduk. O da bize boyun eğip söz dinler oldu. Şimdilerde televizyon seyrederken kucağımızda yatıyor. Onu okşamamıza, onunla eğlenmemize izin veriyor. Bazen bu neredeyse sıkıcı geliyor.
…
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Deneme Edebiyat
- Kitap AdıGerçeklikle Müzakere – Tekteker Üzerinde Bir Yıl
- Sayfa Sayısı200
- YazarErlend Loe
- ISBN9789750863936
- Boyutlar, Kapak13,5 x 21 cm, Karton Kapak
- YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2025
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Düşman Kazanmak Sanatı ~ Tarık Buğra

Düşman Kazanmak Sanatı
Tarık Buğra
Bütün alçakgönüllülüğüme, kadir kıymet bilme çabalarıma rağmen kendini beğenmiş sayıldım ve yığınla düşman kazandım. Sevdiğim üç patrondan birisi, rahmetli Ali Naci Karacan bile, gazetesindeki...
- Ütopya ~ Thomas More

Ütopya
Thomas More
Ütopya, yorumları hâlâ birbiri ile çelişen, birbirini tamamlayan bir politik ekonomi klasiğidir. Karşımızda, o dönemde keşfedilmiş “Yeni Dünya”yı cennet olarak tasvir eden ikinci bir...
- Mimoza Sürgünü ~ Nazan Bekiroğlu

Mimoza Sürgünü
Nazan Bekiroğlu
Tamam, estetize ediyorum, idealleştiriyorum biliyorum. Düpedüz yazıyorum. Romantik olduğum da bir yafta gibi boynuma asılı. Ama ben gördüğümü söylüyorum. Neticede şu yazdıklarımda ben hem...






