Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Küçük Harfli Mutluluklar
Küçük Harfli Mutluluklar

Küçük Harfli Mutluluklar

Haldun Taner

“Böylece yaz geçti, güz geçti, kış geçti. İlkbahar gelip de mayıs güneşi bir genç kızınkine benzeyen ılık nefesini tabiata hohlayınca bademler birden beyazlara büründü….

“Böylece yaz geçti, güz geçti, kış geçti. İlkbahar gelip de mayıs güneşi bir genç kızınkine benzeyen ılık nefesini tabiata hohlayınca bademler birden beyazlara büründü. Kırlar kokularını süründü. Deniz aniden duruldu. O sakin mavisini yeniden buldu. Bu arada ihtiyar kavak da tomurcuklanıp yaprak açmıştı.”

Haldun Taner’in tamamı YKY’den çıkan yedi öykü kitabından seçilen dokuz öykünün yer aldığı “Küçük Harfli Mutluluklar” genç okurlar ve Haldun Taner edebiyatına yeni başlayanlar için bir giriş kitabı niteliğinde.

Kitabı hazırlayan Murat Yalçın sunuş yazısında şöyle diyor:
“Nereden bakılsa, hayata bakışındaki derin ve keskin gözlem gücü, insanı ele alışındaki olgunluk ve incelik, durumları ortaya koyuşundaki kültürel zenginlik, anlatımındaki sağlam yapı ve mizahın imbiğinden geçen ışıltılı üslubuyla klasikleşmiş bir yazar çıkar karşımıza. İstanbul Türkçesini, İstanbul ağzını iyi bilen yazarlarımızın başında gelir. Ne de olsa Ahmet Rasim, Ahmet Midhat, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Refik Halid Karay, Memduh Şevket Esendal onun ustalarıydı. Bu yedi kitaptan seçtiğimiz dokuz öyküyü okuduğunuzda öykücülüğümüzün bu büyük ustasını daha çok benimseyeceğinizi ve bütün kitaplarını okuma isteği duyacağınızı umut ediyoruz.”

*

Sebati Bey’in İstanbul Seferi

Az çok her insanın bir şeye karşı iptilası oluyor. Karantina kâtipliğinden emekli Sebati Bey’in de varsa çiçekleri yoksa çiçekleri…

Onunkisi merak değil de illet artık. Bir mecliste İngiliz Kralı’ndan mı bahis geçti, onun ilk aklına gelen çağrışım Kra­liçe Viktorya ve dolayısıyla Viktorya gülleridir. Bir yerde gö­züne oyma bir yazı takımı mı ilişti, hemen yaklaşıp tahtasını muayene edecek: Ihlamurdan mı imiş yoksa gül ağacından mı? Hatta insanları bile ikiye ayırıyor: Çiçek sevenler, çiçekten anlamayanlar. Birinciler taife-i zevki selim, ikinciler ise, yine kendi tabiriyle, bîbehre ve ham ervah imişler.

Çoluk yok çocuk yok. Adamcağız Maltepe’nin dağında bir başına deli mi çıksın? O da buna merak sardırmış. Maltepe’nin havası malum… Öğleden sonra bir deli rüzgâr dört tarafı tam­takır kurutup bırakır. Fakat siz Sebati Bey’deki azme bakın ki böyle namüsait iklimde dahi çiçek yetiştiriyor.

Süt hemşiresinin zevci geçenlerde dostlarından birinden Japon gülü tohumu bulmuş. Sebati Bey’in huyunu bildikle­rinden bir miktar da ona ayırmışlar. İhtiyarın kaç gündür içi vık vık ediyor. Gidip tohumları alacak. Ama gözü, yolu pek yemiyor. Maltepe neresi, Saraçhanebaşı neresi?.. Yarın giderim, öbür gün giderim, diye savsaklayıp duruyor.

İşte bu sabah bir eşref saatine rastladı, kararını verdi. On­ların getirmesini beklemeyecek, tohumları bizzat kendi alıp gelecek.

İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır:
“Ne o beyefendi, yine hovardalığa mı?”
Sebati Bey de bembeyaz sakalının ortasından kıpkırmızı dudakları ile gülümseyerek;
“Affetmişsin sen onu” der. “Ben güllerimin üstüne gül koklamam.”

Bu sözlerini pek beğendiğinden, her yerde, “İstasyon me­muru bana böyle dedi, ben de ona böyle cevap verdim” diye anlatır durur. O gün trene tıpatıp yetiştiği için istasyoncu ile mülâtafe edemediler.

Öğle treni adeta boş… Sebati Bey başını koltuğa dayadı. Altında kayıp giden sarı tarlalara, bir alçalıp bir yükselen tel­graf tellerine baka baka, hafiften biraz kestirdi. Haydarpaşa’ya gelip de trenden inince, etrafı bayraklarla donanmış görerek afalladı… Eyyami adiyeden sandığı o gün, meğer İstanbul’un kurtuluş bayramı değil mi imiş? Yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmak buna derler işte. Akşamüstü vesait kim bilir ne kalabalık olacak… Acaba geri dönsem mi diye düşündü. Vapur Kadıköy’ünden kalkmış, denizi yara yara geliyor. Olan olmuş bir kere… Vapur yanaşınca güverteye baktı. Adeta bom­boş… Sevindi. Herkes Taksim’e merasime gitmiş, kalabalık orda birikmiştir diye avundu. Talihine köprüden de tenha bir tramvay arabası bulmasın mı? Ver elini Saraçhanebaşı…

Hararetli karşılanma. Sarılışıp koklaşma. Sonra hoşbeş. Bir miktar Nasrettin Hoca, Bekri Mustafa, Bektaşi fıkrası… Bir de baktı ki akşam oluvermiş. Günler de ne kısaldı! Sebati Bey kucağında Japon gülü tohumlarının paketi, alelacele veda edip süt eniştesinin evinden ayrıldı. Son duraktan rahat binerim diye Fatih’e kadar yürüdü. Ön tarafta bir yer bulup oturunca kurnazlığına pek sevindi. İkide bir elini kesekâğıdına daldırıp uçları sivri pembecik parmakları ile tohumları elleyip küllüyor. Ne sevinç ne sevinç… “Yarın bunlara portakal menekşelerinin yanında yer hazırlarım. Efendime söyleyim, şöyle besmele ile birer birer ekerim. Recep Usta’dan ince dere kumu buldur­malı. İmamın oğlu da güvercin gübresi getirecekti. Langa’da ikamet ederken, liman kâtibi Nusret Bey’in bahçesinde görür de imrenirdim. Bak şu feleğin işine… Seneler sonra bana da müyesser olacakmış.”

…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Öykü
  • Kitap AdıKüçük Harfli Mutluluklar
  • Sayfa Sayısı112
  • YazarHaldun Taner
  • ISBN9789750837241
  • Boyutlar, Kapak13.5 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2023

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Sersem Kocanın Kurnaz Karısı ~ Haldun TanerSersem Kocanın Kurnaz Karısı

    Sersem Kocanın Kurnaz Karısı

    Haldun Taner

    “Haldun Taner’in en usta yapıtlarından biri olan “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”, Molière’in birçok piyesini Türkçeye adapte etmiş devlet adamı Ahmet Vefik Paşa üzerinedir. Paşa,...

  2. Tuş ~ Haldun TanerTuş

    Tuş

    Haldun Taner

    Tuş, Kızıl Saçlı Amazon, Made in USA, İki Komşu, Eller, Kaptanın Namusu, Bir Motorda Dört Kişi, Allegro ma non troppo, Bir Kavak ve İnsanlar,...

  3. Devekuşuna Mektuplar – 1 / Önce İnsan ~ Haldun TanerDevekuşuna Mektuplar – 1  / Önce İnsan

    Devekuşuna Mektuplar – 1 / Önce İnsan

    Haldun Taner

    Haldun Taner’in ilk düzyazı kitabı “Önce İnsan”, 1957-1960 yılları arasında Tercüman gazetesinde Devekuşuna Mektuplar başlığı altında yayımlanmış yazılardan oluşuyor. 1960’ta “Devekuşuna Mektuplar” adıyla çıkan...

Aynı Kategoriden

  1. Güneşin Oğlu ~ Jack LondonGüneşin Oğlu

    Güneşin Oğlu

    Jack London

    Jack London’ın genç yaşta tanıştığı Güney Denizleri’nde yaptığı yolculuklardan izler taşıyan Güneşin Oğlu ve Güneşin Tüyleri isimli bu iki öyküsü odağına David Grief’i alıyor.Varlıklı...

  2. Mutlu Prens ~ Oscar WildeMutlu Prens

    Mutlu Prens

    Oscar Wilde

    Oscar Wilde’ın masalsı hikâyelerinde, diğer masallarda olduğu gibi, insanlarla hayvanlar, canlılarla cansızlar bir arada yaşıyor. Bir bülbül gül ağacıyla konuşuyor, su sıçanı yavrularına yüzme...

  3. Kafrika’nın Gölgeleri ~ Simla SunayKafrika’nın Gölgeleri

    Kafrika’nın Gölgeleri

    Simla Sunay

    İSTİKAMET KAFRİKA! Naz ve Uzunbal’la beraber gerçeküstü ve olağandışı yerlerden Kafrikaya doğru heyecan dolu bir serüvene hazır olun! Çocuk yazınının genç yıldızlarından Simla Sunay, Güneşten...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    …
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur