Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Ruh Tozu
Ruh Tozu

Ruh Tozu

Nicholas Humphrey

“Nasıl ki sıradan dünyaya serpilen peri tozu onu altına dönüştürüyorsa, ruh tozu da hayvan etini büyülü bir duyum ve öz bilinç dünyasına dönüştürür. Sonuç…

“Nasıl ki sıradan dünyaya serpilen peri tozu onu altına dönüştürüyorsa, ruh tozu da hayvan etini büyülü bir duyum ve öz bilinç dünyasına dönüştürür. Sonuç ise illüzyondur, ama içinde yaşadığımız bir illüzyon…”

Simon Blackburn

“…Bu kitap, bilincin ne olduğu, evrim tarafından neden seçildiği ve yaşamın anlamı sorunlarına hem nasıl neden olduğu hem de nasıl çözdüğü sorularına yanıt veriyor.”

Owen Flanagan

“Nicholas Humphrey, bu kitapta, nörobilim, evrimsel biyoloji, psikoloji, antropoloji, felsefe ve şiirden yararlanarak, tıpkı bilincin kendisi gibi, canlı ve tutkulu bir entelektüel macera yaratıyor.”

Rebecca Newberger Goldstein

“Bilim insanları bazen doğayı açıklamalara indirgedikleri için büyüyü bozmakla suçlanırlar. Bu şaşırtıcı ve şiirsel kitapta Nicholas Humphrey tam tersini yapıyor: Beynin derinliklerine iniyor ve büyünün bilincin odak noktası olduğunu keşfediyor.”

Matt Ridley

Bu kitapta, bilinç çalışmalarının önde gelen ismi nöropsikolog Nicholas Humphrey, taşları yerinden oynatacak yeni bir teori öneriyor. ‘Zor problem’in çözümüne dair sıkı bir tartışma bu. En derin sorulara, ‘psikolojik zombiler’in, Andromedealı bilimcilerin dâhil olduğu, düşünsel bir macera!

Aynı zamanda bilinç probleminin saplantılı sorularımızla nasıl iç içe olduğunu gösteren bir çalışma bu. Nasıl mı? Örneğin Tanrı fikrinin evrimin bir ürünü olduğunu hiç düşündünüz mü? Peki ya hayatın yaşanmaya değer olup olmadığı ve ölüm korkusu evrimin bir oyunu olabilir mi? Yaşamın yarattığı mucizeleri ve bilincin büyüsünü duymak isteyenler için keşif yolculuğuna bir davet bu!

Pekâlâ, hazır mıyız?

İÇİNDEKİLER

DAVET | 11
GİRİŞ | 15
1
KENDİNE GELİŞ | 17
BİRİNCİ KISIM | 39
2
‘BİR ŞEY GİBİ’ OLMAK | 41
3
SENTITION | 55
4
DÖNGÜYÜ DÖNGÜLEMEK | 67
İKİNCİ KISIM | 81
5
NE OLMUŞ YANİ? | 83
6
BURADA OLMAK | 93
7
BÜYÜLÜ DÜNYA | 117
8
İŞTE BEN BUYUM! | 138
9
‘BİR NUMARA’ OLMAK | 152
ÜÇÜNCÜ KISIM | 167
10
RUH NİŞİNE GİRMEK | 169
11
TEHLİKELİ BÖLGE | 179
12
ÖLÜME HİLE YAPMAK | 191
SONSÖZ | 218
TEŞEKKÜR | 229
KAYNAKÇA | 230
DİZİN | 242

DAVET

Birkaç yıl önce, meslektaşlarımdan bile beklenmedik şekilde iyi eleştiriler alan kısa bir kitap yazdım: Kırmızıyı Görmek: Bilinç Üzerine Bir Çalışma.  Beklenmedik çünkü ‘bilinç çalışmaları’ olarak bilinen alanda olağan olan, akademisyenlerin birbirlerinin fikirlerini görmezden gelmesidir. Psikolog Walter Mischel alaycı bir şekilde şunu belirtti: “Psikologlar diğer insanların teorilerine diş fırçaları gibi davranırlar; kendine saygısı olan hiçbir insan başka birininkini kullanmak istemez.” Filozoflar daha da temkinli olma eğilimindedir.

Beni en çok memnun eden inceleme American Journal of Psychology’deydi: “Bu eleştirmen kitap üzerinden en az üç kere geçmiş, her biri yeni bir anlayış getiren geçişler. Kitabın üzerinden ilk geçiş bende şöyle bir his bıraktı: ‘Ah, gerçekten BUNU kastetmiyor!’ Ama ikinci geçiş pekiştirdi ve doğruladı: ‘Ah evet gerçekten öyle demek istiyor’. Ve üçüncü ve en ödüllendirici geçiş: ‘Aman tanrım, sanırım haklı!’” Yine de, Kırmızıyı Görmek’le ilgili neredeyse her tartışmanın sonunda bir iğneleme vardı. Hiç kimse bilinç probleminin gerçekten çözülmüş olmasına izin vermezdi. Nitekim Steven Poole, Guardian’da şöyle yazıyor: “Ama ‘zor problem’ hâlâ orada, argümanının bir köşesine sıkışmış durumda. Evrimsel bir aşamada, duyusal geribildirim sinyalleri beyinde ‘özelleşir’ ve ‘kendileri hakkında’laşır. İşte, kendi üzerine düşünme [reflexivity] ve dolayısıyla bilinç. Fakat içini doldurmaya dönük laflar ile düşünceler arasında hâlâ bir argümantasyon gediği var. Eğer olmasaydı, bu, dünyayı sarsan bir kitap olurdu. Bu hâliyle, sadece son derece ilginç.”

Elbette haklıydılar; sorunu çözememiştim. Yine de mezar kitabesi olarak, fikirlerinin ‘sadece son derece ilginç’ olduğunun söylenmesini kim ister? Dünyayı sarsan kitabı ya da en azından sineğin şişeden çıkış yolunu gösteren kitabı yazmak için bir kez daha denemem gerektiğini hissettim.

Bu kitap, Ruh Tozu, Kırmızıyı Görmek’in son birkaç sayfasından yola çıkıyor. Okurların önceki çalışmalarıma aşina olduğunu farz edemeyeceğimden, gerektiğinde bazı fikirleri tekraren ele aldım. Bununla birlikte, her hâlükârda buradaki argümanlar yenidir. Ayrıca, teslim etmeliyim ki onlar emsallerim tarafından büyük ölçüde denenmemiştir. Bu yeni kitapta, geleneksel olarak bilinç tartışmasını çerçeveleyen kurallardan farklı bir dizi kural izleyerek oyunu kasten değiştirmeye çalıştım. Bunu yaparken ve bunun nereye varacağını bizzat seyrederken, kendimi yaparken bulduğum hamlelere zaman zaman şaşırdığımı söyleyebilirim: “Bunu gerçekten kastetmiyorum. Ama evet gerçekten yapıyorum.

Bu durumda, işte başlıyoruz…” Aslında, hikâye kendini yönlendirdi. Eğer kitap –neredeyse bir kurmaca gibi– bir keşif yolculuğu olarak okunursa, bunun nedeni yazılı olarak tam da böyle olmasıdır. Kitabımın ciddi bir bilim ve felsefe eseri olması hedeflendi ve umarım böyle değerlendirilecektir. Fakat aynı zamanda (bol bilimsel notlarla donatılırken) genel okur için yazılmıştır. Görünen o ki bir ‘popüler kitap’ yazmaya çalışmaktan başka türlü yapamazdım. Çünkü bilincin varoluşunun evrimsel varlık nedenini ancak genel olarak bilinçli insanların meşguliyetleriyle ve endişeleriyle bağlantı kurarak görmeye başlayabileceğimiz, argümanımın merkezî bir parçası hâline geliyor. Bu yüzden kitap bilincin ‘nedenlerini’ tartışmaya devam ederken, doğal olarak, yaşamla, ölümle ve varoluşun anlamıyla ilgili meselelere odaklanmaya başladım; her ne kadar bazen onları konuşmaya cesaret ettiklerinden daha fazla umursuyorlarsa da, bütün sıradan insanlar için çok açık bir şekilde önemli olan meselelere.

Sonuç olarak bilinçli farkındalık ve duyumun doğasıyla ilgili en temel sorularla başlayan Ruh Tozu, ruhsallığın [spirituality] evrimi ve insanların benim ‘ruh nişi’ dediğim yerde nasıl yuva kurdukları hakkında bir kitap hâline geliyor. Velev ki doğaüstüne dair hiçbir inancım yok, insan ruhunu ait olduğundan emin olduğum yere, bilinç çalışmalarının merkezine geri koyduğum için özür dilemiyorum.

Yine de kitap pek çok tanıdık insani kaygıyı ele alıyor olsa da, kolay bir okuma olmasını beklememelisiniz. Benim tarafımdan yapılması gereken işler var ve bu sizden üzerinde biraz çalışmanızı talep edecek. Kitaba, bilincin ne olduğuna ve zor problemin ne anlama geldiğine dair kendi açıklamamı ortaya koyarak başlıyorum. Nispeten kuru bir analizle giriş yapmam ve ardından cevaplar ortaya çıkmaya başladığında kuru olmaktan uzak ama yine de çok kolay olmayan spekülatif nörobilim gezintileri anlamına geliyor bu. Birinci Bölümdeki birkaç noktada okura bir sonraki aşamaya geçme şansı sunuyorum. Ama umarım, bilincin ne için olduğunu sormaya başladığım İkinci Bölümde, onun ne olduğunu tespit etmeye yönelik daha önceki çalışma meyvelerini vermeye başlar. Çünkü ileri sürdüğüm gibi, bilinç sihirli bir ‘tiyatro’ piyesinden ne eksik ne de fazlaysa, bunun ne olduğuyla ilgili sorular, filozofların ve psikologların sormaya alışkın olduklarından çok farklı görünmeye başlar. Ve çok farklı sorulara, çok farklı cevaplar gelir.

Ulaştığım cevaplar, bilimin şimdiye kadar sunduklarından kesinlikle farklı. Kabul etmeliyim ki bu, kendi içinde umulan bir şey değil. Bilim muhakkak devrimci olmaktan ziyade birikimsel olmayı amaçlar. Yine de bilinç üzerine yapılan önceki araştırmalar, insanların deneyimlerinin gizemi hakkında sordukları büyük sorulara yanıt verme konusunda neredeyse hiçbir şey sağlamadığı zaman, belki de artık alışık olduğumuz bilime güvenemeyiz.

Maddi dünya, insanlara büyülü ruhlar bahşetti. İnsan ruhları bu bağışa karşılık verdi ve dünyaya tılsımlı bir büyü yaptı. Bu şaşırtıcı olayları anlamak için sizi en baştan başlamaya davet ediyorum.

1

KENDİNE GELİŞ

Muhtemel ki bilincinizi geri kazanalı bir günden az bir süre olmuştur. Yine muhtemel ki bu, sabah güneş ışığının geri dönmesinden kısa bir süre sonra oldu. Kendinize geldiğinizde o sizin için nasıldı? Hatırlıyor musunuz? Bir süt şişesinin şıngırtısı, çarşafların dokunuşu, bir parça mavi gökyüzünün görüntüsü. Gözlerinizi ovuşturdunuz, kol ve bacaklarınızı gerdiniz ve farkına bile varmadan duyum dalgaları varlığınızın gölünü yeniden doldurdu. Öznel şimdiki zamanın içinde yeniden ortaya çıktınız. Bir kez daha yaşadığınızı hissettiniz.

Yalnız değildiniz. Bunun gibi bir şey bugün Dünya gezegeninde sayısız başka bireyin başına geldi. Bize söylenene göre gezegenimiz, evreni serpiştirilmiş diğer bütün küçük kozmik cisimlerden çok farklı olmayan, bir yıldız tozu yoğunlaşmasından ibarettir. Ancak bir tek bu gezegen olağanüstü bir fenomene ev sahipliği yaptı. Duyarlılığın evrimleştiği yer burasıdır. Bilinçli benliklerin kendilerine geldiği yer burasıdır. Ruhların yaşadığı yer burasıdır.

■ Bu kitapta, duyarlılık, benlik ve duygululuğun [soulfulness] ne anlama geldiği sorularına yöneleceğim. Bu süreçte ‘bilince dair zor probleme’ bir çözüm önereceğim. Zor problem, tamamen fiziksel maddeden oluşan –insan gibi– bir varlığın nasıl bilinçli duygular deneyimleyebildiğini açıklamaktır. Problem zor çünkü bu tür duygular, onların öznesi olan bize, muhtemelen yalnızca maddeden yaratılamayacak özelliklere sahip gibi görünüyor. Başka ne diyeceğimizi bilmediğimiz için bilinçli olmak için “şuna benzer bir şey” deriz. Yine de bu yetersiz ‘bir şeye benziyor’ ifadesiyle ilgili sorun şudur ki onun benzediği şey bize, maddi dünyadaki başka hiçbir şeye benzemez gibi gelir (bizim için öyledir değil).

Belirli bir çözümü kabul etmek için problemin fazla zor olduğunu düşünen filozoflar var. Colin McGinn için fenomenal bilinci beynin bir ürünü olarak açıklamaya çalışmak, ‘bisküvilerden sayıları veya rabarbadan etiği’1 nasıl elde edebileceğinizi açıklamaya çalışmak gibidir. Jerry Fodor’a göre, “Şu anki hâliyle zor problemin çözümünü hayal edemeyiz. Bir çözüm hayal etmenin sonuç itibarıyla gerektireceği kavramlarımızın ve teorilerimizin revizyonları muhtemelen çok derin ve çok sarsıcı olacaktır. Zor problem bizim açımızdan hallolmadan önce hemen hemen hiçbir şeyi çözemeyebiliriz.”

Katılmıyorum. Teorisyenlerin çözümü hayal etmede pek başarılı olmadıklarını elbette kabul ediyorum. Aşılmaz gibi gelen zorluklardan herkes kadar ben de etkilendim. Ama ‘gibi geliyor’ ifadesine dikkat etmemizi öneriyorum. Bir şeyin gizemli ve açıklanamaz özelliklere sahipmiş gibi gelmesi, bu özelliklere sahip olduğu anlamına gelmez.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Popüler Bilim
  • Kitap AdıRuh Tozu - Bilincin Büyülü Evreninde Bir Keşif Yolculuğu
  • Sayfa Sayısı248
  • YazarNicholas Humphrey
  • ISBN9786258242027
  • Boyutlar, Kapak13.5 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviFol Kitap / 2022

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Kırmızıyı Görmek ~ Nicholas HumphreyKırmızıyı Görmek

    Kırmızıyı Görmek

    Nicholas Humphrey

    Kırmızı bir perde görmek insana dünyaya dair bir şey söyler. Ama zihinde yeni bir olguya da yol açar: zihnimizdeki bir duyuma, kırmızılık hissine. Geleneksel...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur