Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Sancho’nun Sabah Yürüyüşü
Sancho’nun Sabah Yürüyüşü

Sancho’nun Sabah Yürüyüşü

Haldun Taner

Haldun Taner’den unutulmaz öyküler “Sancho’nun Sabah Yürüyüşü” Yapı Kredi Yayınları Haldun Taner’in öykülerini ilk basımlarına uygun olarak ayrı ayrı çıkarmayı sürdürüyor. Bunlar arasında unutulmaz…

Haldun Taner’den unutulmaz öyküler “Sancho’nun Sabah Yürüyüşü”

Yapı Kredi Yayınları Haldun Taner’in öykülerini ilk basımlarına uygun olarak ayrı ayrı çıkarmayı sürdürüyor. Bunlar arasında unutulmaz öyküleri içeren kitaplardan biri de “Sancho’nun Sabah Yürüyüşü”.

Haldun Taner’in, tiyatro çalışmaları nedeniyle ara verdiği öyküye “Sancho’nun Sabah Yürüyüşü” ile dönmesi 1969’da heyecanla karşılanmıştı.

“Sancho’nun Sabah Yürüyüşü”, “Piliç Makinesi”, “Dürbün”, “Salt İnsana Yöneliş”, “Rahatlıkla”, “Ases” adlı altı öyküden oluşan kitap bu kez yazarın daha sonra eklediği uzun öyküsü “Gülerek Ölmek” ile birlikte.

“Sancho’nun Sabah Yürüyüşü” iki karakteriyle öne çıkıyor: Sancho ve Ases. Taner’in hayvanların dünyasını anlatışındaki başarısı Sancho’da doruklara yükseliyor. Kaleci Ases’i anlattığı öykü ise edebiyatımızın en gözde futbol öyküsüdür.

“Bu bir futbol hikâyesi değildir. Bir hüsranın hikâyesidir belki. Belki de bir itirafın. Ases benim bir tarafımdır. Mademki Ases’i seviyorum, o halde henüz kurtulabilirim. Ases benim doğmamış oğlum. Ases benim içimdeki ukde. Belki sizin de.” (Haldun Taner)

*

Polis köpekleri ön ayaklarını germiş duruyorlardı. Sekizi bir tek koro halinde hırlamaya başladılar.

Sancho gittikçe yanlarına yaklaşıyordu. Önsezisi “kes artık bu oyunu” dediği halde erkeklik gururu “devam et aldırma” diyordu. Gözlerini kapadı. Ne olursa olsun. Değil mi ki, bir kere başlamış, ölürdü de tiki tiki praf hırrrr tak’ı kesmezdi.

Nitekim kesmedi. Köpeklerin öğretmeni iri yarı, siyah bıyıklı polis birden tabura marş emri verdi. Polis köpekleri kurulu kaldılar. Homurdana homurdana yollarına devam ettiler. Yalnız taburun en arkasındaki abraş3 yüzlü, kanlı gözlü bir kurt köpeği dönüp dönüp Sancho’ya bakıyor, sanki tenhada görünce öcünü almak için yüzünü mimlemeye çalışıyordu.

Onlar uzaklaşınca Sancho rahat bir nefes aldı. Atatürk Bulvarı’nın en kalabalık yerinde sosyete köpeklerinin piyasaya çıktığı bu saatte, polis köpekleri ile bir hırlaşma ve sonunda hırpalanma ayrıca prestijini de çok sarsabilir. Kalbi biraz önceki heyecandan boynunda atıyor, bu yüzden Hülya’nın babasının praf’larına ayak uydurabilmek için tıknefes oluyordu. Bereket Hülya’nın babası gazetecinin önünde durdu.

Sabah yürüyüşünün ilk aşaması Göreme Sokak’tan Sıhhiye’nin köşesindeki bu gazetecinin önüne kadar uzanırdı.

Hülya’nın babası bir dergi, iki de gazete aldı. Sonra ayakkabılarını Çingene bir boyacının önüne uzattı. Fırçalar gidip gelmeye başladı. Hülya’nın babası gazetesini açmış okuyordu. O sırada karşı sokaktaki kebapçı dükkânlarını sıyırıp gelen piyaz kokulu bir rüzgâr gazeteyi uçurdu. Sancho koşup gazetenin üzerine bastı. Tam ayağını bastığı yerde Maliye Vekili’nin resmi vardı. Adam yüzünü sanki Amerikan yardımının yetersizliğinden değil de Sancho’nun, yüzüne basıp canını acıttığından ötürü ekşitmişti.

Çingene oğlan, Hülya’nın babasının ayakkabılarını kadife ile gıcırdata gıcırdata parlatıyordu. Bu iş bitince karşı kaldırıma geçip Kavaklıdere’ye doğru yürüyüşe koyuldular.

Barikan Oteli’nin sokağının önünde tesadüfen –Sancho’nun sezisi bu tesadüfü pek yutmamıştı ya– Selmin Hanım’la onun kahverengi Danua’sı Diojen kaldırımda belirdiler. Selmin Hanım yürüyüş için, pantolonunun üzerine kalın bir dağ süveteri giymiş, ayaklarına ökçesiz spor iskarpinler geçirmişti. Birlikte yürümeye başladılar. Diojen, bütün Danua’lar gibi sakin, uysal ve aşırı derecede sabırlı bir köpekti. Sancho onunla ilk defa Selmin Hanımların verdiği bir ziyafette masanın altında tanışmıştı. Selmin Hanım masasının altında sol iskarpinini çıkarmış, zarif ayağına biraz nefes aldırıyordu. Hülya’nın babası birden ayağını usulca onunkinin yanına kaydırdı. Kadın, çoraplı ayağını kaçırdı. Ama adam öbür ayağını yakaladı. İki ayağının arasına adeta hapsetti. Kadının dizi ürperdi. Diojen’le Sancho birbirlerine bakmışlardı. Hülya’nın babası iki diziyle kadının dizini kıstırmış, onu adeta yatıştırmıştı. Masanın üzerinde konuşuluyordu. Sancho, Selmin Hanım’ın çıkardığı iskarpini yakalamış, tokası ile oynamaya başlamıştı. Ama gözü kadının hapsedilmiş bacağında idi. Diojen bacaklara sırtını çevirip ön ayaklarını uzattı, başını onlara dayayıp gözlerini kapadı. Uşak kuşkonmaz servisini bitirdiği sırada Hülya’nın babası, peşkirini4 düşürdü, eğilip alırken Selmin Hanım’ın ince ayak bileğini yumuşak bir el hareketiyle okşadı. İşte o anda Sancho ömründe yapmadığı bir şey yaptı. Hülya’nın babasının elini ısırdı. Adam canı yanmaktan çok, olmayacak bir şeyle, mesela yağmurun aşağıdan yukarıya yağması ile karşılaşmış gibi bir çığlık attı.

Eğildi, masanın altına baktı. Ama Sancho ordan –hem de kadının iskarpinini de alıp– çoktan sıvışmıştı.

Selmin Hanım bunlar olurken ayak yordamı ile iskarpinini arıyor ama masanın altına eğilip bakmayı nedense uygun bulmuyordu. Sancho saklandığı kanapenin altında bunu seyrederken ensesinde ılık bir nefes duydu. Diojen bir ayağı ile onun sırtını okşuyor, ağzı ile iskarpini çekiyordu. Sancho direnmek istedi. Sonra onun ıslak ve yalvaran bakışlarına dayanamadı. İskarpini bıraktı. Ve iri Danua dört ayaklı bir hoşgörü sembolü gibi götürdü, tam krem şantili çilek yenilip de kalkılacakken hanımının ayağının ucuna bırakıverdi. Sancho kadının heyecandan ne kadar terlediğini, gidip değişmesinden çok önce, yine kokusundan anladı, gülümsedi. İşte şimdi Diojen’le yan yana yürürlerken bunları hatırlamıştı. Diojen’in bu hareketi, onun filozofluğuna olduğu gibi, kim bilir belki de buna benzer durumlara çok düşmüş olmanın alışkanlığına da verilebilirdi. Bu mesele kafasını çok kurcalamıştı. Arkalarında yine o dört bacağın yan yana yürüdüğü bu ortamda Diojen’e bunu soracaktı ki –ama sorsa da Diojen’in açık bir cevap vereceği çok su götürür bir şeydi– evet tam bunu soracaktı ki Hülya’nın babası ile Diojen’in hanımı el sıkışıp ayrıldılar.

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Öykü
  • Kitap AdıSancho’nun Sabah Yürüyüşü
  • Sayfa Sayısı112
  • YazarHaldun Taner
  • ISBN9789750833991
  • Boyutlar, Kapak13.5 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2023
Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Devekuşuna Mektuplar – 1 / Önce İnsan ~ Haldun TanerDevekuşuna Mektuplar – 1  / Önce İnsan

    Devekuşuna Mektuplar – 1 / Önce İnsan

    Haldun Taner

    Haldun Taner’in ilk düzyazı kitabı “Önce İnsan”, 1957-1960 yılları arasında Tercüman gazetesinde Devekuşuna Mektuplar başlığı altında yayımlanmış yazılardan oluşuyor. 1960’ta “Devekuşuna Mektuplar” adıyla çıkan...

  2. Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu ~ Haldun TanerŞişhane’ye Yağmur Yağıyordu

    Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu

    Haldun Taner

    Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu’da, Behçet Necatigil’in deyişiyle, “Olayları rintçe bir bakışla gülünç taraflarından alan, kıvrak, sürprizli, esprili bir üsluba aktaran” Haldun Taner’in unutulmaz öykülerinden dokuzu...

  3. Ayışığında Şamata ~ Haldun TanerAyışığında Şamata

    Ayışığında Şamata

    Haldun Taner

    Ayışığında “Çalışkur” adlı öyküsünden Haldun Taner’in oyunlaştırdığı ve ilk kez 1977’de sahnelenen Ayışığında Şamata, yazarın deyişiyle, “yazarın koşullanmaları ile seyircinin bambaşka koşullanmaları arasındaki zıtlığı...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Şahmerdan ~ Sait Faik AbasıyanıkŞahmerdan

    Şahmerdan

    Sait Faik Abasıyanık

    Ben de dün akşamdan beri Hasan’a uyduracak hikâye düşünüyorum. Saatlerce düşündüm. Sabahleyin ilk vapurda yine düşünüyordum. Ne dersin?.. Bu sefer benim hikâyemi anlatırsın… Yağmurlu...

  2. Metal Yorgunluğu ~ Tomris UyarMetal Yorgunluğu

    Metal Yorgunluğu

    Tomris Uyar

    Bendeniz, bir sessiz film piyanisti gibi dışarıdan eşlik ettim olaylara. Hayat, büyük hesabıyla akıp giderken ben, karanlık odalarda, ince dökümlerle uğraştım. Ta gençliğimden başlayarak....

  3. Ahh… Turuncu Ceylan Derisi Koltuğum ~ Semra AtasoyAhh… Turuncu Ceylan Derisi Koltuğum

    Ahh… Turuncu Ceylan Derisi Koltuğum

    Semra Atasoy

    Homoerektus siyasetler de kadının işi zor diyen yazar; “İçinizde en masum olan ilk taşı atsın…” Ben bir kadın olarak siyasi arenaya baktığım zaman, çığlıklar...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur