Susmanın övüldüğü bir kültürden yazarak alınan intikamdır bu kitap!
İsmail Kılınç, hikâyeleriyle soran sorgulayan bir yazar portresi çizmektedir.
Cevabı okurun ferasetine bırakmak değildir yaptığı; okuru da kavgasına, kavgamıza davet etmekte, sözlü kültürü yazılı kültüre kardeş olmaya çağırmaktadır. Yeniden doğmaya, sılaya dönmeye, kadere ve kedere inanan herkesi ruh dünyamızın hikâyelerine davet ediyoruz. Yabancı kalmayacak, bizi bulacaksınız.
İÇİNDEKİLER
KALEM MİZANSENİ / 11
NOKTA / 18
SUSMAK YA DA YENİDEN DOĞMAK / 25
BİR ÇOCUK YA DA DAHA FAZLASI / 35
DOKUZDOLAMBAÇ / 42
YARALI GÜVERCİN / 51
BİR BİLİM UZMANI / 57
KAHRAMAN’LI KURGU / 65
BEN ROBOT DEĞİLİM / 73
DELİ / 79
SUSUNTU / 85
IŞIKLAR YA DA PLANLAR / 92
GURBETTEN SILAYA / 98
SORMAN DAĞI / 106
FAKÜLTE / 114
BİR “SIR”LANIŞIN ANATOMİSİ / 120
KADERİN ÜSTÜNDE / 127
KALEM MİZANSENİ
Yorgunum. Nihâyete ermeye ramak kalmış bir hayatın sükûta sarılmış anlarını yaşıyorum. Sükût güzel sözcüktür. Severim. Sevmem de, tabiatıma mıh gibi çakılıvermiş. Ne zaman? Bilmiyorum. Sabahla akşam arasında anlık tecrübelerimden ibaretim. Geçmişe özlem duymayacak kadar yaşlıyım. Buradaki “kadar” sözcüğünün belirtmeye çalıştığı miktarı, ölüme yaklaşanlar bilir. Dehliz gibi bir melodrama bağlandınız, biliyorum. Yok yok, hasta falan değilim. Vücudumda gece uyutmayan ağrılarım da yok. Yorgunum, hepsi bu…
“Hadi kalk, geç kalacaksın Bey!” diye uyandırdı Hanım beni. Bu çağrıya “Sabah şeriflerin hayrolsun!” temennileri eklenmeli değil mi? Çok denedik, sabahı şerefli sayıp hayırla yâd etmeyi. Sanırım ona da yorulduk. Kahvaltım, “sabahın körü” makamında hazırlanmış yine. Dolap kokusu sinmiş ekmek, rengi beklemekten sararmış köy peyniri, yıllardır itinayla kurulsa da lezzetini bulamamış yeşil zeytin ve şekerlenmeye ramak kalmış bal… “Ben çıkıyorum.” dedim Hanım’a. “Hayırla git, hayırla gel!” dedi. Çocukların peşinde yıllardır oradan oraya sürüklenerek geçirmiştik hayatı. İki çocuk, birkaç şehir ve sonunda başlangıç noktamızda, memleketimizdeydik. Memleket evlatların peşinde dolaşırken özleme dönüşmüştü. Şimdi memlekete dönünce anladık ki evlat kokusundan mahrum kalmak da gurbete dâhilmiş. Olsun, okudular, adam oldular. Bize de mezarlık yeri beğenmek kaldı. Emekli olunca Ege’ye yerleşmeyi düşünüyorum. Hanıma bakarsan pek gönüllü değil. “Gezmemiz yetmedi mi?” deyip sokurdanıyor. Edebiyat öğretmeniyim. Memleketimdeki okuluma ilk gidişim
….
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Hikaye
- Kitap AdıSusmak ya da Yeniden Doğmak
- Sayfa Sayısı136
- Yazarİsmail Kılınç
- ISBN9786254088506
- Boyutlar, Kapak13,5 x 21 cm, Karton Kapak
- YayıneviÖtüken Neşriyat / 2025
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Mor Mürekkep ~ Nazan Bekiroğlu

Mor Mürekkep
Nazan Bekiroğlu
Mürekkep neredeyse tarihe karışıyor. Kağıda düştükten biraz sonra rengini mora teslim eden sabit kalemler de öyle. Hele mor mürekkep. Aramaya kalkışsanız kırtasiyeci yüzünüze bir...
- Bu Hikaye Senden Uzun Osman ~ Aylin Balboa

Bu Hikaye Senden Uzun Osman
Aylin Balboa
“Öyle işte. Hâlâ biraz soğuk geliyor ama battıkça alışıyorum. Kendimi boşa aldım bayırdan aşağı koşuyorum. Düşüyorum gibi görünüyor olabilir ama bakma aslında uçuyorum. Söylediklerimin...
- Somuncu Baba – Aşkın Sırrı ~ Mahmut Ulu

Somuncu Baba – Aşkın Sırrı
Mahmut Ulu
-“Kalem aşkı yazdı. Aşk ateşe yazdı.” Ey yolsuz menzillerin aşka talip yolcusu! Aşk, ayrılık mevsiminde gökyüzünden katre katre hüzün düşerken sevda tüten şehri sessizce...