Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Yabani Manolyalar
Yabani Manolyalar

Yabani Manolyalar

Ahmet Altan

Bazen geçmişte, bazen gelecekte kaybolmak istiyorum. Hayatı, son bir beş dakika gibi, her bir dakikanın kıymetini bilerek yaşamak istediğimizde, saklamaya çalıştığımız, bastırdığımız bütün duygular…

Bazen geçmişte, bazen gelecekte kaybolmak istiyorum.

Hayatı, son bir beş dakika gibi, her bir dakikanın kıymetini bilerek yaşamak istediğimizde, saklamaya çalıştığımız, bastırdığımız bütün duygular ayaklanır. “Geniş zamanlarda” gizli yerlere kapatılmaya razı olsalar da, duygular bu kadar “dar ve kıymetli” bir zamanda yaşanmak, hissedilmek isterler. Hayatı o son beş dakika gibi yaşadığımızda, hayatın “son beş dakika” olduğuna karar verdiğimizde anlarız aslında kiminle olmak istediğimizi. Gerçek duygularımız, gerçek isteklerimiz, gerçek özlemlerimiz, gerçek ihtiraslarımız ortaya çıkar.

O son beş dakikada kendinize ihanet edemezsiniz çünkü.

Kendinize yalan söyleyemezsiniz orada.
Ama hayatı son beş dakika gibi yaşayamazsınız.
Bunu biliyorum.
Ama ya öyle yaşasaydınız?

*

Huzursuz Ruhlar

Birisini çok sevseniz… Ona âşık olsanız…

Hayranlık, dostluk ve şefkat bu aşkınızı beslese…

Yıllarınızı birlikte geçirseniz…

Onun için dünyanın en unutulmaz şiirlerini yazsanız… Ve, bir gün sizi yapayalnız bırakıp ölse…

Perdelerinizi kapatıp her yanında onun izleri olan evinize kapansanız…

Artık yanınızda olmayan sevdiğinizin anılarını düşünseniz… Sonra, artık size sahipsiz görünen odalardan birine girip onun dolabını açsanız…

İçinde isimler olan bir defter bulsanız….

Sevdiğinizin sizinle beraberken seviştiği ya da sevişmeyi düşündüğü insanların adları, uzun bir liste olarak yazılı olsa orada… Ne yaparsınız?

Ne hissedersiniz?

Ünlü Fransız şair Aragon, karısı romancı Elsa Triolet öldükten sonra böyle bir liste bulmuştu işte.

Sevdiği kadının seviştiği erkekler…

Yediği bu darbenin ağırlığından uzun zaman kurtulamadı Aragon.

Çok ağır yaralanmıştı.

Ölüm, onların gelecekte birlikte yaşayacaklarını çalıp almış, ona sevdiği kadının bulunmadığı bir gelecek bırakmıştı; bulduğu defter de şimdi geçmişini alıp götürüyor, geçmişi lekeli bir boşluğa döndürüyordu.

Sevdiği insandan ona kalan anıların hepsi şüpheli gölgelerle kaplanıyordu.

Hesap sorabileceği, “Niye yaptın,” diyebileceği kimse yoktu. Herhalde, ölene kadar Elsa’nın neden bunu yaptığını merak etti.

Üstelik bu cevabı kolay bulunabilecek bir soru da değildi. Aragon, büyük bir şair, iyi bir romancı, siyasi mücadelelere girmiş cesur bir adam, halkının taptığı bir kahramandı.

Elsa için yazdığı şiirler neredeyse bütün dünya tarafından ezbere biliniyordu.

“Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm Orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde” O “derin gözlerin” sahibi onu aldatmıştı.

Bir kadının isteyebileceği neredeyse her şeye sahip olan kocasını bırakıp onunla kıyaslanamayacak bir defter dolusu erkekle birlikte olmuştu.

Bir kadın bunu niye yapar?

Kocasıyla birlikte efsaneleşmiş bir aşkın sembolü olarak görülen, adı kocası tarafından aşkla özdeşleştirilmiş, dünyanın en bilinen şiirlerine kendi ismi verilmiş bir kadın niye yapar bunu?

Sadece kocasını, sadece bütün dünyaya “Elsa’nın Gözleri” şiirini ezberletmiş bir şairi değil, onların isimlerini kendi aşklarına katmış milyonlarca insanı da aldatmıştı.

Sanırım, bunun cevabı, Elsa Triolet’nin büyük bir açık yüreklilikle tutulmuş günlüklerindeki bir satırda gizli.

“Herkes beni sevsin, bütün erkekler bana hayran olsun istiyorum.”

Dünyanın belki de en korkunç hastalığına tutulmuş, daha doğrusu bu hastalıkla doğmuştu, “herkes tarafından sevilme ve beğenilme” hastalığı onu daha doğarken yakalamıştı.

Öylesine büyük ve imkânsız bir şey istiyordu ki bu isteğinin tatmin edilmesi, onun bu tatminle huzura ermesi imkânsızdı. Bu hastalığa tutulmuş herkes gibi neredeyse tüm hayatını huzursuzlukla ve mutsuzlukla geçirmek zorundaydı.

Böyle birine dünyanın en büyük aşkını, dünyanın en iyi şairlerinden birini, yeteneği, başarıyı, kendisine ve kocasına hayranlık duyan bir kalabalığı verseniz de onun elde ettikleriyle yetinmesi mümkün değildi.

Tanrı’nın niye bazı insanlara bu acı dolu hastalığı verdiğini bilmiyorum.

Gerçi yeryüzündeki herkeste bir “sevilme” isteği, beğenilme arzusu vardır ama bütün hayatının yönetimini bu tutkunun emrine vermek çok daha başka bir şeydir.

Neredeyse bütün erkekleri ya da kadınları tek bir insan gibi görüp onların hepsini tek bir insanı kendine aşık eder gibi kendine aşık etmeye çalışmak, aralarından biri bile kendisine yeterli ilgiyi göstermeyince herkes kendini terketmiş gibi hissetmek, sürekli acı çektirir insana.

Böyle biri kaçınılmaz olarak kendini sevenlerle değil sevmeyenlerle, beğenenlerle değil beğenmeyenlerle ilgilenecektir.

Eklendi: Yayım tarihi
Ehliyet_sinav
Ehliyet_sinav

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Deneme
  • Kitap AdıYabani Manolyalar
  • Sayfa Sayısı192
  • YazarAhmet Altan
  • ISBN9786051851020
  • Boyutlar, Kapak13,5x19,5, Karton Kapak
  • YayıneviEverest Yayınları / 2017
Ehliyet_sinav

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Zarlar ~ Ahmet AltanZarlar

    Zarlar

    Ahmet Altan

    1900’lerin başlarında, yıkılmakta olan imparatorluğun başkenti İstanbul’da en çok saygı gösterilen kabadayılardan biri olan Arif ’in gölgesinde güvenle yaşayan iki kardeşin intikam hikâyesi Zarlar....

  2. Aldatmak ~ Ahmet AltanAldatmak

    Aldatmak

    Ahmet Altan

    “Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak...

  3. İsyan Günlerinde Aşk ~ Ahmet Altanİsyan Günlerinde Aşk

    İsyan Günlerinde Aşk

    Ahmet Altan

    Aldatanlar aldatmakla yetinmezler; onlar, ihanete uğrayandan bunun için üzülmemesini, kahırlanmamasını, dertlenmemesini, sevdiğinin bir başkasıyla yaşadığı hazzın üstüne kendi acılarının gölgesinin vurmasına izin vermemesini de...

Ehliyet_sinav

Aynı Kategoriden

  1. Bir Kutu Daha ~ Murathan MunganBir Kutu Daha

    Bir Kutu Daha

    Murathan Mungan

    Kendime ve okura verilmiş bir söz gibi, “Eğer bu kitaptaki yazıları severseniz ya da sizi yeni tartışmalara kışkırtmayı başarırsa, bu kitaptaki yazıların birçoğunun tamamlayıcısı,...

  2. Bebek Bino ~ Başak ÇakırBebek Bino

    Bebek Bino

    Başak Çakır

    Benim adım  BİNO , ben aslında sihirliyim . Bunu sadece  oyuncak tavşanım biliyor .geçen gün başımdan geçenleri duysanız inanmazsınız…. Geçen gün tavşanımı alıp ,...

  3. Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır ~ Bülent AkyürekÖğlen Namazına Nasıl Kalkılır

    Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır

    Bülent Akyürek

    Daha çok Yılgın Türkler ve İçinizdeki Öküze «Oha» Deyin kitaplarından tanıdığımız benzersiz üslûbu, yaşayışı, cesareti, sert tavırları ve bağımsız kalemiyle ses getiren, ezberleri bozan...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur