Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Yukarı Kale (SL11)
Yukarı Kale (SL11)

Yukarı Kale (SL11)

Stanislaw Lem

Yukarı Kale, bilimkurgunun büyük ustası Stanislaw Lem’in çocukluk ve ilk gençlik yıllarına eğildiği ve “kendinden olabildiğince uzaklaştığı” kitabı. Lem, dizginleri belleğine bırakarak ama tüm…

Yukarı Kale, bilimkurgunun büyük ustası Stanislaw Lem’in çocukluk ve ilk gençlik yıllarına eğildiği ve “kendinden olabildiğince uzaklaştığı” kitabı. Lem, dizginleri belleğine bırakarak ama tüm sorumluluğu da kendi üzerine alarak, gerçekleri gün yüzüne çıkarayım derken tekinsiz bir hayal dünyasına açılıyor.

Bu hayal dünyasında, yaradılış baştan dizayn ediliyor, yeni bir krallığın inşasına girişiliyor ve efsanevi kaleye çıkan kapılar büyük harflerle resmediliyor. Yukarı Kale, Lem’in daha çocukluktan yeni dünyalara atılma hevesini açıkça görebilmemize, metaforlarla inşa edilen bir yaşamın muhtemelen en karanlık ve en muzip dönemine tanıklık edebilmemize olanak sağlayan, dili ve “kurgusuyla” türdeşlerinden apayrı bir yerde duran benzersiz bir anı kitabı.

I

Lilliput sakinlerinin Güliver’in ceplerinde bulduğu gizemli nesneleri hatırlıyor musunuz? Tahta perde olarak kullanılabilecek bir tarak vardı cebinde, düzenli aralıklarla rahatsız edici bir ses çıkaran dev bir cep saati bir de. Ve ne işe yaradığı bilinmeyen başka nesneler. Ben de bir zamanlar o cüceler gibiydim. Babamı, o yüksek arkalıklı sandalyesinde otururken kucağına tırmanarak tanımıştım. Hem tütün hem de hastane kokan siyah takım elbisesinin dokunmama izin verilen ceplerini karıştırır dururdum. Sol göğüs cebinde, iri yaban hayvanlarının avlanmasında kullanılan mermi kartuşlarına benzeyen metal bir silindir vardı. Bu silindir döndürülüp açıldığında iç içe yerleştirilmiş bir dizi nikel kaplı huni ortaya çıkıyordu. Bunlar spekulumlardı. Yan cepte de dibine kadar kullanılmış bir kurşun kalem bulmuştum. Altın bir mahfazanın içindeydi ve benim parmaklarımda olmayan bir güçle bastırıldığında bir klik sesiyle kalem ortaya çıkıyordu. Ceketin cebindeki metal kutu tehditkâr bir şakırtıyla açılıyordu ve kadifeyle döşenmişti, içinde sadece minik bir cüzdan vardı, onun içinde de bir düğmeye bastığınızda açılan katlanmış bir süet kumaş parçasından başka bir şey yoktu. Yaylı bir kapağı olan minik gümüş bir kutu, onun içinde de tabana düz kauçuk bir bantla tutturulmuş bir gümüş parça vardı. Koyu menekşe rengiydi. Dokununca parmaklarınıza mürekkep bulaşıyordu. Ceketin diğer cebinde ise ortasında delik olan yuvarlak bir ayna bulmuştum. Çatlaktı ve elastik bir bantla ele takılabiliyordu. Ayna yüzümü kocaman gösteriyordu. Gözümü irisin büyük kahverengi bir balık gibi yüzdüğü bir havuza, kirpiklerimi ise havuzun çevresindeki sazlıklara dönüştürüyordu. Yeleğin üzerinde bir kenarına tutturulmuş altın bir zincir uzanıyordu. Üç katlı, yine altın bir saat bağlıydı zincire. Saatte Roma rakamları ve minik bir kol göze çarpıyordu. Arka kapağını açmayı, ne kadar uğraşırsam uğraşayım başaramıyordum. Orada, hareket ederken parıldayan yakut gözlü küçük tekerlekler yaşıyordu.

Babamı boyle yakın çekimlerle tanıdım işte. İnce siyah çizgili beyaz gömlekler giyerdi, kollarının yenlen minik düğmelerle ilikleniyor, kolalı yaka da yaka düğmeleriyle dik tutuluyordu. Çamaşır çekmecelerimizde bu eski yakalardan birkaç tane daha bulmuştum. Onlara dokunmak hoşuma gidiyordu. Yakalardaki sertlikle esnekliğin karışımı, onlarla ilginç ve işe yarar bir şeyler yapılabileceğine dair muğlak bir his uyandırıyordu içimde. Babamın kravatının dokusu yumuşak, rengi ise siyahtı. Kuşağa benziyor, fular gibi bağlanıyordu. Şapkasının yumuşak, geniş bir kenan vardı ve kauçuk bir lastik bant onu yerinde tutuyordu, bu bant şaklatmak için çok uygun görünüyordu bana. Evde ortalıkta duran iki baston vardı, biri zaman zaman kayboluyordu. Sıradan bastonlardı ama amcamınki gerçekten ilginçti. Gümüş sapı bir at başı biçimindeydi. Çok yaşlı, zorlukla yürüyen, arada bir bize gelen bir adamın bastonu daha değişikti. Topuzu fildişinden bir bastondu bu. Bastonu pek inceleyememiştim, çünkü geldiği zaman hırıldamasından dehşete düşüp saklanırdım. Beni korkutmaya çalışmadığını hiçbir zaman anlamadım. Büyük amca ya da öyle bir şeydi ama bir amca gibi gelmiyordu bana.

Brajerska Sokağı dört numarada ikinci katta oturuyorduk. Babamla Mickiewicz Caddesinden Cizvit Bahçesine ya da Aziz Jur Ortodoks Kilisesine doğru yürüyüşler yapardık. Babamın bastonunu neden yanına aldığını bilemiyorum, çünkü ona hiç yaslanmazdı. Bahçenin karla kaplandığı kış sabahları Marszalkowska Caddesindeki Jan Kasimir Üniversitesinin önünde volta atardık. Orada başımı iyice geriye atar, tuhaf taştan şapkalan olan yarı çıplak dev heykelleri görmeye çalışırdım. Hareketsizdiler ama gizemli işler yapıyorlardı. Biri oturuyordu, diğeri çıplak dizine yasladığı bir kitabı tutuyordu. Boynu ha bire yukarı uzatmak çok yorucuydu, bu yüzden daha çok babamın diz hizasından izliyordum olan biteni. Bir keresinde her zamanki dantelli ayakkabısını giymediğini fark ettim, ayağında

…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap AdıYukarı Kale (SL11)
  • Sayfa Sayısı184
  • YazarStanislaw Lem
  • ISBN9786254496554
  • Boyutlar, Kapak13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviAlfa Yayınları / 2022

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Solaris ~ Stanislaw Lem Solaris

    Solaris

    Stanislaw Lem

    İnsanoğlu kendi içinde olan biteni anlamadan evrenin sırlarını gerçekten anlayabilir mi? Psikolog Kris Kelvin araştırma yapmak için Solaris gezegenindeki istasyona gelir. Biliminsanları yıllar boyunca...

  2. Gelecekbilim Kongresi (SL7) ~ Stanislaw Lem Gelecekbilim Kongresi (SL7)

    Gelecekbilim Kongresi (SL7)

    Stanislaw Lem

    Lem, ustası olduğu iki türü, bilimkurgu ile yergiyi harmanlayıp talihsiz gezegenimiz Dünya’nın geleceğiyle ilgili çok da parlak olmayan öngörülerde bulunuyor. Bahtsız uzay gezgini Ijon...

  3. Yenilmez ~ Stanislaw Lem Yenilmez

    Yenilmez

    Stanislaw Lem

    Kayıp kruvazör Kondor’u aramak üzere Regis III adındaki gizemli bir gezegene iniş yapan Yenilmez çok geçmeden kendini karanlık bir gizemin içinde bulur. Dev kruvazör...

Aynı Kategoriden

  1. Ateş Ustası ~ Maria V. SnyderAteş Ustası

    Ateş Ustası

    Maria V. Snyder

    Yelena’nın ruhları yakalayıp serbest bırakabilen bir ruh-bulan olduğu haberi hızla yayılınca insanlar huzursuz olmuştu. Zaten bir süredir sıra dışı yetenekleri ve geçmişiyle göze batıyordu…...

  2. Çobanın Tacı ~ Terry PratchettÇobanın Tacı

    Çobanın Tacı

    Terry Pratchett

    Seni çok özleyeceğiz Terry Pratchett! Ne mutlu ki bize devasa bir kaplumbağanın üzerindeki dört filin sırtladığı diskten oluşan muazzam bir dünya ve eşsiz bir mizahi anlayış...

  3. Tarçın Kokulu Kız ~ Jorge AmadoTarçın Kokulu Kız

    Tarçın Kokulu Kız

    Jorge Amado

    Doğup büyüdüğü toprakları tüm yalınlığı ve gerçekliğiyle anlatmaktaki mahirliği sayesinde Brezilya’da tüm zamanların en çok satan yazarı unvanının sahibi olan Jorge Amado, bu kez...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    …
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur