Çünkü yamaçlardan sonra zirve birdenbire gelir. Milyonlarca yıl boyunca ses zerrelerinden katılaşan göğün çatısı bir anda çöküverir. Bir kapak açılır. Biriken her şey birbirinin içinde birbirine karışarak tek gövdeyle akar. Hiçliğe. Denize. Diplerdeki zirvelere. Bugünse insan köpek cesetleriyle yüzüyordu çöplüklerde.
Bir Kıyıda, kaçışla yüzleşmenin, içe dönük itirafla yüksek sesli ifşanın, yenilgiyle itirazın karşılaşma sahası. Öyküler çeşitli biçimlerde baskı altında tutulan bireyin varoluş deneyimindeki kritik eşiklere sahne oluyor. Yalnızlıktan, fırtınalı sessizlikten, kolektif düş ve düşüncelerden filizlenen hikâyeler sarsılmaz bir görme iradesiyle hayata katılıyor.
Bir Kıyıda, kişisel deneyimin özgünlüğü ile ortak duyguların kesiştiği noktada okura çok katmanlı bir anlatı sunuyor.
Fadime Uslu, herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği, kendisini ait hissedebileceği, iç hesaplaşmalarıyla karşılaşabileceği öyküler sunuyor okura.
İçindekiler
Bir Kıyıda………………………………………………………………… 11
Begonvil Gölgesinde………………………………………………….. 17
Ağırdı……………………………………………………………………… 25
Gecenin İleri Bir Saatinde ………………………………………….. 31
Her Öyküye de İsmi Sorulmaz……………………………………. 35
Brueghel’in Çarmıha Gidiş Tablosu Önünde…………………. 43
Bir Sokak Köpeğinin Karşısında…………………………………… 45
Hikâyesiz ………………………………………………………………… 47
Ölüler Aramızda ………………………………………………………. 51
Masal Kapısının Eşiğinde……………………………………………. 57
Çağrı ………………………………………………………………………. 59
Onulmaz…………………………………………………………………. 61
Eski Arkadaşım…………………………………………………………. 63
Rastlantı………………………………………………………………….. 67
Bir Başkasındaki ……………………………………………………….. 69
Yaşadığımız Günlerden Büyük Aziz Arkadaşların Anısına .. 71
Özel ve Genel İlişki Bakanlığı …………………………………….. 77
Mesafeden Doğan …………………………………………………….. 83
Kesişmeler……………………………………………………………….. 85
Sesleniş …………………………………………………………………… 99
Eski Bir Hikâyenin Akşamı İnerken ……………………………. 101
Doğum Günü Armağanı…………………………………………… 105
Bumerang Rotası…………………………………………………….. 113
Bir Başka Karşılaşma ……………………………………………….. 125
Dördüncü Köşeden …………………………………………………. 127
Yarınsız Gecenin Ufkuna Doğru………………………………… 131
Eski Bir Gençliğin Yankısında……………………………………. 137
Jojo ………………………………………………………………………. 143
Sivil Av Tutanağı……………………………………………………… 149
’21 Yazı İçin …………………………………………………………… 155
BİR KIYIDA
Jamaica Kincaid ve Zeynep Direk için
Kızım,
Gönderdiğin öyküyü defalarca okudum, hemen altına iliştirdiğin soruyu düşünürken de anneannenin aşırı zararlı öğütlerini hatırladım. Her birini kulak arkası etmem yıllarımı almıştı. Ne de olsa biz adabımuaşeret romanlarını hatmeden bir kuşak tarafından yetiştirildik. Kabul ettik, onayladık, sonra da inkâr yoluna gittik ama bütünüyle de kurtulamadık o karabasandan. Karşı hamle için bir defada sürtük olabilmenin kurallarını aradık ama nasıl bir ağırlıksa bu, aklımızdaki ibretlikleri silemedik.
Sonucun sorumluluğu başlangıçtadır, derdi annem, söyleye söyleye ezberlemiştim artık, Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya. Sökük ilk ilmekten dikilmez, iğneyi kaçan ilmeğin ardından tak; asma yaprağını cuma gecesi salamuradan çıkar, ılık suda beklet, damarı içe al, pirince limon sık ki diri kalsın, sararken serçeparmağın ölçü olsun; eti bir gün önceden tuzla, defneli zeytinyağında beklet, iki damla da süt koy; beyazları pazar sabahı, renklileri hafta ortasında yıka, gömlekleri askıda kurut, balkona geceliğinle çıkma, çamaşır asarken mandal düşerse düştüğü yerde kalsın; sokakta kahkaha atılmaz, eline, diline, beline sahip ol, başımızı öne eğdirme, başkaları hakkında atıp tutma, sonunda kendini suçlu hissedeceğin işlere girişme. İnciri yemeden önce mutlaka ikiye böl, içinde serseri bir arı olabilir. Sigara içme, ama külünü bulursan ziyan da etme, bir parça pamuğa bas, sana aldığım gümüşleri onunla ov, duru suyla yıkadıktan sonra akça bir tülbentle kurula. Astarsız etek giyme, altın halkalarını evdeyken bile çıkarma. Çay sofrasına ağır renkli örtü serme, masa kadının şerefidir, böyle kurulur, şöyle kaldırılır; iki elin kanda olsa bile telefonu gülümseyerek aç, ama at kişnemesi kadar değil; noktayı, virgülü yanlış yere koyma, tırnağında ojeyi üç günden fazla bekletme, her gün yıkan, su bulamıyorsan saç diplerini pudrala, kaşlarını fırçala ki çalı gibi çıkmasın. Kocana karşılık verme, vereceksen de onun aklının alacağı şeyler söyle. Erkek hata yapabilir, yanılgılara kapılabilir. Her şey bir anda olup bitebilir. Böyle olursa kocana zaafını gördüğünü belli et ama aşırıya kaçma. Kabul etme büyüklüğünü göster, kucak aç ki kucaklanasın. Yastığına ağrıyı bulaştırma, yatak ağrı kaldırmaz. Destekli sutyen tak, geceleri çıkar ama; memelerinin arasına vanilya kokusu sür, hafif olsun, ana rahmi bu kokudadır. Kadının memeleri erkeğin hayal gücünü besler, bu da onun sana hizmet etmesi demektir. Unutma, kadınsın, her şey senin elinde.
Anneannen bunları diye diye kocaman bir boşluk açmıştı önümde. Kurtulmak için çabalamak, onun sözlerine dönmek demekti. Düşüncesi türlü kılıklarda hortlayıp karşıma çıkıyordu. Ne mi hissediyordum? Senin deyiminle, söz yetmez. Gönderdiğin öyküde de anneannenin sesini duydum. Ama artık dinleyen kim.
Biliyor musun, kuşlar da dalgaları dinlemiyor. Bakıyorum, martıların aklı havada. Ama konuşkan kuşların ağaçlarla arası iyi. Kıyıda oturuyorum şimdi. Kulağımı onların sesiyle yıkıyorum. Bahçedeki zeytin ağacına kızıl kanatlı karatavuk yüzünü ekşite ekşite rüyasını anlatıyor. Sesi kaba, ama seslenişi narin. Rüyasında ürkmüş, belki de duyduğu bir başka ses gördüğü hayali bölmüş. Zeytin çiçekleri tomurcuk, patladı patlayacak. Onlar da bu rüyaları dinleye dinleye büyüyecek. Zeytin suskun, susarak konuşuyordur belki. Senin sorun gibi.
Bulutlar iyice alçaldı. Rüzgâr sakin. Utku biramı az önce tazeledi. Sandalyeme iki kat minder verdi. Bir tane de sırtıma yerleştirdi. Anlayacağın iyi bakıyorlar bana. Utku’nun tek müşterisi benim. Tabii şimdilik. Merak etme açık havadayım, hiçbir şey olmaz. Evde duramıyorum artık. Özlem büyüdükçe büyüyor. Sana mektup yazmak içimi açıyor. Kahvaltı etmemiştim. Utku anladı, hemen tost yaptı bana. Yanına zeytin de koymuştu, dokunmadım. Gandi gelip başını sevdirdi. Yeteri kadar sevildikten sonra sandalyemin yanında arka bacaklarının üstünde heykel gibi oturdu. O da yaşlandı, zayıfladı. Kulağının küpesi üçüncü bir kulak gibi sarkıyor, gözleri çapaklanıyor. Genç köpeklere gram esnemiyor. Bilgeliği bunlara bağlı değil ama. Şimdi, virgül gibi kıvrılmış uyuyor.
Aklımda günlerdir kokusu kurtları cezbeden ağaçların sessizliği var. Gövdesi kemirilse de dışardan bir bok anlaşılmayan ağaçlar. Niye belli etmiyorlardı ki. Ketum olmanın da bir sınırı vardı değil mi? Gövdeyi kemiren kurttaki iştaha ne diyorsun peki? O kurt gibi düşünmek mümkün müydü, yani bizler için. Onlar gibi düşünebilseydik, harekete geçebilseydik böyle mi olurdu? Olmazdı belki.
Kızım, bizim nesil bok çukurundan kurtaramadı kendini, akıldışı davranışlarına mantık kılıfı uydurup ikna etmenin sonsuz yolunu buldu. Sense sonsuz farklılıklardan söz ediyorsun. Önceden sınırlandırılmamış sonsuz farklılıklar, diyorsun. Biçimlenmiş cinsiyet, bir insanın varoluş deneyimini kapsamada ne kadar yeterlidir? Ağaçlarla birlikte bir de bunu düşünüyorum; yanıtını verdiğin bir soruyu niçin dile getirdiğini. O güzel aklından öpüyorum kızım. Ama dert ettiğin meseleler yaşama hazzının tadını kaçıracak mı acaba, diye endişelenmeden edemiyorum. Endişenin de bir dili olduğunu sana yazarken anlıyorum. Öğütlerle maskelediğimiz, belki de tükenmeyecek bir dil.
Biliyor musun kızım, dalgalara bakar, şu geveze karatavuğu dinlerken sana bir öğüt vermeye karar verdim. Kızım, âşık ol. Ne yaşı ne cinsiyeti umursa. Ama bir denizciye, seyyah ruhlu birine âşık olursan önce rüzgârları tanı. Her birinin huyunu suyunu bil. Dalgayı nerede kırar, dibi hangi kuvvetle kabartır, coşkun neşesi, öfkesi ne kadar sürer, sonra ne vakit yatışır ve yatıştırır, bunları bilmiyorsan iki kaşık su bile okyanus gibi gelebilir sana.
Taze, incecik bir asma yaprağı sert poyrazda nasıl titreyip solarsa yüreğin de öyle titremeye başlar. Başlamakla kalmaz, bilmeye başladığını bir alışkanlığa dönüştürür yürek.
Gandi kalkıyor. Bacaklarını esnetip Utku’nun kulübesine doğru gidiyor. Hareketlerindeki törensel tavır hiç değişmedi. Bulutlar hareketli. Sesler değişti, karatavuk sustu, bir alakarga ötüyor. Kendinden memnun. Dalgalar ayaklarıma vuruyor. Bunu da merak etme, plastik çizmelerim var. Arkadaşlar burun kıvırıyor, tüy gibi hafif İngiliz malı yağmur çizmeleri dururken Nalbur Kemal’den kuşanmama. Ben de onlara Paganini örneğini veriyorum. Bilirsiniz, pa ayak demek, diyorum. Gani, varsıl. Ni de nikelin simgesi. Nikel ki bir katı maddedir, demirle alaşıma girebilir. Gani ki yoksulun alternatifidir, yeri pençesinin altındakiyle kuvvetlenir. Pa ki, ze gibi akla önce gelmesi gerekirken en son düşündüğümüzdür ve nerede durulacağı ondan sorulur. Üçünü birleştirince ne olur biliyor musunuz, diyorum; en çok sağlığından çeken Paganini’nin rahatsızlığı. Bestecinin bağ dokusundaki o feci sendromu kısaca açıklıyorum. Bayat buluyorlar tabii. Yüzlerini buruşturup kimi sigarasına kimi masadaki bardağına sığınıyor. Sonra hepimiz denize bakıyoruz. Bulutlara veya karşı koya.
Birazdan arkadaşlar gelir. Plastik çizmelerim konu olur gene. Onlara aynı şeyleri anlatırım. Sosyal mesafemizi koruruz. Hepimiz denize bakar ve susarız. Alakargalar öterken. İçimde aynı soru büyümeye başlar. Seni buradan böyle uzaklaştıran o kurt neydi, derim. Bunu temize geçirdiğim mektubuma yazar mıyım? Sanmam. Ama sesimden hissedersin belki. Belki de sessizliğim söyler bunu sana.
….
Bu kitabı en uygun fiyata Amazon'dan satın alın
Diğerlerini GösterBurada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.
- Kategori(ler) Öykü
- Kitap AdıBir Kıyıda
- Sayfa Sayısı160
- YazarFadime Uslu
- ISBN9789750766558
- Boyutlar, Kapak12,5x19,5 cm, Karton Kapak
- YayıneviCan Yayınları / 2026
Yazarın Diğer Kitapları
Aynı Kategoriden
- Kazı ~ Orhan Duru

Kazı
Orhan Duru
“Kazı”, klasik öykünün kalıplarını bozarak yeni bir anlatı dili geliştiren 1950 Kuşağı’nın ele avuca sığmaz yazarı Orhan Duru’nun onuncu öykü kitabı. Kitaba adını veren...
- Mürver Ağacı – Toplu Öyküler ~ Oscar Wilde

Mürver Ağacı – Toplu Öyküler
Oscar Wilde
Masallar, hayalet öyküleri, dedektiflik hikâyeleri ve töre komedileri… Bu kitapta toplanan ve Oscar Wilde’a bir edebiyatçı olarak isim kazandıran öykülerde, birçok edebî üslup bir...
- Boşlukdikeni ~ Gökhan Yılmaz

Boşlukdikeni
Gökhan Yılmaz
“Boşlukdikeni”, Gökhan Yılmaz’ın dördüncü öykü kitabı. “Biraz Kuşlar, Azıcık Allah” (2012), “İkiye Kadar Sayamamak” (2013), “Hevesin Kaçış Yönü” (2021) kitaplarındaki özgün diliyle dikkati çeken...


